şükela:  tümü | bugün
  • yaygın inanışın aksine kundaldan değil oyuk ve çukur yer annamındaki kundadan (kuytu) türemiştir. erkeklerde apış arasında testislerle anüs arasındaki bölgedeki küçük bir bez parçasında kadında dölyatağının ucunda rahmin kökünde uyumaktadır.3 bucuk kez kıvrılmış yılan sembolizminin 3 kıvrımı kutsal üçlemeyi,bilincin üç halini (uyku,uyanıklık,rüya görme),om mantrasının üç kısmını, yaratıcının üç yüzünü sembolize ederken o yarım kıvrım da aşkın bilinci* yüksek bilinçliliği sembolize eder.
    kundalinin uyanışı şaktinin sahasrara çakrada (taç çakra) duran şiva ile birleşmesidir.şakti-şiva birleşimi hazların en büyüğüdür.
    kundaliniye kişisel bilinçaltımız diyebiliriz uyanması bilincin hem alt hem üst boyutlarında gezinmemize olanak sağlar.
    zamanından önce uyanan kundaliniye cinnet denir
  • sushumna nadisi kundalini enerjisinin geçtiği bir kanaldır. kundalini mecazi olarak omuriliğin dibinde yedi rakamın yarısına eşit üç-buçuk kez kıvrılmış uyuyan bir yılan şeklinde gösterilir. kundalini kelimesinin kökeni spiral anlamına gelen "kundal" kelimesinden gelir ve bu kundalini uyarıldığında spiral şeklinde ve yılan gibi hareket edip yükselişinden kaynaklanır.

    üç ana nadi kuyruk sokumunda bir araya gelirler. eğer solar prana ve lunar prana eşit bir şekilde buraya inerlerse, birleşerek üçüncü bir prana şekli olan kundalini'yi meydana getirirler, kundalini de bu orta kanaldan yukarıya doğru yükselir. kundalini yükselişinde yedi çakranın da içinden geçtiği söylenir. en üstteki sahasrara'ya ulaştığında insan bir vecit, kendinden geçme hali yaşarmış. kundalini şakti adında dişi bir enerji olarak tanımlanır. sahasrara çakrada ise şakti'nin eşi tanrı "şiva" bulunmakatdır ve her ikisinin birleşmesi kozmik bir vecit halini yaratır. bu birleşme yoga'nın gayesidir ve sonucunda "samadhi" denilen bir hal yaşanır. hatta "yoga" sanskritçe'de birlelşme anlamına gelen "yug"'den türemiştir. bu durumda omuriliğin dibindeki cinsel enerjisi dönüşüme uğrayarak mistik bir deneyime sebep olmaktadır. kundalini enerjisinin bir ateş özelliği vardır, ve yer çekimine karşın yükselme eğilimini gösterir. nadilerde herhangi bir blokaj varsa, onu yakarak geçer. tehlikeli yanı buradan kaynaklanır. ayrıca kişide çakraların enerjisi yukarıya doğru bakmıyorsa, enerjiyi yapıcı bir şekilde yönlendiremiyorsa veya kişinin sağlam karakteri yoksa, kundalini enerjisi aşağı doğru akar, kabına sığmaz ve bir şekilde patlar ve dışarıya boşalır. bu boşalma kişinin zaaflarına göre değişir, aşırı şiddet, öfke veya şehvet olabilir. insan bir anda kendini kaybedebilir, çünkü kundalini yükseldiğinde insanda inhibisyonlar yok olur. normal olarak kundalini yükseldiğinde insanın yüksek ve ince düşüncelerini, hislerini, yaratıcı faaliyetlerini hatta fiziksel gücünü devreye sokar. bütün dahilerde kısmi de olsa bir kundalini faaliyeti bulunduğu söylenir. bazen de kundalini bir kaza sonucu yükselebilir. belirli gizli tekniklerle uyarılabilir. bir anda aşırı enerji yüklemesi olur, insan kendini güçlü ve şuurlu hisseder, duyuları iyicene açılır, ancak kişinin geliştirdiği pozitif yönleri yoksa, aksine negatif yönleri varsa, örneğin potansiyel bir cani ise, bir anda içindeki dışa çıkar ve cinnet geçirir. kundalinin doğal bir süreçle gelişmesi en iyi yöntemdir.
  • kundalini deccal değil mehdi imiş. bir kısım hadislere göre, dış alemde yahudiler de sapkınlıklarının çokluğundan deccala mehdi zannıyla tâbî olacaklar.

