şükela:  tümü | bugün
  • isimler ve tarihler bulanik olsa da yasattigi hissiyat unutulmaz olan gol. 1996-1997 sezonunda valencia-besiktas uefa 3. tur macinda hayat bulmus goldur. besiktas o sene avrupa'da sasilacak derecede iyi gitmis, fakat ceyrek finale bir tur kala valencia ile eslesmistir. ilk mac deplasmandadir ve besiktas amokachi'nin bos kaleye bir metre uzakliktan usten auta attigi suta ragmen (ki o sut apayri bir baslik konusudur) 1-0 gibi deplasman icin avantaj sayilabilecek bir skorla maglup durumdadir. derken olaylar gelisir. besiktas defansindan kucuk ali adinda, soyadini su anda hayatta hatirlayamadigim(edit: ali günçar'dı adı. molosztash'a tesekkurler), buyuk ali olarak anilan ali gultiken jubile yaptiktan sonra bile yillarca "kucuk" sifatiyla anilan futbolcu ters bir vurusla topu kendi kalesine gonderir, besiktas kalecisi mrmic topu kurtarir ve top bosta kalir. olayin bu noktasi tam bir film gibidir, agir cekimde futbol okullarinda izletilmesi gereken bir ibret tablosudur. mrmic'in kurtardigi ve bosta kalan topa mrmic ve ali ayni anda hamle yaparlar, resmen ikisi ayni anda ayni topa dogru kosmakta, birbirleriyle yarismaktadir. besiktas taraftari dunyanin en bahtsiz taraftari oldugu ve kucuk ali denilen futbolcu arkadas kafa bolgesindeki agirlik eksikliginden dolayi daha hizli kostugu icin kucuk ali topa daha once yetisir, hamlesini yapar, topa mrmic'den once harika bir dokunus yapar ve topu besiktas aglarina gonderir. bu noktada onemli olan golun gorsel guzelliginden ziyade hazirlik asamasindaki azimdir. mac 3-1 sonuclanmis, kendi kalemize gol atmis olmamizin acisi bize yetmiyormus gibi ispanyol basini ertesi gun "tek vurusta kendi kalesine gol atan futbolcu cok gorduk, ama iki vurusta atanina ilk defa rastliyoruz" diyerekten tasak bilem gecmistir. bir sene boyunca bu futbol zekasina edilen kufurler yeryuzunde emsalsizdir.

    edit: golun herhangi bir goruntu kaydi elimde bulunmadigindan detaylarda hata olabilir, fakat ali guncar'in iki vurusta topu kendi kalesine soktugu yercekimi kadar degismez bir gercektir.
  • gerçekten çok saçma bir goldü. amokachi'nin kaçırdığı gol ile birlikte uzun müddet gözümden gitmemiştir. anlatayım...

    mrmic'in ya da kendisinin tek başına alabilecekleri kadar rahat bir pozisyonda mrmiç ve ali çarpıştıkları için ali'nin kornere göndermek istediği top kaleciye göre sağ direğin dibinden içeriye girecekmişçesine yavaşça yuvarlanmaktadır. bunu gören ali, gol olmasın diye hızla topa koşar. bu esnada top direğin dibine çarpmış, çizgi üzerinde hafif içeriye meyilli olarak yoluna devam etmektedir. yani ali topa dokunmazsa gol olacaktır. bunun üzerine ali, kale çizgisi üzerinden topu uzaklaştırma denemesi yaparak topa olanca hızla vurur, top az önce çarptığı direğin hafifçe içerisinde filelerle buluşur.

    o maç 3-1 bitti. istanbul'daki rövanş da 2-2. elendik. ama amokachi'nin kaçırdığı gol, bu kendi kalemize attığımız gol, istanbul'da mehmet'in sayılmayan golü gibi ayrıntılar düşünüldüğünde şu sonuca varıyoruz:

