şükela:  tümü | bugün
  • elea okulunun kuran yunan filozofu. kolophon'da doğan ksenophanes'in şairlerin antropomorfizmine karşı düşmanlığı, ona "homeros'un yalanlarını yakalayan" adının takılmasına yol açtı. akılcı yöntemin temsilcilerinden biri olan ksenophanes, mitolojiye karşı çıkmış çok tanrıcılığı, tanrıların insan gibi düşünülmesini ve ruhların göç ettiği inancını eleştirmiştir.

    filozof olarak tanrı'nın birliğini ve yetkinliğini, aynı zamanda dünyanın bir yanılsama dünyası olduğunu göstermeye çalıştı. öğrencisi parmenides tarafından geliştirilen felsefesi, "idealist pantteizm"dir. ksenophanes'ten güzümüze, eleştirilerinden iki önemli parça, tabiat üzerine yazdığı şiirden bazı mısralar ve kısa hicivli şiirler kaldı. ayrıca ksenophanes, balık kalıntılarını ve deniz fosillerini inceleyen ilk bilgindir.
  • "bir tanri vardir; bu, tanrilar ve insanlarin en ulusudur; ne bicimi, ne de dusunmesi bakimindan olumlulere benzer; bu tek tanri bastan asagı isitmedir, bastan asagi dusunmedir; her seyi dusunceleriyle hic zahmetsiz yönetir." diyen filozof.
  • “hiç kimse tanrılar hakkındaki gerçeği bilmez ve asla bilemeyecektir ...”
  • kurulu yunan dininin tanrı inancıyla savaşmayı göze almış cengaver filozof.
    tam olarak antropomorfizm düşüncesine karşıdır.tek tanrı inancını tutucu bir biçimde savunur ve halkı sert tabirle eleştirir.insanların tanrıları kendilerinden farksız olarak düşünmelerine tahamül edememiştir... arche ve oluş sorununu tek tanrı varlığıyla yanıtlar.
  • bazi kaynaklar kendisini elea okulunun kurucusu olarak gösterse de asil kurucusu parmenides'tir. ksenophanes yaklasik 100 yasinda ölmüs, uzun bir hayat sürmüstür. 92 yasinda halen siir yazmakta oldugu bilinmektedir. elegeialar, iamblar, "parodiler", "kolophon'un kurulusu" ve "italya'da elea yerlesmesi" adli eserleri yazmistir.

    ksenophanes ilk kez contanriciliktan ayrilip tek ve gücü herseye yeten ve de insan bicimli olmayan bir tanri anlayisini ortaya atmistir.
  • hali hazırda majör dinlerce kabul edilen tek tanrı kavramının yanısıra, tasavvuftaki bir tanrı-tanrının birliği kavramına binyıllar öncesinden yakın duran görüşleriyle erken dönem filozofların en çarpıcısıdır. yüz yaşına kadar yaşadığı ve fikirleri yüzünden uğradığı izolasyon ve sefalet sebebiyle kendisinden önce ölen çocuklarını bile toprağa elleriyle gömdüğü rivayet olunur. aşağıdaki düşünceleri milattan önce ellili yıllardan hala yankılanmaktadır...

