şükela:  tümü | bugün
  • uzun yıllardır her zaman yaptığım eylem.

    mesela bir su mu alacağım? bir bakkalın yanında süpermarket varsa giriyorum, o kadar reyonun arasındaki su reyonunu buluyorum, kasada sıraya girip öyle alıyorum.

    çünkü küçük esnafın ne kadar çakal olduğunu biliyorum. yağmurlu havada su vermezler. fırsatını bulurlarsa seni her türlü kaziklarlar.
  • zincir marketlere olan ilginin artmasının sebeplerinden biri de küçük esnafların fahiş fiyat uygulamalarıdır.

    şimdi burada küçük esnaf zincir marketlerle aynı olanaklara sahip değil diyecekler çıkacaktır ama halk kendi cebine bakar.
  • benim de gerçekleştirdiğim eylemdir. örnek vermek gerekirse;

    markete girerim bir çok farklı marka ve çeşit arasından istediğim içkiyi, sigarayı, çerezi vb alırım, kasaya gelirim, kartımı okutup çıkarım.

    tekel bayine girerim, tekelci biz şu markayı satmıyoruz, bu markayı satmıyoruz der, istediğim veya almak zorunda kaldığım muadil içkiyi, sigarayı, çerezi alırım, kartımı çıkarırım, "abi kredi kartı çekmiyoruz", "abi karta komisyon alıyoruz", "abi pos makinesi paket götüren arkadaşta" muhabbetlerini çekerim.

    bu örnek sadece çok basit bir tekel alışverişi için, bir de temizlik, gıda vb. ihtiyaçlar için alışveriş yaptığınızı düşündüğünüzde daha da fantastik yavşaklıklarla karşılaşmanız kaçınılmaz.

    esnafın kafasına göre fiyatlandırma yapması, tavrı, konuşma şekli, ticaret yapma amacı değil tuttuğunu sikme amacı gütmesi gibi konular ayrı ayrı kitap olur. esnaf iş yapacak diye kendimi psikolojik ve maddi olarak neden yıpratayım amk?

    hacivat göt sikecek, ceremesini karagöz çekecek öyle mi?
  • ne zaman bir şans vermek istesem kazıklandığımdan dolayı yapmıyorum.

    - küçük su almam gerekti. şok marketin hemen karşısında bir küçük esnafçığın marketi var. sırayla falan uğraşmayayım diye ordan aldım. ismi duyulmamış tırt marka suya 2 tl ödedim. 2 adım gidip şok'a girsem 50 kuruşa alabilecektim.

    - bunların manav versiyonuna bir gideyim dedim. ellerim çok dolu olduğundan seçme şansım olmadı. abi sen dolduruver patates soğanı dedim. eve bir geldim en çürük dandik malları kakalamış. bir daha adımımı atmadım. migros'a gayet güzel sebze meyveler geliyor.

    - şok, a101 ve bim'in kesişiminde bulunan bir marketten bisküvi alayım dedim. 2.5 tl ödedim. aynı ürün bu marketlerde 2 tl

    - tanesi 10 kuruş edecek yazıcı çıktısı için 1 tl alan internet kafeci seni hiç unutamadım.

    kusura bakmasınlar ama bu şekilde devam ederlerse batmaya mahkumlar. elbet aralarında iyileri vardır. ama kurunun yanında yaş da yanıyor bir şekilde.
  • herkesin kendince gerekçelerinin olduğu benim ise şöyle gerekçelerimin olduğu eylem;
    adamlar her gün üşenmeden koli koli suları dükkanın önüne yığıp tüm gün güneşte kaynatıyorlar. maden suyu, gazoz, kola gibi içecekler, cips ve çikolatalarda da durum farklı değil. hele hele cips paketleri güneşin altında kalmaktan metamorfoz geçirmiş durumdalar. ürünleri tüm gün güneşte bekletmekten zevk mi alıyorsunuz anlamadım ki. dükkanda yerin yoksa tıka basa ürün doldurma içeriyi o zaman. sonra satamadığın o ürünlerin son kullanma tarihi geçiyor ondan sonra son kullanma tarihi geçmiş ürünleri millete itelemeye çalışıyorsun.
    ha bir de ürünlerden çıkan bedavaları da asla vermezler. şu hayatım boyunca cipsten çıkan bedavayı ya da üzerinde bedava yapan dondurma çubuğunu alıp dondurma veren bakkal görmedim ben.
    kazıkçılıklarına, vergi, fiş, fatura vs. olaylarına girmiyorum bile.
  • en son 79 liralık bi alışveriş yaptım küçük esnaftan, nakit yoktu üstümde, karttan ceker misin dedim adamin sovmedigi kaldı. bu da son alışverişim oldu kendilerinden.
  • mümkün olduğunca süpermarketleri tercih ediyorum. daha küçükken attıkları kazıkları hangi çocuk unutabilir? bedava çıktığı halde, bu tombiyi hangi bakkaldan aldıysan oraya git, bedavanı oradan al derlerdi.
  • apartmanın neredeyse hemen altında bir bakkal var. onun 10 metre ilerisindeyse uygun fiyatlı zincir marketlerden biri. bizim harcadığımız da para sonuçta. o yüzden alışverişimin çoğunu yani temel gıda ürünlerini zincir marketten ucuza temin edip; ekmek, sigara gibi ihtiyaçlarımı bu bakkaldan temin ediyordum o da kazansın, komşumuz sonuçta diye düşünerek. bir süre sonra ekmeği poşetle değil gazete kağıdıyla vermeye başladı. kese kağıdıyla falan da değil bildiğin dönercilerin vs. kullandığı gazete kağıdının içine koyup veriyordu. bakkala her girdiğimde sanki ben zorla bir şeyler sattırıyormuşum gibi afra tafra yaparak oturduğu yerden kalkıp kasaya geliyordu yavaş yavaş. bir keresinde 3 ekmek aldım, yine poşet vermedi. poşet alabilir miyim bir tane diye sordum, sıkıla sıkıla verdi. o gün bugündür tek bir alışveriş bile yapmadım oradan. alkol alacağım zaman bile 10 dakika kadar yürüyüp uzaktaki başka bir bakkaldan alıyorum. belki ona da ekmek vs. almak için gitsem o da aynı tepkiyi verecek. küçük esnafın küçük kalmasının bir sebebi var, çoğu insan gibi davranmıyor. kısa mesafe almayan taksici kafasıyla aynı durum bu. kimse size zorla bir şey sattırmıyor. kendiniz kaybedersiniz.
  • supermarket zincirleri öncesi de ayni idiler. 2 liralık mala 5 lira demeye utanmazlardı. o yüzden kimse duygu sömürüsü yapmasın boş yere. kirbit dışında bir şey almıyorum. oda süpermarketlerde yok diye.

    not : evet, kirbit.
  • 'esnaf battı intihar ediyor' başlığına destan yazanlar utanmadan gelip burada hepsi akp'li asla küçük esnaftan alışveriş yapmam ölsün bitsinler diye içini döküyor. bu kadar dönek olmayın az dik durun.

    başlığa gelirsek, yıllardır tanıdığım bir sürü çakal ve yine bir sürü dürüst esnaf oldu. çakallarla ticaretim yoktur ama dürüst esnaflarla her türlü alışverişim yıllardır devam eder. o yüzden hem dahilim hemde dahil değilim.