şükela:  tümü | bugün soru sor
1 entry daha
  • sanat ve edebiyatseverlerin, farklı meslek dallarındaki yazarların, her yaştan akademisyen ve hocanın uğrak mekânıysa küllük kahvesi’dir. önem kazandığı ve sükse yaptığı yıllarsa cumhuriyetin ilanının sonrasıdır. küllük, beyazıt camisi’ne bitişik ve yazları daha işlek olan bir kahvehanedir. küllük’ün hemen yanındaki meşhur emin efendi lokantası da kahvehaneyle birlikte anılması gereken bir mekân. şöyle ki; edebiyatçılar, öğrenci ve öğretmenler, kalem oynatanlar önce lokantada yemek yer, ardından küllük’te çay, kahve içip edebiyat toplantıları, tartışmaları gerçekleştirirler. küllük kahvehanesi’nin kuruluş yılı tam olarak bilinmez; ancak yirminci yüzyılın başlarında açıldığı tahmin edilir. özellikle baharla beraber yoğun trafik başlar, yaz aylarında zirveye çıkar. kestane ve çınar ağaçlarının altına kurulan masalarla kahvehane sokağa taşarak bir şenlik havasına bürünür. “küllük” adıyla ünlenen mekânın iki adı daha vardır: akademi ve muallimler bahçesi.

    kahvehanenin tadını almış, oranın atmosferinde yetişmiş pek çok yazarın satırlarında küllük’ten bir şeyler bulursunuz. şair sıtkı akozan: “istanbul’da küllük beyazıt camisi’nin türbe kapısı dışında, körfez şeklinde ve bahçemsi bir yerdir. burası beyazıt semtinin mütevazı, fakat çok güzel bir köşesidir. bilhassa yaz tatilinde üniversite ve lise hocalarıyla memleketin birçok fikir ve sanat adamlarının uğrağıdır. bu köşenin üç adı var: muallimler bahçesi, akademi, küllük, en meşhuru küllük’tür.” der ve meşhur küllüknâmesi’nde kahvehanenin müdavimlerini çeşitli söz oyunlarıyla aktarır:

    takmadık şîrin henüz kır saçm a elmas tarak
    gerçi tuttuk hâmid’e mazmun için hayli çanak
    biz ne yahyâ’dan kemâl umduk, ne mithat’tan cemâl
    hikmet’i nazm eyleyen şâirde kaldı ihtimâl

    yazar, denemeci salah birsel’in de “kahveler kitabı”nda küllük’e dair anlatıları vardır: “küllük kahvesi beyazıt camii’nin aksaray’a bakan kapısı altında, kuytu, koltukaltı bir yerdir. çınar ve atkestanelerinin serinliği altına sığınmıştır. ortadan bir yol ikiye böler burayı. sağda emin efendi lokantası ve kahvenin kışlık salaşpurluğu vardır.”

    devrin ileri gelenleri, dedik ama “isim ver!” dediğinizi duyar gibiyim. liste biraz uzun: hilmi ziya ülken, peyami sefa, avni başman, mehmed fuad köprülü, neyzen tevfik, agâh sırrı levent, fatih gökmen, muhsin ertuğrul, faruk nafiz çamlıbel, necip fazıl kısakürek, yusuf ziya ortaç, orhan seyfi orhon, nâzım hikmet, vâlâ nurettin vâ-nû, refik ahmet sevengil, yaşar nabi nayır, orhan veli, abidin dino, arif dino, sait faik abasıyanık, oktay akbal sayabileceğimiz başlıca müdavimlerdir.

    saydığımız isimler ve daha niceleri buradaki tartışmalara katılan isimler. ayrıca katılanlardan bazıları da belli gruplar oluşturuyorlarmış. türk öykücü ve deneme yazarı rasim özdenören’in aktardıkları küllük’te üç ayrı grup olduğunu gösteriyor:
    1) nizam-ı âlem taifesi (dünyaya nizam verenler)
    2. esafil-i şark taifesi (yoksul, sefil entelektüeller)
    3. şiş taifesi (küllük’e yalnızca çay, kahveye ya da tavla keyfi için gelenler)

    ihtişamlı yıllarını 1920’lerle 1950 arasında yaşayan küllük kahvesi, yirminci yüzyılın ikinci yarısında maalesef ayakta kalamaz. beyazıt meydanı’nı genişletme çalışmaları gereği 1950 sonrası başlayan yol çalışmaları esnasında yıkılır. kynk