• ergenekon operasyonu çerçevesinde tutuklanmış, neyle suçlandığını bilmeden 1 yıl hapis yatmış, şimdi ölüm döşeğinde yatan kanser hastası işadamı.

    bu haliyle bile son ana kadar delilleri karartmasın diye tahliye edilmemiş, metastaz yapıp, komaya girince, ellerinde kalmasın diye karısına devredilmiş.

    kına yakın.

    http://www.milliyet.com.tr/…&date=03.07.2008&ver=64
  • yeni bir işkence şekline kurban olmuştur.
  • bugün, yarın yerinde herhangi birimizin olabileceği insan.
    gün gelip iktidarlar değiştiğinde herhangi bir sebep yüzünden (ırk, inanç, dil, sevgi, insanlık bile olabilir) getirilebileceğimiz hale bakınız!
    bugün buna sesini çıkarmayanlar o gün hangi yüzle tepki koyabilecekler?
    kimden yardım ve medet umacaklar?
    avrupa ise şimdi nerede? o zaman neden burada olsun?
    insan hakları ise şimdi nerede? o zaman neden yanımızda olsun?
    devlet ise... hukuk ise... töövbe tööövbe!

    kuddisi okkır' ın 13 aydır açıklanmayan iddianame ile tutuklandığı hali ve son halinin fotoğraflarına bakıp da içinde sızı hissetmeyen insan var mı aramızda?

    merak ediyor ve eğer var ise kendi insanlığımdan muaf tutulmamı talep ediyorum!
  • fotoğraflarına baktıktan sonra şunları düşündüğüm bir melek

    bütün bunlar bir hayal aslında, samih şentürk ün golü, üç kere distile efe rakısı, diablo ii'de bana teşekkür eden kız, ekşisözlük, marboro intense, sakallar bıyıklar, her gün defalarca dinlemeye maruz bırakıldığım orta yaşlı erkek gırtlağından çıkan çığlıklar, hepsi yalan.

    gerçeğe en çok yaklaştığım anın 12 eylül işkenceleri olduğunu anlıyorum şimdi, aslında bu dünyada yaşayanlar onlardı, onlar bir melekti, bana cenneti getirecek olan melekler, ama onları yalnız bıraktım, unuturum zannettim, zamanla yeni gerçeklikler oluşu zannettim, ama öyle olmadı...

    artık anlıyorum ki, zaman benim için o karakolun penceresinden gelen çığlığa gitmediğimde durmuştu, o çığlığa yardıma koşmadığım an durmuştu, korktuğum an!

    ve ben o an ölmüş, korkaklar cehennemine gitmiştim. her gün acı çekiyorum, sevinmem gereken şeyler oluyor, sevinemiyorum. mutluluğu ruhum reddiyor zannederdim. zaten ruhum ölmüş. çevremdeki herkes ölü.

    ve "melek", özür dilerim, ben cehennemdeyim, yardım edemiyorum. yardım edemiyoruz, herkes ölü.
  • bu adamın başlığına pek çalışmıyor bizim cevvaller.

    halbuki bu adam da ergenekoncu değil mi?
    düne kadar ergenekon'un stratejisini hazırladığı ve finansörü olduğu iddia edilmiyor muydu?
    artık değil mi?
    şaka mı yapmıştınız yoksa adama?

    adamın yüzünde ölümü gördünüz bu yüzden mi çekiniyorsunuz?

    ses verin yahu?

    tısss tabi.
  • ergenekon operasyonunu sapına kadar destekliyorum. aralarında suçlu olanların da mahkemede cezalandırılmasını arzu ediyorum. mahkeme değilim ve kanaatlerimi de istediğim gibi oluşturma hakkına ve bu insanların büyük bir bölümünün suçlu olduğuna inanma hakkına da sonuna kadar sahibim. kanser hastalığına yakalanmış bir adamın kaderinin de kendisinin suçlu/suçsuz olması üzerinde zerre etkisi bulunduğuna da inanmıyorum. yani sırf ölüyor diye suçsuzmuş algısı yaratılmasına amenna diyecek de değilim.

    fakat bu adamın içine düşürüldüğü durum da hiç bir vicdanın kafasını çeviremeyeceği bir durum. kanser hastası olan bu kişi doğru ve düzgün bir tedavi görseydi eğer 1 gün daha uzun bile yaşayacaksa onu korumak ve sağlamak da devletin asli görevidir. bunun lamı cimi, bahanesi yoktur. 1 günü bırak 1 saat bile çalmışsa hayatından devlet bundan sorumlusu olan herkes hesabını vermeli ve ödemelidir. bu kadar basit ve net.

    yalnız buradaki ikiyüzlülüğü de görmezden gelecek değiliz. "solcular veya açlık grevi yapanlar için yaygara koparanlar şimdi neredeler" cümlesi o kadar sığ ve o kadar kendi kendini bacağından vuran bir cümledir ki.

    bunun açık meali "ben o gün iki yüzlüydüm" demektir. ben suçlu olup olmadıklarına karşı fikirdeki insanlara yapılan haksızlıklara gözlerini kapatabilen bir bünyeyim "ve bunun aynısını senden de bekliyorum" demektir. karşındakini kendin kadar sığ sanmaktır bu.

