şükela:  tümü | bugün
  • bertolt brecht'in yazdığı ilk oyunlardan biridir ve 2007 yılında beşiktaş belediyesi kültür sanat platformu prodüksiyon tiyatrosu tarafından, akatlar kültür merkezi'nde sahnelenmiştir.
    oyuncuların profesyonel ilk sahne deneyimi olmasına karşın çok iyi oynadıkları ve özellikle de brecht'in yabancılaştırma öğelerinin dekor, kostüm, makyaj olarak çok iyi kullanıldığı gözlemlenmiştir.
  • kocaeli üniversitesi güzel sanatlar fakültesi oyunculuk bölümünün 2015 sezonunda (bkz: rusudan savaneli) ile sahneye koyduğu oyun. bol göstergeli, dolaylı anlatımın tadında olduğu bir oyundu bence. bir iki tek bazı göstergelerin köpürtülmediğini düşündüm onları yazacağım. şimdi oyun, genelleme yaparsak her tarihi dönemin sosyal ve ekonomik koşulların (kapitalizm) insanda aşağılık kompleksi bazında ne gibi etki tepkilere yol açtığının durumlarını yansıtıyor kaba tabiri ile. bertolt brecht, insanın potansiyelinin sistem içerisinde nasıl köreltildiğini gösteriyor. yemek masası sandalyeler ve aksesuarların hepsi manalıydı. rusudan, yorumunda, var olan sistem içerisinde her dönem insanının ilkel tatmin noktalarını çok keyifli çizmiş. yemek (çorba), sevişmek(flört ve dans), uyumak(uyumak), ve eğlenmek (dans). bütün sosyal ekonomik koşulların belirlediği ve kültür ayrımlarını var eden nokta yorumlamaya sunulmuş. kibarlık budalalığı sürerken, herkesin bariz bakış açısı üzerinde, biri, yemek aktivitesi babında soyunmaya, yani bu bakış açısından çıkarak özüne dönmeye başlıyor (felsefe) ve hem alaycı hem heyecanlı kahkaha tufanıyla soyunan adamı izliyorlar. ve soyunan adam en sonunda yeni yıl ağaç ışıkları içerisinde yanmaya başlıyor. şimdi burada ışıkları ben ilkel yorumum ile yeni yıl. arınma ve yeni bir başlangıç göstergesi olarak algıladım ama soyunan kişi oyundaki rolü itibari ile çelişkileri olmayan ve sosyal maskesi ile barışık bir figür çiziyordu. ki- masa içerisinde bazı gerçekleri kabul edemeyip varoluşu yapısı ve sistem üzerine düşünmüş olan yapılar varken kişinin bu göstergesi sonuca ulaşmamış. ama aynı zamanda şöyle yorumlanabilir: karakterin eylemi kendisininde ilk denediği yoğunluğuna girmediği ve bilinçsiz bir deneme yaparak bilmediği felsefe ile hava atma denemesi olarak algılanabilir. gardrop üzerine "bakın ne kadar güzel değil mi" olarak çizilen resmi ben saksı olarak gördüm. meğerse balıkmış buradan gönderme yapayım balığın gözü ya da ağızı olsun :). başkalarının gardroplarına bakılmaz mantığında başlayan oyun, bakış açılarının daralması ve oldukları karakterle karşılaşmaları ve minik bir yüzleşme anı her bir oyuncu tarafından seyirciye geçen özel bir andı kutlarım. dans sırasında her birinin farklı bir dönemin ve tekniğin dansını yapması (eğlence ve seks) mantalite olarak evresel, her dönemin temeli olan bir yapı. ve benim en kaliteli gördüğüm seyircilerin farklı türlerde dans eden insanlara bakarak eğlenirken masada oturan 3-4 kişi tarafından kesilmeleri. yani burada enteresan bir nokta var. bu yabancılaşmanın en kaliteli anıydı. seyirci komik dans eden bir grup insanın girdiği