şükela:  tümü | bugün
  • küçük kardeş olmak bazı sorumlulukları yüklenmekten kurtulmaktır.ancak küçük kardeş olmak demek belli başlı işlevleri de beraberinde getirir:
    ayak işleri ameleliği.bakkal/çakkal,pazar ellerinizden öper.büyük kardeşiniz "hadi be,yaparsın,aslansın sen zaten" gazını kökler.siz de hem sevdiğiniz bir insanı kırmama isteği hem de işi sizin yapmamanız durumunda yapılmayacağı,yapılmazsa da türk annesinin trip yöntemlerine maruz kalacağınız gerçeğini kavramanın ardından verilen gazı almış numarası yaparak görevinize koyulursunuz.
    zurnanın son deliği kavramı kazağa sigara kokusu sinercesine yaşamınıza siner.araba mı isteniyor?o gün o saatlerde arabayı baba kullanmayacak,anne kullanmayacak,abi kullanmayacak ise arabayı alabilirsiniz.
    bunun yanında küçük kardeş olmak genellikle* evin şebeği olmakla da eşdeğer sayılabilir.küçük kardeş olmanın verdiği rahatlık ve umarsızlık* * evde oluşabilecek gerilimleri indirmek açısından kullanılabilecek bir işlevdir.anneyle ağabey hararetli bir şekilde tartışmadaysa araya girerek "ben acıktım" diyerek tartışmadaki herkesin dumura uğratılması suretiyle ortam yumuşatılabilir.sonuçta ev içindeki ortamın geriliminin` azaltılması: ne biçim tamlama lan bu` da bir sorumluluktur.
  • kimin kardesi oldugunuza baglı olarak zevkli yada eziyet verici durumdur.genelde kardesler cüsse olarak abla-abiyi sollarlar fekat zeka ve hayat tecrübesinde onlar önde gidendir.kendinizden önce dogdu diye kıskandıgınız büyük kardesi 'sen benden önce ölcen' diye kızdırabilirsiniz.anne babaların büyük bebeden istedikleri taktir edilesi davranıs kardesine mukayyet olmasıdır.kardese her sey serbesttir,abla-abiden daha sonra o eve geldiği için altına işediğine,pislik yaparak sürekli ağladıgına şahit olur zavallı büyük bebe,öncelikleri anne ihtarlarıyla kardese vermek mecburdur.'yavrum bırak o küçük' cümlesi sık sık telaffuz edilir.
    bi de şerefsiz olur kardesler,büyügünün kıyıda kösede sıkıstırmasına ciyaklayarak ispiyonlarla anne babaya duyurur,büyüdükce tüm sırları duyurmakla tehdit eder,bulasamadıgı zamanlarda hıncını alamayıp abla-abinin ödevleri karalar,resimlerini parcalar.it-köpek ikilisinin sebebiyeti tamamen kardesten kaynaklanır,cünkü genellikle büyük kardese yakıstırılan imaj ağzı var dili yoktur.kimi zaman ittifak da yapılır kedi-köpek arasında.evde karıstırılacak yerler,yakılacak kibritler,yenecek cikolatalar,sokaktan getirilen kedinin saklanacak yeri birlikte kesfedilir.aynı annenin mayasıdırki bi yerde kesistirir yolları,aynı anne saklamadımı badem sekerlerini...zordur kardes olmak,zevklidir de,herkese de yakısmaz kardeslik,hakkını vereceksin!
    paylasım mecburidir,ama kardes kıyafet ortaklıgına gelindiğinde iş biraz karısır,kardes maddiyata döker işi giysi kiralamaya kadar götürür...paylasım gönüldendir,bitmez,bitmesin...
  • genel olarak esittir hazir yiyicilik. kucuk bir sehirde pantolon giymek icin ugras dur, okulun basketbol takimina girmeye ikna etmek icin kicini yirt, aksamlari eve donus saatini yukari cekmek icin etmedigin yalakalik kalmasin, hanimefendiler spor salonlarina, gitar - baglam kurslarina gitsin gule oynaya.
    (bkz: sozluge gecmisin ofke ve kinini kusmak)
  • (bkz:rahatlık)
  • aile tarafından büyüdüğü hicbir zaman kabul edilemeyen cocuklardır bunlar. ama yine de güzeldir kücük kardes olmak. aileye karsı sınırsız sımarma hakkına sahipsinizdir. abi/abla tarafından ezildiginizde çoğunlukla aa yapma kucuk o daha diye savunulursunuz. en onemlisi de hicbir zaman yalnız oldugunuzu hissetmezsiniz. gizliden de olsa arkanızda olan, sizi koruyan abiniz/ablanız vardır. hatta sizden uzakta bile olsa, bilirsiniz ki bir sorun oldugunda kosup gelecektir. sizin yapamadıklarınızı yapmıssa hele bir de, daima gurur duyarsınız onunla. iste o benim abim dersiniz.
  • kardesler arasindaki yas farki 10 dan fazla ise hem buyuk kardes icin hemde kucuk kardes icin zaman zaman sikintili olablir. (bkz: kazara hamile kalmak) ilk baslarda hersey yolunda gider eve kucuk sevimli bir uye daha katilmistir onunla vakit gecirmek, sevmek, oynamak guzeldir. buyuk kardes 20 li yaslara geldiginde o hala 10 lu yaslarin basinda olunca cok farkli olgunlasma donemleri icinde oldugunuz ortaya cikar ve aradaki ucurum giderek artar.buyuk kardes isten yada okuldan geldiginde haber izlemek yada sadece uzanmak dinlenmek ister ama kucuk kardes buyuk kardes icin cok gerilerde kalan ilkogretim okulundaki o yas icin cok abartilabilecek derste su oldu ,ayse fatmanin sacini cekti, ogretmen suna cok kizdi gibi konulari buyuk kardes ile pek dogal olarak paylasmak ister. buyuk kardes ise dur bir dk haber izliyorum ya canim simdi cok yorgunum yada biraz zorlayarak aa oyle mi oldu gibi tepkiler vermeye baslar.bu duruma ne kadar uzulsede her seferinde boyle yapmaya devam eder amaci kucuk kardesi incitmek kesinlikle olmasada. en basitinden hababam sinifini yada herhangi bir cizgifilmini kucuk yaslardayken 10-15 kere izleyen buyuk kardes kucuk kardes izlemek istediginde yaa kac kere izledik gel bu programi izleyelim diye bir acik oturumu acar. ornekler bunun gibi sinirsizdir. bu yuzden buyuk kardes kucuk kardesin biran once buyumesini ister.
  • küçük kardeş olmak çoğu zaman tek çocuk olmak gibidir.

