şükela:  tümü | bugün
  • iyi niyet sahibi olmanın başımıza ördüğü çoraplardan yalnızca biri.

    insanların bir arada yaşayıp iletişim kurmalarının temelinde yatan şey birbirine faydalı olmak, hayatı kolaylaştırmak ve güzelleştirmektir. bu durumda hepimiz birbirimizi bir şekilde kullanıyoruz bu bir gerçek ama bunu bir alışveriş gibi düşünün. mutlu ediyorsak mutlu olmak isteriz, birine bir iyilik veya jest yapıyorsak teşekkür bekleriz, ilgi veriyorsak ilgi bekleriz. almadan vermek çok istisnai durumlar için geçerli yani birine sadaka verirken kişiden bir beklentimiz yok gibi görünse de aslında sevap bekleriz veya birilerine faydalı olmanın tatminini yaşarız. sadece vermek, beklentisiz vermek, almadan vermek kişiyi hızla tükenmeye götürür. tükenmemek için verdiğimiz kadarını almak isteriz. sonra tekrar vermek, tekrar almak. sonu olmayan bir döngü. aldıkça vereceklerimiz çoğalır, verdikçe alacaklarımızın çoğalması gerekir.

    bu olayı çirkince abartan aşağılıklar birbirine faydalı olmayı hedefleyen paylaşımları tek taraflı sömürüye çevirmeye çalışıyorlar. bu aşağılıklar iş arkadaşı, aile bireyi, sevgili, dost gibi her hangi en yakınlarımızdan biri bile olabiliyor veya hiç tanımadığımız biri. iyi niyet sahibi kişiyi, kendi çıkarları doğrultusunda ustaca kurguladıkları bir takım senaryoların içine çekiyorlar. bu senaryoların tek amacı, iyi niyetli kişiye hissettirmeden ondan faydalanmak ve sonrasında aynı ustalıkla başından savmak. işte bu noktada çözümü pek kolay olmayan bir sorun doğuyor. sonrası iyi niyetli kahramanımızın algılarına göre şekilleniyor, çeşit çeşit insan, farklı farklı algı var. kimisi kullanıldığını fark etmiyor bile, diğeri fark ediyor ama susuyor, öteki fark eder etmez önlem alarak kendini koruyor, kimileri ise tüm önlemlere rağmen kendini sömürücüden kurtaramıyor.

    susarak salağa yatmak sizi tüketecek, bu yüzden kullanılan tarafın yapabileceği en akıllıca şey sömürücüyü hayatının her alanından defetmek ama bu sanıldığı kadar kolay olmuyor. paylaşılanlar, emekler, hisler kişiyi kalıp mücadele etmeye zorlayabiliyor. birde sömürücü aşağılık yağmalamaya alıştığı kurbandan kolay vazgeçmiyor, tamamen tüketene kadar çeşitli yalanlar ve kelime oyunlarıyla kurbanı elde tutmaya inat ediyor. kurtulmanın mümkün görünmediği durumlarda kullanıldığını düşünen kişi, bunu fark ettiğini doğrudan yada dolaylı olarak karşı tarafa hissettirdiği halde karşı taraf hala her fırsatta kişiyi salak yerine koymaya yeltenecek kadar pişkin olabiliyor. insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanan kişiler genellikle inkar sanatında da başarılıdırlar. bu yüzden rahatsızlığınızı dile getirmenin hiç bir faydası olmuyor.

    sözün bittiği yerdesiniz, susarak gitmek gerek artık. giderken karşı tarafın olmayan vicdanıyla ilgili fantastik fikirleriniz olmasın. sızlamayacak!
  • iyi niyetli, yardimsever, sorumluluk duygusu yuksek insanlarin, "egoist ve ben-merkezci" bireylerin arasinda eninde sonunda karsilasacaklari kacinilmaz son. genellikle, dogru ya da yanlis bir sekilde, disariya karsi "zayif" imaji veren bireylerin bu duruma maruz kalacaklari dusunulse de bazi kisiler, durumun farkinda olduklari halde ya kibarliklarindan, ya da kendi inandiklari dogrulardan taviz vermemek icin kendilerini kullandirtabilirler.
  • bazen ilk anına değil ama devamına gönüllüsünüzdür.

    eğer bunu yapan çok güvendiğiniz birisi ise, bazen sonuna kadar salağa yatarsınız, gardinizi bir şekilde alarak artık tabi. zira bunu ne dereceye kadar götüreceğini merak edersiniz. kuşku bırakmayacak kadar emin olmak ve daha önemlisi, ona verdiğiniz değer yaptığına rağmen onu affetme ihtimali taşıtmaktadır ve siz bu ihtimali komple yok edebilmek için, onun tüm maskesizliğini görmek için uzatırsınız salaklığınızı.

