şükela:  tümü | bugün
  • çiğli ikinci ana jet üs komutanı hava tümgeneral.
    darbeci diyollaa... akıncılar'da yetkili olarak bu varmıış galiba.
  • o gece, akincilar ussunde bulundugu hem 17 temmuz tarihli oda tv haberinde hem de akin ozturk'un ifadesinde gecmesine ragmen hakkinda konusulmamasi garip... hatta darbenin elebaslarindan olduklari iddia edilen muharrem köse ve mehmet dişli'nin de pek adı duyulmuyor...

    http://odatv.com/…-ve-saat-kacta-ogrendi-1707161200
  • 2006 yılında emekli albay osman yıldırım tarafından hakkında dava açılmış.

    http://www.hurriyet.com.tr/…a-tazminat-soku-4263223
  • 'darbenin liderilerinden' olduğu söylenen, hakkında dört entry olan insan.

    ilginç.

    kim kime çalışıyor? akın öztürk'ün ifadesi her yerde dönerken bu şahıs hep sustu mu, bunun ifadesi yok mu? kendisi, darbeyi organize edenlerdense neden kimse hakkında konuşmuyor?
  • her ifadede adı geçen ama kendi ifadesi basına sızdırılmayan komutan. kendisi hakkında çok az şey biliyoruz.
  • akın öztürk ve hulusi akar'ın darbeyi engellemeye çalıştığını beyan eden tümgeneral.

    fetöcü olduğu iddiasını reddetmiş ve yurtta sulh komitesi diye bir yapıdan haberdar olmadığını söylemiş.

    bugün de darbeciyi bulamadık desenize.
  • darbe bildirisinin okuma provasını akıncılar üssünde darbe öncesi yapmıştır.
  • emekliasubaylar.org sitesinden alıntıdır.

    ''kelepçeli generalin hatırlattıkları....

    akşamüstü haberlerinde gördüm seni, iki yanında iki jandarma eri yürüyordun.

    bir telefonla askeri savcıları harekete geçiren kudretli generalden çok tatil yolunda bir şeyler yemek için durduğum yol üstü kahvaltıcısında; “organik zeytin, bahçe domatesi, ev reçeli” filan bir solukta menüyü sayan yorgun garson gibiydin.

    bir seneden fazla oldu hapistesin, biliyorum.

    on beş temmuz akşamı, jilet gibi ütülü general üniformanla, nişan, madalyalarınla filan gerdeğe girecek damat gibi heyecanla darbe bildirisi okuma talimi yaparken kamera önünde “arkadaş ziyareti, gezmek için” geldiğini söylediğin üsten kalkan pilotlar sivillerin üzerine bomba yağdırıyordu. aynı gece izinsiz terk ettiğin “komutanı” olduğun izmir’deki üsteyse altına dört çarpı dört jeep tahsis ettiğin üs astsubayı, ekibi alıp karşısına “terörist yakalayacağız” diye üç helikopter dolusu adamla birlikte marmaris’e uçmak için saat sayıyordu.

    bir masumun ölümü kötüdür ama o masumun ölümünü unutmak çok daha kötüdür derler.

    o zaman hatırlayalım ki, satır arasında kalmasın.

    muhabereci hava asb. kd. çvş. gökhan yıldırım somalıydı. madenci olmak soma’nın kaderi. madene inenin kaderiyse…

    gökhan kaderine meydan okudu, çalıştı-çabaladı. havacı asubay olduğu gün yaşlı anasıyla fakir babasının gururu oldu. üç kuruşa kömür madeninde kazma sallamak, ölümle burun buruna yaşamak yerine çiğli hava üssü’nde muhabere asubay olarak göreve başladı. kim bilir, üç yüz küsur madenciye mezar olan soma faciasından kıl payı kurtulan ağabeyine sarıldığında anacığı, gökhan’ı aklına getirip “en azından sen emniyettesin oğlum” diye iç geçirmişti.