    "....eğer tanrı en güçlü ise, bir olmalıdır. çünkü eğer iki ya da daha çok olsaydı, ötekiler üzerinde hiçbir egemenliği olmazdı, ama ötekiler üzerinde egemenliği olmayınca tanrı olmazdı. böylece çok olsalardı, göreli olarak daha güçlü ya da daha zayıf olurlar ve böylece tanrılar olmazlardı, çünkü tanrının doğası ondan daha güçlü hiçbirşeyin olmamasıdır. eğer eşit olsalardı, tanrı bundan böyle en güçlü olma niteliğini taşımazdı, çünkü aynılar aynılardan ne daha kötü ne de daha iyidir. bu yüzden eğer tanrı varsa, ve eğer tanrı ise, yalnızca birdir. eğer çok olsaydı, istediğini yapamazdı. bir olduğuna göre, her yerde aynıdır. işitir, görür ve her yerde başka duyuları da vardır, çünkü durum bu olmasaydı, tanrının parçalarından biri ötekinden daha güçlü olurdu, ki olanaksızdır. tanrı her yerde aynı olduğu için, küre biçimindedir, çünkü burada böyle orada şöyle değil ama her yerde aynıdır. ilksiz-sonsuz ve bir ve küre biçiminde olduğu için, ne sınırsız ne de sınırlıdır. sınırsız olmak olmamaktır, çünkü ne ortası, başı, sonu, ne de parçası vardır; ve sınırsız olan bu betimlemeye karşılık düşer. ama olmayan ne olursa olsun, varlık değildir. eğer çok olsaydı, karşılıklı sınırlama yer alırdı, ama yalnızca bir olduğuna göre, sınırlı değildir. bir devinmez, ne de devimsizdir. devimsiz olmak olmamaktır, çünkü ona hiçbir başkası gelmez, ne de kendisi bir başkasına gider. ama devindirilmek çok olmak demek olmalıdır, çünkü biri bir başkasına devinmelidir. böylece bir ne dingindir ne de devinir, çünkü ne olmayandır ne de çoktur. tüm bunlarda böylece belirtilen tanrıdır. tanrı ilksiz-sonsuz ve birdir, kendisi gibi ve küreseldir, ne sınırsız ne de sınırlı, ne dinginlikte ne de devimdedir...."
  • islam dininin kutsal kitabını ver peygamber hadislerini en az sümer mitolojisi kadar etkilemiş antik çağ düşünürüdür.

    (bkz: dinlerin kaynağı)
  • "ve insan tanrı'yı kendi suretinde yarattı." gibi bi sözü var yanlış hatırlamıyorsam.

    edit: yani şimdi "tanrı insanı kendi suretinde yarattı" lafı bu büyük dinlerin kitaplarıyla geldi diyebilirsiniz. bu adam antik yunan'da nasıl buna karşılık gelen bişey söyleyebilir filan gibi şeyler. belki de tam olarak bunu söylememiştir de işte o zamanın çok tanrılı dininin aksine tek tanrıyı savunurken tanrıların heykellerinin de insan görünüşünde olması sonucu bu minvalde bişeyler söylemiş olabilir. ama sonuç olarak bunun karşısına düşen bi yerlerdedir yine. bilemiyorum.
  • anaksimandros, ksenophanes ve dönemin yunan filozofları; dünyayı, doğayı ve evreni doğaüstü güçlere ve tanrılara başvurmadan akılcı yollardan açıklamaya çalışmış ilk filozoflardandır. aynı zamanda ilk kozmologlardır. bilimsel düşüncenin doğumuna büyük katkı sağlamışlardır. yöntemleri modern bilimle şu ortak noktaları barındırmaktadır; fikir ve teorileri
    - inccelenebiliyor, mantıkları sorgulanabiliyordu
    - eleştirilebiliyor ve kıyaslanabiliyordu
    - ve en önemlisi terk edilebiliyordu.
    birçok kültürde bireyler mitolojilerini sorgulamaya cesaret edemezken, tartışmayı çok seven yunanlı bir grup filozof bir araya gelerek teorileri inceler, mantıklarını sorgular ve en sonunda hangisinin akla daha yatkın olduğunu belirlerlerdi. başka toplumlarda ise mitolojik öyküler imanın şartlarından sayılırdı.
  • kesin hakikate gelince, bilen yoktur onu
    ne o bilinir ne de tanrılar
    ne de konuştuğum bütün bu şeyler hatta
    çünkü, şans eseri bir son hakikati dile getirecek olsa
    kendi de bilmeyecek bunu
    çünkü her şey tahminlerden dokunmuş bir ağdan ibaret.

    demiş egeli zat.