    siz deccalı ne sanıyorsunuz anlamıyorum ki!

    deccal, "ben şeytanî, kötü bir varlığım, insanları da kendimle beraber cehenneme götüreyim" diye düşünmez. bilakis o kendinin en doğru yol üzerinde olduğunu düşünür ve insanları da kendi gibi üstün insan, tanrısal insan olmaya davet eder.

    insandaki yedi çakra spritüel bedene, enerjetik boyuta aittir. enerji boyutunun tam bir ayna görüntüsü halinde ve hizasında nurani boyut vardır. orada çakraların nurani eşlenikleri bulunur ve islam tasavvufunda bunlara "letaif" adı verilir.

    bir kimse çakraları çalıştırırsa o kimse nefsini temizlemiş olur.

    letaifini çalıştırır ise ruhunu arındırmış ve nurlara gark etmiş olur.

    nur boyutunu islam peygamberine tâbî olmadan aktive etmek mümkün değildir çünkü bu nurlar peygamberden hz. ali ve hz. ebubekir'e aksetmiş ve onların kanalından silsile yoluyla bizlere ulaşmıştır. islamın temel esaslarına az bir muhalefet o nurun akışını keser.

    eğer bir kimse islam yolundan sapar ve tasavvufi çalışmalar yaparsa en fazla nefsini temizleyebilir ve yedi çakrasını çalıştırır. omurganın spritüel boyutundaki kilitlerin açılmasıyla kuyruk sokumunda uyuyan yılan uyanır ve yükselişe geçer. yılan bıngıldak kemiğine ulaştığında o kimse lucifer tarafından aydınlatılır ve olağanüstü güçler elde eder. tam bir dehâya dönüşür ve kendini tanrıyla birleşmiş olarak algılar.

    ancak bu usul tasavvufta feth-i zulmani(karanlık açılım) adıyla bilinir ve deccalların, firavunların yoludur.(eski mısır rahiplerinin, masonların, hint yogacılarının, budistlerin vs...yoludur)

    islam tasavvufunda ise letaifin çalışmasıyla kişide büyük bir nuraniyet hasıl olur. o nur beden etrafında bir kalkan oluşturduğu için o kimseye lucifer ve avanesi yaklaşamaz. böyle bir kimse asla islamın ölçülerinden zerre gram taviz vermez. aksi takdirde başına neler geleceğini bilir.

    ayrıca kuyruk sokumundaki yılan ruhun nurlarıyla karşılaşınca dönüşüm geçirir ve kişinin tecellisine göre başka hayvanlara dönüşür.

    mesela, hz. peygamberinki beyaz bir ata(burak), salih peygamberinki bir deveye dönüşmüştür. yalnızca hz. musa'nın nefsi yılan olarak kalmıştır ama o da tamamen ehlileştirilmiş bir yılandır. çünkü normalde tam teslimiyetin simgesi olarak bir ağaç parçası(âsâ) halindedir. sadece firavunlara karşı tekrar yılana dönüşür.

    unutmadan peygamberler ve evliya arasındaki farkı da belirteyim: evliya bahsedilen halleri yalnızca kendi iç alemlerinde yaşarlar. peygamberler ise hem iç alemlerinde hem de dış alemde yaşarlar. yani evliyanın bindiği burak ancak rüya veya keşifte görülebilirken, hz. peygamberin bindiği burak bildiğimiz dış alemde üç boyutlu bir varlık olarak da vücud bulur. salih (a.s.)'mın devesi de aynı şekildedir.
  • yoga inanışlarında -nasılsa- türlü ruhsal ve bedensel eğitimler neticesinde "büyük yaşamkaynağı"nın uyarılması. bu uyarma "doğaüstü" , "olamaz abi böyle bişey" / "hasktir yaa" diyebileceğimiz olaylar için enerji sağlar.
  • yaşam enerjisi, gizemli bir enerji vs vs. bir sürü tabiri var.

