şükela:  tümü | bugün
  • tommiksin konyakçı'dan önceki kankası. zırt pırt etrafı yaktığı için tommiks bunu şutlayıp konyakçıyla değiştirmiştir...
  • (bkz: kundaklamak) (bkz: pyromaniac)
  • (bkz: arsonist)
  • (bkz: incendiary)
  • itfaiyecilerden nefret eden tipleri barındırır. haklılar tabii. o kadar yak sonra biri gelsin söndürsün. lan git sen kendi cehennemindeki yangınları söndür önce.
  • muharrem özcan yönetmenliğinde izleyeceğimiz oyun atölyesi'nin yeni sezon oyunu.

    http://www.oyunatolyesi.com/…esi/kundakci-2016-2017
  • grigory gorin'in yazdığı haluk bilginer'in çevirdiği, orijinal adı forget herostratus! olan, oyun atölyesi'nin yeni sezondaki yeni oyunu.

    izledikten sonra edit: efendim 15 ekim akşamı izlediğim bu oyun için aklımda kaldığı kadarıyla yorumda bulunacağım.

    ilk olarak aklıma gelen kadın oyuncuların tuğba çom ve gözde kırgız'ın gereksiz çığırtkanlıkları. bu yönetmenin isteği mi yoksa oyuncuların kendi sesini ayarlayamaması mı bilemiyorum. bağırmalarını gerektiren durumlarda dahi o kadar çığırtkanlık fazlasıyla rahatsız edici.

    seyirciyle bu kadar içli dışlı olunan oyunlardan haz etmeyen biri olarak en hareketli karakter olan kralın sürekli seyirciyle bir iletişim haline geçmesi de hoşuma gitmedi. tabi muharrem özcan'ın üstün performansı benim haz etmediğim bu konudan bir miktar zevk almamı sağladı ne yalan söyleyeyim.

    herostratus evet, en öne çıkan karakter. tuna kırlı gayet güzel kotarmış diyebilirim lakin, kendinin müdahil olduğu sahneler olmadığında arka plandaki o umarsız tavrı biraz daha abartılı olabilirdi. roberto zucco'da inan ulaş torun'un tavrında olduğu gibi mesela daha karizmatik, daha egoist olabilirdi. biraz sevimli kaçmış, biraz yumuşak. yine de güzel.

    ve oyunun en güzel yanı müzikler. oyuncuların müzikleri kendileri yapmaları bir yana bu kadar başarılı olmaları benim beklemediğim bir şeydi. sadece müzikleri için tekrar seyredilesi bir oyun olmuş.
  • prova notlarına bakıyorum ara sıra,

    haluk abi: şahanesiniz...hepinizi öpüyorum yanağınızdan, kulağınızdan, her yerinizden...
    deniz abi: öyle mi yapılıyor burada ya? önceden bilseydim ben...
    haluk abi: tabi. biz burada öptük mü tam öperiz...
  • oyun atölyesi'nin 2 perde, 90 dakikalık yeni oyunu, çeviren haluk bilginer, yöneten muharrem özcan, konusu: artemis tapınağını yakan herostratos'un amacı nedir?
    çok güldüm, tüm oyuncular müthiş, emeklerine sağlık, mutlaka görün oyunu.
  • 6 ekimde prömiyeri yapılan oyun atölyesi'nin muhteşem oyunu.

    gidin izleyin 10/10 nazarımda. hayatımda tiyatroda bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.oyunun orijinal adı forget herostratus! oyunda öyle bir replik vardı bu textin en vurucu yeri, adını da oradan almış demek ki.

    tarihin ilk teröristi* herostratus artemis tapınağını kundakladığı için zindana kapatılır. ancak insanların zayıf noktalarını kundakçı olmadan önce öğrenmiş kahramanımız zindandan yolladığı yazılarıyla tüm efes halkını etkisi altına alır. efendim, zeus'un oğlu bile derler onun için. sarhoşlara sürekli para yollar, onun şerefine içki içerler, papirüslerinden etkilenen halk onu bilge ilan eder. o kadar ki kralın karısı bile ona aşık olur, herostratus'un tapınağı ona olan aşkından kundakladığını yaymaya çalışır. sonra kral bile ondan etkilenir, ona tek karşı duran şehrin yargıcıdır, tüm mevkilerinden azledilerek onun gardiyanı olur. ancak en sonunda kral ile kundakçı onu ortadan kaldırmak üzere anlaşırlar (kim kazandı dövüşü bilmiyoruz.)

    oyun 3 saat sürüyor ama hiçbir anı sıkıcı değil. inanılmaz bir enerji ve neşeyle ilerliyor. sahne müziklerini oyuncular kendileri yapıyorlar, çellosundan darbukasına her şey var.

    muharrem özcan eşcinsel kralımız. nasıl tatlı bir adamsınız siz (serkan keskin 1, muharrem özcan 2) oyunun başlarında herostratus'un ününün halka yayılmasını önlemek için,

    "yarın kocaman bir mermer üzerine ey efes halkı herostratus'u unutun, diye yazdıracağım" diyor. bu replikten sonra 5 dakika gülmekten ağlıyordum, hala gülüyorum, mükemmeldi.

    herostratus'u bitmeyen enerjisi gene muhteşem vücut koordinasyonu ile tuna kırlı canlandırmış, yok yok hayat vermiş. her hareketi ayrı bir izlenceydi. (in love)

    gardiyan karakterinin bazen şiveli bazen düz konuşması pek hoşuma gitmediğinden ona alışamadım maalesef izlerken. kralın karısını oynayan tuğba çom makar da biraz fazla 'cırladı' daha az bağırması daha iyi olabilir. gözde kırgız çok şekerdi o da aynı şekilde arada çok cırladı ama muharrem özcan'ın karakterine gülmekten onlar batmadı o kadar.

    muharrem özcan, oyunun yönetmeni, aşk delisi oyununun da yönetmeni aynı zamanda (aşk delisinde de sahne, sahne kullanımı, oyuncuların dengesi çok iyiydi ama ben o oyunu pek beğenmemiştim, konusu ve konusunun açıklandıktan sonra karakterlerin, bence, hissiyatı tutturamamaları buna neden oldu diye tahmin ediyorum.)

    muharrem özcan, zaten oyun başlarında krala bürünmeden darbukasını çalıp otururken bile hınzırca gülüyordu, birazdan hepiniz gülmekten öleceksiniz der gibi. vücut koordinasyonu herkesin çok iyiydi ama kralımızın bir başkaydı, mimikler jestler hepsi çok eğlenceliydi.

    oyuncuların arasındaki denge, sıcaklık, seyirciye karşı olan samimiyet (diğer oyun atölyesi oyunları genelde snoptur..) ve gene, vücut koordinasyonu gerçekten mükemmeldi. bayıldım.

    yalnız bir sıkıntım var, modalılar!

    bildiğim kadarı ile oyun türkçeye haluk bilginer tarafından çevrildi. pencere oyununda da bu şekildeydi. fakat haluk bilginer'in yaptığı bu çeviriler (başka oyunları dahil edelim) neden kitap olarak basılmıyor? ingilizce olarak değil türkçe olarak okuyup oyunla karşılaştırmayı tercih ederim. eğer bu yönde başka talepler de alındıysa kitapları aynı zamanda basın lütfen, oyun atölyesi veya oyunun haklarına kim sahipse. bunu bir düşünün derim, talep çok.

    bu oyun için tekrar ve tekrar teşekkürler.