şükela:  tümü | bugün
  • bursanın ender olan mekanlarından biridir.sizi çepeçevre saran duvarları, çınar ağaçları ve kedileri mutlu olmanızı sağlar.şu günler fazlaca kalabalık olsada gidilmeye değer
  • bahar aylarında yaz aylarında gidilir oturulur, kafa dinlenir. bi yandan su sesi gelir, bi yandan güneş içinizi ısıtır. güzel bir serinliği vardır. valost gelir içinize kedi koyar. mahfelden sonra orası kaldı bizede.
  • bursdsa insanın içini rahatlatan bir cok mekandan bir digeri. emir han ve yeni pirinc handan en onemli farklari. daha eski cinarlari daha genis alani olsa gerek.
  • yapi ilk halinden cok uzaktir ve tum orjinalligini yitirmis. bu anlamda tarihi bir degeri yok.
  • gerçekten ferah ferah oturup, çay sevmeseniz bile, "ya dur şurda bir çay içelim" dedirten mekan. bu arada bursa ipek diye bir eşarpçı var ki handa 8 dükkana sahiplermiş. sahibi doğma büyüme fransız bir türk'müş.
    bu arada restore edilme kararı alınmış. http://www.ntvmsnbc.com/news/353248.asp
  • ulu cami ile orhan cami arasındaki geniş sahadadır. 1492 yılında ii. bayezıd istanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. hanın mimari abdül-ula bin pulad şah'dır. iki katlıdır. üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da orhan cami tarafına açılan bir kapısı vardır. hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. alt kısmı şadırvan şeklindedir. günümüzde ünlü bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır
  • gönen'e her gidişimde bursa'dan geçerken, hele yazsa mevsim, mutlaka uğradağım yerdir. ortasında bulunan çay bahçesinde çay içmek garip bir huzur verir, yolu uzattığıma hayıflanmam.
    çocukluğumdaki dut yapraklarıyla beslediğimiz ipekböcekleri, koza ayıklama imecelerini, bir iki ay boyunca ailecek bir tek odaya sığışıp evin diğer odalarını ipekböceklerine tahsis etmemiz hepsi bir olur, çay kaşığının şıngırtısında tatlı tatlı resmi geçit yapar belleğimde.
    ben oraya çay içmek için mi uğrarım, anılarımın taptaze canlanması mıdır beni çeken bilmem?
    uğraştığımız ipekböceklerinin vitrinlerde eşarp, kumaş, mendil olmaları hiç aklıma bile gelmezdi... ipek, annemin bilmem kaç yıllık gelinliğiydi sadece, ablamla gizli gizli sandıktan çıkartıp giydiğimiz.
    kozahan'da gördüğüm ipeklerin hayalini bile bilmezdik ki...
    kozahan her bursa'dan geçişte, her bursa'ya girişte uğramadan geçemediğim yer evet, ama beni oraya çeken ne gölgesinde içeceğim çay, ne o görkemli ağaçtaki kuş cıvıltıları...
    belki geçip gitmekte olan bir ömürdür ne bileyim...
    belki dönülemeyecek çocukluğun izini sürmek.
    belki ipekböceği kardeşliğini tazelemek.
    belki ipek sözcüğündeki önlenemez dokunma isteğine karşı çıkamamak...
    kim bilir?
  • hanın mimari abdül-ula bin pulad şah'dır. iki katlıdır. üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. günümüzde ünlü bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır

    çok güzel ipekler satılmaktadır.bursa'ya gitmişken koza han'a uğramamak olmaz.ayrıca koza han esnafı ticaret ahlakına sahip.hiç bir şey almasanız da ipekleri size gösterebiliyorlar.hoş sohbetle ayrılabiliyorsunuz yanlarından.
  • ulu cami'nin dibinde kent merkezinde, gidip görülesi, o nefis atmosferi solunası tarihi avm. evet bir alışveriş merkezi aslında burası ama sanki müze gibi. insan bu mekanın güzelliğini görünce istanbul'daki hanların bakımsızlıktan harap hale gelmiş olmalarına içleniyor epey.

    sıra sıra dükkanlarda bulabileceğiniz en güzel şey elbette ki bursa ipeği. belki fazla turistik ama yapacak bir şey yok, illa ki hediyelik bir şeyler almak gerekiyor, elinizde değil zaten, çok seviyorsunuz.
  • doksanlı yılların başlarına kadar ismi ile müsemma bir mekandı kozahan.
    yurdun her yanından gelen taşralı koza üreticilerinin ipek tüccarlarıyla buluşmasına ev sahibliği yaptı hiç usanmadan. hanın girişinde bulunan zil hafta içi hergün saat on'da çaldığı an koşturma başlardı. içindeki mescidin çatısına değecek yükseklikte koza hararları yığılırdı birbiri üstüne. ipek tüccarları köylülere saat onikiden sonra paralarını peşin ödediğinde, emektar kahveci ali abinin elindende demli bir çay içilirse unutulurdu çekilen bütün çile.
    ikibinli yıllara gelindiğinde çin'in ekonomik istilasına dayanamadı tarihi mekan. ipek böceklerine hayat veren dut ağaçları kesildi birer birer. tüccarlarda uzakdoğuda buldular aradıkları hazır ipeği paketler içinde.
    tarihi mekan turistleri dinlendiriyormuş şimdi asırlık çınarların gölgesinde...