    oysa bildiğin dekoderdir bu. dünya dışıyla bağ kurmak, iletişime girmek, diğer alemlerle iç içe olabilmek için etkili bir dekoder.

    yaşam enerjisi olabilir evet, bu uyandırıldığında kişi, özünde sahip olduğu potansiyeli neredeyse tam kapasite kullanır. her kişinin sahip olduğu, kendine bahşedilmiş, yetenek diye tabir edilen şeyler farklılık gösterir. o yüzden bende neden olmuyor soruları hep anlamsızdır.

    hoş, kundaliniyi uyandıran 78642642 insanda 1 kişidir ancak, ama sanırsınız herkes uyandırmış öyle geziyor.

    var mıdır yok mudur bilemem, inandığımdan ya da inanmadığımdan demiyorum, en azından yanlış bilgiye sahip olmasın kimse. bu mereti uyandırmak için yogalar, enerji çalışmaları vs. hepsi kifayetsiz ve işe yaramaz yöntemlerdir. kundalini uyanacaksa çok başka şekilde olacaktır emin olun.

    uyanması için fizik bedenin ciddi bir şekilde hazır olması gerekir. anlatıldığı gibi güçlü bir enerji ise, maddesel olarak da hissedilir olacaktır. fizik beden yeterli kaldırabilirliğe gelmeli ve bununla paralel uzak doğu çakra sistemine göre 7 ana çakranın da dengeli ve aktif hareket halinde olması gerekir. yani enerji geçişinin kolay olması gerekir.

    uzak doğu ile sınırlı değil, kendi coğrafayımız ya da yakın coğrafyaların mitlerine göre de bu yaşam enerjisi mevcuttur. uzak doğu enerji kanalı çakra diye tanımlanırken tasavvuftaki ana çakra kanalları letaif ismiyle anılır ve beden üzerinde bulunduğu noktalar farklıdır. letaif sayısı 365'tir ve ana letaif sayısı 7'dir.

    hem ana letaif hem çakraları işler hale getirmek gerek hem bedeni hazır etmek gerek hem de tekamül yolunda olunması gereken yerde tam teslimiyetle ilerleyip her şeyden önce beklentisiz olmak gerekir. bu noktaların tümü yapıldıktan sonra, üst merciler kundalini uyanışının takdirine sahip olan kimselerdir. yani kısaca siz kıçınızı da yırtsanız onlar karar vermeden kundalini uyanışı size bahşedilmeyecektir. beklentisiz olmanın önemi burada devreye girer ve hak etmek esastır.

    sembolü tıp sembolüne benzer. dolanmış bir yılandır. bu meret yılan ile figürlenir. ve omurgadan kuyruk sokumuna hareket halinde olacaktır. uyuduğu yer ise apış arasıdır. enerji verilmesi gereken nokta kök çakradır yani.

    doğu mistisizminde pek bulunamayabilir ama söyleyeyim; al-la-hu yani allahu üçlemesi vardır kundalini için. al pozitif taraf (omurganın solu) la negatif taraf (omurganın sağı) hu ise omurganın üzeri yani nötr noktasıdır. yani dengedir. kundalini ancak bu geçişleri düzenli yapıldığında uyanma ihtimaline kavuşabilir.

    diyeceğim o ki bunu uyandırmak için kasmayın, çok gerekli bir şey değil. furyası ise tamamen saçmalıktır. esas olan bilinçtir. bilinci yükselttikçe hepsi size gelecektir.

