şükela:  tümü | bugün
  • o an gecirilen, patalojik (hastalıklı)durumdur. ekonomide kriz olmaz. cunku "o an" gecirilmekte olan seylere kriz denir. bizde ise kriz 6 ay surdugunden kriz degildir. ama bizde ekonomide olmadıgından, durumu gorenlerin gecirdigi dumur olayını tanımlamaktadır.
  • (bkz: sinir krizi)
  • (bkz: bu bir kriz)
  • (bkz: kris)
  • japonlar firsat olarak algilarmi$ krizi. "japonlar yapmi$ abi" a$amasina bu anlayi$la ula$mi$lar.
  • tehlike ve fırsat kelimelerinin bileşkesiymiş bir dilde.
  • çincede tehlike ve gelişim fırsatı anlamlarına sahiptir kriz kelimesi.
  • "buhran** 'son' demek değildir. aksine, "buhran", olanaklı ise yeni uyarlamalarla 'son'dan kaçınılabilecek önemli bir dönüm zamanına gönderme yapmaktadır; ancak bunlar olanaklı değilse 'son' kaçınılmaz hale gelir. oxford ingilizce sözlük buhranı şu şekilde tanımlıyor: "dönüm noktası, özellikle bir hastalık için. siyasette vb. tehlike ya da belirsizlik anı, örneğin hükümet bunalımı ya da mali buhran. yunanca krisis'ten, karar." buhran, hastalıklı bir toplumsal, iktisadi, ve siyasi bir varlık ya da dizgenin* önceki gibi yaşamaya devam edemeyeceği ve, ölümün nefesini ensesinde hissederken, kendisine yeni bir yaşama olanağı tanıyan dönüşümler geçirmeye zorunda olduğu bir dönemdir. bu yüzden de, böyle bir buhran dönemi, eğer böyle bir şey gerçekleşirse, dizgenin gelecekteki gelişimini ve yeni toplumsal, iktisadi ve siyasi temelini belirleyecek hayatî kararların alınıp dönüşümlerin gerçekleştirildiği tarihsel bir tehlike ve belirsizlik uğrağıdır."*
    (bkz. a g frank, "crisis of ideology and ideology of crisis", - dynamics of global crisis içinde-, s. 109)

    hmm, braudel'in değindiği üzre, dikkat çekici bir başka husus ise şu: tarihsel olarak, her büyük buhrandan sonra, ideolojik anlamda değil ama iktisadi anlamda kapitalizm daha da güçlenmiş olarak yoluna devam edegelmiştir.

    ayrıca
    (bkz: south sea bubble)
    (bkz: great depression)
  • depresyon'un karşılığı olarak 'bunalım'ı;
    kriz'in karşılığı olarak 'buhran'ı kullanmak daha doğru.
    zira,,
    buhran: hastalığın tehlike dönemi.*
    crisis: turning point, especially of disease.*
  • anımsatmak isterim:
    "kritik" sözcüğü ile kökenbilimsel akrabalığı vardır. (her ikisinin de kökü yunanca "krino"; ayırma (to seperate), 'karar' (to determine, to judge) kelimesidir)
    bizdeki "eleştiri" yahut "tenkit" sözcükleri bu koşutluğu/ardışıklığı ifade edemiyor yazık ki,,
    madem ki kriz bir "dönüm" noktasıdır (#7467277), eleştirinin "yeni bir yaşama olanağı taşıyan dönüşümleri" tetikleme niteliğine sahip olması gereklidir.
    sanıyorum "x aklın eleştirisi"ni bu bağlamda değerlendirmek lazım gelir.

    speyşıl not: diğer bir ilginç husus da şudur ki,, her iki sözcük ayrıca "crime" (suç) sözcüğüyle de aynı kökü (krino) paylaşmaktadır.