hallere bakıp gülüyor. (gülmesi garanti bence) aslında oyun bu komik halleri eleştiriyor. ve seyirci o komik haller ile eğleniyor. ve oyun içerisinde bir kaç kez kendi kimliklerine bürünen oyun kişilerine bürünen tekrar oraya tekrar buraya bürünen oyunculardan 4-5 kişi kahkaha atan seyircileri pis pis kesiyor. bu muhteşemdi. yani oyunun felsefi aktarımı kişinin başkaları tarafından kabul görme sınavlarını irdelerken seyircinin kendisi oyun içerisindeki karakterlerin bir psikolojisine dahil oluyor ve 4-5 oyuncu o noktada seyirciye bakışlarıyla çok kaliteli bir küfür yolluyor. bir diğer dikkat çeken nokta bu mantığın hala daha devam ettiği üzerine olan bakış açısı ki demin yorumladığım bilgi ile çok bağlantılı. oyunda cep telefonları, converse, buzbağ, kavaklıdere gibi günümüz ürün ve nesneleri mevcut. var olan sistemin hala daha devam ettiğini dile getiriyor ki oyun broşüründe yönetmenden şu söz çıkıyor (ki kaliteli bir analiz) "günümüzde özellikle sosyal medyada çoğu insan kendini olduğundan farklı gösterir. gerçekliğini istediği gibi saklayabilir. çok mutsuzken mutlu gösterebilir, çok yoksulken çok zengin gösterebilir. özendiği "zengin" hayata ulaşamayınca taklit eder" yani oyundaki modern göstergeler günümüzde hala daha devam eden "tatmin", "sevilme arzusu", "kabul görme" savaşlarının devam ettiğini gösterir. (kapitalizm) converse mevzusunda ise gözüme takıldı söylemeden edemem. oyuncu bilinçli olarak ne converse'si göstermeye çalışıyordu ne de göstermemek için uğraşıyordu. o doğal ruh hali gözüme çarptı tebrikler. cep telefonları ile seyircilerle selfie yapmaksa beni gerçekten güldürdü süperdi. idin idinin idi mantığı çıktı orada bende. masada herkesin aynı anda ellerini kaldırması ve zorunluluktan ve çaresizlikten ötürü yapılan eylemde herkesin korku ve panik anı çok başarılıydı. balık öğrendim ki zamane kültür ve tarihin en basit yiyeceği imiş. o bilgi hakim değildi bende anlam veremedim. ama gardrop üzerine çizilmesi sevilmesi ve rahatsız olunması bilgiyle anlam kazandı. oyuncuların yabancılaşması ve kendi kimliklerine dönmesi ve aynı mantalitenin çevresinde olmaya devam etmeleri çok farklı bir manada bir küfür ve eleştiri doğurdu muhteşemdi. ve en üzerine düşündüren olay ise finale yaklaşıldığı noktada masa yere düşmüşken bazı karakterlerin masaya basarak çıkması ve bazılarının etrafından dolaşarak çıkması. bir karakter, maskesi ile barışık olmayan ve olay örgüsünde bu budalalıklar yerine hakiki bilgiye sahip olup ama aynı zamanda kendiyle çelişkilerini yaşayan kişi masaya basmadan geçiyor. ama varoluşları tamamen sistemin kölesi olan karakterler basıp basıp geçiyor. ve oyunculuğun göstergesi çıkmıyor. bu denli itinayla hazırlanılmış oyunun (gösterge finali) noktası bana "allah allah" dedirtti. sonra o masa kalktı gemi oldu mahkeme oldu yüzleşme oldu kriz oldu harika oldu. temeli tahtaya, basitliğe, yabacılaşmaya dayandı.
    ben son derece keyif aldım. yer yer sıkıldım. (edit: daha çok gösterge ve sembol var. yakalanmayan yorumlamayı bekleyen olay örgüsü var. gözümün yakaladıkları bunlar.)