    sevgiler. saygılar.
  • aynı zamanda, şizofrenlerin yorumlamasına gerek olmayan yoga türü. yani, zihinsel ve bedensel olarak - ki birbirine bağlı - rahatlamak, kendinizi hissetmek, iyi hissetmek için yapabileceğiniz, mistisize etmeden sürdürebileceğiniz bir yoga türü. "enerji" denilerek ne kastediliyor, çok iyi anlamıyorum. bir aralar çok moda bir kelime idi "enerji". ama bir hisse verilen ad da olabilir. uzman bilgisi değil ama aklını kaçırmış insanların guru ya da derviş postundaki açıklamalarından daha anlamlı geldi bunları yazmak. "deccaldir", "şeytandır", "yok mehdidir", "hayatınızı mahveder", "havada uçarsınız", en uç örneğinde "cin olur, ifrit gelir siker" gibi yorumlar okudum. sanırım bu yaklaşımlar türko-islam sentezi kafası oluyor. paranoyalar, korkular, dünyayı van canavarları yönetiyor zannetmeler falan filan. korku kültürü zırvalıklarına pabuç bırakmayacak kadar akıl sağlığınız yerinde ise, örneklerini mutlaka deneyin. "ya yeter yapmayayım ağrıdı" gibi tembellikleri aşarsanız, finalinde çok rahatlatıyor. kundalini enerjisi ile aklınızı kaçıracağınızı falan zannediyorsanız, kusura bakmayın ama siz zaten kafayı yemişsiniz. mistik şarlatanlıkların ötesinde, kundalini için neler yapıldığını inceleyebilirsiniz. bir örneği buraya iliştiriyorum:

    https://www.youtube.com/watch?v=-9jbj-oz7a8

    edit. bir hafta önce, aşırı refleksif davranmış olmalıyım. hakaret içeriyormuş gibi görünen bir şeyler yazmışım. buna şu eklemeyi yapmak istiyorum. kundalini aydınlanması denilen şeyin çevresinde, eğer ki, bir korku mitolojisi yaratılıyorsa; bunun nedeni, içimizde, çocukluktan itibaren kilitlenmiş enerji olabilir-miş. yani korktuğumuz şeylerden özgürleşmek ile ilgili bir durum olduğu için, korkunç bir deneyim olarak aktarılması da anlaşılır. bir iddiaya göre, dinlerin, insanların içine ektiği korku kültürünün dışavurumlarının temizlenmesi de olabilir deniyor. iddialar, iddialar. buradaki adam 20 yıl önce bu aydınlanmayı yaşamış ve çocukken babasından korkusu o kadar şiddetliymiş ki, kundalini ile birlikte, vücudundan korkuyu atarken, bu anı onu sarsmış. öyle diyor sanırım: https://www.youtube.com/watch?v=c_nrfldwlfi

    ama sonrasında, insan olmanın en temel hislerinden biri olan, her şeyle bir arada hissetme, birlik olma, bu ölümlü dünyada korkulacak bir şey olmadığını anlama, var olma, kozmosun devasa olduğunu hissetme, yaşadığını anlama vb. halini yaşamaya başlandığı iddia ediliyor.

    ne kadar sürüyor bilemiyorum. ben böyle bir aydınlanma yaşamadım. sadece kundalini yoga yaptığımda ve sonraki meditasyonlarında iyi hissediyorum. ve çevremde çok fazla korku ve kaygı görüyorum, kendimde de - yüzleşmesi daha zor olsa bile - benzeri bir hal var. bunların hafiflemesini elbette isterim ama tümden dengesizleşmek istemem. yine de kundalini aydınlanması denen şeyi yaşarsam, buraya yazacağım sanırım. yaşamazsam da, "ben yaşamadım, yokmuş" diye yazarım. sonuçta herkesin deneyimi aslında kendi ile ilgili ve "-mış"lı bilginin dışındaki bilgiyi, sadece kendimiz bilebiliyoruz.
  • "sözde 'okült' literatürde, muhtemelen 'kundalini', 'kundalini ateşi' ya da 'kundalini yılanı' ifadelerine rastlamışsınızdır. bu ifade, sık olarak, insanda mevcut bulunan ve uyarılabilen bir tür garip kuvveti belirtmek amacıyla kullanılmıştır. fakat bilinen teorilerden hiçbiri kundalini kuvveti hakkında doğru bir açıklama yapmamaktadır. bazen bu kuvvet sekse, seks enerjisine, yani seks enerjisini başka maksatlarla kullanabilme imkanına bağlanmıştır. bu sonuncusu, tamamen yanlıştır, çünkü kundalini her şeyde mevcut olabilir. ve her şeyin üstünde de kundalini, insanın gelişimi için arzu edilir veya yararlı bir şey değildir. okültistlerin bu kelimeyi nasılsa bir yerden bulup, onun anlamını tamamen değiştirmiş olmaları ve çok tehlikeli ve korkunç bir şeyden, ümit bağlanacak, kendisinden iyilik beklenecek bir şey meydana getirmeleri çok ilginç bir husustur."

