şükela:  tümü | bugün
  • intel'de yazılımcı olarak çalışan scott hawkins'in orjinal ismi 'the library of mount char' olan ilk kitabı. türkiye'de böyle ilginç kitapları takip eden ithaki tarafından yayınlanmış bu fantezi-bilim-punk-tuhaf-bilmemne kurgu. bir türü var mı emin değilim.

    kitabın akşını çok beğenmedim açıkçası. ilk yarısı zor okunuyor ama olayların çözülmeye başladığı son bölümlerde de kitabı elimden bırakamadım. tüm kardeşlerin hikayeleri ayrı ayrı anlatılsa, karakterler ve hikaye geliştirilse epik bir fantezi olabilirdi. böyle güzel bir hikayenin sadece 400 sayfa sürmesi okura da haksızlık.

    spoiler vermek istemiyorum yeni çıkmış kitapla ilgili. kapak arkasından alıntı yapacağım;

    ___________kitap kapağı________________
    “cehennemden kaçmanın tek gerçek yolu onu fethetmektir.”
    kayıp bir tanrı. evrenin sırlarını gizleyen bir kütüphane.
    insanlığını yitirdiğini fark edemeyecek kadar meşgul bir kadın.
    kül dağı’ndaki kütüphane, tanrı olmayı öğrenen bir kadının yitirdiği insanlığını geri kazanması üzerine tuhaf, korkunç ama dokunaklı bir hikâye anlatıyor.
    ___________kitap kapağı________________
  • son bir kaç sayfasını okumak üzere olduğum kitap.

    kitaplar konusunda çok fikrim, bilgim yoktur o sebeple, konusu hoş gelen, okuyabileceğimi düşündüğüm kitapları seçim onları okurum. tabii bu konular genellikle diğer kitapların işlediği konulardan biraz da olsa farklı olmalı. bu kitabı da o sebeple aldım, aslında çok da hatırlamıyorum alırken ne düşündüğümü ama almamı sağlayacak kadar ilginçlik bulabilmişim.

    şu anda hala okumaya devam ediyorum, sadece metroda okuyabilmeyi başardığımdan 2 aylık bir süre alıyor bir kitabı bitirmem, ilk 150 sayfasından hiç bir şey hatırlamıyorum. çünkü hiç bir şey anlamadım, ama bir şekilde okumayı başardım. ama o kritik noktayı geçtikten sonra kitabı bırakmak inanın mümkün olmuyor ben mecbur olmasam metroda gide gele bitirirdim.

    kitap çok şey anlatıyor aynı zamanda çok da detaylı değil. o kadar çok karakter var ki başında kim nedir ne değildir diye kafa karışıklığı nirvanaya ulaşıyor resmen.

    kitabın yazarı tek bir kitaba değil de bir kaç kitaba yayarak anlatmış olsa idi büyük ihtimalle son yılların en iyi serilerinden biri olurmuş. kitabın anlatmak istediği ama anlatamadığı bir çok şey var. ve öyle uzun bir dönemi kapsıyor ki aslında devam kitaplarının bitme gibi bir olasılığı bile olmayabilirdi.

    son bir kaç sayfam kaldı ve büyük ihtimalle bu akşama bitmiş olacak ve sonunu okumadan önce buraya aslında ne kadar sıradışı ve güzel olduğunu yazmak istedim. inanıyorum ki sonu da bi o kadar güzel olacak.
  • "-benimle birlikte karanlığa adım at çocuğum. sadece o defa 'baba' ona gerçek bir sevgiyle baktı: -senden bir tanrı yapacağım. "

    fantastik kurgu dünyasında, son zamanlarda karşılaştığım en yaratıcı fikirlerden birinin maalesef biraz çalakalem işlenmiş ve koca bir seri oluşturabilecek hikayenin tek bir kitaba indirgenmiş hali.

    ilk kitap için hiç fena olmasa da konunun dağınık işlenmesi biraz can sıkıcı. kitabın son 50 sayfası ise olayları açıklaması, yapılan eylemleri birbirine bağlaması ile kitabın en güzel yeri oluyor.

    ayrıca ingilizce versiyonunda da böyle mi bilmiyorum ama kitabın arkasındaki tanıtım yazısı fazlasıyla spoiler içeriyor, orayı okuyan birisi az çok kimin bu dolapları çevirdiğini ve hikayenin sonunu tahmin edebilir. keşke carolyn'ın öyküsünü bunları hiç bilmeden okuyabilme imkanımız olsaydı.

    kitapla ilgili spoiler içeren tespitlerim ve aklımı kurcalayan sorular ise şöyle:

    --- spoiler ---

    1) kitapta, carolyn, michael, david, margaret ve jennifer'ın dışında 7 kütüphaneci ve katoloğunun daha olması gerek ama biz bunları görmüyor, bilmiyoruz. yazar bazı bölümlerde bikaçına değinse de aşırı ezik ve silik tipler. hiçbiri katiyen aklınızda kalmıyor. diriltme üstadı; kafası, tüttürdüğü zibilyon çeşit ot ve mantardan bi milyon olan, ak kitabın iki okuyucusundan biri, şifa kataloğunun sahibi jennifer favorim.

