1. sosyal-psikoloji deneyleri içerisinde, belki de en çok ses getirenidir "little albert experiment". deney (kısmen de olsa) sonuca ulaştırıldıktan sonra bilim dünyasında şok etkisi yaratmış ve deneyi yürüten(ler) yaylım ateşine tutulmuştur. sebeplerine gelince, şunları söyleyebilirim:

    - deney, adındaki gibi "little" yani "küçük" bir şahıs üzerinde gerçekleştirilmiştir.
    - deney, deneğin rızası bir yana, ailesinin rızası dahi alınmadan gerçekleştirilmiştir.
    - deney, küçük yaşta bir çocuğun psikolojik gelişimini hedef almakta ve bu hedefle birlikte neler görüleceğini amaçlamıştır.

    bunları söyledikten sonra, deneye ve deneyin sonuçlarına geçebilirim sanırım:

    "little albert experiment" adından da anlaşılacağı üzere, albert isimli bir çocuğu (daha doğrusu bebeği) konu almaktadır. albert, annesinin görevli olarak çalıştığı bir hastanenin kreşinde, annesi çalışırken bakılan çocuklardan biridir. değişik çalışmalar deneyip sosyal-psikoloji alanında çığır açmak isteyen araştırmacılar (iki kişiler) albert'ı gözlerine kestirip üzerinde deneyler yürütmeye başlıyorlar. bu deneylerden ilki, beyaz bir fare ile yapılıyor. söz konusu deneyde, albert oyun alanında oynarken yanına fare getirtiliyor. albert da doğal olarak fareyi mıncıklayıp onunla oynuyor. daha sonra, araştırmacılar, albert elini fareye her attığında iki adet çubuğu birbirine vurup ses çıkartmaya başlıyorlar. albert da başta anlam veremiyor ama sonrasında artık fare ile oynamayı kesiyor ve seslerin şiddeti sebebiyle ağlamaya başlayıp korkuyor. deney yürütücüler, sonraki günlerde deneyi bir adım daha ileri götürüp albert'ın tepkilerini ölçmek amaçlı, fareyi beyaz tavşan yapıyorlar ve deneye devam ediyorlar. albert tavşanı gördüğünde de ağlamaya başlıyor. daha sonra, deney yürütücüleri, şartlanmışlığın son adımını ölçmek amaçlı tüylü beyaz şeyler giyip albert'ın yanına gidiyorlar. albert artık fare ve tavşan dışında beyaz tüylü şeylerden de ürkmeye başlıyor ve ağlıyor. deney amcalarımızın nazarında sonuca ulaşma yolunda hızla ilerlerken, albert'ın annesi deneyi ve olanları fark ediyor. albert'ı derhal hastaneden götürüyor. deney yürütücü amcalarımızın deneyleri sonuca ulaşmasa da, büyük veriler elde ediliyor. zirâ, albert'ın üzerinde oluşturulan koşullanma kanıtlanmış oluyor ve abilerimiz verilerini yayımlıyorlar. yayımlanan veriler, albert'ın koşullanması geri alınmadığı için bilim dünyasında çok büyük tepkiler çekiyor. deney yürütücüleri "vahşi" olarak adlandırılıyor. deney böylece sonlanıyor ama, albert unutulmuyor: http://www.sussex.ac.uk/…documents/harris_-1979.pdf

    başlı başına bir dönüm noktası sayılan ve hemen her sosyal-psikoloji deneyi yapıp koşullanmayı inceleyen bilim adamlarının çıkış noktası olan "little albert experiment" sonraki yıllarda da, bilim adamlarının meşguliyetlerinden biri oluyor. zirâ, bilim adamları bunun etik olmadığını düşündükleri için böyle bir deneyi yapmış olsalar bile duyuramıyorlar ama, kaynak olarak hep bu deneyi kullanıyorlar. kim bilir belki ne kadar daha "little albert experiment" yapılmıştır da, tepkilerden korkulup duyurulamamıştır. mümkün.

    kaynak: wikipedia.

    (bkz: insanlar üzerinde yapılan deneyler)
  2. türkiye'de tersane patronlarının filika testinde filikanın içine insan doldurup "bakalım suya düşüp bir tehlike yaşayacaklar mı yoksa güvenli ve sağ bir şekilde denize inecekler mi" diyerek yaptıkları ve insanların doğrudan ölümüne yol açan deneyler yanında çok masum bir deneydir.
  3. benim merakım; bu little albert'a sonrasında ne olduğu. albert, öğrenme psikolojisi adı altında klasik koşullandırılma ile korku tepkisi yapılabilir mi, çerçevesinde deneye tabi tutulmuş. yani bu çocuğa classical conditioning ile fear conditioning yapıldı.

    iyi güzel de sonra ne oldu bu çocuğa? tedavi edildi mi? hayatına nasıl devam etti. bu çocuk kutuplara yakın bir yerde yaşasa kürk korkusu ile ne bok yiyecekti.

    1900'lerin başı, psikolojik deneylerde daha etik diye bir şey yok; bunu anlıyorum. ama yine de bu çocuğun haline acımazlar mı ya?
  4. masum albertın birtakım bilimsel ıvır zıvır yüzünden psikolojisinin sikilmesine halkın tepkisi çok büyük oldu. deneye sinirlenen mahalleli watsonu linç etmeye kalktı. sonra watsonun asistanıyla gayrimeşru ilişkileri ortaya çıktı. gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlandı. bu sırada masum albert ne yapıyo ne ediyo bilen yok. zavallı çocuk nerde tüylü bişey görse ödü kopuyo melek yavrum benim. neyse baktılar ki bu watson puştun teki bunu akademiden siktirettiler. bu da gitti reklamcı oldu ibne. ihtiyacımız olmayan bi sürü saçmalığı satın almamız için çalıştı durdu, hepimizin ruhuna sıçtı. alberti de okula yazdırdılar, herşeye ağlıyodu zavallı. çok sıkıntı çekti, çok horlandı; notları da bok gibiydi. karnesi hep sıfır doluydu. okumaz dediler, "okuyom" dedi. yapamaz dediler ama yaptı.

    (bkz: işte bu öğrencinin adı albert einstein'dır)
  5. ne kadar klasik koşullamaya güzel bir örnek oluşturmuş olsa da, kesinlikle etik olmayan bir deneydir. eğer bu çocuk 6 yaşında ölmüş olmasaydı, kim bilir yetişkinlik döneminde ne tür sorunlar yaşayacaktı.
  6. albert'ın sekiz yaşında öldüğüne dair duyumlar almışımdır. watson ise albert'ı ve deneyi sanki sağlıklı bir bebekmiş gibi anlatmış ve bilerek yalan söylemiştir. sosyal psikoloji deneyi değildir, klasik koşullanma deneyidir bir nevi. kendisinin de psikolojisi ciddi seviyede bozuk bir insan olduğunu düşündüğüm bir "psikoloğun" kurduğu ve bütün disipline egemen olmuş bir akımı destekleyici sonuçlar bulunması için watson tarafından hiç edilmiş bebektir.
    sevmiyorum ben bu davranışçılığı yahu!

küçük albert deneyi hakkında bilgi verin