şükela:  tümü | bugün
  • korkut boratav hocanın verdiği röportajda kurduğu cümle. "...hatta örgütsüz toplumda baskıcı rejimler güçlenebilir!" diyerek de devam etmiştir.

    hoca, zahir ders anlatmayı özlemiş uzun uzun konuşmuş ama dediklerine dikkat kesilmek gerekiyor. buyrun link burada

    birkaç gündür debede, başlıklarda görüyorum, ekonomik krizin iktidarı devirebileceğine dikkat çekiliyor, bu durumu dile getirenler dünün en beğenilenlerine giriyor falan... bu umutsuz kalmışlar için ferahlık verici bir şey tabi anlıyorum ancak korkut hoca'nın da belirttiği üzere ekonomik kriz erdoğan'ı sadece hafif bir silkeleyecektir. çünkü misal dış yatırımcılar için primer önemi olan şey muhaliflerin beklediği bir demokrasi değil. ekmeklerine bakıyorlar. sonra memleketin seçmeni için varsa yoksa rte... üstelik iktidar söylemleriyle işi "bu adam giderse biz daha beter oluruz"a getirecektir.

    korkut hocanın buradaki bir başka yazısında da şu ifadeler dikkat çekiyor;

    "iç ve dış siyasetten kaynaklanan bu ikili sıkıştırma sermaye çıkışlarını hızlandırırsa, türkiye için iki telâfi imkânı söz konusudur.

    ...

    diğer telafi etkeni, akp iktidarına özgü “dış kaynak”tır: kayıt-dışı, karanlık para girişleri…

    2008-2009 krizinin on üç ayı boyunca 11,7 milyar dolar tutarında kayıt dışı para girişi gerçekleşmiş; bu akım, yabancı sermaye çıkışlarını aşmıştır. yakın tarihe bakalım: ocak-eylül 2015’te karanlık para girişleri (12,7 milyar dolar), cari açığın yarısından fazlasını kapatmıştır. 12 ay sonra ise bu “esrarengiz” kaynak (5,5 milyar dolar), rezerv artışlarını karşılayacak boyuta ulaşmıştır.

    cumhurbaşkanı’nın tüm batı dünyasına, dolaylı olarak da uluslararası finans kapitale meydan okuması, belki de, bizim deşifre edemediğimiz bu karanlık dış destek beklentilerine, güvencelerine dayanmaktadır. "

    yani atara atar, gidere gider yapması salt iç siyasette kendini güçlü göstermek istemesinden kaynaklanmamakta, yaslandığı, güvendiği bir şey olduğunu ortaya koymaktadır. bildiği bir şey vardır yani. ap'nin durumu, abd'nin politikasının nereye gideceğinin belirsizliği, şangay alternatifi, 15 temmuz'dan sonra yaşananlar, elindeki mülteciler, içerdeki yoğun destek ve karşısında onu frenleyecek bir şeyin olmayışı da kendisinin güvendiği başka kalemler. yoksa çocukluğundan beri siyasette olan tayyip erdoğan siyasi ikbalini bu kadar basit atarlarla tehlikeye atacak kadar saf değil.

    açıkçası siyaset, ekonomi vs erbabı değilim ama ben de korkut boratav hocamın hafifçe sezdirdiği üzere ülkenin rejiminin daha da sertleşeceğini, bu krizin de akp ve erdoğan'ın lehine bir biçimde sonlanacağını düşünüyorum. bunu yandaş yazarların fetö ekonomik operasyon yapıyor diye ortaya atıp "bunu da reisimiz yenecek son hamle de boşa çıkacak" diye yazıp "göklerden gelen bir karar vardır" diye bitirmelerinden anlıyoruz. bu merhaleyi de "kahramanca" atlatıp (tabi ki bir takım antidemokratik söylem ve eylemlerle) sonunda da yukarlardan seçilmiş kişinin gücüyle atlatıp refaha ereceğiz vurgusu var. bu refahın diyeti de tabi ki başkanlık sistemi. onu da elde ettikten artık biat etmeyen kim varsa geçmiş olsun. laik, demokratik cumhuriyetin de ruhuna el fatiha... artık kuzey kore tadında bir islam cumhuriyeti mi olur, ılımlı bir venezuela mı olur o da bu sistemi getirenlerin insafına kalmış...

    ben mehmet şimşek ve nihat zeybekçinin de öyle yürek yiyip de o açıklamaları yaptığını düşünmüyorum. o söylemler dışarıya "o kadar da işi ona bırakmadık. biz kontrol ediyoruz ya sakin" çıkışlarıdır. danışıklı olabilir (yine de siyasetçiye kefil olmamak lazım. gerçekten gemileri yakmış olablirler). yarın "ama ben bunu kastettim..." diye içerde balans ayarı yapabilirler.

    geçenlerde sonu tv ile biten hesabı olan yandaş bir yazarın tivitlerine denk geldim. klasik fetö ve dış mihraklar son kozunu oynuyor ama and olsun ki (duygusal mesajın şiddetini arttırmak) reis kazanacak diyordu. edilen "oyunun" sırlarını söylüyordu. bir kişi de çıkıp "ulan o kadar uğraşacaklarına dış mihraklar bir olup sıkı bir muhalefet oluştursunlar şu ortamda bitti gitti" demedi. gerçi el şeyiyle gerdeğe girmeye lüzum yok. ülkeyi bu halden kurtaracak tek şey bağımsız, sağlam bir muhalif bloktur. o da takdir edersiniz ki yok. hdp'liler içerde(hem de sosyal demokratların "atın şu törörüstleri içeri" nidaları eşliğinde), kılıçdaroğlukendisine çizilen sinmiş, miskin, nereye yanlayacağını bilmeyen, mıymıy portresine oturmak için her şeyi yapıyor, bahçelizaten malumunuz kazananın yancısı, seveni, yanından ayrılmayanı... bu durumda kurtuluş yok. ilerde bu meşum günleri bile mumla arayacağız gibime geliyor. yani troller "ekonomik krizde hükümeti devireceğini sanan gezici" diye salyalarını saça saça başlık açıp taşak geçerken sonunda yine kendileri haklı çıkabilir.