şükela:  tümü | bugün
  • belli basli gerizekali ayraclarim var. bunlardan birisi de komunizm.

    birisi tarih okumadan etmeden komunizmi ovuyorsa direkt bu adam ya gerizekali ya da dusuk kaliteli insandir diyorum. turkiye'deki komunistlerin cogu da boyle. edebiyat okuyup, kirlarda bahcelerde komunizm yetissin istiyorlar.
  • kubali bir ispanyolca hocam var. kuba'yi ona overseniz sizi dover. 18 yasinda evlilikle cikmis kuba'dan. baska turlu ulkeyi terk etmek mumkun degilmis o zamanlar. kuba son derece fakir, yoneticilerin sosyal sermayeyi yedigi kapali, otoriter hatta fasist bir ulke. iyi seyler saglikta gelismeler sunlar bunlar elbette olacak. ama bu genele vuruldugunda iyi yonetisim oldugu anlamina gelmiyor. kuba ovulecek bir yer degil. ben bir yer oveceksem hollanda'yi ovmeyi tercih ederim sahsen.
  • cok basit.

    ovuluyor cunku modern dunyaya ait sorunlarin cogu orada yok. stres, yabancilasma, yalnizlik, trafik, cevre kirliligi, beton yiginlari, is yerinde emek somurusu, gida ve saglik gibi basit ihtiyaclarini karsilayamama riski, evsizlik, vs vs.

    kubalilar kaciyor cunku modern dunyaya ait faydalarin cogu orda yok. para kazanma imkani yok, ipad yok, seyahat yok, hizli internet yok, modern araba yok, vs vs.

    kubayi sevip sevmeme, kacip kacmama karari usttekilerden hangisine deger verdiginize bakar. bir de kubalilarin modern dunya sorunlariyla karsilasmamis olmalarindan, disarinin hep iyi taraflarini gormelerinden kaynakli bakis acisi sorunu var.

    sunu da unutmamak lazim ki olmayan seylerin cogunun sorumlusu sistemin kendisi degil abd'nin uyguladigi ambargo.
  • enteresan bir sorunsal.

    malum bolca övülen ülkelerden biri de küba. sözlükte sosyal medyada küba övülür hatta küba’ya gitmek bir yerde komünist haccı gibi birşey. maddi imkanı olanlar havana’yı tavaf ediyor, che’nin mozolesi önünde kapitalizme sövüyorlar, dönerken hediye getiriyorlar.

    madem küba bu kadar güzel memleket, kübalılar niye küba’dan kaçıyor?
    record numbers of cubans fleeıng to lıve ın the u.s.
    how more cubans are fleeing for the us than ever
  • futbol milli takımı oyuncuları kanada'ya kaçmış, son 17 yılda kaçan milli futbolcuların sayısı 44 olmuş
    https://twitter.com/…ena/status/1171451734796824576
  • bizim "fakir ama mutlu mottosuna" kendimizi inandırmak için söylenen yalanlardan biridir.

    güzel kardeşim sağlık vs iyi diyorsun da kim yararlanıyor bir bak bence. yüksek askeri veya yönetici zümresi mi yoksa halk mı?
    hayır işin tuhafı tıbbi ekipman satın almadan veya üretmeden nasıl tıp gelişmiş diyorsunuz anlamıyorum. ilaç vs bulundu yapıldı diye hemen tıp iyi demek işin kolayına kaçmaktır.

    kendinizi yöneticilere sömürtmek isteyene güzel bir yer tabi.

    sosyalist, tabanlı yönetim biçimleri kimseyi zengin etmez ortalama altı yaşantın olur o kadar.
  • sosyalist ülke olma iddiasında olup vatandaşlarına yurtdışına çıkış yasağı koymamış tarihte bir tane bile ülke yok, anlayın oradan nasıl süper bi sistem olduğunu.
  • zaten bir komünistler iki müslümanlar, bunlar her fırsatta kendi yönetimlerinin en süper olduğunu iddia ederler ama fırsatını buldular mı... taaak topuk!

