*

şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: immanuel kant)
  • (bkz: ideal insan) (bkz: ideal ahlak)
  • türkçe'de "saf aklın eleştirisi", "arı usun eleştirisi" gibi çevirileri mevcut olan kant eserinin özgün ismidir. kant'ın gökyüzünden,bilimden felsefeye geçişi bu eserle başlar diyebiliriz. bu eseri kritik der praktischen vernunft ve kritik der urteilskraft izler.
  • nerdeyse tum yazarlarin ona bakiniz buna bakiniz biciminde tum dillerdeki karsiliklarini girdigi ama hic kimsenin ne oldugunu bilmedigi ya da yazmaya yeltenmedigi uc elestiriden biri.
  • kant'in elestirileri arasinda en kastirani ya da hocalarin anlamadan anlatmaya calismalarinin sonucunda muamma kalmis guzide bir eser. daha yeni yeni icine girmeye calisiyorum, yanlisim varsa duzeltin, yine de bir giris mahiyetinde;

    1. saf ve ampirik(deneysel) bilgi arasindaki ayrim;
    - tum bilgi deneyimle baslar.
    - a priori: duyular ve deneyimden bagimsiz bilgiye denir.
    - saf olarak adlandirilan, ampirik herhangi birseyin karismadigidir.

    2. a priori bilginin belli modlarina sahibiz ve hatta genel kavrayis asla onlarsiz olmaz.
    - gerekli oldugu dusunulen bir onerme a prioridir.
    -- eger, gerekli bir yarginin gecerliligine sahip olma disinda, herhangi bir onermeden turememisse, mutlak a priori yargidir.
    - evrensel olarak dusunulen bir onerme a prioridir.
    -- ampirik evrensellik sadece keyfidir.

    3. felsefe; olasiligi, prensipleri ve tum a priori bilginin kapsamini belirleyecek bir bilime ihtiyac duyar.
    *

    erste abteilung. die transzendentale analytik
    erstes buch. die analytik der begriffe
    1. hauptstück. von dem leitfaden der entdeckung aller reinen verstandesbegriffe
    1. abschnitt. von dem logischen verstandesgebrauche überhaupt
    izlenim olmadan görüye sahip olamayız. bu yüzden, kavrayıs(verstand) görünün bir fakültesi olamaz.
    islev: degisik temsilleri tek bir ortak temsil altinda biraraya getirme fiilinin birligi.
    konseptler(begriffe) islevlere dayanırlar. hiç bir konsept(sbegriff) bir nesneye aracısız baglı degildir, ama sadece onun baska bir temsiline baglıdır.
    hüküm: bir nesnenin dolaylı bilgisi, örnegin, onun bir temsilinin temsili. kavrayısın(sverstand) tüm fiillerini hükümlara indirgeyebiliriz.

    [izlenim/sensibilité: (der transzendentalen elementarlehre zweiter teil die transzendentale logik einleitung idee einer transzendentalen logik i. von der logik überhaupt) temsilleri karsılama kapasitesi, estetik bilimi, nesnelerin bize nasıl verili oldugu]
    [görü/intuition: (i. transzendentale elementarlehre erster teil. die transzendentale asthetik) bilginin nesnelerle aracısız iliskide oldugu ve yöntem olan tüm düsüncelerin yönlendigi bir yöntem]
    [müdrike/sverstand: (der transzendentalen elementarlehre zweiter teil die transzendentale logik einleitung idee einer transzendentalen logik i. von der logik überhaupt) bir nesneyi temsilleri aracılıgıyla bilebilme gücü, mantık bilimi, bir nesnenin nasıl düsünüldügü, faculte de juger]
    2. abschnitt. von der logischen funktion des verstandes in urteilen
    eger bir hükmün(urteil) tüm içerigini soyutlarsak, hükümdeki düsüncenin fiili(funktion) hükümler tablosudur.
    i.nicelikleri ii.nitelikleri iii.iliskileri iv.modaliteleri
    evrensel olumlu kategorik problematik
    tikel olumsuz hipotetik assertorik
    tekil mutlak ayıran apodiktik