    o an itibarıyla kaybeden gözükürsünüz belki. ancak daha sonra kendinizi sorgulamadan, kendinizi koruyarak yolunuza devam edebilmenin pek ala da işe yarar bir yöntemidir. ben yaparım bazen. daha doğrusu malesef yapmak zorunda kalırım bazen.
  • kullanılıp bir kenara atılmaktan şikayetçi biri tarafından size yapıldığında halinize bakıp bakıp gülme nedeni.

    sinir bozukluğundan...
  • yüzü olmayan, maskelerine gizlenerek yaşayan beşer grubuyla iletişim halindeki herkesin deneyimleyebileceği talihsizliktir.
    karşı tarafın meselelerine takıldığınızda kullanıldığınızı hissedemezsiniz.
    kullanan kişiyi bir varmış bir yokmuş duruşu üzerinden değerlendirmek de elbette mümkündür...
    ama en doğrusu, erken teşhise giden yöntemleri keşfedebilmektir.
    sizin dar zamanınızda destek olma niyetini deşifre etmeye bakın ve laf olsun diye destek olma imajına aldanmayın, zira sizi kullanmak için her fırsatı kurgulama becerisine sahip bu kişi, söz cambazlığıyla kötü gününüzde yanınızda olma simulasyonuna imza atacaktır. fakat hiç bir şekilde yanınızda var olmaya niyet etmeyecektir...
    terkettiğinizde de, tüm güzergahlarınızı tıkamak için olmadık çirkinliklerin peşine düşecektir. düşmese de bilin ki başka özneleri hortumlamakla uğraşıyordur dikkatli olun.
    bazı detayların bu entry.ye yazılması, yazan için yaralayıcı olduğundan es geçilmek durumunda...
    her şeye rağmen kullanıldığını çakan bünye ah etmemeli yoluna gitmelidir.
    yakın dostlar hariç etraftakileri de uyarmaya çalışmamalı, lağımın kokusuna bulanmamalıdır.
    unutulmamalıdır ki, kullanılmak, sadece ekonomik kriterler üzerinden tanımlanamaz.
    insan olmanın o pek soyut sanılan ama bir o kadar da belirgin olan erdemlerin sömürülmesiyle de kendini gösterir.
    ve biz biliyoruz ki insanlık tarihi, "yalanlar ve yılanlar" ne kadar yüksekte nefes alırlarsa alsınlar, sürünmeye mahkum olduklarını anlatan hikayelerle doludur...
  • farkında olmadan kullanılıyorsanız, yediğiniz kazığın acısıyla kendinize gelirsiniz. ama tabii iyi yanından da bakmak lazım. hep tecrübe bunlar. özellikle de iş hayatında...
  • bu iş yapıldıktan bir müddet sonra kıllanılır, sonra kesilir atılır... atılmazsa hadise devam eder ki verir büyük keder... bu durumda mühim olan farkındalıktır... kullanıldığının farkında olmayıp hayatını mesut devam ettirenler de yok değildir. kendilerine cehaletleri ile mutluluklar dileriz... bunun aksine farkında olup da olmazdan gelenlere allah kemoterapide kolaylıklar versin... nasıl güzel arkadaşlarımız var çevremizde, bigüzel düzülmekte gözükapalı güvendiklerine... nasıl güzel insanlarımız var, ayakta ütülen/uyutulan...
  • hayatın acımasız yüzüdür. "hayat dediğin çıkar ilişkisidir" tespitine insanlar arası ilişkileri düzenleyen etik ahlak dışı yaklaşımın kaçınılmaz sonucudur. insanların benliklerini diğer insanların arasında gizleyebilmesi yeteneğidir ki zaten bu yüzden grup halindeki insanların grup dışı kişileri bu kadar acımasızca kullanmalarını da bu açıklar. bire bir kullanmak köylü uyanıklığı ister. karşımdaki anlamaz nasılsa güvenine erişebilmek için kişi yanında diğer insanları da ister çünkü yalnız yaparsa bu kötü sonuçlar doğurabilir. benliğin toplum etiğinden bağımsız olduğunu zanneden bir grup içinde kaybolması bu ahlaksız davranışı mantıksallaştırmanın en kolay yoludur. yanlıştır.

    birisini bireysel olarak kullandığınızı ve o kişinin buna kırılmadığını/üzülmediğini/sinirlenmediğini düşünüyorsanız büyük bir gaflet içindesiniz demektir. tez vakitte yanlışınızdan dönün derim.
  • bağışlamaya gönüllü olanları,sırtını sadece iyi niyete dayayanları,haklı olsa bile karşısındakini incitirim endişesiyle yenik gibi görünenleri bekleyen kaçınılmaz son.illa ki kullanılmak olur bu davranışların sonu.
    kullanılan acı çekip iyi niyetini sorgularken kullanan kendini akıllı sanar ve keyfine bakar.
  • çocuğun ağaçta kalan topa attığı taş gibi hissetmektir, top alınınca hızlıca yere düşersiniz o kişi için..