    soran ikisi de sistemlerinin mükemmel olduğunu ama uygulayanların mükemmel olmadığını söyler. uygulanması için mükemmel uygulayıcıya ihtiyaç duyan bir sistem mükemmel değildir zaten. uygulayanlar mükemmel olsa şirinler köyü sistemi bile mükemmel işler. maharet mükemmel olmayanların bile yürütebileceği mükemmellikte bir sistem kurmaktadır.

    hadi komünizm allah yapısı değil kul yapısı, müslümanların bahanesi ne acaba?
  • (bkz: zorla güzellik olmaz)

    zorbalıkla yapacağınız her şey geri teper. bizim sevgi kelebeği solcularımızın kendileri dışında her şeye "gerici" damgası vurup zavallılıktan zavallılık beğenmelerinin esas sebebi bu.

    kibirden arınamamış hiçbir düşünce sizi ileri götürmez. bırak ileri gitmeyi, yerinde bile saydırmazlar adama. demir perde ülkelerinin halini görüyorsunuz. kimi maddi kaynaklara çöreklenmekten, kimiyse bunların ötesindeki fikir kıtlığından çöktü. son kertede, tek tip insan yetiştirme gayesi olduğunu yarım ağızla itiraf eden, insan ürünü olduğu halde hata yaptığını kabul etmeyen her kişi ve kurum egemenlere hizmet eder. egemenlerin de sağı solu olmaz, her zaman sömürecek insan kaynağı olur.

    rüşvet/hırsızlık dağlarından, kolhoz simsarlığından; dünya vatandaşlığını paravan olarak kullanıp kritik mevkilerde über milliyetçiliğe tutunmaktan utanmayanların bu vakaları "kara propaganda" olarak görmesi doğal. her otorite birilerini bertaraf etme düşüncesiyle gücünü kabul ettirir.

    ister küba olsun ister sovyetler fark etmez. bugün türkiye'de solculuk oynayan enver aysever tarzı mini komünizm eksperlerinin komik duruma düşmesinin nedeni büyük ölçüde bu işte. bu tarz çelişkileri afişe etmesi açısından da efsane bir skandal aslında. çökmüş sistemlerini "kurtuluş" olarak pazarlamaktan hala utanmayan, köhnemiş fikirlerinin eleştirilmesini her seferinde kendilerinden daha berbat durumdaki liberalleri kalkan olarak kullanıp erteleyen; ana akım medyadayken suya sabuna patronlarının izin verdiği ölçüde dokunurken, oralardan şutlanınca bir anda "halk" için haber yapmaları gerektiği kafalarına dank eden zavallı bir güruh işte bunlar.

    neyse daha gömerdim de, biraz başka arkadaşlar toprak atsın.

    edit: paragraf ve anlatım bozukluğu.
  • yarım çember halinde toplanın etrafıma, hepinizi görmek istiyorum. seni, seni, seni de.

    geçen bir arkadaşla konuşurken söz tanıdığı birinden açıldı. dedi ki iran'daki şeriat rejiminden kaçmış, çok zorluk çekmiş, türkiye'ye sığınmış, çok zeki bir çocuk. önce iletişimin doğası gereği bu söyledikleri gerçekmiş gibi kulaklarımdan beynime sızdı, görüntülere, olgulara, olaylara dönüştü ve havsalamda yerini aldı. sonra birden "dur lan" dedim "noluyor". benim de bir sürü tanıdığım iranlı var. çoğu okumaya etmeye gelmiş, bir sürüsü azeri kökenli, türkçe'ye de hakimler, keyifleri yerinde. evet bazı açılardan buradaki ortam daha iyi ama bazı açılardan da daha kötü.

    sordum senin bu arkadaş nasıl acı çekmiş, şeriat'tan kaçmak ne demek? zina yapmış da idam sırasında mıymış mesela? gerçi bilmiyorum iran'da var mı böyle uygulamalar. yok dedi, iran'da hukuk okumuş, orada şeriat hukuku dersinde anlatılanlar çok ağır gelmiş. ah dedim kıyamam, gerçekten büyük badire atlatmış. iyi ki hemen kaçıp gelmiş, yoksa kim bilir başına neler gelecekti.

