şükela:  tümü | bugün
  • başarılı psikiyatrist ve yazar gülseren budayıcıoğlu'nun son kitabı. insanı ilişkileri ve kaderi gerçek bir hikayeden o kadar güzel anlatmış ki okurken merakınızı bir an olsun yitirmiyorsunuz. kitap sizi öyle sarıyor ki elinizden bırakmadan bitiriyorsunuz. günümüzün geçmişimizle olan bağlantısını ve geçmişimizin geleceğimizi nasıl şekillendirdiğini kaderimizi aslında biraz da kendimizin belirlediğinin farkına varıyorsunuz.
  • gülseren budayıcıoğlu tarafından kaleme alınmış, ilişkide bağımlılık ve narsistik kişilik bozukluğunun çocukluk temellerini ortaya döken bilgilendirici ve akıcı roman.
  • çok ama çok güzel bir kitaptır. müthiş akıcı bir hikaye.

    bazen filmlerde çok olur, 10 dakika önce nefret ettiğiniz karaktere 10 dakika sonra ulan buna da yazık arkadaş aslında ne iyi insanmış filan dersin. bu kitapta da az önce kızdığınıza az sonra üzülecek, bu kadar da yapmaz dediğinize az sonra e daha neler yapacak acaba diyecek, akla hayale gelmeyecek tesadüflerle şaşıracaksınız.

    kenan baran ne adammışsın sen ya.
  • oldum olası gerçek bir hikayeden uyarlanan film ve kitapları ayrı bir seven şahsımın 2-3 günde bitirdiği, akıcı bir üsluba sahip kitaptır. psikiyatriye ilgi duyduğumdan mıdır bilmem, karakterleri anlamak ve kendi içimde onları çözmek için oldukça çaba sarfettim. onun dışında, kitabın büyük kısmının geçtiği ankara'yı özlediğimi adı her geçtiğinde daha bir anladım.

    kitapla ilgili yapabileceğim tek olumsuz eleştiri ise bazı bölümlerde gereksiz tekrara düşülmesi diyebilirim. okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.
  • ah kenan baran sana hem çok kızdım hem de yaşadıklarına ağladım. bu kadar da olmaz dediğim çok şey oldu.

    psikiyatrist gülseren budayıcıoğlunun kitabı.

    akıcı bir kitap okumaya değer. yaşanmış bir hikaye olması da cezbediyor.
  • rutin haftasonu gözyaşlarımı adadığım, karakterlerin hikayeleri ile çok tanıdık gelen, bir o kadar da yakıcı etkisi olan muhteşem kitap. kafamın içinde sürekli "kader motifi" ve "bilinçdışı" kelimeleri dönüp duruyor. korkularımız ve en çok tekrar ettiğimiz hatalara ilişkin tespitler de. bazen kendimize bile itiraf edemediğimiz ve yüksek sesle söylemediklerimizi kitabın satırlarında okumak, bir tokat etkisi yaratıyor. galiba en güzel kısmı tam burda alıntılamak gerekiyor:

    "hayat böyledir işte. bir kapıdan girer, öbüründen çıkarsınız. göz açıp kapayana kadar gider hayat... kimse ne o kapıdan içeri girdiğini bilir, ne de çıktığını. biz de çıkacağız bir gün. insan bazı şeyleri anlıyor anlamasına da, biraz geç oluyor. belki de bu, işin doğasında var. tam anladım derken bir de bakmışsınız ikinci kapı açılıveriyor. ben hala buralarda olduğuma göre, demek ki öğreneceğim daha çok şey var."

    gülseren budayıcıoğlu'nun yazdıkları çok kişiye ışık olur umarım. ah be kenan bey, ah...
  • yeni kral kazanır.
  • bir çırpıda okunsa da içindeki kişilik analizleri ile cidden okuyanın da kendisini bulacagi bir kitap.
    kaderimizi kimler yazıyor, bizi yetiştiren ebeveynler mi, bilinçaltı mi yoksa allah mı.
    kenan baran'in hikayesini okurken bir yandan fadi ve handan hanımın kaderlerine de akıl kayıyor ister istemez.
    benim kendi düşüncem insanin kaderi karakterinde, karakteri de kaderin de saklı.
    yine de bu kitap gerçekten bir otobiyografi ise kenan bey'in dilediği oldu ve unutulmadı.
    son bir şey kitapta geçiyor mutluluk bir tercihtir ve bu tercihi yapmayan insana boru ile soksan yine girmez, yaşadıklarımdan öğrendim.
    kısacası varsa ilginiz vaktiniz okuyunuz efendim.
  • gözyaşları içinde bitirdiğim kitap..

    kenan' ın hikayesi beni derinden etkiledi..çok güzel şeyler buldum kitapta, kendimden çevremden çok insanı gördüm..kuturkuturyesilpapazerik ne kadar güzel söylemiş '' insanin kaderi karakterinde, karakteri de kaderin de saklı. ..evet işte kral kaybederse bunu anlatıyor.. hayatımızda kötü giden bir şeyler varsa, ne yapsak mutlu olamıyorsak durup bir kendimize bakmalıyız..'' nerde yanlış yapıyorum'' diye sormalıyız..hikayenin gerçek olması beni daha da etkiledi sanırım fadi ve kenan' ın hatta handan' ın üzüntüleri, korkuları, hayatla başa çıkma biçimleri gerçekten ders niteliğinde idi. bazı yerlerde sanki ben yazmışım kendimi anlatmışım gibi hissettim. demek ki aslında hepimizin korkularında benzer yaşanmışlıklar var. insan kolay kolay korkular içinde yaşamıyor. hepsinin özellikle çocukluktan gelen bir sebebi var.
    uzun zaman önce kendime şu soruyu sormuştum '' beni en çok ne mutlu eder''
    benim için hayatımı anlamlı kılan şeyler nelerdir diye..
    bence hepimiz kendimize bunu sormalıyız..
    sahi sizin hayatınızın anlamı nedir??
  • kendi gerçeğini yaşamayan biri nasıl mutlu olur ki.?