şükela:  tümü | bugün
  • yıllardır gerçekleştirdiğim bir eylemdir. bilindiği gibi mp3, kaset ve cd çalar gibi aygıtların kulaklık kabloları, kıyafet dışında durduğu zaman sağa sola sallanıp oraya hatta buraya takılmaktadır. otobüslerde arka tarafa doğru ilerlerken kablonun koltuğun kol-bacak koyma yerine takılıp kulaklığın kulaklardan fırlaması ve yolcunun başına çarpması, kişiyi rezil kepaze edebileceği için yapılır.

    tabii ki kabloyu kıyafet içinden geçirmenin daha büyük sorunları vardır. örneğin, eğer kullanılan kulaklık, kulakiçi diye tabir ettiğimiz kulağa sokulan aletlerden değil de kulağa takılan aletlerden ise, yürürken o kablo t-shirt'ün yakalarına takılır ve kulaktaki kulaklıkları çeker. katlanılması ve kabul edilmesi zor bir olaydır. ancak zamanla alışılır ve her 30 saniye bir kulaklık kabloları yukarı çekilerek rahat edilir.
  • can ne zaman müzik dinlemek isterse anında yanıt verelim diye yapılan bi' eylem.

    diyelim ki yanınızdakinin aradaki mesafeyi arttırarak kaçızladığı ilk anda hemen bir başınıza müziğe sardırmak istiyorsunuz;
    iki saat cepten kulaklıkları çıkarmaya çalış. sonra düğümlenmiş kulaklıkları çöz. şanslıysan hiç durmana gerek kalmadan kulaklığı takmış ol. yürürken üste başa takılıp kualkları zorlamasıyla uğraş vs. hoş şeyler değil.
    lakin giysimizin içinden geçirdiğimizde ise çok daha rahat. baktık yanımızdakiyla tağam o zaman çok acele işim var görüşürüz moduna girmişiz; hop zaten giysinin içinde gün boyu soteye yatmış kulaklığımızı çıkartıyoruz ve aleti dahi cepten çıkarmadan pause/play tuşuna basarak kaldığımız yerden devam ediyoruz. iyi eğlenceler canlarım.
  • üşengeç insan profiline uygun bir hareket değildir.
  • bluetooth kulaklıklar ile tarih olmuş bir işkence. geçirmesi ayrı dert, kulaktan düşmesi ayrı dert, kullanılmadığı durumlarda ağırlık yapması ayrı dert idi. e kabloyu dışarıda tutsan yere sarkar, ayriyeten takılma sorunu var. sadece dinleyeceğin zaman cepten/çantadan çıkartıp takmak da ayrı bir hengame. velhasıl gençler çok çekmiş vakti zamanında.
  • bazıları için sınavlarda kopya çekme yöntemidir.
  • yazın insanın terine ter katar. yine de inatla kıyafetin içinden geçiririm kardeşim ben. sallanmayacak öyle.
  • telefonu çorabımda taşıdığımdan kulaklığı önce beyaz parmaklı çorabımın parmak arası terliğimin tutunduğu aradan geçirip terliğin üzerinden ayak bileğimin etrafında bir tur döndürüyorum bacağın aşil tendonuna bakan yarı alanından yukarı şortun altına sokup şortun fermuar kısmından çıkarıyorum belimin etrafında 1 tur döndürdükten sonra sırtta atlet içinden koltuk altımdan dündürüp yakamdan çıkarıyorum müziğe doymuyorum...
    tabi ayfonlarda kablo biraz kısa olduğundan bu zevki yaşayamayabiliyorsunuz o yüzden yaşasın alcatel....

    olum sapık mısınız manyak mısınız nesiniz lan yapmayın şunu.
  • özenilendir ama yapılmaya üşenilendir. metroda her gördüğüm kulaklıklı bireyde bu olay böyle. ''benim neyim eksik len!'' diye gaza gelmemle, metronun içinde fantastik hareketlere girmem bir oluyor ama ne yazık ki. fazlaca üşengeç bir insan olduğum için bu olaydan da kısa bir süre sonra vazgeçip, yeniden kendimi müziğe adıyorum ben de.

    hem böylesi daha güzel taam mı? *
  • kışın soğuk havalarda montumun içinden geçirerekten yaptığım eylemdir. o buz gibi havada kendinizi sıcacık montunuza ve müziğin ritmine kaptırıyorsanız tarif edilemez bir zevktir. birde sigara içiyorsanız sormayın keyfinize.
  • ortaokuldayken derslerde muzik dinlemek icin yapardim. o zamanlar oyle mp3 player mplayer yoktu, telefon yoktu. walkman en populer elektronik cihazdi. hatta her walkmanin ileri geri sarma ozelligi standart degildi. bir tarafa sarabiliyordu. 3-5 lira fazla veriyordun cift yonlu sarma islemi yapailiyordu. kulak icine girebilen kulakliklar sadece sony walkmenlerde vardi. boyle bir kulaklik icin ekstra para oder alirdik. iste boyle bir donemde derste muzik dinlemek icin ve hocaya yakalanmamak adina kulakligin kablosunu okul kiyafetinin icinden gecirir koldan cikartirdik. kulakliklar avucumuzun icinde olurdu. o sekilde sesi disariya fazla yapilmayacak sekilde elimizi kulagimiza goturur. kafamiza gore muzik dinerdik. tabi ki kaset sarma islemi cok ses cikartacagindan sadece acip dinler degistiremezdik. bunun icin evinde kaset kaydebilen muzikseti olan arkadaslarimiz bizler icin kaset doldururlardi her parca sevdigimiz parca olurdu. biz muzik dinlerken hoca tahtada "a negative and a positive make a negative" diyerek yirtinirdi. guzel gunlerdi.