    "hem tek çocuk, hem küçük kardeş olmak" diye bir kavram yok sanıldığı için bu benzerlik anlaşılamaz. ama aslında böyle bir kavram vardır. aslen tek çocuksanız ve sonradan üvey ya da öz bir büyük kardeşiniz olduğunu öğreniyorsanız; ve onunla aynı evde büyüme imkanınız da olmuşsa geçerlidir işte bu kavram.

    küçük kardeşlerin kaderidir her seferinde bakkala gitmek, büyüklerinin yapmadığı işleri yapmak, her zaman küçük olmak, getir götür işlerini yapmak ya da anne babaların kızdığı her şeyde suçun üzerine kalması... tek çocukların da kaderidir bunlar aynı zamanda... ama çok önemli bir fark vardır aralarında hiç bir zaman es geçilmemesi gereken; bütün bunları yapsa da tek çocuk her zaman tek çocuktur. anneler gider, babalar gider, arkadaşlar, sevgililer gider... ama o kardeşler hep kalır.

    küçük olmanın en güzel yanıdır, büyüdüğünde bile küçük kalmak!
  • çocukları arasında ayrım yapmayan, iki çocuğuna da hayatları boyunca hep eşit davranan, sevgilerini her ikisinden de esirgemeyen, iki çocuğunu da çok seven ebeveynlerin olduğu bir ailede bile hissedilen bir farktır.

    ne olursan ol, o'nun yeri ayrıdır. o, ilk göz ağrısıdır. o, aşklarının ilk meyvesidir, belki de en gerçek meyvesi. sen ise bir ortaksındır; o yalnız kalmasın, ileride paylaşmayı bilsin, içindeki sevgi eksik kalmasın, bencil bir insan olmasın diye verilmiş bir kararın sonucusundur belki de.

    o ilk göz ağrısıdır ve ne menem bir göz ağrsıdır ki aradan yirmi yıl geçse de otuz yıl geçse de o ilk göz ağrısı hala devam eder.

    hani futbolda maçı yöneten hakem, bariz olarak kasıtlı kararlar vermez, her iki takıma da eşit davranır ve bu iyi niyeti anlaşılır ancak bu iyi niyetine rağmen bazı kararlar bir takımın lehine daha çok sonuçlanınca tipik bir ifade kullanılır ya; "takdir haklarını o takımdan yana kullandı" diye.

    işte ikinci çocuk olmak takdir haklarının o'ndan yana kullanılmasıdır.
  • ailenin en küçük bireyi olmaktır. yalnız buradaki sorun sadece ailede en küçük olmaktan kaynaklı olmaz, sadece kumanda getirmek, bakkala gitmek olarak yansımaz bu bireyin hayatına. hayatının büyük bir bölümünde en çok vakit geçirdiği insanlar arasında ilgiye ihtiyacı olan küçük kardeş, kendini her yerde küçük kardeş olarak görür, kendini kırılgan hisseder ve özgüveni tam gelişmemiş olur. ayrıca küçük kardeş erkekse sorunun kralı o vakit ortaya çıkar ergenlikten sonra. sürekli korunmuş, ilgi görmüş, özgüveni tam yerine oturmamış küçük erkek kardeş bi ilişkiye başladığında sürekli "sanki çocuğum gibi davranıyorsun", "sanki sen kız gibisin, ben erkeğim" serzenişlerini duymaya başlar, rahat davranmaya başladığı vakit sevgilisinin yanında. okulda, işyerinde de durum çok farklı olmaz. sürekli kendini küçük hisseden küçük kardeş, özgüvensizliği yüzünden bi bk olamayacağını düşünür hep, hep bundan rahatsız olur. herhalde bunların olmaması için aile üyelerine büyük görev düşüyor. ailenin her bireyine tam bir bireymiş gibi davranılmadığı sürece daha nice küçük kardeşler heba olacak.