şükela:  tümü | bugün
  • kendisine sunulmu$ kutsal pembe domuzcuklari geri cevirmeyip $efkat gosteren, gezip dola$tigi yerlere kusup, kendinden bir i$aret, iz birakan yuce ,ulu bir olu$um. agamemnon onu kutsasin.
  • arabadan barbiii diye bağıran, mahallede üç puanlık karizmayı ülke puanına çeviren kişi. beyefendi muhitimize geldik lütfen rica ediyorum. ben size olur olmaz gıdaklıyor muyum diye neşeli diyaloglar kurmak istiyorum kısa vadede.
  • ipad ve feto hakkındaki düşüncelerini dile getirince hisseleri düşüşe geçen karbon yığını. bundan sonra ipadçiler de bir, fetocular da.
  • entryleri geri gelmiş yazar. tanımam etmem. sözlüğün en eskilerinden. sözlüğe çok emek verip, değer katanlardan.
  • scene zamanlarinda clique ve rebels icin grafik cizen sanatci kisilik.

    (bkz: demoscene)
  • kris; canyumurtası, ölümsüz panda, karakter yurdu, nur yüzlü şehir efsanesi, amcık.

    ekşi sözlük camiasından "aha yüzü var" dediğim ilk adamdı kris, kimler var listesinden görüştüğüm ilk adam. insanlarla iletişimde örnek alınması gereken, ders diye okutturulması şart olan samimiyetinden dolayı, cennetin kapısından "vay muhabbet abi, göbeğini öpiym" diyerek geçebileceği kesin. tavşan mıdır, tavşandır. işi başından aşkın bir bünye olmasına rağmen, "al bu hayat senin" diyip dost bildiklerimiz, ne yaptığımızı, nerede olduğumuzu, nasıl olduğumuzu siklemeden, "aman kendi hayatım, vay kafamdakiler, oy cd'lerim, kitaplarım, benim şeylerim, benim kendim" derlerken, kris iki gün ortadan kaybolsak, "abüm cücüğüm nassun, bi şeye ihtiyacım war mı, kalkıyo mu, iniyo mu, şaklatıyo musun, bomba lazım mı, yürüyebilecek durumda mısın, bişey mi yuttun konuşsana lan" diye arayıp soran, kendini bir kenara bırakıp, dostluğun cüneyt'i olmuş, her konuşmadan, her sormasından, her ilgisinden, sevgisinden sonra, "ulan öküz, halen karı milletine itibar ediyorsun, selam sabah bekliyorsun" diyeraktan insanın kendisini sorgulamasına, neredeyse herşeyden vazgeçip ibne olmasına sebebiyet verebilecek bir interrupt'tır.

    [canım benim...cicim.]

    sözlükte nice akımların başlancıdır kris. sözlükteki turşuseverler başlığında anketçilere karşı en uç tepkiyi verebilmiş, sözlüğün ciddiyetini bozarak ekşi sözlüğü eğlence mekanı yapmış, en kısa ama en komik entry'lerin sahibidir biliyor musun ? fakat, misalen deja vu başlığında yer alan, sözlüğün, hatta zekanın en iyi entry'lerinden "bu entry'yi bir yerden hatırlıyorum galiba" gibi(?:) bir entry'si bile anlaşılamadığı için silinmiş, dolayısıyla silinmelere kurban gitmiş, küstürülmüş bir adamdır. ekşi sözlüğü, ekşi sözlük yapan 5-8 insandan biridir(di).

