şükela:  tümü | bugün soru sor
  • haruki murakami'nin son romanı killing commendatore'ün türkçe versiyonu.
  • nanking katliamı'na değindiği söylenen, fakat murakami'nin tarzını az çok biliyorsam çok yüzeysel ve çok kısa bir yerde geçtiğini tahmin ettiğim, doğan kitap'ın liste fiyatı olarak yaklaşık 60 lira ile piyasaya sürdüğü murakami kitabı.

    kitabın orijinal adı kishidancho goroshi. sanat eserlerini ya orijinal ya da türkçe adıyla söyleme taraftarıyım. killing commendatore demek biraz garip geliyor bana.
  • romandaki olayların örgüsü adsız baş karakter olan ressamımızın ünlü bir ressam olan tomohiko amada'nın evindeki çatı katında bulduğu kumandanı öldürmek adlı tablosuyla başlar.iki ressam vardır romanda; birisi adsız ve yalnız portre yapan ve olayların içine çekilen anlatıcımız.diğeri yazarın söylemiyle boş bir hayat geçirmiş(hayat hikayesinde bazı boşluklar var denir ya hani, onun hayatının kendisi boşluktu.) kumandanı öldürmek tablosunu resmetmiş klasik japon resimleri yapan ünlü ve ölümü bekleyen bunağımız. bu iki ressam da farklı dönemlerde aynı evde yaşıyor ve doğal olarak romanın ana teması resim.
    kitap haruki'nin diğer eserlerinde olduğu gibi esrarengiz biçimde ilerliyor. yine kuyular, klasik müzikler, kitaplar,metaforlar, idealar ve tarih mevcut.
    sevdiğim küçük alıntılar...
    -bir insanın yüreğindeki duygular alışkanlık, sağduyu ya da kurallarla sınırlandırılamazdı, sonsuza dek değişkendi. özgürce kanat çırpar, hareket ederdi yürek. tıpkı göçmen kuşlar için ülke sınırı diye bir kavramın olmaması gibi.-
    -doğanın güzelliği, zenginlere de fakirlere de eşit biçim de, adilce verilmişti. zamanda öyle... yok, hayır, zaman öyle değildi. zenginler parayla zamanı satın alabiliyordu bazen.-
    -birini sevmekten korkmuyormuş. aksine zaman içinde nefret etmekten korkuyormuş.-
    -duvarların ilk baştaki yapılma amacı insanları korumaktı. dışarıdaki düşmanlardan, yağmur ve rüzgardan korumak için. ancak zamanla insanları içeri kapatmak için de kullanılmaya başlandı. yüksek, güçlü duvarlar, insanı güçsüz kılar. görsel olarak da, ruhsal olarak da. amaç da buydu zaten.-
    -yeterince derinine bakarsan, her insanda mutlaka pırıl pırıl parlayan bir şey bulursun. onu bulur, eğer üzeri bulutluysa (bulutlu olması iyidir belki de) bir bezle güzelce üzerini silip bulutu alırsın.-
    -kaç yaşında olurlarsa olsunlar, tüm kadınlar için bütün yaşlar hassas yaşlardır. kırk bir yaşında da olsa, on üç yaşında da olsa, onlar her daim kendilerini hassas yaşlarında hissederler.-
  • muhtemelen okudugum son murakami kitabi olacaktir. murakami caga ayak uyduracak kadar yuzeysel yaziyor, basit bir matematikle, vakit gecirmek icin pop muzik dinleyip geride hicbir sey kalmamasi gibi sig bir edebiyat.
  • üzerine epey konuşmak istediğim, psikolojik alt metinlerle dolu, metaforların yarıştığı, ideaların canlandığı, nefis müzikler dinlediğim, bilinç altı bilinç üstü alemlere yolculuk yaptığım ve tüm bunları her zamanki sade üslubuyla, o doğaüstü olaylar sanki çok normalmiş gibi anlatan murakami’nin 69 yaşında yazdığı son kitabıdır. belki yine nobel’le buluşturmayacak bu roman murakami’yi ama bu durum onun yaşayan bir edebiyat efsanesi olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. ne yazarsa okurum, sahilde kafka hala master piece bence ama bu kitap da kütüphanemde güzel bir yeri alacak kuşkusuz. altını çizdiğim cümlelerden bir demet;

    "ne kadar istersem isteyeyim, yüreğimin derinliklerinde ne kadar sızı da olsa, her şeye somut bir başlangıç gereklidir."

    "zamanı kendi yanıma çekmeliyim."

    "kötü ruhların bu kadar ışıltılı gözleri olmaz."

    "insanın mümkün olduğunca bilmezden gelmesinin daha iyi olacağı şeyler vardır."

    "bir insanın yüreğindeki duygular alışkanlık, sağduyu ya da kurallarla sınırlandırılamazdı, sonuna kadar değişkendi. özgürce kanat çırpar, hareket ederdi yürek. tıpkı göçmen kuşlar için ülke sınırı diye bir kavramın olmaması gibi."

    "hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz."

    "olmuş bir kişi bile yoktur şu hayatta. herkes yapım aşamasındadır aslında."

    "görgü elzemdir."

    "zaman bizden bir şeyler çalsa da başka şeyleri de veriyor. zamanı yanına almak da en önemli iştir."

    "gerçek bazen daha büyük bir yalnızlık getirir."