şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sedat demir'in dedalus kitap'tan çıkmış öykü-roman arasında bir yerde duran, kendi yazılışını, hatta okunuşunu da kurgunun içine dahil eden kitabı. yaşlı teyzeler var bu kitapta, bazen onları dinlemek gibisi yoktur.
  • okuyunca nostaljik hisler uyandıran kitap. eskilerde yaşamak istiyor insan. pek de umursanmayan küçük semtlerin içinde kanlı canlı karakterleri görmek (kitap başarılı bir şekilde gösteriyor) azıcık tebessüm azıcık da burukluk bırakıyor.
  • satırlarında gezinen (normalde çok sevdiğim) kumrulara rağmen atmosferini epeyce karanlık bulduğum, bana garip bir şekilde eskilerin gerilimli masallarını çağrıştırdığını fark ettiğim kitap. özellikle de suzan'ın bölümü ve bataklık, o karakterlerin derin acılarını ve hüzünlerini bile yutup insanın sırtını ürperten bataklık bu hissi yaşattı sanırım. gerçi o da karakterleri asıl sarsan ve yutan girdabı* betimlemek için en uygun metafor olmuş.

    "hikâye sessizlikte demlenir. boşluklarda."

    lakin değiştiremeyeceği hayatından kaçışı filmlerde, sinemada bulan nurperi hanımteyze gibi ince hüzünlü karakterler de var içinde. bir de ağlamanın en naif tanımlarından birini barındırıyor:

    "gözlerini kapatır, iri damlalar hâlinde sabır ve nezaket taşardı gözkapaklarından."