şükela:  tümü | bugün
  • bence ayakkabı fallusu simgeliyor olabilir. buna benzer bişey de yazılmış yukarılarda.
    ayakkabıyı alan prensi dolaylı yoldan gücü elde eder.

    ayrıca bu ayakkabının bütün ülke kadınlarında denendiği de düşünülürse. iğrençsiniz prensim.
  • an itibariyle zeynep değirmencioğlu'nun oynadığı versiyonu uyduda abidik gubidik ürünler satan kanallardan bir tanesinde oynamaktadır.
    asıl bundan önemlisi filmin müzikleri hakkında bilgi sahibi olan birisi varsa lütfen yeşillendirsin. özellikle balodan kaçış bölümünde fonda çalan şey efsane, muhtemelen çok ünlü bir parça ama böyle durumlarda kitleniyor hatırlayamıyorum. shazam da kar etmiyor.
    az önce de gurbetçi şabanda lili marlen'in fonda kullanıldığını fark ettim, mutlu oldum. ama lütfen bu şarkıyı söyleyin, kırk yıl köle olabilirim.
  • rüyamda o meşhur ayakkabının koca ayaklı kızlar tarafından denenmekten esnediği, deforme olduğu ve sonunda külkedisine büyük geldiği bir versiyonunu gördüğüm masal. kızcağız ayakkabının ona ait olduğuna kimseyi inandıramıyordu.
  • külkedisi'nin bilinen en eski biçimi i.s 850-860 yılları arasında yazılmış bir çin kitabındadır. çin masalının kahramanı yeh-hsien'i acımasız üvey annesi tehlikeli kuyulardan su çekmeye zorlamaktadır. kıza mucizeler yaratarak yardım eden balığı, üvey anne kandırarak öldürse de, balığın kılçığı kıza arzuladığı güzel elbiseleri ve ünlü altın terliği verir. sonunda terliğin teki bölgenin en zengin tüccarının eline geçer ve tüccar uzun aramalar sonunda çinli sinderella'yı bulur. kız terliği giyince hemen güzelleşir, üvey anne ve çirkin kızları ise çığ altında kalırlar.
    avrupa'da bilinen en eski sinderella örneği napolili şair, asker ve yönetici giambattista basile'ye (1575-1632) aittir ve pentamerone adını verdiği, napolili kadınlardan derlediği 50 masal içinde külkedisi başlığıyla yer almaktadır.
    fransız masallarının ilk derleyicilerinden, academie française üyesi charles perrault (1628-1703) fr. vair (kürk) sözcüğünü verre'ye (cam) çevirmiş ve ünlü cam terliği masal dünyasına kazandırarak masalı "sinderella küçük cam terlik" adıyla yayımlamıştır. cinder kor, köz demektir.
    sinderella masalının 700 farklı türü derlenmiştir. en çok filme alınan kahraman külkedisi'dir. romeo ve jülyet 47, hamlet 58, külkedisi ise erotik ve çizgi filmler de dahil olmak üzere 84 kez filme alınmıştır.

    https://www.bustle.com/…ing-like-the-disney-version
    http://mentalfloss.com/…ow-about-disneys-cinderella
    http://www.fanpop.com/…sting-facts-about-cinderella
    http://img.memecdn.com/…from-cinderella_o_96244.jpg
  • içinde ayak fetişisti bir prens barındıran masalın başrolü.
  • grimm kardeşler tarafından derlenen masallardan biri.

    çoğunlukla sansürlü versiyonuna aşina olunan bu masalın herkesçe bilinen ilk bölümünü geçiyorum. çünkü asıl gore sahne finalde.

    şu ayakkabı denenen bölüme gelelim...

    prens ayakkabıyı öncelikle külkedisinin ablasında dener. abla, büyük ayaklarının bu küçük ayakkabılara sığamayacağını anlayınca bir bıçak alır ve gizlice topuklarını keser!

    ayakkabıya uyan ayağın sahibini arayan prens aldanır ve ablayı ata bindirip saraya yollanır.

    o sırada kuşlar ablanın beyaz çorabındaki kırmızı kanı görürler ve çığlıklar atarak prensi uyarırlar.

    prens geri döner ve gerçek külkedisini bulur. bu sefer ata külkedisi binmiştir ama ablalarını geride bırakmak istemez. yine kuşlar, mesut çifti takip eden ablaların gözlerini oyarak (!) onları kör eder.

    unutulmamalıdır ki grimm kardeşler bu folklorik öğeleri çocuklar için derlememiştir ve sansür uygulanmamış çoğu masal buna benzer kanlı öğeler içermektedir.

    edit: @yuzyil uyuyan uykucu, bir ablanın da küçük parmağını kestiğini hatırlattı.
  • tanrı aşkına biri söylesin külkedisi sindrella (zeynep değirmencioğlu) nerede çekildi?
  • yazılı kaynaklarda bilinen ilk hâli 9. yüzyılda çin'de ortaya çıkmış bir masaldır.

