şükela:  tümü | bugün
  • türkiye cumhuriyeti’nin eski başbakanı, nam-ı diğer küçük eniştenin avrupaya vizesiz girişimizle ilgili sarfettiği, gururumuzu okşayan, gaza getiren, biz neymişiz be abi dedirten sözleri.

    kudretli türkiye cumhuriyeti’nin pasaportu...

    sonra ne mi oldu?

    “emevi camiinde cuma namazı kılacağız” deyip; şah süleyman türbesini kaçırdığımız gibi, “ortadoğuda bizim iznimiz olmadan yaprak kımıldamaz” deyip; bi tarafımıza tekme yediğimiz gibi, rus uçağı düşürüp, “bizim bilgimiz dahilinde düşürüldü” diye efelenip, üç-beş turist gelmeyince -güçlü ekonomiz çatırdayınca- tıpış tıpış özür dilediğimiz gibi, vizesiz avrupa’da yalan oldu.

    “sınır kapılarını açarız, bize vizesiz avrupa seyahati verin” dedik, 5 milyon mültecinin kucağımızda patlaması yetmezmiş gibi, vizelerde yalan oldu. hadi avrupa neyse dedik devam ettik ama evdeki bulgurdan olduk. abd’ye vizeyle bile giremez hale geldik.

    edit: ekleme
  • o güzel insanlar o pasaportlara binip gittiler.

    kalanlar da buradan pasaportlarını alabilir.
  • izlenilen dış politika (ayrıntılara hiç girmeyeceğim, konuyu biliyorsunuz) sonucu zaten belli bir süredir çeşitli sınır kapılarında şu kudretli pasaportu gören memurların burun kıvırdığı bir durumdaydık. yakında kendi kudretli hapishanemizden dışarı adım atamıyor hale geleceğiz gibi görünüyor.
    birilerine çamur atmak için ya da politik sebeplerle söylemiyorum bunu. ucundan kıyısından dış politika, diplomasi bilen her insan bunu rahatlıkla görebilir zaten. olay türkiye'den siktir olup gitmekfilan değil, bir ülkenin vatandaşı olmanın değersizleştirilmesi meselesi tamamen. yazık, gerçekten çok yazık.
  • ülkenin büyük çoğunluğu zaten götüne giyecek don bulamadığı için pasaportumuzun kuvvet leveli kendisini ilgilendirmemektedir.

    ayrıca gene bu büyük çoğunluk bizi kıskanan devletlere gitmeye de meraklı değildir.

    hatta, yurtdışına tatile giden zengin beyaz türkler gidemiyorlar diye de evde göbek atıp, o ses türkiye seyretmektedirler.