    [kıç kıça yatmıştık...]

    yakınlarda bir yerdeyse, yolu 10 km yakınlara kadar düşmüşse, "abi görüşelim" demeyi ihmal etmez. idam sehpasında olsa, "abi işin war mı" diye arasan, hemen "buluşalım lan göt" diyerekten tüm sevgisiyle, yolları aşındırır. yatağınıza sokmak için uğraştığınız insanların aksine, gelir yatağınızda size sarılır uyur mırmır. gerçi o sarılmazsa siz sarılırsınız, "böyle dost bulunmaz, aman gitmesin" diye; lakin evde "sekreter jale" beklemektedir cdrom'da, veya animal trainer 9'u çıkarmıştır rocco; ocakta yemeği vardır, convert'te divx'i, render'de max'i; köyceğiz'de denize nazır yalısı vardır, 10 milyar limitli gold cinsinden kredi kartı, potuzlu quickshot joystick'i, karatesi kunfusu, külbastısı, taktığında onu doktora dönüştüren gözlüğü vardır, öyle ki ne zaman gözlüklü görsem, ilkokul mezunu olmanın ezikliğinde bir garip burülör içim. küsmez, kızmaz, kırılmaz, kendini sakınmaz, malını sakınmaz, menfaatini düşünmez, insan mıdır, daha önceden tanımlanmış mıdır bilmiyorum.

    [lilay li lalo]

    diyerekten ayırmaz müzükleri, lalo'cu gençliğimde bossa nova'nın lezzetini paylaşabildiğim tek insandır. her türk genci gibi bir ara metalika'cı olduysa da, sınırda durmamış, müziğin iyisini dinlemeyi bilen pentatonik akompanya gibi heriftir. onunla keşfetmiştik, onunla eleştirmiş, onunla beraber dinlemiştik lalo'yu, vince guaraldi'yi, vinicius de moraes'i, jobim'i, gilberto'ları, jobim'leri, mendes'i... müzik dinlediğini sandığımız insanlar, "bu ne yaa" diyip bir kenara atarken müzikleri, kris "abü süper bi albümmüş, iyi ki verdin, ha müslüm var mıydı müslüm" diyebilecek kadar nazik ve yelpazesi engin bir adamdır bunların yanısıra. önyargılı değildir müzüğe ve bu yüzden de sevdiğin bir melodiyi rahatça paylaşabilirsin. hatta ben "lalo lalo" diye web sayfalarında öküz gibi dolanırken, bir cd dolusu lalo'yu, "buyur abi sen seversin, sana çektim" diye getirip, en kral jestlerin adamı olabilmiş bir nedir, sıfat yazmalıyız değil mi ? sıfattır kardeşim.

    [arkaya koy abi hoparlörleri, surround olsun]

    şimdi ben, kiminle tartışabilmişim das boot'u, "klostrofobik film seviyorum"umda uzlaşabildiğim kim war, dirty harry'i 500 kere izlese de, bıkmayacak kim var, steve mcqueen olsun çamurdan olsun diyebilecek; hani oğlum... "lando calrissian" adı aklınıza geldiğinde "jabba taşşaklarını yesin onun" diyebilecek kim war ? burada kendisinin nostaljik yapısının sağlamlığından, sinemaya olan ilgisinden ve hafızasının keskinliğinden bahsediyoruz.

    [snes'leri çekiyorum abi, impact'e yeni malzemeler çıkmış onları da dalıver, ben senden alırım]

    adam commodore'la büyümüş kardeşim, çükünden önce eline 1571'i almış. 68000 dediğin zaman "yavrum motorola be; abi sekreter jale'yi izlemiş miydin" demeyi biliyor. bugün arasan, tokuşturalım desen, alır snes'leri, raine'leri efenim, n64'leri gelir. dreamcast'ini getirmez ama, evine gitsen, sana ayıp olmasın diye fifa bile oynar. işveç'i seçer, 94'ü anarak. haydi birden "abi marcel dessailly futbol neymiş yaw" diye yükleyip bakacak olsan, oyun fransızca çıksa, hemen destek olur, "jölapö, tömöpua enfordeğ" falan der ama ben anlamıyorum zaten.

