şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #8585077)
  • cevabı ne olursa olsun küçük prens'imizin en asi rüzgarlarda dalgalanan altın sarısı saçlarına gölge düşüremeyecek soru. "gerçeğin mayası gözle görülmez" demiş exupery o kitapta. (cemal süreya çevirisi) gerçeğin mayasını hep gözüyle ve hatta gözdeki z'nin t ile yer değiştirmiş haliyle görmeye çalışanlar, elbette küçük prens'i de farelerin görünce yara zannettikleri o uzuvlarıyla anladıkları için böyle şeylere takılırlar. hatta tolkien örneğinde ve küçük prens'in pek çok baskısında görüldüğü gibi gerçeği kendilerine göre yontarak çevirirler. küçük prens bir şey kaybetmez efendim bu işten, saçma salak kitaplar içinde boğularak her biri bir polat olmaya heves etmiş yeni yetmeler kaybeder; sonra da okullar da şiddet niye? diye dövünür dururur solculuğu ulusalcılığa peşkeş çeken aydınlarımız.
  • siz bunları kurcalayadurun biz diğer kısımlarını zevkle okumaya devam edelim.
  • değildir. zira kitapta bahsi geçen diktatör, kitaba göre "1909" yılında kıyafetleri değiştirme emrini vermiştir.
  • hangi diktatör ülkesine demokrasiyi getirmiştir?(bkz: atatürk) diktatör olacak en son insandır
  • cevabı basittir aslında.

    kitapda bahsi geçen ifadede (bkz: un dictateur turc) kastedilen kişi atatürk'tür. lakin atatürk diktatör değildir.

    yazar, entellektüel seviyesi yüksek bir kişidir. konuya ve olaylara belli bir derecede de hakimdir.
    peki yazar neden böyle söylemiştir? yani neden diktatör olarak nitelendirmiştir?
    bunun cevabını vermek için yazarı biraz tanımak gerekir;
    yazar, ı. dünya savaşını ilk ergenlik yıllarında görmüş, ıı. dünya savaşını ise olgun yaşlarında savaş pilotu olarak bizzat yaşamıştır. fransa ve almanya arasındaki savaşı, yani o 40 günlük kabusu, her gün ölüm tehlikesi geçirerek gerçekleştirdiği keşif uçuşları ile içselleştirmiştir. almanya onun için düşmandır. almanlar, alman askerler olarak değil, bizzat almanyadır düşman.
    (ilgilenenler yazarın "savaş pilotu" isimli kitabına bakabilir. küçük prens gibi hayata dair çok başarılı saptamalarla doludur. lakin bu kitapda yaşam ve ölüm teması daha ağır basmaktadır. çıkarımlarımın çoğunluğu bu kitap üzerindendir.)

    şimdi irdeleyelim:
    ülkesini işgal eden ülke almanyadır. almanya ı dünya savaşında bizim müttefiğimizdir. bizler yazar için düşmanının dostuyuzdur. ya ne diyeceğidi yiğidim? övgü dolu sözler beklememek gerek elbette. kişisel kanaatim, kendine göre epeyce de nazik bir dil kullandığı yönündedir. bundaki sebep ise yazarın hümanist tavrı ve tüm türklere düşman olmamasıdır. almanyanın dostu olan türk devletine düşmandır. ki bunu da anlamak kolaydır. zira kitapta türk önderine diktatör derken, aynı zamanda astroid b 612'nin kaşifi olarak da bir türk astronomu göstermektedir. aslında hepimizde görülen, görülmesi gereken milliyetçi bir tavırdır.
    misal aynı kitabı, aynı dönemde bir türk yazsa idi ve astroid b 612'nin kaşifini bir ingiliz olarak gösterseydi, w.churchill için büyük önder demezdi kanaatimce.

    yazar, fransanın yenilgisinin ardından amerikaya gitmiştir. "dünya ve insanlar", "savaş pilotu" ve "küçük prens" kitaplarını orada yazmıştır. lakin ülkesinin işgal altındaki durumu ve almanyaya olan düşmanlığı, o'nu yine savaşa yönlendirmiş, ilerlemiş yaşına ve sağlık durumuna rağmen bu kez amerikan ordusunda pilot yüzbaşı olarak görev almıştır. görevi de yine aynıdır. yani alman ordularının hareketini havadan izlemek.
    lakin, bu kez şansı yaver gitmemiş ve görev uçuşunda uçağı vurularak denize düşürülmüş ve ölmüştür.
  • (bkz: #64082303)
  • atam nasıl çaktıysa avrupalıya, hasetinden diktatör falan demişler demek ki. burdaki fransız ajanı götverenler de sevinç naraları atıyor, demek onların da canı türk kılıcı çekmiş. merak etmeyin göstereceğiz, hepinize türklük ne demek zamanı gelince göstereceğiz.
  • tuzak başlık.

    küçük prensi okumayanlar atlayacak şimdi. türk diktatörmüş...