    sillojizmlerde, tekil bir hüküm evrensel gibi islenebilir, ancak nicelige saygı açısından mutlaklıga bir birlik seklinde durur ve bu yüzden kökten farklıdır. benzer olarak, mutlak hükümler olumludan ayrılmalıdır. hükümdeki düsüncelerin tüm iliskileri:
    * sıfattan özneye dogrudur.(iki konsepti ele alıyoruz)
    * zeminden sonuçlarına dogrudur.(iki hükmü ele alıyoruz)
    * bölünmüs bilgiden ve bölümün üyelerinden birlikte alınmıs, birbirlerine dogrudur.(birçok hükmü birbirleriyle iliskileri açısından ele alıyoruz)
    hükümlerin modaliteleri konseptlerine bir sey katmaz ancak sadece genelde iliskideki düsüncesine baglantısının degerini artırır.
    problematik: olumlama veya olumsuzlama en az mümkün sekilde alınır.
    assertorik: olumlama veya olumsuzlama gerçek olarak alınır.
    apodiktik: olumlama veya olumsuzlama gerekli olarak alınır.

    3. abschnitt. von den reinen verstandesbegriffen oder kategorien
    sentez: degisik temsilleri biraraya getirme ve çesitli olanı bilginin tek bir fiilinde kavrama.
    kopya ampirik degilse saf kabul edilir. sentez, bilgiye ilk hareketini verendir, örnegin analiz degildir. tahayyülün bir fiilidir. saf sentez bize müdrikenin saf konseptlerini verir. kategorilerin iddia edilebilir denen türevsel konseptleri vardır. örnegin nedensellik sonucunda güç, etki, edilgi ortaya çıkar.

    kategori tablosu
    i.niceligin ii.niteligin iii.iliskinin iv.modalitenin
    birlik gerçeklik inherence ve mevcudiyetten mümkünlük-imkansızlık
    çogulluk olumsuzlama nedensellik ve bagımlılıkdan varlık-yokluk
    mutlaklık sınırlama komuniteden gereklilik-zorunluluk

    matematik(saf veya ampirik, görünün nesneleriyle ilgili) ve dinamik(nesnelerin varoluslarında birbirleriyle ya da anlamayla iliskileriyle ilgili) seklinde de bir ayrım yapılabilir.

    2. hauptstück. von der deduktion der reinen verstandesbegriffe
    1. abschnitt. von den prinzipien einer transzendentalen deduktion überhaupt übergang zur transzendentalen deduktion der kategorien
    askın çıkarım: konseptlerin nesnelere a priori baglanaabilecekleri durumun açıklaması. müdrike saf konseptlerinin çıkarımu mutlak sekilde gereklidir.
    çünkü görüden degil, saf a priori düsüncenin sıfatları aracılıgıyla nesnelerden konusurlar.
    çünkü nesnelere evrensel sekilde baglanırlar:
    deneyimin zemini olarak degil, sentezleri için zemin olarak kullanılabilecek herhangi bir nesneye teshir edemezler. dusüncenin öznel sartlarının nasıl nesnel geçerlilige sahip olabilecegini kanıtlamalıyız.(kategori tablo’suna referans olarak). neden ve sonuc örnegi kullanılıyor: bunu a priori bir sekilde kanıtlamalıyız.

    konseptlerin askın çıkarımına geçis
    - sentetik temsillerin ve nesnelerinin baglanması için iki yol vardır:
    a.iki nesne ampirik durumdaki sekilde mümkün bir temsil olusturmalıdır.
    b.temsil nesneyi mümkün kılar.
    - bir nesnenin bilgisinin mümkün oldugu iki durum vardır:
    a.görü: erscheinung aracılıgıyla verilir. bu durum zihinde nesnelerin formal zemini olarak a priori sekilde yer alır.
    b.konsept: bu görüye uygun olarak, bir nesnenin ne sekilde düsünüldügü.
    - nesnelerin konseptleri genelde tüm ampirik bilginin altında onun a priori durumu seklinde yatar.
    - bu yüzden, a priori konseptler olarak kategorilerin nesnel geçerliligi gerçegin üzerinde düsüncenin formuyla ilgili olarak kalır, bunlar aracılıgıyla tecrübe mümkün olur.

