şükela:  tümü | bugün
  • kün altay türkçesinde güneş anlamındadır.
  • kün; arapça "ol!" demektir. islam dininde allahın varlıkları yaratması için yapması gereken tek şey kün emretmesidir.
  • arapça 'ol'.. bir işe hükmettiği zaman ona sadece 'ol!' der ve o da oluverir.*(bakara 117)..

    ilginçtir, quenya dilinde de 'ol! bırak olsun' anlamında 'ea' mevcut olup, silmarillion'da illuvatarın ardayı yaratırken kullandığı sözcüktür.
  • üflemeli bir çalgıdır ruhta afedersin.
    (bkz: ol)
  • (bkz: kün feyekûn)
    (bkz: tekvin)*
  • heves'te yayımlanmış bir faris kuseyri şiiridir.

    kün

    kalu belada duydum sesini ben o gündür seni ararım
    o gündür seni ararım ayaklanmaların ilk kargışlarında
    bir eskimiş saat bekler çıkmaz sokaklarda, ıssız bulvarlarda
    sana ne söyleyeyim karakara odalarda içim buruk bile değil
    bilmem uyuyakalır mısın yaz akşamları tahta iskemleler toplanırken
    bilmem, istemem bilmeyi ellerinin yumuşaklığını aklının mavi rengini

    kan oturmuş uzuvlarım var gözlerim var görülmedik sen bilmezsin
    kırık kalmış selamlarım, pazar yıkanmalarım, yapılmamış ödevlerim
    kaçıp uzak koyakların yaprak kokularını bulsam da hep aynı yerdeyim
    ölü bir dostun son bakışına mı benziyorsun, acı gibi değil, değil matem gibi
    dönüp dönüp seni buluyorum sanki hep senden korktum hep sevdim seni
    sanki sözlerin altın varaklı kitaplarda çoğaldı açık yeşil torbalarda saklandı
    sanki kün dedin bu sokaklar o yüzden boş bu oda ondan dağınık

    sinsi kâbuslar tutarken elimden bilmecesini cevaplardım istiharelerin
    ah ben ne çok severdim yağ kutularından fışkıran fesleğenleri
    açıl derdim kapılara ve açılırlardı beni dışarıda bırakarak her seferinde
    şiirler okurdum hiçbir dilde yazılmamış, âşık olunmamış kadınlar severdim
    intiharla biten romanlar alırdım, anlardım ölümün sevgili bir sayvan olduğunu
    köleler gölgeleri özlerdi, ben utanırdım sana biriktirdiklerimden
    gel de al bu kesilmiş saçlarımı saçılmış uykularımı bitmemiş şiirlerimi
    sen ol dersin ve olur, dolar sokaklar taze kokular yükselir karakara odalardan
  • kün, (arapça): ol
    kün, (eski türkçe): ışık
    kün+e- (eski türkçe): ışı- (mak)
    kün (eski türkçe) : güneş
    kün+tüz
    küneş* > güneş

    (ters: kuz)
  • 2004 yılında küçük iskender tarafından düzenlenen şiir gecelerinden birinde, sahibi ahmet necdet tarafından okunurken; "akşam olsa da yatsak / sabah olsa da kalksak" kısımlarına dinleyicilerin "büyük harflerle ve çığlıklar atarak" eşlik ettiği şiir.

    ****

    kün

    şu günler bir tuhafım: düş kurmak bana yasak
    cehennem "ben"im / yoksa "başkası" mı cehennem?
    ağzım pas tutmuş kilit / dilim körelmiş bıçak
    gölgeme ters düşüyor bir yazgı gibi gövdem

    haydiii büyük harflerle ve çığlıklar atarak:
    akşam olsa da yatsak / sabah olsa da kalksak

    ne "tek"lik ne de çokluk bırakıldığım dünya
    ussal dayanağım yok: hem suçsuzum hem kurban
    ben miyim bir hiçliği sonsuz yansıtan ayna
    kendini aşmak için her gün yeniden kuran?

    haydiii büyük harflerle ve 'ayağa kalkarak':
    akşam olsa da yatsak / sabah olsa da kalksak

    "dün" yoktu "yarın" var mı? bu bir çin işkencesi
    yeniden bana döndü göğüslediğim her taş

    sırtımda bir dervişin yalnızlık elbisesi
    şiiri mülk edindim acıyla sarmaş dolaş

    haydiii büyük harflerle ve şapka çıkararak:
    akşam olsa da yatsak / sabah olsa da kalksak

    senin "yıkım"ın işte "şimdi"yi sorgulamak
    anladım: herkes bana hep ben olmayan bir ben
    her "geçmiş" yiten ırmak / her aşk kendine tuzak
    yine de kahramanca / "saçma"ya baş eğmeden

    haydiii büyük harflerle ve kadeh kaldırarak:
    akşam olsa da yatsak / sabah olsa da kalksak
  • ney sesini ruha üfler, mutluluktan ağlatır. o'nun sesidir, o'nun emridir.