şükela:  tümü | bugün
  • bu sene ayrı bir gözle izleyeceğim okan bayülgen'in programlar serisi. kadrosu epey bir güçlü.. misal bir, barış çakan sol kulvardan ateşli bir biçimde yardırıp gelecek mi, izleyip göreceğiz.
  • jenerik videosu da çıkmış olan programlar silsilesi. buyrun:

    http://www.youtube.com/watch?v=lpnksb8s6lq
  • jeneriği konusunda akıllarda soru işareti bırakan program serisi.
  • jeneriği dilime pelesenk etmiş program, öle aman aman bişey değil ama beynime işledi nedense.
  • model & okan bayülgen'in birlikte seslendirdiği çok başarılı bir jeneriğe sahip program..
    sözleri;

    yandı tutuştu bütün orman
    hayvanlar kaçıştı kuşlar uçtu
    siyah soğuk gece kaldı
    baykuş kral gözlerini açtı

    terk etti ormanı kral
    soğuk betona kondu
    yandı gözleri ışıklarından
    bu yeni orman zordu

    sönmeden şehrin ışıkları
    son bir eğlence için
    yalnız yürüyenleri
    baykuşun gözleri gördü

    yalnızlığa mahkum edilenlerin
    insan ıssız insan ölümlü insan gördü
    tebası yok kral baykuşun
    ne itaatkar ne hizmetkar
    ne ardından yürüyen var
    şehre konmuş baykuş
    konuştun

    dedi ey şehrin yalnızları
    bu gece size gelen yalnız ben
    bu gece eğlence benden
    izleyin beni dinleyin beni

    bir orman vardı güzel
    ondan kül bulutu kaldı
    hayat vardı orada
    ondan aptallık kaldı

    kızdı bağırdı insanlar
    baykuş nerde eğlence
    unutmak için olmadığını ormanın
    ya da şehrin orman olduğunu

    uç sen de yalnızlar kaldığı an
    ne ağacın dalına ne şehrin ufkuna
    ne denize ne yanmış topraklara
    kendi uydurduğun krallığa
  • http://zipzir.blogspot.com/…bu-kraliyet-ailesi.html

    "peki gerçek hayatta bu kraliyet ailesi bizim ne işimize yarayacak?’
    yine bir sezon başında dizilerimz kanallarda yoğun bir mesai harcayarak, vahşi kapitalizmin çalışma koşullarında, prime time'da yer bulmaya çabalıyor. toplum ise ''televole kültürü'' ya da ''medya maymunu'' tabirlerini kullanacak kadar bile eleştirel bir yapıda değil artık. basit br denklem yoluyla oluşturulmuş senaryolar, sinema ve tiyatroda maddi tatmini yakalayamayan oyuncularıyla her akşam aynı saatte bir araya gelerek ağır dram dayatmalarını izleyicilere sunuyor.

    1800’lerin sonlarına doğru marx ‘din, toplumların afyonudur’ diye seslenirken, yaklaşık 100 yıl sonra bu söz ‘futbol, toplumların afyonudur’a evrilmiştir. 2000lerde ise artık ‘diziler toplumların afyonudur!’ söylemi can bulmuştur. aylarca televizyon sahibi olmayıp son bir ay televizyon edinerek vardığım tespit şudur ki, sektör gerçekten korkutucu bir düzleme oturmuştur. yapımcıların sinema filmi bütçesi oluşturabilecek bütçelerini, bazen dizinin çeyreğine yatırmaları, rtük’ün belirdiği reklam süreleri uzatılamadığı için dizilerin özet ve dizi olarak ikiye ayrılması ve dizilerin 90 dakikaya kadar ulaşması… kimse ne izlediğini fark etmeden sadece izliyor ve izliyor. sonra aynı senaryoyu, aynı dramı, aynı tecavüzü, aynı sapkınlıkları farklı bir hikayeymiş gibi başka bir kanalda, başka bir dizide yeniden izliyor. insanları sorgulamama ve öğrenmeme kısırdöngüsüne hapsediyor ve icadından bu yana televizyon prime time’da gerçek anlamda bir ‘aptal kutusu’na dönüşüyor.

    ‘peki gerçek hayatta bu kraliyet ailesi bizim ne işimize yarayacak?’ diye soran arkadaşım. şimdi senin anlayacağın şekilde bu aileyi sana tanıtalım.

    evet o şarkısını sürekli duyduğun, hatta senin izlediğin dizide de birkaç kere kullanılmış olan şarkıya sahip olan grubun adı model ve programın jeneriğinde okan bayülgen ile bir düetleri var.

