şükela:  tümü | bugün
  • aka "sergius ve bacchus" bugunku istanbul samatya'da 500lerin basinda* yapilmis nadir merkezi planli kiliselerden biri. kardesi ravenna'daki san vitaledir. icinin orjinal halini hayal etmek icin kardesine bakmak gerekebilir. osmanli doneminde* camiye cevrilmis, atrium sonradan bugun el sanatlari kursu olarak kullanilan medrese haline cevrilmistir. filler ve cimen'de burada ebru yapilir. yanindan tren raylari gectigi icin habire sallanir.
  • imparator jüstiniaus tarafından 527-536 yılları arasında yaptırılmıştır. sergios ve bakhos adlı iki azize ithaf edilmiştir. bizans'ta ender görülen bir örnek olarak önemlidir. fetihten sonra 1504 yılında kilise, atriumun yerine beş kubbeli hal ve vaziye hücreleri ekleten kapuağası hüseyin ağa tarafından camiye dönüştürülmüştür.
    burada ilgi çekici husus iç kısımda sütunların üzerinde yer alan bir kitabe frizidir
  • 1504 yılında kapuağası hüseyin ağa tarafından sergios-bakhos kilisesinin atriumun yerine beş kubbeli hal ve vaziye hücreleri eklemek suretiyle camii yapılmıs mekan.
  • bu kilisenin hikayesi oldukça ilginçtir, justinyen henüz tahta çıkmamış, amcası (justin idi yanılmıyorsam) imparator iken imparatora karşı bir isyan girişimi olur, amcası olaya justinyen'in de karıştığını düşünür ve kendisini hapse attırır, niyeti idam ettirmektir; ancak bir gece rüyasında asker azizler sergios ve bakhos'u görür, kafadar azizler yeğeni justinyen'in suçsuz olduğunu söylerler ve böylelikle justinyen affedilir ve paçayı kurtarır. ileride tahta çıktığında şükranını belirtmek için azizlerin adına bu kiliseyi yaptırır.
  • restorasyon çalışmaları sebebiyle girişin uzun zamandır yasak olduğu mekan.
  • yapimi 38 yil sürmüstür.
  • bir zamanlar içinde küçük bir dükkanımız olan külliyesini, şimdi özlemle yad ettigim camii... artık orayla bağlantım kesildi ve sanıyorum hâlâ devam etmekte olan bir restorasyon sürecinde. benim bildiğim zamanlarda orada birkaç dükkân vardı geleneksel türk süsleme sanatları üzerine, hattat ve ebruzen fuat başer başta olmak üzere bu sanatların temsilcileri gelir gider sohbet ederlerdi. sakin, huzurlu bir mekandı, ben çok fazla bulunamazdım ama az da olsa gittiğimde mutlu olurdum, en önemlisi istanbul'un ayakta kalan en eski binalarından birini barındırması idi...

    (bkz: http://www.discoverturkey.com/…i/kucukayasofya.html)
  • entry girerken insan korkuyor, ya popüler olursa diye...
    pazar sabahı gastenizi sevdiğinizi alıp külliyesinde ucuza, yeşillerin arasında keyifli bir kahvaltı edebileceğiniz, çok iddialı olmayan, samimi bir yer. ideal bir çekim yeri. huzur verir.
  • mahallesi, caddesi ve camisi var. hepsi istanbul'da. yazılanlarda vurgu kiliseye yapılmış ama yapı olan küçük ayasofya kilise olarak inşa edilip fatih istanbul'u aldıktan kısa süre sonra camiye çevrilmiştir ve hala ibadete açık bir camidir. sultanahmet'in hemen altından arasta çarşısından aşağıya doğru cankurtaran'a inen yolu takip ederek gidilir.

    denize yakın olduğu için su biriken ve hemen yanından geçen banliye tren hattının etkisiyle kayan zemini ve çatlayan kubbesi üç dört sene önce restorasyona alındı. büyükşehir belediyesi restorasyonu bir inşaat firmasına verdiği için mimarlardan tepki çekti. bir akademisyene göre zeminde ortaya çıkan kalıntılar incelense, hatta daha sonra cam bir zemin altında sergilenme şansına sahip olunsa mimarlık ve kültür için çok kıymetli bilgilere sahip olacaktık ama herhangi bir binaya uygulanan zemin güçlendirme teknikleri camiye uygulandığı için beton altında kalan eski zemin kalıntılarını inceleme şansı kalmadı. radikal'de çıkan bir habere göre aynı akademisyen belediyenin caminin müzeye çevrilme ihtimalinden korktuğunu ancak zemin kalıntıları sergilenseydi bunun ibadete engel teşkil etmeyeceğini söylüyor.

    üç sene kadar önce restorasyonu biten caminin içi ve dışı yepyeni. yapının yenilenmesi güzel ama bence eski çekiciliğinden kaybetmiş gibi. kubbede güzel işlemeler var, geri kalan duvarlar sade ve ince sıvayla kaplanmış. fazlasıyla yeni görünüyor. duvarın ufak bir kısmını sıvasız bırakıp cam kaplayarak eski halinin görünmesini sağlamışlar. keşke ya olduğu gibi eski haliyle bırakılsaydı ya da tümden kapatılsaydı. 50 cm'lik bir camdan duvarın eski halini görmenin pek bir esprisi yok, belki uzmanı için birşey ifade ediyordur. caminin en ilginç kısmı kilise mimarisinde olduğu gibi bırakılan mermer sütunlar ve yine kilise döneminde yapılmış ikinci kattaki balkonun iç kısmını çepeçevre dolaşan friz. romen alfabesiyle frize işlenmiş kitabe camiye çevrildikten sonra aynen bırakılmış. bunların altında namaz kılmak enteresan bir his.

    son restorasyondan sonra çevresindeki yıkık dökük yapılar kaldırılıp yeşil alan yapıldı, cami ve külliyesi ortaya çıktı. buna rağmen hala ziyaretçilerin büyük çoğunluğu turist, avludaki çay bahçesi hala kalabalıktan uzak ve nezih.
hesabın var mı? giriş yap