    oyun bir kerelik bir oyun değildir. yönlendirilmek istenen noktalar günceldir ve hala daha sorundur, potansiyel engelleyicidir. ve oyun oynamaya devam etmelidir.
  • orjinal adı 'die kleinbürgerhochzeit' olan, sarı sandalye'nin cer modern'de düğün başlığı ile sahnelediği bertolt brecht oyunudur. 25 nisan'da da istanbul'da noact sahne'de oynayacaklarmış.

    makyajın çok iyi, özellikle açılış sahnesinin, dansların, mimik ve ifadelerin çok başarılı olduğu oyunculuklar, oyunu beğenmemiş olmama rağmen keyifle izletti. brecht'in alaycı ve sarkastik kurgusunun tatlılığı bir yana, oyunda insanın içine sinmeyen bir şeyler var. oyuncuların birden fazla karakteri canlandırmasının verdiği rahatsızlık mı bu, bilemiyorum. tercüme her zamanki gibi bir miktar sansüre uğramış. oyunun bir kısmında defalarca tekrar edilen 'şeyimi yala' repliğinin aslının 'suck my dick' benzeri bir argolukta olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok ama kim bilir başka hangi replikler ne hale sokuldu diye de düşünmeden edemiyor insan.
  • dün akşam sarı sandalye ekibi tarafından oynanan oyundu. giriş sekansıyla önce oyuna adapte olamadım. ardından oyuncular yalınayaktı (muhtemelen sergilenen oyundaki hareketlerden ötürü rahatlık ön plana düştü).

    oyun başladı düğün faslına geçildi ve performans yükseklere çıktı. oyuncuların yüzündeki fazla pudrayı önce zombi makyajı gibi algılamıştım lakin bu yüksek tempodan ötürü terlemeye karşı alınmış küçük bir önlem olduğundan fazla göze batmadı.

    45 dakikalık bir oyun için sahnedeki 4 oyuncunun birden fazla rol kesmesi insanı biraz yoruyor.

    kurgular güzel, ekibin performansı yerinde. izlediğim oyunda argo kullanımı da yerindeydi. abartıya kaçılmamış, kırpılma da pek yoktu. kısaca yerinde ve gerek içsel eleştirisini gerekse mizahını da yerinde kullanan bir oyun izlettirdi.
  • bu sezon şinasi sahnesinde izlediğim bertolt brecht oyunu. oyun ismiyle müsemma zaten, ben beğendim. bu sezon eli yüzü düzgün oyunlardan zaten, gayet komik bir küçük burjuva eleştirisi.
  • prömiyeri gözlemlerime göre; girişi sıkıcı, gelişmesi iyi, sonucu yine sıkıcı olan oyun.
    sahne ve dekor insanı darlıyordu. belki de oyunun yansıtmak istediği buydu bilemiyorum. kırkbeş dakika oynanıp bitse izleyici daha çok keyif alırdı diye düşünüyorum. uzadıkça sıkıldık.
    oyuncular ellerinden geleni yaptılar, emeklerine sağlık. sonuç olarak gidip izleyin. tiyatro izlemek güzeldir.
  • bertold brecht' in yazmış olduğu, kara komedi türünde bir tiyatro oyunudur. aynı zamanda kadrosunda behzat ç. dizisindeki tahsin müdür rolüyle tanınan eray eserol ' un da yer aldığı ve bu akşam izleme fırsatı bulduğum ankara dt' nin bu sezonki yeni oyunlarındandır.

    oyun içeriğinde yoğun semboller barındırıyor ve adından da tahmin edilebileceği üzere küçük burjuva eleştirisi yapıyor. hal böyle olunca detaylı bir inceleme sunmak oldukça güç fakat oyunculuklar, kostümler ve dekorun başarılı ; oyunun izlenmeye değer olduğu söylenebilir.

    not: oyun 13 yaş ve üstü izleyiciye hitap ediyor. bu detayı umursamayıp ahhlar, ohhlar içinde kalmayınız.*
  • tek perde, ortalama bir dt oyunu. uzun saçlı karakterin gitarla söylediği “pis” şarkı hariç seyir zevki fena değildi. boş zamanınız varsa gidip izlenebilir, perdelendiği şinasi sahnesi de çok hoş ve en beğendiğim sahnelerden biri bu arada.

    oyunun ortalarına doğru oyunculardan biri “küçük burjuva düğünü” oyununu izlediğini ve hiç beğenmediğini söylüyor “rezalet” diye de ekliyor, hatta içlerinde bir tane oyuncunun ünlü olduğundan bahsediyor ama kim olduğunu çözemedim. kesin dizi oyuncusu falandır.
  • genel olarak bel altı espri ile komik olunmaya çalışılan bir oyundu. oyuncu performansını beğendim ancak üstümdeki yazar gibi düşünüyorum ortalama vakit öldürmelik bir dt oyunu oldu.
  • alt metnin mükemmel, fakat uyarlamasının bir o kadar kötü olduğunu düşündüğüm ankara devlet tiyatrosu oyunudur. oyunun tek güzel yanı ise ankara yı bilmeyenleri şinasi sahnesi gibi müthiş bir oluşumla tanıştırmasdır.