    2. abschnitt. von den gründen a priori zur möglichkeit der erfahrung
    - bir konsept mümküm deneyimin konseptinde ele alınmalı, mümkün deneyimin elemanlarından olusmalı. aksi halde içerikten yoksun ve anlamsız olur. saf a priori konseptler mümkün deneyimin durumları olarak hizmet eder ve bu onların nesnel gercekliginin zeminidir.
    - her deneyimin geçtigi a priori saf düsünce içeren konseptler kategorilerdir. eger bir nesnenin yalnız anlamıyla düsünülebilecegini kanıtlarsak, bu yeterli bir çıkarım olur ve onların nesnel geçerliligini haklı çıkarır.
    - alıcılık: bilgiyi sadece kendiligindenlikle birlikte mümkün kılar.
    - kendiligindenlik: her bilginin içinde bulunması gerekli üçe katlanmıs bir sentezin zemini.

    1. von der synthesis der apprehension in der anschauung
    - tüm temsiller, zihnin modifikasyonları olarak içgörüye aittirler, bu yüzden zamanın nesnesidirler. her temsil, tek bir anın içerdigi kadar, asla mutlak birlikten baska bir sey olamaz.
    -kavramanın sentezi: görünün birligini birarada tutma ve içinden geçme fiili, çünkü bir kopya içeren görüye aracısız olarak baglıdır. bir kopya bu sekilde bir sentez sonucunda saklanmıs tek bir temsil seklinde temsil edilemez.
    - ampirik olmayan temsiller a priori olmak zorundadır.

    2. von der synthesis der reproduktion in der einbildung
    - kavramanın senteziyle ayrılamaz bir sekilde baglanmıstır. birseyi daha önce görmüssek nasıl tanıdıgımızı gösterir. a prioridir çünkü o olmadan mekan veya zamanın hiçbir temsili mümkün olamaz. zihnin askın fiillerinden biri sayılır.

    3. von der synthesis der rekognition im begriffe
    - reprodüksiyon olmadan konsept içinde tanımlama ortaya çıkamaz. sadece temsillerle ilgilendigimize ve nesneler bizim temsillerimizden uzak oldugundan, nesne, temsillerin kopyalarının sentezdeki bilinçliligin yapısal birligini gerekli kılar. ancak bu sentezi ortaya çıkardıgımızda bir nesneyi bildigimizi söyleyebiliriz.
    - tüm bilgi bir konsept gerektirir ve bir konsept her zaman evrenseldir ve bir kural olarak alınabilir. tüm gereklilik askın bir durumda zemin bulur, bu yüzden tüm konseptlerin de zemini olmalıdır. bu zemin askın kavrayıs olmalıdır, bu, görünün tüm verilerini önceleyen ve mümkün kılan saf ve degistirilemez bilinçliliktir.
    - kendinin bilinçliligi aynı zamanda konseptlere göre görünüsün sentezidir. görünüsler kendinde sey degillerdir, ampirik olmayan (askın) nesne (= x) olarak isimlen-dirilebilecek, (bizim tarafımızdan görülenemeyen) nesnelerine sahip temsillerdir. bu askın nesnenin saf konsepti tek basına nesnel gerceklik verebilir.

    4. vorläufige erklärung der möglichkeit der kategorien, als erkenntnissen a priori
    - tümü aynı deneyime ait çesitli algılar, algıların sentetik birligini ve deneyimin konseptlerle uyumlu formunu temsil ederler.
    - kategoriler mümkün deneyim içinde düsüncenin sartlarıdır. kategorilerin imkan ve gerekliligi izlenimimizin kaynaksal idraka dayandıgı iliskiyi temel alır. idrakta hersey kendi-bilinçliligin birligine uymalıdır.

    3. abschnitt. von dem verhältnisse des verstandes zu gegenstanden überhaupt und der möglichkeit dieses a priori zu erkennen
    - tahayyülün senteziyle iliskideki idrakın birligi müdrikedir. kategoriler müdrikenin konseptleridirler.
    - temsillerin birligi: kurallara göre reprodüksiyonun nesnel ve ampirik zeminidir.
    - görünüslerin yakınlıgı: görünüslerin nesnel zeminidir.
    - tüm algıların bilincinde oldugumu söyleyebilmem, tüm algıları tek bir bilinçlilige atfetmemden gelir.
    - kuralların fakültesi: müdrikeyi tanımlamanın bir baska yoludur, müdrike doga yasalarının kaynagıdir.

