*

şükela:  tümü | bugün
  • kendi yazılımlarımızı geliştirmeyip elalemin kileri alarak, "bütün gün aa şu şununla berabermış kııız" konuşmalarından başka herşeye "fransız" olan halkımızın bu zihniyeti ile hiç mi hiç kurtulamayacağımız olay.

    bu arada emperyalizm kelimesinin kendisi de ingilizcedir.

    yani aslında emperyalizmin farkında olanlar bile aslında bunun ektisine girmiştir.
  • bir ülkenin benliğini kaybetmesi kendi kültürü ve diğer kültürün arasında kalıp bocalaması.
  • urettigi seyi tum dunyaya satabilmek icin tum dunya halkinin ihtiyac ve beklentilerini aynilastirmak. kar edecegim diye kulturel cesitliligi ve dunyadaki turlu turlu guzelligi yokedip ortamin amina koymak.

    sonuc: herkesin ayni seyleri yiyip, konusup, izleyip, ayni olcude mal olmasi.
  • can dündar'ın da bir yazısında belirttiği gibi amerika'nın bir ülkeye cia veya işgal gücü göndermeden önce hollywood ve mtv'yi göndermesi olayı.
  • yazarak açıklanamayıp, yaşadıkça anlaşılan, ağızlara sakız olmuş konu. her güçlü milletin, güçsüzün toplumsal bilincini, bir yığın çöp ile değiştirme senaryosudur. özellikle 45'ten beri türkiye'de başarı ile uygulanmaktadır. kimi misyoner olup din iman pazarlamakla, kimi cola-hamburger ile yemek kültürünü yozlaştırmakla, kimi dilimizi köhne bulan (ve ingilizce ve fransızca ile değiştirmeye uğraşan) soysuz aydınları beslemekle kültürsüzleştirmeye katkıda bulunur. amaç ulusları bölmek (bkz: böl ve yönet), böylelikle ülkeleri parselleyip satmak (bkz: kendi ülkende yabancılar için toprak serfi olmak), bunları başarana kadar da seni sömürüp ülkeni de pazar yapabilmektir (bkz: bu boktan malları hangi kerize satabilirim). ülkemiz insanını da 20-30 sene içerisinde ıraklılaşmaya sevkedebilecek bir olgudur. bileği bükülemeyen milletlerde, kültürsüzleştirme eyleminde kullanılan maşalar sermaye ve siyasetin önde gelen tipleridir. ülkeler, 100lerce milyar dolarlık borç yükü altına sokularak, dışa bağımlı hale getirilir. bu süreçteki en büyük pay sahibi ise siyasal erki elinde bulunduranlardır.

    kültürsüzleş(tir)me (yada kültürel emperyalizm) sorununun çözümü ise: halka iyi eğitim sunmak, ve batının maşalarının önemli mevkilere gelmesini engellemekten geçer.
  • (bkz: mc donalds)
  • muzik,sinema,adetler ya da yasam biciminin empoze edilmesi olarak tanimlanabilir evet ve bir ulke aicsindan tehlikeli olmaya basladigi zaman ise;ulke vatandaslarinin(ki genclikdir genelde bu) kendi kulturlerinden utanmaya baslamasi ve yabancilarinkine ozenmesi ya da onlari uygulamaya baslamasi olarak ifade edilir.
    ama dikkat edilirse artik gunumuzde kulturel emperyalizmin icine dinde girmeye basladi.
    namaz kilmak icin mescite gelirken baskalarindan saklanan ya da cikarken arkadas grubuna rastlarsa utanan kisiler goruyorum garip bi bicimde.ya da annesinin basinin kapali olmasindan ya da ailesinin muhafazakar olmasindan.cunku artik din denen seyde bi yasam bicimi gibi sunuluyor insanlara medya tarafindan,namaz kilmak ya da bu tip ibadetler(misal kurban,bir kadinin kapali olmasi)kroluk gostergesi,bagri acik gomlek giymek ya da o kisilerin yapacagi seyler,ancak cagin gerisindeki kisilerin hayatlarina empoze ettikleri bi seydir din olarak lanse edilmeye baslandi genclere ve bu genelde turk medyasi tarafindan yapiliyo garip bi bicimde.
    aslinda uzun uzunda yazabilirim ozellikle ergenlik donemi gibi kisinin en cok ozenti oldugu ve arayis icinde oldugu bi donemde uc sene boyunca annesinin basi ortulu tek kisi olarak bi arkadas cevresinde takilmak zorunda kalinca yasadiklarimi ve hissettiklerimi yazsam ve onlarin buna bakis tarzi,ne demek istedigim daha iyi anlasilabilir ama gerek yok bence ,kulturel emperyalizmin de,uygulayanininda ....
  • rahmetli özal, türk sinemasının durumunu düzeltmek için başbakanlığı döneminde bir yasal düzenlemeyle yerli filmlerin sinemalarda gösteriminden kesilen vergiyi kaldırır*.

    kısa bir süre geçtikten sonra bu vergi yine eski haline getirilir.

    bu iki olay arasında a.b.d.'den özal'a özel bir mesaj gelmiştir. mesajda ne yazılıysa...