    düne kadar devletim de devletim diye ağlarken bir günde "devlet eleştirmeni" kesilince ne kadar komik oluyorsunuz bilemezsiniz. başkalarının başına bu tarz felaketler gelirken arkasına sığındığınız devletin bugün savunmak işinize gelen bir adama yaptıklarını " gol pozisyonuna çevirme çabanız" mide bulandırıcı. üç gün sonra başka birine aynı haksızlık yapıldığında işinize gelmediği için gene susacağınızı da biliyoruz. 60 yıldır konu sizin sevmedikleriniz olunca üç maymunları oynamaya ne kadar yatkın olduğunuzu da ezberledik.

    bir gün akıllanacağınız umuduyla yaşıyorum.

    edit : "kendisine son 1 yılda hiç suç isnadı yapılmadı" iddiasına da hak veriyorum.o da devletin hatası ve ayıbı.bu konuda yapılan itirazlara hak veriyorum yalnız bunun "bu soruşturma sürecinde gözaltına alınan herkesin suçsuz olması" gibi bir sonuca ulaşmak gibi bir demagojiye alet ediliyor olduğu da açık.
  • itirazım, bu adamın ifadesinin alınma şekline.
    bakın, tutuklama kararı çıkmış birisinden bahsetmiyorum,
    ifadesine başvurulması için gecenin köründe, korku yaratarak, baskıyla, ellerini kelepçeleyerek, gomiq polislerce tacize uğrayarak, evlerine suikast silahları yerleştirerek, giydiği dona, bulunsaydı eğer odasında buldukları porno dergilerine kadar, kasalarındaki paralara kadar, soruşturmanın gizliliği esasını çiğneyerek, tüm akp yanlısı medyada... daha yazayım mı?

    adamı, kanser oldu diye bırakmadılar ayrıca.

    adamı içerde tuttukları müddetçe halka korku vereceklerini düşündükleri için suçsuz olduğu halde tutmaya devam edeceklerdi.

    herkesten bazıları gibi şerefsiz olmasını bekleyemeyiz tabi,

    işlemediği suçtan yargılanan enver arpalı'nın intihar etmesi gibi, bu adam da sırf bu yüzden, aşağılık tacizlerle, ruhunun taşıyamayacağı bu lekeyi taşıyamayacak kadar namusuna düşkün olduğu için önce ruh hastası sonra kanser oldu.

    ve adam ellerinde kalacağı için erken tahliye ettiler.

    tüm bu insanların sapına kadar suçsuz olduğuna inanıyorum evet; ama sizinle sidik yarıştıramayacak kadar da yorgun, ciddi, umutsuzum.
    susturuluyorum.
    darbe yılları çocuğuyum. bu yüzden darbenin ne demek olduğunu nelere mal olacağını ve tehlikesini biliyorum.

    ama ben, darbe ayağına çok daha büyük bir devrimin yaşanacağını ve buna halkın cesaretlendirildiği (ya da korkutulduğu) gerçeği ile korkuyorum artık.

    olmayan sıtmayı gösterdiler (darbe) ve şimdi elimizde özgürlük bayrakları, bilmeden tanımadan düşman kabul ettiğimiz insanları ezerek ölüme gidiyoruz gibi geliyor.

    ırak'ta nükleer silah var diye abd, ırak'ı tüm dünyaya nefret ettirip işgali meşrulaştırdı ve sonunda silah yokmuş dedi ya...

    yakında anlarsınız darbe planını asıl kimin yaptığını.
    tabi
    bir tek postalı olan darbe yapabiliyor zaten.
  • bir insanlik trajedisinin kurbani.

    turkiye cumhuriyeti yasalarina gore agir cezalik suclarda gecerli olan 2 yillik tutukluluk suresinin 13. ayinda saglik nedenleriyle tahliye edilmistir.

    "bu adamin omrunden bir yil calinirken nerdeydi avrupa?? niye buna ses cikarmiyor?" diye feryat edenlere hatirlatmak borcumuz olsun:

    ayni avrupa birligi'nin 17 aralik 2004 kopenhag zirvesi oncesi masaklarindan sikica kavradigi 59uncu hukumetin 4 aralik 2004'te alelacele kabul ettigi ab uyum yasalari paketi'ndeki 5271 no.lu ceza muhakemeleri kanunu'nda degisiklik olmasa idi, kendisinin tutukluluk suresi 5 yil kadar olabilecek idi. avrupa nerede diye soranlara selam olsun.

    yok eger avrupa'dan istediginiz ne bileyim avrupa parlamentosu baskani'nin turkiye'ye gelip turk mahkemeler tarafindan teror orgutune finansorluk suclamasiyla tutuklanmis biri icin "serbest birakin bunu cabuk" demesiyse tek kelimeyle "masallah" derim. o zaman da "ne hakla bagimsiz turk mahkemelerinin isine karisiyor bu ab? somurge valisi bunlar !?" diye makadinizi yirtmazsaniz ne olayim.
  • (bkz: erol zavar)