    summarische vorstellung der richtigkeit und einzigen möglichkeit dieser deduktion der reinen verstandesbegriffe
    *
  • kant’ın saf, a priori bilginin nasıl mümkün olabileceğini gösterdiği birinci eleştiri kitabı.. yanlış anlamadıysam (ki kant’tan alıntı yaparken fikirlerini ‘yanlış anlamadıysam’ parantezinde belirtmeyen kişiden korkmazsam bile çekinirim) en ilginç bulduğum kısım olan bilginin kavramlaştırılması ile ilgili kısmının özeti şu şekildedir:

    evvela, kant her türlü bilginin kaynağının deneyim olduğu savını fikrinin temeli olarak alır. deneyimden bağımsız bilgi olamaz! kör birisi gökkuşağının ne olduğunu asla anlayamaz der.

    bu kabulle yoluna devam eder. şimdi, hume diyor ki, algılarımız vasıtasıyla elde ettiğimiz sonuçların “genelgeçer” ve “zorunlu” olup olmadığı konusunda kesin bir fikir sahibi olamayız. çünkü algıladığımız süreç, bizim duyu organlarımıza girdikten sonra öznelleşir, genelgeçerlik özelliğini yitirir. örneğin nedensellik düşünüldüğünde, biz bir şey başka bir şeyin arkasından geldikçe bunu nedensellik olarak yorumlar ve genel sonuçlara vardığımızı düşünürüz (havaya atılan taşın yere düşmesi gibi). ama bu sadece bizim özel bir durumu genelmiş gibi algılamamızdan kaynaklanır. dolayısıyla, tanım gereği, işin içine öznellik girmesinden dolayı (örneğin) nedensellik, deney ile kesin olarak bilinemez, der hume.. kant tüm bunlara aynen eyvallah der ama yine de nedenselliğin zorunlu ve genelgeçer olduğunu söyler ve bunu da şöyle açıklar: nedensellik dıştan deneyimle (a posteriori) gelen bir olgu olarak değil, kendiliğinden (a priori) olarak düşünce tarzımızda bulunan, düşüncelerimizi ve deneyimlerimizi düzenleyen, kalıba sokan bir kategoridir. (bkz: kategoriler) tuvalsiz resim yapılamayacağı gibi (tuvalin resim yapmak için elimizdeki tek nesne olduğunu düşünelim), nedensellik (ve başka bazı kategoriler) olmadan da “algı” mümkün değildir.

    buraya kadar sorun yok, olay buradan sonra çetrefilleşiyor. detaylarda kaybolmak son derece olası, o yüzden en direkt ve en yüzeysel şekliyle gelişme bölümüne geçiyorum.

    bilgiye erişmekte kant süreci üç ana ögeye ayırıyor, sırasıyla:

    1- duyarlık (sinnlichkeit)
    2- anlama yetisi, anlak (verstand)
    3- akıl (vernunft)

    mekanizmanın nasıl çalıştığına geçmeden önce kant’ın bir başka alameti farikası olan “ding an sich” (kendinde şey) mevzuna değinmek gerekir ki şöyledir: bu kategoriler sadece beş duyumuza açık olan duygular üzerinde söz sahibidir. onların gerisindeki “kendinde şey” hakkında bize fikir veremez. zaten bu fikir verememe durumu söz konusu olduğu için kendinde şey’dir o.. o’nun şu an algılayamadığımız herhangi bir özelliğine nüfuz edebilseydi bu kategoriler, o nüfus edebildiği özellikler fenomenlerin sınırına girecekti ve tarafımızdan kavranabilir olacaktı. fenomenler ile nümenler arasındaki bu sınır durumunu anlamak önemli..

    ayrıca şurası da mühim ki, bahsettiğimiz kategoriler anlama yetisinin özelliğidir. dediğimiz gibi, dış dünyadan gelen uyarıları anlama yetimizin bu defakto özellikleri sayesinde bir düzene sokar ve kavranabilir duruma getirir, bir bakıma işler. bu bir.

    iki, kant’ın terminolojisinde “akıl” ve “anlama yetisi” farklı özelliklere işaret ederler. anlama yetisi anlaşılacağı üzere idrak anlamında kullanılmaktadır. akıl ise, kelime anlamından çok alakasız “idealar, ilkesel düşünceler oluşturma yeteneği”ne indirgenmiştir (detaylar az ilerde).