    öyle ya, madencinin fıtratındaki ölüm; gökhan’a değmez sandı, sandığına inandı yaşlı anası, fakir babası.

    ama komutanın her nedense uçak hangarlarına gizli kameralar takası geldi.

    derhal ihaleye çıkıldı, temin edildi kamera, kablo, vida ne lazımsa. ihale şartnamesinde tedarikçi firmanın takması, ayarlaması gereken kameraları monte etme görevi nedense muhabere asubayı gökhan’a verildi. hak edişini en yükseğinden cebine indiren firmanın patronu mu rica etti bunu fiyakalı generale makamda kahve içerken ya da “biz de adam bol, harcanacak” diyerek fiyakalı general mi “ben de o iş” buyurdu patrona bilmiyoruz.

    ama görev kutsaldır askeriyede.

    hele hele fiyakalı bir generalin buyurduğu emri sorgulamak kimin haddine. derhal ve ikiletmeden sekiz küsur metrelik hangarın tepesine çıkarıverdiler gökhan’ı. gökhan; “ben yapamam bu işi” diyebildi mi, “yüksekten korkarım biraz, biraz da emniyetsiz değil mi ipsiz-kemersiz oraya çıkmak” diye mırıldanabildi mi acaba koca üssün anası devlet malı son model jeepiyle görev taksimatı yapan üs kıdemli astsubayı’na maalesef bilmiyoruz.

    ama gökhan düştü.

    gökhan düştü, üssün kıdemli astsubayından fiyakalı generaline kadar “sorumsuz sorumlu” kim varsa tekmil hepsi kenara çekildi.

    handiyse kendi kendine çıkmıştı gökhan hangarın tepesine, kendi kendine düşmüştü ezcümle ölümünden kimsecikler sorumlu değildi. temad hukuk komisyonu başkanı avukat erkan akkuş’un başvurusuyla alelacele hazırlanan bilirkişi raporuna göre zaten o üste komutan filan yoktu, herkes kafasına göre iş yapıyordu. gökhan da bu durumdan zahir vazife çıkarıp hangar tepesine kendi kendine çıkmıştı. üstelik bilmem ne talimatına bir güzel uysun, fiyakalı generalimiz üzülmesin diye hangar yüksekliği iki-üç metre kısalıverdi raporda.

    bilirkişiler okudu, imza etti tutanağı. askeri savcı “kovuşturmaya ne gerek var” kararı buyurdu sonra gökhan, soma’da madenci şehitliği’ne defnedildi.

    seni akşam haberlerinde ellerin kelepçeli, jandarmalar arasında gördüm.

    göz göre göre ölüme yolladığın gökhan’ın hikâyesini öğrendiğim gün kendime söz vermiştim. o üssün komutanı kimdir bilmek, adını bile öğrenmek istemiyorum demiştim kendi kendime.

    biliyordum çünkü adı ahmet’se mesela; o ismi her duyduğumda midemin bulanmasına ve öfkemin kabarmasına engel olamayacaktım artık.

    o masum çocuğun ölümündeki sorumluluğunu inkâr edip elinin altındaki askeri savcılara aklatan, karargâhtaki adli müşavirlere filan temizlettikten sonra bir insanın çocuklarına nasıl sarıldığını, akşam yemeğinde karısının yüzüne nasıl bakabildiğini, nasıl huzurla uyuyabildiğini aklım-vicdanım almıyordu bir türlü.

    ama yanılmışım.

    hatırlıyor musun bu siteden “benim adım gökhan, ölümümden kimse sorumlu değildir” başlıklı bir yazı kaleme alıp, yayımlar yayımlamaz beni, bizleri şimdilerde ne cehennemde oldukları belli olmayan askeri savcılarına şikâyet ettirip, siber suçlar polisi filan kapıma gönderdiğin tebligat ile savcılığa ifadeye çağırtıp sesimi(zi) kısmak hususunda hiç vakit kaybetmedin.

    hatırlıyorum; küçükçekmece adliyesi’nde yazdığım, yayınladığım her şeyi kabul ettikten sonra ifademi alan savcı, şaşkınlıkla yüzüme bakıp şöyle bir şey sormuştu; “siz denizcisiniz, üstelik emeklisiniz, bahse konu arkadaşımızsa havacı ve tanımıyorsunuz bile… peki o zaman neden…?”

    bilmiyorum ama emri veren fiyakalı general eskisi kubilay selçuk, üssün anası kıdemli astsubay eskisi zekeriya kuzu, bilirkişi raporuna imza atanların üstünden attığı yükün ağırlığı bazen kilometrelerce ötede birilerinin boynuna asılı kalıyor böyle işte.

    akşam jandarmaların arasında süklüm püklüm yürürken aklıma düştü bütün bunlar. o lanetli gece boyunca her ne halt ettiysen adil bir şekilde yargılandıktan sonra sonucuna en azından bu kez cesurca, askerce katlanabilmeni diliyorum.

    gökhan’ı da rahmetle anıyorum. ''

    mustafa c. sadakoğlu
  • akıncılar değil akıncı üssü öğrenin şunu artık yahu