    ‘yandı tutuştu bütün orman
    hayvanlar kaçıştı kuşlar uçtu
    siyah soğuk gece kaldı
    baykuş kral gözlerini açtı’ diyerek başlayan bu jenerikte, ‘bahsedilen baykuş kral’ programın yeni sembolü ve sana çok tanıdık gelebilecek gözaltı çizgilerine sahip.

    muhallebi kralı salı gecesi yayınlanan, ailenin felsefi üyesi. ‘ilk programdan ne kadar çok reklam yayınlanıyor?’ diye düşünme. doğru düzgün işler yapılabilmesi için doğru düzgün kanalların para kazanması gerekli. zamanla bir düzen kurulacaktır mutlaka. sen ki kaç sezon iki karşıcinsin sevişip sevişmeyeceği merakıyla her hafta aynı saatte televizyon başına geçtin, 4 dakikalık reklamın seni yıpratacağını pek sanmıyorum.

    çarşamba gecesi kral çıplak, perşembe gecesi muhabbet kralı, cuma gecesi medya kralı derken haftanın sonuna doğru hareketlenmeye ve ısınmaya başlayacaksın ve cumartesi gecesi disko kralı ile haftaya güzel bir nokta koymuş olacaksın. 5 günlük yoğun, dolu, seninle ve benimle beslenen bir program silsilesinin ardından damağında kalan tadın mimarlarından program yönetmeninin yorgun bir isyanına şahit olacaksın ‘kraliyet ailesi'nde günahiyla sevabiyla ilk hafta bitti destek veren herkese teşekkürler. sali gününe kadar kimse aramasin açmam:)))’

    sözün özü şudur ki;

    ben televizyonumu açabilmek istiyorum, ben televizyonumu açtığımda dijital yayına ihtiyaç duymaksızın izleyebileceğim programlar görmek istiyorum, birilerinin yapım şirketlerinin cebini doldurmak için değil benim için uğraştığını görmek istiyorum. bana bu imkanı sağlayabileceğine inandığım kişileri sosyal medya yoluyla ya da anketlerine katılarak desteklemekten başka programlarına bir katkı sağlayamayağım için bu yazıyı yazıyorum. zira yakın gelecekte bir şeylerin düzelme ümidimin olmadığı bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum j"
  • mp3 playera atıp dinledikçe saran bir şarkıdır. ciddi mesaj kaygısı var doğru, ama bu şarkının güzel olmasına engel değil. tarz olarak, melodi olarak farklı bir kere. demet akalın veya hande yener dinlemiyorsunuz sonuçta. okan bayülgen'e yine okan gibi yorum yapalım: çok düzgün bir iş olmuş gerçekten, tebrikler.
  • demokrasi ile gelen özgürleşme (!) sürecinde aristokrasiye atfen kullanılagelen tek başına krallığa mahkum yalnızlar için yayında olan 5 günlük program ailesidir. orman kurallarının ormanların yok olmasıyla şehirlere gelmesi konseptli jenerik şarkısında popülist bir muhalefet vardır. özetle ben de öyle düşünürüm insan faktörü her yerde aynıdır ve aynı dünyayı paylaşıyor olmamızdan dolayı görünmez iplerle bağlıyızdır birbirimize. krallıklarımızın ilanı ile yalnızlaşmamız ve de bütünlük bilincimizin kaybolması bir sürü temel soruna neden olmuştur insanlıkla ilgili. erdem ve kadim bilgilerle donatılırsak, bilgi çağında aynı olmamız gerekmez ama bütünlememiz gerekir dünyayı düsturuyla dünya soylu büyük bir özgürlük krallığının oluşması ve tüm dünyanın ailemiz olması ütopya olmaktan çıkar diye düşünmeye devam edeceğim, nacizane.
  • stüdyosu ve ışıklandırmalarıyla televizyon çocuğu ve zaga günlerini anımsatan program serisi.
  • bir şeyin mesaj kaygısı içermesinin o şeyin kötü olmasına neden olduğuna inananların çok olduğu günümüzde,
    hiçbir kaygı gütmeyen ''eller havaya'' şarkılarının dillerden dile dolaştığı düşünüldüğünde,
    beş dizeden ibaret; arka arkaya aynı sözcüklerin söylendiği şarkıların: ''akılda kalıcı'' tabir edilerek ''vuv süper'' yorumları ile yüceltildiği,
    adeta 3 dakikalık eurovision şarkısı gibi ''her telden birazcık, ama hiçbir şeyden yeteri kadar asla!'' anlayışlı şarkıları dinleyen bir toplumun;
    algılayamadığı söze ve müziğe sahip şarkı.

    ama geri kalanlar için, müziği dinledikçe sevilen ve sözleri ile de düşündüren bir şarkıdır.

    hele de son bölümü:

    ''uç sen de yalnızlar kaldığı an
    ne ağacın dalına ne şehrin ufkuna
    ne denize ne yanmış topraklara
    kendi uydurduğun krallığa''