    şimdi olay en basit terimlerle şundan ibarettir: ilk aşama olarak, gözlem dünyasının elemanları olan fenomenler, duyularımız aracılığıyla duyarlık tarafından işlenir ve bu işlenmiş “hammade”, “görü”yü (kelime anlamında) sağlar. bu noktada devreye giren anlama yetisi görüyü devralır ve kategorileri (ki sayıları oniki tanedir) yardımıyla bu ham bilgiyi (görüyü) düzenler, anlamlandırır, birbirine bağlar. son olarak devreye akıl girer ve anlama yetisi ile düzene sokulan kavramları birleştirip sentezler ve bilginin kavramlaştırılması süreci tamamlanmış olur! bilgi felsefesi tarihinde çığır açan bu koca külliyatın ziyadesiyle yüzeysel özeti budur.

    yani duyarlık, anlama yetisine zemin hazırlar, anlama yetisi de akıl’a.. akıl son adımda sentezleme işlemine yaparaken (ki bu kısmın özellikle çarpıcı ve dahiyane olduğunu düşünüyorum) “ide” denilen, yol gösterici, düşünceyi düzenleyen, tavsiye niteliğindeki olgulardan yararlanır. kant’a göre üç çeşit ide vardır.

    1- psikolojik ide.
    2- kozmolojik ide.
    3- tanrısal ide.

    bunlar bana düşünce seçenekleri sunarlar. önemli olan nokta şudur ki, ideler zorunlu veya genelgeçer özellikler taşımazlar, kendilerini bu şekilde göstermezler. sadece birer seçenektirler ve seçmek veya seçmemek kişinin tercihidir. görüldüğü gibi bilgiyi kavramlaştırırken kullanılan ilk iki basamak genelgeçer ve zorunlu iken üçüncü ve son basamak öyle değil, tamamen kişisel yoruma bağlı.. bu da, bu son adımın ziyadesiyle subjektif olması da, her türden kişisel yorumu anlamlı kılmış ve tanrı inancına (veya sebeplerine) makullük kazandırmıştır. “inanca yer açmak için bilgiyi aşmak zorundaydım.” dahiyane!

    süreçlere ait şu özellikler ve yorumlar mühimdir:

    - zaman ve mekan birer kategori değildir! bunlar duyarlık’ın düzenleyicileridir (hatırlayın kategoriler anlama yetisinin özellikleri idi). zaman ve mekan birer görü biçimidir. iç ve dış dünyanın görünüşlerini deneyimlerini belli bir düzene sokarlar. çalışma mekanizması tıpkı kategoriler gibidir fakat “kavrayış”ın farklı aşamalarında kullanılır kategoriler ve zaman/mekan..

    - zihnin anlama yetisinin bu “proaktif” özelliğe sahip kategorileri, doğal olarak doğaya, doğabilimlerine bakışımızı da etkilemiştir. kant’tan önce zihnin doğa kurallarını sadece işleyen, gözlemleyen ve dışarıda bir yerlerde olan bu kuralları edilgen bir şekilde formülize eden bir yapısı olduğu düşünülüyordu. kant ise getirdiği a priori özelliği taşıyan tanımlarla beyni, doğa söz konusu olduğunda gayet etken, ve onu kendi “doğru”larına göre şekillendiren, aktif olarak kurallarını koyan veya daha uygun bir deyimle kendinde olan kurallara göre yorumlayan bir düzenleyici olarak tanımlar. bu düşünceler ardılı schopenhauer ile zirve yapacaktır, o, “dünya benim tasarımımdır” diyecektir.

    bitirirken, özetin de özeti şudur: duyarlık dışsal uyarılarla muhattap olur, onları düzene sokup bir ham veri sağlar. bu ham veri anlama yetisinde zihnin kalıplarının damgasını yer (kategoriler) ve akıl’a havale edilir, akıl da çeşitli şartlandırmalarla bu artık iyice işlenmiş verileri kendine göre yorumlayarak en makul şekilde süreci nihayetlendirir.