    [fransızca'sına diyecek yok (yukarıda)]

    [adamı duykılandırır göt]

    şimdi hiç birinden örnek yok ki göstereyim; fakat "progressive gece yarısı şiirleri" başlığı altında, kris'in ufak ufak şiirleri wardı böyle, nastoljik dolu, sansasyon dolu. tek satırda koskomik olduğu gibi, 3 dizede de buram buram hüzün olurdu canı sağolsun, paçalarımdan özlem akardı, çocukluğuma dair. "ibrahim sadri gibi şiir yazma rehberi"nde falan hem ibrahim sadri gibi, hem de kendi gibi, ne de güzel döktürmüştü allahsız (kafir manasında)... herkesin hayatı kadar türk filmi, bruce willis'in filmleri gibi maceradır baştan sona. ayakları 40 numaradır; yüreği pıt pıt, gelin gibi hafiftir ruhu, kompleks namına hiç bir arıza taşımaz, öyle de severim bunu.

    daha fazla üstelemek istemem, şimdi bunları görürse arar, "kalite var mı abi" diye sorar önce, "sil bunları abi" der, "amcık" der, "abi kahwaltı yaptın mı" diye sorar kesin, düşüncelidir, annem gibidir yeri geldiğinde, "ayıptır abi, ben, sil abi" der, utanır, sıkılır, alçakgönül yapar. tanımıyorum ki, bir hanımefendi olsun da, bunlara dayanabilsin, kris'e yanaşmaya dair kendine dur diyebilsin. ama kris itibar etmez, sevmeye sevilmeye değer vermiş bir gönül adamıdır zira; animal trainer mevzusu ise sadece bir hobi, bir özel ilgi olarak değerlendirilebilir.

    şu noktada, kris'in sözlüğü bırakıp gitmesine gerçekten üzüldüm; ama bir yandan da, etrafımdaki internetkafalı, "internet olmasa yaşayamam"cı bir dolu insanı düşününce, böyle bir tutkudan ve hepimizde hastalık derecesinde olan bu alışkanlıktan, kendini kurtarabildiği için takdirle sevindim.

    ha kris'le ne yapmayacaksın. bi kere fotoğrafını göndermeyeceksin, çektirmeyeceksin. potuşup diye bir programı war, ona girer, iki dakkada soyar adamı, hani bayansa fotoğraf sahibi daha öncelikli soyar, üryana çevirir.

    tara başlı üç devin gezi gözdüğü oysa yer yumurtası üç gürgen palamudunun bol 7'li bir telefon numarasından aygırların sırtında cezerye yerken arayıp "fistanı biçtim dar geldi huriyem"i söylemeleriyle başladı ekinoks. kıdem abi devreye girdi:

    - mal var mı mal ?

    kris yavşak:
    - hayırdır matador, kriz mi bastı ?

    ben meraklı:
    - sipali var mı zuluorta ?

    eyco* anlatmaklı:
    - abi bakın şimdi, o adama göre, peach kelimesi de bizim "piç"ten gelmekteymiş. hani şimdi piç, fahişe evladı demek ya, fahişenin de şeftali gibi bazı bölgeleri var, bundan dolayı p-i-e-a dersek eğer, sonrasın da da malezya'ya akın etmişler zaten. feşmekan'diye yerlileri ise bunu telaffuz edemeyip, allah'a havala etmişler, sonra dönmüş dolaşmış, şeftali piç'in çıktığı yere benziyor diye, ingilizce konuşan fransız kanadası'nın doğu tarafında peach olarak benimsenegelmiş. eğer gökyüzünden marsın uygan efendilerine doğru...

    ben, eyco abiye dramaturjik:
    - sktiret abi kafayı yemiş o adam, metodu yok ki, bunu da sen biliyorsun zaten. asıl sen gemide'yi seyretmedin mi hala onu söyle...

    kıdem abi, kısa devre:
    - mal var mı lan ?

    kris ebced hesabı içindedir:
    - şini 2 tane drimkez konsolumuz vardı, 1 tane daha aldık etti 3, birini cyrettin bozdu, kaldı iki, tanesi 28, 750 bin liradan 3 tane daha aldım mıydı, tennis 2k'nın...

