aynı isimde "kulüp" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
1621 entry daha
  • ilk üç bölümünü izlediğim ve pek beğenmediğim dizi. görselleri çok güzeldi, gökçe bahadır’ı da çok beğenirim, daha güzel bir dizi beklentim vardı.
    --- spoiler ---

    neyi işliyor?

    raşel birden annesinin evine nasıl gitti? affeti mi? annesi nasıl anladı dayak yediğini raşel’in hemen? neden vazgeçti annesi gitmekten? o şarkı söyleyen çocuk panik atak yaşadığında hemen gökçe bahadır nasıl onu kurtardı? gökçe bahadır nasıl o kulüpte onu işe alan kişiden avans istiyor patron gibi?

    o ingilizce konuşan taksici real mi? neyi anlatmak istiyorsunuz?

    --- spoiler ---

    hikaye gerçekten çok zayıf. karakterlerin motivasyonu ne? derinlikleri ne? inandırıcılığı çok zayıftı bence.

    bir de raşel’i oynayan kızın oyunculuğu kötü. alıştık ama buna artık, bir tane de güzel kız kontenjanından oyunculuğu kötü birini illa koyuyorlar sanki bu dizilere. böylece mi izleniyor nedir.

    beğendiğim şeyse dekorlar, renkler, kurgu:) yabancı dizi izliyor gibi bir kalitede olmuş. devamını izlemem. daha başarılı işler yaparlar inşallah:) emeklerine sağlık.
  • senaryosunu oliver stone yazmış gibi duran dizi. sanat yönetimi ise epey başarılıydı, dönemin atmosferi güzel yansıtılmış, kulüp sahnesi hatırladığım kadarıyla yeşilçam dizisinde de kullanılmıştı. light bir zeki müren rolünü başarıyla oynayan salih bademci'nin performansı ise ne denebilir, muhteşemdi. netflix'teki dizi yabancıların dikkatini çekerse, bademci'yi yabancı bir dizide de görür müyüz ileride, olacağına bak... fırat tanış ise çelebi rolüne cuk oturmuş, yalnız ben seyrederken sesinden, konuşma stiline kadar kurtlar vadisi bulut'u (hüseyin avni danyal) izliyor gibi oldum...

    not: senaryo diyaloglarından dikkatimi çeken bir falso: 1950'lerin gazetesinde 'eğlence sektörü' diye yazmazdı... bir de oyuncular bilmedikleri bir lisanda konuşturulurken, genellikle her yerli film ve dizide yapılan bir hata burada da yapılmış, kağıttan okuyor gibi konuşuyorlar, halbuki konuşma dilinde öyle tane tane söylenmez kelimeler. cümleler oyunculara biraz daha hızlı söylettirilirse, seyirci için daha gerçekçi bir hava yansıtılmış olacaktır.
  • yeni bitirdim güzel diziydi. dijitale yine bu tarz kaliteli diziler gelmeli.
    o değil de gökçe bahadır ufak tefek cinayetler setinden çıkıp buraya gelmiş gibi. kadın her dizide geçmişte sorunları olmuş soğuk nevale tiplemesinde oluyor :d gerçi bu roller iyi gidiyor. hayat bilgisindeki törpü yeliz sanki kendisi değilmiş gibi
  • vıcık vıcık aşk hikayesini daha az işleyip varlık vergisi, çalışma kampları, 6-7 eylül olayları üzerine daha çok gidilebilirmiş fakat olsun ona rağmen netflix'in en iyi türk yapımı dizisi. aslına bakılırsa türk sineması için önemli bi adımdı bence. zira herkesin işlemeye cesareti olmadığı konuları çatır çatır işlemişler.

    ayrıca dönemin atmosferini çok güzel yansıtmışlar gerçekten sanat ekibine tebrikler. kıyafetler mekanlar her şey çok güzeldi. bir de azınlıkların kulüp dışındaki günlük sosyal yaşamına ve geleneklerine yer verselermiş aslında daha tatlı olurmuş.

    fırat tanış'ın oyunculuğu da efsoydu bu arada.
  • kötü diziydi. mesajı yok, hikaye tutarsız, oyunculuklar birkaç kişi dışında zayıf.

    ama orijinalliğe hasret kaldığımız için beğendik tabi.
  • bir 19 ocak gunu bitirdim diziyi, rasel’in muesses nizamin hayati zindan ettigi bir baska turkiye vatandasiyla adasligini fark edince bogazim dugumlendi.
  • on bölümlük bir netflix dizisidir. taze taze yorumlamaya geldim.