    -
    kaynak: aklın sınırları: kant felsefesine giriş. derleyen: veysel atayman. donkişot, 2006.
  • genç törless'in sonlarına doğru biryerlerde, törless ile matematik öğretmeni arasında -aynı zamanda rahipti yanılmıyorsam- mantık ve matematiğin yapısı konularında zuhur eden konuşmalarda matematik öğretmeninin masasının üzerinde duran kitaptır bu "dehşet verici eser"*. o anda pek bir tesadüfi gelmiş olsa da, sonrasında "analitik yargılar" ve "sentetik yargılar" kavramlarının iş bu "dehşet verici eser"de olduğunu öğrenince genç törless'in değeri bir kat daha artmıştı gözümde.

    *adorno, "aşkınsallık kavramı üzerine" adındaki enfes makalesinde (sanıyorum bir konferans metniydi bu) böyle tanımlar eseri.
  • ne zaman bu kitaba elim uzansa kendimi cacık gibi hissediyorum. bütün hıyarları doğranmış, bütün yoğurtları mikserle çekilmiş, üzerine nane serpilmiş, zeytinyağı dökülmüş, hülasa fakr u zaruret içinde harap ve bitap kalakalıyorum. bu çok zor bir kitap. allah belanı versin immanuel kant, senin mezarına su dökmem ben. böyle kitap mı olur arkadaşım! tamam iyi güzel de ya hu daha böyle anlaşılır yazsaydın ya?

    1000 yıldır uyuyan felsefeyi böyle mi uyandıracaktınız muhterem kant bey! insanın dudağı uçukluyor ya hu bir şeylere tam anlamıyla hakim olana değin. gerçi %100 sizi sorumlu tutamam. bu işin bir cephesi. ikinci cephesi de tercüme konusundaki sıkıntı. belki klasik almanca bilsem, könisberg'de doğmuş olsam sizinle daha iyi dialog kurabilirdik sevgili immanuel bey. ama eserleriniz tükçe'ye değil de çağatayca'ya çevriliyor türkiye'de. mezarınızdan kalkıp bir fırça çekiverin aziz yardımlı hocaya.

    sevgili immanuel bey. muhteşem eseriniz kritik der reinen vernunft'un mükemmel bir farsça tercümesine bakmıştım, sizi çok daha iyi anlayabiliyorken bir yabancı dilden, kendi dilimde anlayamıyorum. hüzünlüyüm, mazur görün ilk paragraftaki kızgınlığımı.
    saygılarımla.
  • şüphesiz ki nabokov'un herhangi bir 'metninden' daha şaşırtıcı değildir kritik der reinen vernunft. zavallı kant..

    ortaokuldaki müzik öğretmenime şöyle sormuştum:

    - öğretmenim, kant nedir?
    - kant bir mimardır yavrucum!

    ortaokuldaki müzik öğretmenime aşık olmam da işte o günlere rastlar. bir defa dudaklarında ruj vardı, nasıl olmam ki? küpeleri mükemmeldi, siyah giyiniyordu ve gömleği fırfırlı yaka beyazdı. tabii kant ile alakası yok bunun.

    sonra kritik serisinin ilki kritik der reinen vernunft'a yolum düştü. mecburen yani. görmezsem hiçbir şey yerli yerine oturmayacaktı. gördüm de oturdu mu? asla. daha beter oldu. çünkü hem %100 hakim olmak çok uzun bir süreç, hem de bende o kadar mesai harcayacak zaman yoktu, halen de yok. ama kritik der reinen vernunft'u okurken gördüm ki, kant bir mimardır. hem de nasıl bir mimar!

    şimdi yine müzik öğretmenim aklıma düştü. nabokov'u neyleyim ben! bana çare değil. nabokov neye çare söyleyin de bilelim ya hu!
  • adorno, theodor w. hazretlerinin bu kitap hakkında 1959 yılında verdiği 21 adet dersten oluşmuş stanford üniversitesi yayını bir kitap vardır, orijinali kants kritik der reinen vernunfti ingilizcesi kant's critique of pure reason diye, yani kant'ın saf aklının eleştirisi oluyor sanırım türkçesi de. pek tabii, kant'a saf demiyor adam, kitabını anlatıyor. ilk izlenimim hiç bilmeyenlere kant'ı ve kitabını anlatıyor abi kendine has üslubuyla. şimdilik tavsiye ediyorum, ama ileride geri alabilirim. muhtemelen amazon'da filan vardır, ama yola katırla devam etmek daha fizibıl olabilir. benim suserim işini bilir netekim.