    "aslında, kundalini, gerçek bir fonksiyonun yerini alan fantezi gücü, hayal gücüdür. insan, faaliyet göstermek yerine hayal ederse, kendisinin bir kartal, bir aslan veya bir büyücü olduğunu imgelerse bu, onun içinde faaliyet gösteren kundalini'nin kuvvetidir. kundalini, bütün merkezlerde faaliyet gösterebilir ve onun sayesinde , bütün merkezler, gerçek yerine hayali olanla tatmin olabilirler. kendisini bir aslan ya da bir büyücü kabul eden bir koyun, kundalini'nin kuvveti altında yaşar."

    "kundalini, insanları, şimdi bulundukları durumda tutmak üzere onlara yerleştirilmiş bir kuvvettir. eğer insanlar, hakiki durumlarını gerçekten görebilseler ve bu durumlarının tüm korkunçluğunu anlayabilselerdi, bulundukları yerde bir saniye için bile kalamazlardı. bir çıkış yolu ararlar ve bunu da çabucak bulurlardı; çünkü bir çıkış yolu mevcuttur; fakat hipnotize edilmiş olduklarından bu yolu görmede başarısızlığa uğramaktadırlar. kundalini, insanları hipnotik durumda tutan kuvvettir. insanın 'uyanması', onun 'dehipnotize' edilmesi demektir. başlıca güçlük ve de bunun gerçekleşme imkanı bu noktada bulunmaktadır; çünkü uyuması için organik bir neden yoktur ve insan uyanabilir."

    "fakat insanı uyanmaktan alıkoyan, onu rüyalarının etkisi altında tutan binlerce şey mevcuttur. uyanma niyeti ile şuurlu olarak hareket etmek için, insanı uyku durumunda tutan kuvvetlerin tabiatını bilmek gerekmektedir."

    "önce, insanın içinde bulunduğu uykunun normal değil, fakat hipnotik uyku olduğunu fark etmek gerekir. insan, hipnotize edilmiştir ve bu hipnotik durum, onda, sürekli olarak beslenmekte ve güçlenmektedir. insanı hipnotik durumda bulundurarak ve onun gerçeği görmesini, durumunu anlamasını önleyerek; kendileri için yararlı ve karlı sonuçlar elde eden kuvvetlerin bulunduğu bile düşünülebilir."

    "çok sayıda koyun sahibi olan, çok zengin bir büyücüden söz eden, doğu'ya ait bir mesel vardır: bu büyücü, aynı zamanda çok cimri imiş. ne çoban tutmak ne de koyunların otladığı meranın çevresine sınır çekmek istermiş. koyunlar, sonuç olarak ormanda dolaşmaya, çukurlara düşmeye ve ayrıca da kaçmaya başlamışlar; çünkü büyücünün et ve derilerini arzuladığını biliyorlar, bunu ise istemiyorlarmış."

