şükela:  tümü | bugün
  • böyle karmaşık bir konsept... kunst almanca sanat demek... wollen de sven bomwollen'den tanıdığımız kara koyun... yani bir nevi sanatta girişkenlik ve üretkenliğin tavana vurması...
  • 19. yy sonu, 20. yy basi viyana okulu sanat tarihcilerinden formalist alois riegl'in literature kazandirdigi terim. almancam cok kisitli oldugu icin ingilizce'den cevirmek zorunda kaldigim kadariyla "sekillendirme maksadi, istegi" gibi bir anlama geliyor gibi. riegl zaten kendisi bunu hic aciklamiyor sagolsun. yine almanca bir kavram olan zeitgeist gibi bir sey bu da, nasil o zamanin ruhu, bu da o zamanin ruhunun bicimlendirdigi materyal kultur. tabii bu cok uzerinde tartisilan bir teori sonrasinda, ama riegl kisaca diyor ki: insan, cevresini belirli bir sekilde algilamayi ister, pasif degildir, algisini ve bu algidan dogan eserleri kendisi sekillendirir. insani ise dunya gorusu, ama bu da donemin ruhuna gore degisen bir seydir. ve diyor ki (ozel olarak) sanat, dogal olanin taklidi degil, insanin gormek istedigi ideali yansitmasidir.
  • -hey gollega, du haben gunst?
    +was zum teufel...? was soll denn das?
    -ich begehren nach gunst... du haben gunst?
    +sie sind falsch hier... bei aldi haben wir keine kunst..
    -aber ich unbedingt kunstwollen!
    +wache, einmal hierher kommen bitte...
  • alois riegl, bu kavramla bir devrin sanatsal iradesini tanımlıyor ve bu iradenin o devrin sanatına yansıdığını ifade ediyor. dahası buradan yola çıkarak sanatta beceriksizlik ya da gerilikten sözedilemeceyeğini vurguluyor.
    yani bir devrin sanatına bok atacağınıza o devrin kunstwollen'ine bok atın diyor benim anladığım. bu bağlamda örnek vaka incelemesi için soru: akp türkiyesi'nin kunstwollen'ini örneklerle tanımlayın. süreniz 55 dk. kitap, defter serbest.
  • modern çağın mühim kavramlarından.
    özellikle, hegel'in zeitgeist (zamanın tini/ruhu) ve weltanschauung (dünya görüşü) ile beraber değerlendirildiğinde sosyal bilimler için önemli veriler sunabilir.