    öncelikle dizideki olay örgüsü çok kopuk. yani sanki bazı şeyler "ol dedi oldu" gibi olmuş. başı yok, gelişimi yok, nerden geldi nereye gidiyor belli değil. durum ve karakter gelişimleri de haliyle anlamsız olay örgüsünün kopukluğuna bağlı olarak. mesela ikinci kısımda aradan sekiz ay kadar bir zaman geçmiş ama bazı olaylarda bu süre sanki daha fazla gibi, bazı olaylarda ise aradan hiç zaman geçmemiş gibi. karakterlerde temelsiz değişiklikler, hızlı dönüşümler ve bunların anlamsız getirileri vardı. şimdi biraz spoiler içerecek kısma geçiyorum

    --- spoiler ---

    ismet ve raşel bence dizinin en toksik karakterleri. anlamsız bir aşk hikayesi. başlangıç gene fena değildi ama devamı korkunçtu. ortada doğru düzgün bir sebep yokken bir anda koptular. sonra yine lüzumsuz sebeplerle bir araya gelemediler. ama bu ilişkideki en gereksiz şey, ismet'in bebeği öğrendikten sonra takıldığı kadına koşup onunla sevişmesi oldu. o anda abi şey dedi galiba "allahım çocuğum olacak hemen gidip biriyle sevişmeliyim" bu tatta bir sahneydi. evet ismet hıyarın tekiydi, hakikaten de bu sorumluluğun altına girmesi baya zor olurdu ama yine çok anlamsız bir şekilde adam hikayeden koptu gitti. raşel'e gelirsek, onun da artık imdat deme noktasına getiren sahnesi annesi için "hemen babamı öldürmüş hem de kaçıp gitmiş beni hem anasız hem babasız bırakmış" serzenişiydi. ablacım sen salak mısın annen kaçmamış, babanı öldürdüğü için senelerce hapis yatmış. sanki kadın keyfinden babanı öldürmüş seni de bırakmış gitmiş gününü gün etmiş gibi konuşuyorsun. raşel de çok tutarsız ve anlamsız triplerde olan bir karakterdi ama bu yorumu bana pes dedirtmişti.

    ya çelebi karakteri çok ilginç. şimdi ona ne desen olmayacak. adamı önce ayarsız kötü yapıp sonra da ayarsız iyi yaptılar. bir çizgi üzerinde iyi ve kötü yönleri olabilirdi. ama dizideki genel tutarsızlık burda da kendini gösteriyor. yine de dizideki kısmen iyi gelişimlerden biri mathilda ile aralarındaki ilişkinin gelişimiydi.

    orhan ve annesinin hikayesi de dizideki en gerçek noktalardan biriydi bence. bilmiyorum ama sanki o kısımlar hep dizi dışında gerçek bir hikayeyi izliyormuşum gibi hissettirdi.

    6-7 eylül olayları.. bunları gerçekten zamanın birinde birilerinin yaşadığını düşünmek bile kan dondurucu.

    değinenler olmuş, dışarıda cehennem sürerken, birileri hala kendini kurtaramamış, birilerinin bedeni o yağmanın ortasında öylece yatarken kulüptekilerin kutlama yapması gerçekten anlamsız ve yine kopuk olmuş. öyle bir sahneyi çekmek için birkaç gün sonrası kurgulanabilirdi. artık insanların yaralarını sarmaya başladığı bir sürecin başlangıcı olarak o masa kurulabilirdi. alelacele aradan çıksın, dükkanı kapatıp gidelim artık tadında bir kutlama masasını hiç gerek yoktu. ayrıca ismet için bi parantez daha açacağım. son sahnede yine anlamsız bir triplere girildi ve ismet raşel için geride bırakıldı. halbuki büyük bir aşkmış ya bu, neden bu iki tip de birbirine pamuk ipliğine bağlı gibi sürekli birbirinden kopup durdu? hadi raşel çocuk. neden ismet hiç bu hikayeyi devam ettirme gayretinde olmadı? neden karnı burnunda sevgilisine ve annesine bir omuz vererek destek olmak varken tabiri caizse mal gibi gidişlerini izledi? aman neyse ismet için bu parantezi son sahneye de istinaden açmak istedim.

