şükela:  tümü | bugün
  • kendimi bildim bileli insanlığın faydasına olacak yeni buluşlara hevesliyim. kablolardan, bozuk makinelerden, araç gereçlerden daha önce yapılmamış yeni icatlar yapmak için faydalanıyordum. etrafımdaki insanları ve dünyayı inceleyerek, hayatı bir şekilde kolaylaştıracak projeler düşünüyordum.

    o zamanlar küçük yaşta olduğum için büyüklerim beni ciddiye almıyor ve ihtiyacım olan konularda destek olmuyorlardı. ortaokuldaki "teknoloji ve tasarım" dersi, benim için biçilmiş kaftan gibiydi. senelerce müfredatımıza girmesini beklediğim teknoloji ve tasarım dersini sonunda işlemeye başlamış, yeni öğretmenimizle tanışmıştık. öğretmenimiz, klasik bardak piramitleriyle başlamıştı derslere. gel zaman git zaman kendi projelerimizi ortaya koymamızı ve temsili prototiplerimizi yaratmamızı istedi öğretmenimiz. hâli hazırda benim bir çok projem vardı, çok uzun zamandır bu dersi bekliyordum.
    her hafta ardı ardına projelerimi sıralamaya başladım:
    küçük fanlar aracılığıyla yazın insanı serinletebilecek giysi
    iç katmanı alüminyum folyodan üretilen, ısıyı alüminyum folyo aracılığıyla yayacak, kışın sıcak tutacak giysi
    kahvenin soğumasını engelleyen kettle misali bardak
    küçük bir tuşla yandan giyinilebilen ayakkabı
    vs.
    bunlar sadece prototipini yapabildiğim ve kolay bulduğum projelerimdi. her hafta umutla götürdüğüm icatlarım, öğretmenim tarafından aşağılanıyordu. öğretmenim benimle dalga geçiyor, sınıfın önünde beni böyle saçma projeler yaptığım için azarlıyordu. projemi alıp, tüm sınıfın önünde ayakları altında ezip çöpe atmış ve bana 60 vereceğini söylemişti. bardaklardan, pipetlerden, kibrit kutularından, kulak çöplerinden geometrik şekiller yapan öğrenciler ise tebrik ediliyor ve 95-100 puan verilerek ödüllendiriliyordu. o günlerden sonra bir daha ne herhangi bir icat yapmaya kalkıştım, ne de yenilerini düşünmeye. artık mucit olmak benim için imkânsızdı. hem içimde en küçük bir heves kırıntısı bile kalmamıştı.

    öğretmenin haberi olmadan müdür yardımcımız 60 olan ders notumu 98 olarak değiştirse de, liseye geçtikten sonra karşısına dikilip hakkımı helal etmediğimi söylesem de hep içimde bir ukde olarak kalmıştır. o projelerin tübitak'a gitmesi ve benim hevesimi kaybetmemiş olmam ile insanlığa ve dünyaya çok daha faydalı bir insan olabilirdim be sözlük.
  • flüt çalamıyorum diye flütü kafama vuran, tokatlayan ortaokul müzik öğretmenimdir.
    şimdi geberip gitmiştir belki.
    şu sıralar mini bir müzik grubumuz var, gitar, keman, saz çalan arkadaşlarım ve darbukada ben hafta birkaç gün kendimizce bir şeyler çalıyoruz bakalım.

    bir de istisnasız her dönem başı tek tek babanın mesleği ne diye soran öğretmenlerimdir.
    babam uzunca bir süre işsiz olduğu için, veya sigortasız tarlada, inşaatta vs. çalıştığı için her dönem beni utandıran öğretmenlerimin de şimdiye çoktan gebermiş olmalarını niyaz ediyorum.

    bu mesleğe onurlu bir şekilde yaklaşan din kültürü öğretmenimi(aynı zamanda inkılap tarihi dersine de giriyordu), her dönem başında atatürk'ün hayatın, istiklal marşını defterin en başına yazdıran matematik öğretmenimi, kanserden hayatını kaybeden matematik öğretmenimi, beni sigarayla yakaladığı halde inanmayıp, ertesi günkü veli toplantısında beni şikayet etmeyen lise müdür yardımcımı ve diğer şerefli öğretmenlerimi saygıyla anıyorum.