    bu durumda ben kalitenin peşindeyimdir her zaman:
    - mario haas, en kral topçudur, ama raketi kısa yine de forhend.

    eyco abi söylemekli:
    - yok abi ama sözlüğün şu numaralı şu entry'sinde, ki şurada da bakınız'ı var, şöyle bir olaya denk geldim.

    ben ister istemez:
    - abüm benim be, mirror miryor, aklını yiyim ben senin. nereden de hatırlarsın. buyur abi.

    kris: okşağ okşağ okşağğağa. cyri, sen gemide'yi izledin mi abi ?

    kıdem abi:
    - lan mal var mı çıldırtmayın lan, mal lan ?

    benim çişim gelmiş onu yapayım, ama giderken sesleneyim:
    - izledim ya abi hep soruyorsun, beraber de izledik. sekreter jale sen de mi ? gittim.

    eyco abi:
    - eyco nerden çıktı oğlum ? acıkan var mı ?

    kris perhizde:
    - ben aç değilim abi evde 9 ekmek yedim... şurda yiyebiliriz ama, tost yerim bi tane, ya da tantuni.

    kıdem abi:
    - mal var mı lan, delioğlu deliler.

    ben danışıklı:
    - travesti mi abi ? takibe adam mı arıyorsun ?

    bir konutkakan gibiydi kris:
    - çalışmam lazım, çok yorgunum, uygar ve biriciğim.

    eyco hep nazik:
    - bende kalabilirsiniz abi? spor olursunuz.

    ben yolcuyavaş:
    - sen hesap kitap adamısın abi, işlere gideyorsun sabah, kafan argın kalmasın.

    kris uyurdurur, ama öyle sevimli ki koçyumurtası:
    - okşa okaş tukaş.

    kıdem abi:
    - war mı ?

    ben bir tanem:
    - travestiye avına çıkıyorum. hakkınızı helal edin.

    krisssszzzhroorrrr:
    - yapma oğğğğm. mrrr, cijjiim.

    eyco abi sizin yolunuz yol değil dercesine:
    - abi kalın burda, müsait.

    ben uyumaya seyran durmuş:
    - iyi geceler abi o zaman ben buraya dumruluyorum. private channel kaçtaydı ?

    eyco gideryürük:
    - sabah beni uyandır.

    hep bunları anlatırdı işte kris bize. neyse, ne diyordum, ha pardon, kıdem abi. kıdem abinin kanalını bozmuştuk televizyonu kapatmıştık yani.

    abi moralimin bozuk olduğu bir ana denk geldin, o yüzden 0-0 bitirmek istiyorum.
    kris gibi bir insan daha tanımadım. (sonra edit'lerim buraları)-(daha sonra)
  • osuruğu mentol kokan canım arkadaşım benim. sanırsınız ki bir elf osurdu, kris osurunca. o derece zarif o derece elegan, elfler kadar sessiz üstelik. "turist ömer orta dünya'da" diye bir de senaryo yazmaktadır gizli gizli.
    - memleket nere sarı hobbit
    - bree
    - içinden mi?
  • çirkeften midesi bulanan insan. ve fakat koca bir " bok " sıçramış sayfasına .. " kris " adına yazan nezih yazarlar ortasında çirkefliğini tescilleyen koca batman bir bok ..
  • hoş detaylar, keyifli kurgular insanı. (bkz: gelin başı/#2942262) entrisini okuduğumdan beri takip ettiğim bir arkadaşımızdır.
  • ssg'nin kris basligina 12 sene icinde zaman zaman yazdiklarini bilmeyen tipler gelip kris hakkinda atar tutar olmus.

    adam kendi gozunde ssg'yi oyle bir efsanelestirmis ki, gercek hayattan bir arkadasi hakkinda bir seyler yazdi diye kiskancligindan catlamis.

    kralsin be kris baba.