    (bkz: eleyebilirdik yaaaaaa)
  • beşiktaş'ın avrupa kupalarındaki malum kaderinin bir parçası. valla bir şey oluyor bu adamlara bu maçlarda.
  • tanrının, şansın, hakemlerin tamamıyla valencia'nın yanında yer aldığı iki maçta atılmış 8 tuhaf golden en tuhafı.öylesine 2 maç oynanmıştı ki maç görüntülerinde tarih yer almasa maçları 54 dünya kupasından kalma görüntüler sanabilirdik.öyle ki en ilginci ilk maç türkiye saatiyle 23.30'da başlamıştır ki ben bunun bir örneğini daha henüz görmedim. daha ilk yarıda marijan mrmic kalitesine yakışmayan 2 kötü gol yemişti.sonradan yine garip bir şekilde beşiktaşım kornerden gelen bir topta oktay derelioğlunun kafa vuruşuyla bir gol atmıştı ki işin garip olan yolu beşiktaşımın kornerden gelen bir topla attığı ender gollerdendir.ve maçın sonlarına doğru ali günçar o efsanevi gole imzasını koyar.yalnız unutulmaması gereken alinin kaleye giren 2. vuruşunda topun çatal diye nitelendirdiğimiz bölgeye çarpıp girmesidir ki buna da lamba gol deriz.
    ahlar vahlar içinde 2. maça çıkılır, maç başlar ve maçın hemen başında şifo mehmetle bir gol atarız, golden sonra sonra inönü'de meşaleler yanar, futbolcular sevinç yumağı oluşturur, rasim hoca* kulubeden çıkar ve sevinir.ancak hakem bu sahte güzelliklere son noktaya koyar ve ofsayt düdüğünü çalar. gol aslında temiz bir goldu ancak beşiktaş'ın hakemlerle arasında husumet uefa tarafından da uygulamaya alınmıştır bir kere. daha sonrasında serdar topraktepe inanılmaz bir golle efsanevi kaleci zubizarettayı avlar. ancak bu golden sonra 2 karbon kağıda basılı gol yeriz ve oktay bir penaltı goluyle skoru belirler.
    ali günçar'ın attığı bu gol beşiktaş'ın o yılki zaten fazlaca ilerlemiş avrupa macerasını bitirir ve efsane olur.
  • daha az bilinen örneği ise leverkusen ile yapılan bir sezon öncesi hazırlık maçında yaşanmıştı. hafızam beni yanıltmıyorsa bu golde ali'nin kornere atmaya çalıştığı top direkten geri dönüp kendisine çarpmış ve ağlarla buluşmuştu. önceki sezon yaşadığı valencia faciasından sonra takımda zaten pek düşünülmeyen ali de bu sakarlığıyla iyice gözden düşmüştü.
  • hayatimda gittigim tek yurtdisi deplasmani macinda bana yakin olan kalede gerceklesmesine ragmen, hala bugun nasil oldugunu anlayamadigim goldur. bir mac icin ah keske evde izliyor olsaydim dedigim sayili anlardandir, zira o pozisyonun tekrarini taa ki turkiyeye geri donunceye kadar gorememistim. kucuk ali ile sirf bu gol uzerine bir roportaj yapilmalidir
  • bu gole ithafen, fenerbahçeliler şu saçmalığı bulmuştu:

    nijerya nın piçi
    daniel amokachi
    nasıl koydu ama
    mrmiç e ali

    cevap gecikmedi tabii ki:

    nijeryalı piçler
    sizde iki tane
    okochayla uche
    ibne fenerbahçe
  • biri artık ne olur bu golün görüntüsünü artık vhs'den mi çıkaracak ne yapacaksa bulsun ve bana özel mesajdan ulaşsın. hayır bir şey değil, olay kafamızda döne döne prekazi'nin monaco'ya attığı gol'e dönecek diye korkuyorum.
  • buldum! yemin ederim buldum ulan! bunca yıllık arayıştan sonra bir anda içime doğdu, youtube'a bir baktım ki aniden orada belirmiş.

    http://youtu.be/znsf-0uygt8
  • golü izleyince buradaki yazarlara edebi performansları için tebrik etmemek mümkün değil, anlatılanların golle zerre alakası yok. benzeri performansta entry görmek isteyenler şu başlığı da inceleyebilirler.

    (bkz: antonin panenka)

    iyi ki teknoloji var yahu. şunlar zamanla nelere nelere dönüşecekti kim bilir?