    kötü diyenlerin aksine izlenebilir olduğunu düşünüyorum. nihayetinde dizi işte atom parçalayacak değiliz.

    --- spoiler ---
  • hakkında en doğru yorumu 19 ocak 2022'de(bkz: nevşin mengü)'nün yaptığı dizidir.
    ben sadece ilk sezona tahammül edebildim, ikinci sezonu izlemeyi aklıma dahi getirmedim çünkü nevşin mengü'nün dediği gibi, acayip vıcık vıcık saçma sapan bir hikaye.
    ha ama oyunculuklar (o adını hatırlamadığım ergen kız hariç) çok iyi, kostümler dekorlar falan harika, o konuda bir şey diyemem. ama senaryo berbat. hem de öyle böyle berbat değil, bu senaryoyu yazan her kimse lütfen bir daha senaryo yazmasın ya da gitsin televizyonda yer alan herhangi bir türk dizisine yazmaya devam etsin. onları izlemek istesem netflix'te işim ne.
  • kulüp'ün senaryosu mathilda, raşel ve ismet karakterlerinin gerçek yaşam öykülerinden çıkarak oluşturulmuştur. senaryoda emeği olan altı kişiden biri olan rana denizer'in dizide raşel'in son bölümde karnında israil'e götürdüğü bebek olduğunu belirtmemiz gerekir. denizer, annesi, babası ve anneannesini anlatmıştır. dizide şoför ismet'in soyadı da “denizer” olarak geçmektedir. rana denizer'in anıları ile diğer senaristlerin eklediği kurgusal karakterler ve unsurlar, kulüp'ün senaryosunu oluşturmuştur. *
  • nevşin mengü çoğu insanın düşüncelerine tercüman olmuş

    --- spoiler ---
    fırat tanış, kulüp dizisinde de çok iyi oynamış ama bence dizi, kusura bakmayın, çok rezalet. ben bu kadar rezalet bir dizi görmedim. yani sözde, "işte aa varlık vergisi'ni anlatıyor" falan dediğin iki sahne yalandan geçiyor. dizi o kadar arabesk ki, yani ben vallahi ya ikinci sezonu artık içim sıkıldı, içim kıyıldı yani. hadi abuk sabuk bir hikaye... hikayenin katmanları anlamsız... ortada bir amerikalı var, tak süper ingilizce konuşuyor niye amerikalı sevgili var belli değil. yani anlatabiliyor muyum? böyle süper (falan)... devamlı işte selim bey sahneye çıkacak mı? her bölüm aynı tedirginlik. yani başka bir hikaye de yok. çıkacak mı? ay bozuluyor, patronla kavga ediyor. o ondan hamile, o bundan bilmem ne. yani şuysa hedef anlarım: hani bollywood gibi mesela. bollywood var ya, hindistan'ın film endüstrisi. bir janrı var onlar ne yapıyor, işte hint müziğinde cangıl cungul oynuyor, olayı bu. onu isteyen bollywood izliyor, tamam olabilir. janrı buysa, dibine kadar arabesklik, böyle mıyış mıyışlıksa olabilir, onu başarmış. ama böyle "vay be kardeşim ne yapımdı" diye izlenecek (bir şey değil). vallahi bence çok kötü hakikaten. hiçbir şey de anlatamamış yani. hani varlık vergisi'ni mi anlatıyor? anlatmıyor da. neyi anlattığı da belli değil bana soracak olursanız. ben beğenmedim yani. beğenenler izlesin.
    --- spoiler ---

    dk. 17.40'da başlıyor: https://www.youtube.com/watch?v=wgvl-mrsty4

hesabın var mı? giriş yap