şükela:  tümü | bugün
  • kieslowski'nin dekalog serisinin 5. filmi. adi short film about killing/thou shalt not kill olarak geciyor. pek guzel!
  • rus oykuculerden etkilenilmis gibi bir havasi var gibi gelmisti bana.hata safhada burkucu dramatizasyon,sahneleri insanin icine isliyor adeta.lars von trier in kieslowski den ve bu filmden etkilendigini dusunuyorum dancer in the dark bazinda.
  • son derece gercekci kurgulanmis bir film. evet, insan bir sekilde birini oldurecek olsa aynen oyle israrci davranir ve evet, idam cezasinin infazi o kadar yaklasmissa filmdeki gibi bundan kurtulmak icin elinden geldigince cirpinir.
  • bu ay digiturk'te oynayacak olan kieslowski filmi.
  • idam edilecek adamin haleti ruhiyesini cok iyi yansitan bir film... vurucu sahneleri vardi.
  • kieslowski*nin en sevilen işlerinden birisi. ozellikle atmosfer, adamimizin oldurme olayina girmeden once warsowa sokaklarinda yaptigi gezinti, arkada calan preisner * ama en cok da filtrelenmis gokyuzu insani vurur. bu film degil başka bir şey.
    (bkz: bunu yapan insan olamaz)
    (bkz: euphoria)
    (bkz: slawomir idziak)
    (bkz: dekalog 5)
    (bkz: #1675882)
  • siddeti çirilçiplak soyan ve oldugu gibi gösteren bir film... özellikle bok atmak için degil ama tarantino gibi siddeti yüceltmez kieslowski... ayni gerçekligi kubrick'in full metal jacket filminde de görebiliriz ki o da ayri bir saheser... öldürmek üzerine küçük bir film, sadece iki sahnesi için bile seyredilir... birincisi, bahsedilmis zaten ama, cinayet sahnesidir... o tasi ben mi vurdum yoksa benim beynimde mi patladi bilmiyorum ama kesinlikle ordaydim... digeri de idam sahnesidir... insanin kalbini burkan, buz gibi sarip içini üsüten, üzen, gerçekligiyle (yine) ürküten... bu film mi kieslowski'yi sevdirdi bana yoksa ask üzerine küçük bir film mi? fark etmez... bu film sevilmeli, kieslowski'yi tapilmali... devir de degisse, ben de degissem, bu filmi hiç bir seye degismem...
  • bir varsayıma göre sinema tarihinin en uzun süren öldürme sahnesini içeren dekalogun beşinci filmi.
    bilinen örnekleriyle kıyaslayacak olursak, dancer in the darkdaki idam sahnesi insanı iki gözü iki çeşme bırakıp "ama haksızlık bu..." dedirtirken, dekalogda hayatınızın sonu demek olduğunu gayet net bir şekilde göstermektedir.
  • kahverengiliğin doruğa çıktığı film.doğu bloku , demir perde kültürü , aynı kültüre ait loş devlet daireleri - filmden bağımsız bir loşluk- bu kez özellikle seçilen yıkanmamış manda derisinden bir gökyüzü rengi , ifadesi donuk ama içe dışa alabildiğine dönük bir katil kahraman - ki burada dışa dönüklüğü tamamen izleyici üzerinde bıraktığı etkiye denktir- esas kaybedeni tanımlayan bir avukat.. baş aktörün bir eyleme dönüştüğü bir film , öldürme herşeyin önüne geçiyor.ne öncesel ne sonrasal.sadece cinayete odaklandırıyor.katil kahramanın kim olduğunu ya da neden öldürmek istediğini bilemiyoruz filmin başlarında.ama daha başından belki de filmin adından kimin ölebileceğini ve kimin vitrindeki kızlara pasta şakası yaparken bile birini öldürebileceğini anlayabiliyoruz.