    beyler, evet siz. dikkatinizi rica ediyorum. abartmayı seven canlılarız. hepinizin etrafında "türkiye'den siktir olup gitmek istiyorum" diyen birileri vardır, giden de vardır. fransa'ya, almanya'ya, amerika'ya vs. emin olun oradaki yeni sarışın arkadaşları sorunca onlar da üstteki iranlı kardeşimiz gibi tamamen abartı, aşırı duygusallaştırılmış hikayeler anlatıyorlar. mesela diyorlar ki dolmuşa tek başıma binemezdim, dolmuşçular kaçırıp tecavüz edip, öldürebilirlerdi. yaşanmıyor mu böyle olaylar? elbette yaşanıyor. ortaokuldaki din dersinde anlatılanlardan örnekler de verebilirler. bize bunlar anlatıldı, beynimiz yıkandı diyebilirler. askerden, siyasi ortamdan, alıp başını yürümüş ahlaksızlıklardan, hayat pahalılığından da dem vurabilirler. hepsi de bir noktaya kadar doğru açıkçası bunların.

    ancak olay bu değil dostlarım. ırmağının akışına ölürüm diyen adam nasıl kafasızsa, spesifik olayları dramatize ederek anlatan adam da aynı derecede kafasız. limit sonsuza giderken bu ikisinin kafasızlığı tek bir sabit değere asimptotik olarak yakınsayacaktır ve bir araya geldiklerinde ise pozitron-elektron çifti gibi birbirlerini yok edeceklerdir. özgecan cinayetini örnek gösterip de ted bundy, ed kemper, john wayne gacy'nin anavatanına kaçmak mesela bazılarınıza çok makul gelebilir ancak ben yemiyorum bunları. kürtlere ermenilere yapılanı örnek gösterip de amerikan yerlilerini katletmelerini kutlayanların vatanına gitmek de size çok normal gelebilir ancak bunu da yemiyorum. yanlış anlaşılmasın, bunlar doğruydu vs demiyorum, bunları gerekçelendirmiyorum, normalize de etmiyorum. sadece bunları bahane olarak, sebep olarak ortaya sunmak zavallıca ve gerçekdışı diyorum. dünya üzerinde bir tane ülke bulamazsınız ki zamanında birilerinin anasından emdiği sütü burnundan getirmemiş olsun, bir tane şehir bulamazsınız ki arka sokaklarında en acayip suçlar işlenmemiş olsun.

    her ülkeden, şehirden, aileden, kurumdan kaçıp gidebilirsiniz ve dönüp de baktığınızda gerçekten sonsuz sayıda böyle dramatik hikaye bulabilirsiniz paylaşabileceğiniz. ancak sanmayın ki siz gerçekten bu sebeplerden dolayı gidiyorsunuz. gidiyorsunuz ve bu sebepleri mazeret gösteriyorsunuz.

    küba'da da durum bundan farklı değil emin olun. küba iyidir ya da küba kötüdür demiyorum. küba'ya kafam girsin. demek istediğim başka bir şey. küba'da da emin olun ırmağının akışına ölen bir tayfa da var, sosyalist devrimi anma yıldönümlerinde sokağa çıkıp çılgınca haykıran da var, sikerim küba'yı ben nba'de oynamak istiyordum aslında diyen adam da var.

    olay bunların ötesinde. hayat tüm bu zırvaların bittiği yerde başlıyor. ben kimim, karakterim nelerden mürekkep, neler beni üzüyor, neleri düzeltmeye çalışıyorum, tembel miyim, cömert miyim, algım açık mı, eleştirel miyim, dogmatik miyim... bu sorulardan iran'a, fransa'ya, türkiye'ye, amerika'ya giderek kaçamayız. bunlar da o uçağa bizimle birlikte binecekler ve emin olun ki kendi kendinize çizdiğiniz o dramatize sis perdesinin arkasında sürekli sizinle olacaklar.