    2) david'in katil/cinayet katoloğunun sahibi olarak, iyi kalpli bir çocuktan bir caniye evrilmesi, diğer kütüphaneci kardeşlerine kız-erkek demeden tecavüz edip defalarca öldürmesi ve biricik aşkının, eti çürüyen ve ölüm katoloğunu çalışması sebebiyle kafayı yiyen margaret olması, biçareyle dehşetli bir şekilde sevişirken daha çok zevk almak için onu ve kendini öldürüp sonra kendilerini tekrar dirilttirmesi inanılmaz güzel detaylardı. ha bir de mor tütü giyen,öldürmenin her yönteminde uzmanlaşmış insan azmanı bir herifin, sokaklarda, insanları vahşet uyandıracak şekilde biçmesi fikri cidden eğlenceli.

    3) carolyn'ın tüm katologlar içinde en işe yaramaz gibi görünen dünya dilleri konusunda çalışması ama bilgi güçtürden yola çıkarak aslında kitabın en güçlü karakterine kendi çalışması ve azmiyle evrilmesi nefis. diğer katologları okuyabilse de onlarda ustalaşması haftalar hatta aylar alıyor. hiçbir şey, carolyn baba'nın seçilmişi diye şipşak olmuyor. bu arada öğrendiği dillerin sadece insan dilleriyle sınırlı kalmaması, atıyorum fırtınaların dillerinde yazılmış şiir çalışmalarından da zevk alması gibi detaylar çok iyi.

    4) peter'ın olaylara neden dahil olduğunun ve carolyn'ın onu niye bu kadar kayırdığını en sonunda ikilinin unutulmuş geçmişiyle öğrenmemiz ve peter'ın carolyn'ın "kalp kömürü" olması;carolyn'ın onu hatırladıkça aynı zamanda insan olmayı hatırlaması da üzerinde düşünülmüş diğer bir detay.

    5) kitabın isminin neden kül dağı'ndaki kütüphane olduğunu en sonunda öğreniyor ve çocukluk oyunlarını bir kez daha özlemle anıyoruz. keza reissak ayria'ın hangi obje olarak şeçildiği de geçmişin yine güzel bir cilvesi.

    6) zamanı durduran sözcük, david'in ve peter'ın farklı ruh hallerine göre büyüyüp balon gibi uçarak iki farklı karakterde güneş olması fikri ise cidden benim için kitabın doruk noktalarıydı.

    şimdi gelelim kitapta aklıma takılan sorulara ve bu kitabın bir seri olsa diğer kitaplarında işlemesini istediğim konulara:

    1) baba'nın doğası ne? nobununga ve diğer yaverleriyle ilişkisi, onlarla tanışma öyküsü ne? baba'nın 3. çağda yaverleriyle, imparatoru devirme öyküsü seriye bir prequel olarak eklenebilirdi; veya en sonunda yaverlerini toplayıp kurallarını kendi koyacağı evreni yaratmaya gittiğinde yaşayacakları bir sequel olabilirdi.

    2) baba'nın çok bahsedilen ama bi türlü hakkında bilgi sahibi olamadığımız ezeli düşmanları dük, q-33 kuzey ve barry o'shea kim, güçlerinin boyutu ne? keşke bu sorulara başka kitaplarda teker teker yer verilen maceralarda cevap bulabilseydik.

    3) baba, bu evreni yaratan tanrı olmadığını ve bunu kim yarattıysa gerçek bir zanaatkar olduğunu söylemişti, keşke o tanrıyı ve bu dünyanın 1. ve 2. çağını ve tarihlerini öğrenebilseydik.

    4) kitap bir seri olsaydı, margaret'ın gizli bir villain olmasını isterdim açıkçası, dünya üzerinde akla gelebilecek her çeşit yöntemle öldürülen ve öte diyarlarda çok fazla zaman geçiren margeret'ın "hanımım" dediği; ölümün zarif tanrıçasının, baba'ya savaş ilan etmesini ve margaret'ın onun habercisi/müjdeleyicisi olarak etrafa dehşet kusmasını izlerdik, negzel!

    5) ve elbette babanın herkesten sakladığı 13. bir katalog olmasını ve kimsenin bu katalog üzerinde çalışmasını istemediğini öğrensem şaşırmazdım; zira 13 sayısının uğursuz olmasıyla bilerek 12 kütüphaneci tutması akla yatkın. eh bir de kitabın en sonunda öğrendiğimiz üzre baba'nın her şeyi, öldürülmesinden, carolyn'ın tanrı olduğu gün düşecek yaprak sayısına kadar ayarlaması onun göründüğünden çok daha kurnaz bir karakter olduğunu gösteriyor.

    6) kitapta anlamadığım veya açıklanmışsa da dikkatimden kaçan şey, baba öldükten sonra kütüphane içinde bulunan 12 kütüphanecinin nasıl oluyor da bir şekilde dışarıya çıkarıldığı ve evden uzaklaştırıldığı? ki bu sayede carolyn reissak ayrial'ı devreye sokabilsin.
    --- spoiler ---

    evet, eyyorlamam bu kadar! başka bir fantastik kurgu incelemesinde görüşünceye dek sağlıcakla kalın dostlar...