    çin'deki " ye xian " isimli versiyonuna bakalım şimdi:

    külkedisi, qin hanedanından önce çin'in daha çok türklerin yaşadığı bölgesinde bulunan bir etnik grubun reisinin kızıdır.
    kızcağızın önce annesi ölür. babası ona bir üvey anne getirir ancak ardından kendisi de ölür.
    üvey annesinin işkenceleriyle yaşamaya devam eden ye xian ( yeşim diyelim* ), bir gün ormana oduna giderken derede bir balık bulur ve onu eve getirir su dolu kabın içinde.bu balık aslında kızın öz annesinin reenkarne olmuş hâlidir.
    fakat üvey ana balığı fark edince onu canlı canlı kızartır! afiyetle yer ve kılçıklarını da toprağa gömer.*

    balığın öldüğünü öğrenen ye xian, gece boyunca ağlarken gökten bir melek iner ve ona balığın kılçıklarını gösterir. balığı tekrar diriltir ve kıza dilek hakkı verir.
    ye xian, altın elbise ve altın ayakkabı diler.

    bir gün üvey ana ve üvey ananın esas kızı birlikte saraydaki eğlenceye giderler. ye xian da buraya gitmek istemektedir ve aklına ayakkabısıyla elbisesi gelir. hemen onları giyer ama saray çok uzaktır. o sırada balık dile gelir ve kendisini ormandaki dereye götürmesini söyler. derede balığın sırtına binen ye xian, böylece saraya kadar gider.
    gece, güzelliğiyle herkesin dikkatini üzerine çeker ama onu üvey ana ve üvey bacı da fark edince hemen eve geri döner.
    bu sırada ayakkabılarından tekini sarayda düşürür.
    bu ayakkabı o kadar hafiftir ki bir kuş tüyü bile ondan ağırdır.
    saraydaki bu kızdan o gece birisi daha etkilenmiştir, evet, imparatorun oğlu.

    imparator, oğlunun hâlini görünce kızın bulunması için her yana emir salar ve sarayda bulunan ayakkabı tüm hâtunların ayaklarında denenir. nihayet ye xian, ayakkabıyı dener ve bu hâtunun o olduğu anlaşılır!

    üvey ana ve üvey bacı " biz kızımızı kimseye vermiyoruz " derler. imparator, çok anlayışlı bir insandır.
    üvey ana ve üvey bacı taşlanarak öldürülür.

    evet.
  • günümüzü şekillendiren ve gençlerin bir nebze de hallerinden ( dış görünüşlerinden) memnuniyetsizliğinin nedenlerinden biri olduğuna inandığım masal.

    daha ilkokul çağındaki çocuklara alttan alta güzellerin iyi, çirkinlerinse kötü olduğunu empoze etmekte. bu neredeyse bütün masallarda da böyle. prensler güzel, kötü kadınlar çirkindir. prensesler yakışıklı kötü adamlarsa hilkat garibesidir. nitekim bu masalda da kötü kadınlar çirkin olarak tasvir edilip okuyucunun gözüne sokulmaktadır ya da prensesin dillere destan güzel olduğu özellikle vurgulanmaktadır. bu işin şöyle bir yanı da var. güzel olanlar prenses, prens olabilir, çirkinler olamaz. eğer bir güzel hizmetçilik yapıyorsa bu çirkin kötüler yüzündendir.

    (buraya bir edit yapayım: bir prens ancak bir prensesle evlenebilir. bir yakışıklı bir güzelle evlenebilir. eğer prens evlenecekse, zaten evleneceği kız prensestir başkasıyla olmaz. o an prenses değilse de bu kesinlikle çirkin bir kötü yüzündendir. )

    mesela iyi olanlar güzeldir mesajını verse bi nebze fakat bu masal net bir şekilde güzel olan iyidir mesajını veriyor. şimdi ilkokuldaki çocuğa bunu okuyoruz ve güzel olan iyidir mesajını verdiğimizde çocukta olsa bu kendinde yer ediyor. sınıfın en güzel kızı ya da en yakışıklı çocuğu değilse devamlı bi kendini onlarla karşılaştırma durumunda kalıp onlara benzeme arzusuyla yanıp tutuşuyor. psikolojik olarak sıkıntılı bir durum.

    bunun bir de o sınıfın en güzel ve en yakışıklıları içinde değişik bir durumu var. her yaptıkları doğrudur!! onlara karşı çıkılamaz. çünkü onlar prens ve prenses.

    günümüzde her ne kadar bu güzellik algısının yerini yetişkinler için para alsa da, çocuklar paradan pek de anlamadıkları için içlerinde bir ukde oluşuyordur kanaatindeyim. tabi yaş ilerledikçe eğer zengin ve çirkinse yine kimse yakışıksız ya da güzel değil demiyor, kadınsa bakımlı erkekse karizmatik deniyor. bu da ayrı bir mevzu tabi.