şükela:  tümü | bugün
  • cevat fehmi başkut'un yazdığı tiyatro oyunu
  • trt hava durumu raporlarında, adı iki günde bir anılan şehirdir.
  • bir yerden diğerine gitmek için arabaya binip müziği açtıktan tek şarkı sonra yolculuğun sonlandığı şehirdir. çok nadir ikinci bir şarkıya daha fırsat verir yolları size. tek şarkılık şehirdir yani küçük şehir.
  • bizim mahallesi olan şehirlerdir. sıcak.
    kocaman kalabalıklar akmaz trafik ışıklarında, kaybolunmaz sokaklarında, görünmez hele hiç olunmaz bu şehirlerde. aylar sonra bile çıkar sizi oradan o saatte dalgın dalgın ya da koştur koştur geçerken gören birisi.. işte ondan çarşıda gezerken tanıdık yüzler görülür, tanıdıktır insanlar buralarda. büyük şehirde aynı meydanda buluşamazken, burada aynı gün çarşıya çıkan tüm eş dost, uzak yakın tanıdıkla karşılaşmaya şaşırılmaz daha doğrusu.

    küçük şehir, en en çok komşu olmaktır ama: yüksek apartmanlardaki soğuk duvarlar benzeri suratlar taşıyan insanlardan olmamaktır. ondan öte olamamaktır.. zaten selamsız sabahsız nemrut bileyseniz bile illa birisi çıkar halinizi hatırınızı soran, bir derdiniz olursa koşacak.. hiç ilginiz olmasa çekirdek aileniz dışında kimse ile, bahçe kapısından annenizin adının çağırılmasını duyarsınız; zorunluluktan olsun, çıkıp cevap verince "aaa sen annen hanımın bilmem neredeki küçük kızı değil misin, hoşgeldin evladım" diye kucaklanaıverilirsiniz.. o ilginizin olmadığı, sizce hiç olmayacak insanların sizin hakkınızda fikir ve bilgi sahibi olmasıdır o yüzden küçük şehirde yaşamak, sizin onları ilgilendirmenizdir.. ama işte en fenası canları çok sıkılan tüm komşu teyzelerin hakkınızda sevsin sevmesin şöyle şöyle yapmış böyle böyle etmiş diye tartışabiliyor olmasıdır da. aslında olur her yerde bu, ama küçük şehir bunun sizi etkileyebilirliğini arttırır.. işte ondan zaten küçük şehirin, bizim mahallenin sıcaksa da iyi ve güzel olduğunu söyleyemem... ama yazın akşam gölgesinde mahalle kadınlarının çay demlemesidir bir de ya. hani gölgelerce selamlanmak, soluklarca nefeslenmek, allah ne verdiyse ikramdır da.. şimdi kalmadıysa da benim küçük şehirlerimden biliyorum, mahallenizin bir postacısının olması ve o postacının sınav sonucunuzu getirdiğinde zarfı açana kadar beklemesidir tebrik etmek ya da seneye yaparsın diye moral vermek için.. düğünlerde lise arkadaşınızla akraba çıkmanızdır, her yaz olunca artık şaşırmamaktır buna. cüzdanınızı kaybettiğinizde çarşıda dükkanı olan bir aile dostunun tanıyıp üşenmeyip evinize getirmesidir, içindeki paranın yokluğundan mahçup bir de.. şahane bir candanlık, bir samimiyet de işte..

    bir de koşturmamak.. büyük şehirden sonra kıymeti anlaşılan sıcaklıktır. ve büyük şehirden sonra üzerine üzerine gelen, sarıp sarmalayan boğan bir çoğalma; azalmanı, kendileşmeni, bunu isteyebilmeni görememeleri.. hangisini alırsan aslında, hepsinden var.. kimsesizliği, yalnızlığı bilir ve sever olduğunuzda yabancı kaldığınız, bütün bunların mazi olduğu, gülümseten, ara ara özlenen ama artık parçası olamayacağınız: tüm iyileri kötüye bile dönendir bazen. böyle bambaşka apacaip bir sevip bir boğan.
  • en güzel tarafı herhangi bir toplu taşıma aracına ihtiyaç duymadan, hatta belki de tek bir cadde üzerinde, kısa bir sürede tüm işlerin hallediliverilebilmesidir. bu da şimdiye kadar oluşturduğum en uzun yüklem oldu sanırım.
  • yıldızların daha güzel gözüktüğü şehirdir.
  • yaşadığın her şeyi, her gün hatırlamak zorundasındır küçük şehirde. alternatif yok. alternatif gitmek.
  • kucuk esnafi tarafindan hatirlanilan, dogulup buyunmus ve guzel seyler saklamis sehir. bozuldu elbette her sey bozuldu ama burada onemli olan bozulmayan birkac seyin geriye kalabilmesi ve bunun icin tesekkurler kucuk sehir. sen baska bir seysin.
  • insanı öldürmeyen, fakat süründürendir.