    "sonunda, büyücü bir çare bulmuş. koyunlarını hipnotize etmiş ve onlara, her şeyden önce ölümsüz olduklarını, derileri yüzüldüğünde onlara bir zarar gelmeyeceğini, aksine bunun, onlar için iyi ve hatta hoş olacağını, daha sonra ise büyücünün yani kendisinin, sürüsünü çok seven iyi bir efendi olduğunu ve onlar için dünyada her şeyi yapmaya hazır bulunduğunu, üçüncü olarak da, onlara herhangi bir şey olacaksa bunun hemen o anda, her koşulda o gün olmayacağını, bu nedenle de bu konu üzerinde düşünmelerine gerek bulunmadığını telkin etmiş. ve daha da ileri giderek büyücü, koyunlarının zihinlerine, onların hiçbir şekilde koyun olmadıklarını yerleştirmiş; bazılarına aslan, bazılarına kartal, diğer bazılarına insan, geriye kalanlara ise büyücü olduklarını telkin etmiş."

    "ve böylece büyücünün, koyunları hakkındaki bütün merak ve endişeleri kaybolmuş. artık hiç kaçmayıp sükunetle büyücünün etlerine ve derilerine ihtiyaç duyacağı zamanı bekler olmuşlar."
    "bu mesel, insanın durumunu çok iyi bir biçimde canlandırmaktadır."*
  • hintlilere göre omurga dibinde kendi etrafında kıvrılmış bir yılan gibi görünen güç.bu gücün çeşitli hareketler sonucunda uyarılması bedendeki 7 şakra boyunca yukarı çıkmasına ve bu şakraları sırayla açmasına neden olur.son olarak tepe şakraya geldiğinde aşarsınız.aman diyim öyle ciddi ciddi eğitilmeden uyandırmayın yılanı, literatür bu premature uyanma sonucu yaşanmış fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklarla dolu. aman ha!
  • açığa çıkarıldığında clairvoyance ve clairaudient kanallarını da açabilecek hale gelir kundalini, güzel şeydir.
  • kıyamet alametlerinden biri olan deccal'ın ta kendisidir. kıyamet alametleri hem büyük alemde, hem de küçük alem(mikro kozmoz) olan insanın bâtın/iç aleminde tezahür ederler.

    buna göre, derviş kalbini temizleme çalışmalarında başarılı olursa onda büyük bir nur tecellisi hasıl olur. işte bu nurun zuhuru o kimsenin mehdi'sinin çıkmasıdır. ancak mehdinin çıkışından kısa bir müddet sonra da deccal çıkar.

    yani, bedenin enerjetik boyutu itibariyle kuyruk sokumu kemiğinde uyuyan yılan uyanır ve aktifleşir. bu "yılan" dervişin kendi alemi içinde zuhur eden deccaldır. mehdi ile aralarında amansız bir çatışma başlar. bu çatışma vücut ikliminin her köşesine yayılır. akan kanın haddi hesabı yoktur.

    mehdi(nurani tecelli) ölümüne girdiği bu savaşta muvaffak olamaz çünkü deccal/yılan ateşin kudretine sahiptir. mehdinin nuru bu ateşi söndürmeye yetmez.(deccal ancak isa mesih'in nüzuluyla yani tam tevhid şuuru'nun hasıl olmasıyla yok edilebilir)

    dikkat ederseniz, islam tasavvufu haricindeki spritüel akımlardan hiçbiri, mezkur "yılan"ı şer unsuru, şeytani olarak değerlendirmez bilakis kutsal olarak görürler. bunun sebebi, zaten o ekollerin tamamının şeytanın tarikatı olmak derekesine düşmeleridir.

    büyük ihtimalle bu ekoller eski peygamberler ve onların ashabından geriye kalan bozulmuş ve şeytanca ele geçirilmiş bakiyelerdir. ülkemizde de bu akımların mensuplarına bol miktarda rastlanmaktadır.

    kendilerini şiddetle ikaz etmek boynumun borcudur. bilin ki, o "yılan" şeytanın bineği olan deccal'dır ve ömrünüzü harcadığınız o yol tamamen şeytanidir. kurtuluş ancak son peygambere uymakla mümkündür.