şükela:  tümü | bugün
  • temel, kaide, ilke...
    davranışlara yön vermek amaçlı, uyulması gerektiği savunulan ilkeler...
    hepsinin doğru olduğu tartışılır... hepsi yanlıştır da diyemeyiz...
    olmalılar mıdır? olmamalılar mıdır? her zaman tartışılacak olan bir mevzuudur.
  • bozulmak için icad edilmi$ zimbirtilar toplami.
  • otorite varliginin simgesi..
  • özgürlük alanını genişletme çabasındaki bireyin, özgürlüklerini genişletme çabasındaki diğer bireyler ile karşılaşması ve çatışması doğaldır. olası çatışmaları önlemek amacıyla davranış şekilleri geliştirilir. kurallar ihtiyaçlardan doğar. sosyalleşmiş bir topluluğun yaşadığı bir yerde kuralların olması beklenen bir sonuçtur.
  • genelde karizmatik guc sahibi birileri bunlari degistirip yeni versiyonlarini uygulamaya koyana dek uyulmasinin dogru oldugu dusunulen, genellikle yazili olan normlar denebilir. bi cesit tek tarafli olusturulan ama iki tarafli uyulmasi gereken anlasma.
  • (bkz: kaan kural)
  • kavrama karşı josh stories'den enteresan bir karşı çıkış.

    http://www.joshstories.org/…ruk-kurak-yerde-gezeruk
  • kendisini doğuran şartlar ortadan kalktığında, geçerliliğini yitirmesi gerekirken, bazı taşkafalarca uygulanmakta ısrar edilen, beynimizi taciz eden sayısız kavramdan biri.
  • kural, kanun, yasa vb kelimeler kavramsal olarak iki farklı durum için kullanılıyor:

    i. olması gereken: şu şu şartlar altında, şunun şöyle yapılması gerekir. tersi de yapılabilir ama bu, belirli bir yaptırıma tâbidir. örneğin: askerlikte üstüne selam vermek bir kuraldır. uymazsanız cezasını çekersiniz.

    ii. olan: şu şu şartlar altında, şu şöyle olur da başka türlü olmaz. örneğin, bırakılan elma yere düşer (yer çekimi kuralı).

    bu fark, özellikle dil meselelerinde ortaya çıkıyor ve kavram kargaşasına yol açabiliyor. örneğin, türkçe'de kelime sonundaki yumuşak sessizin sertleşmesi olgusunu ele alalım:

    i için örnek: "cevap" da yazabilirsiniz, "cevab" da. "cevap", daha doğrudur, ama "cevab" bir tarz olarak (ya da başkaca bir nedenden) tercih edilebilir. kural: "cevab" değil "cevap" yazmak gerekir.

    ii için örnek: "türkçe'de yabancı dillerden alınan çok heceli ödünç kelimelerin telaffuzunda, sondaki b, c, d ve g seslerinin sertleştiği görülür."

    tabii bu örnekteki kavram kargaşasının oluşmasında, türkçe'de telaffuzla yazımın birebir uyumlu olduğuna dair yaygın yanlış kanının etkisi de var. (bkz: türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir)
  • ''hayata verdiği yanıtların optik okuyucudan temiz bir şekilde geçebilmesi için gereken ''dışarı taşırmama kuralı'' mütemadiyen sarhoş gezen kafasının ihlal ettiği ilk kuraldı.
    gereğinden fazla dışarı taşırdığı aklını bir türlü toparlayıp, esas yapması gerekene konsantre olamadığı için ihlal ettiği kuralların normal insan nezdinde ne büyük yerler kapladığını fark edemiyordu.
    3b kurşun kalem kullanmasının işlerini kolaylaştıracağını teoride biliyor ama hayatında hiçbir zaman saygı duymadığı ''teoride'' kalıbını orospu yerine koyması için pratik kelimesini kiralık abaza olarak tutabiliyordu. parası neyse verirdi sonuçta, kime neydi?
    hem zaten kim, kiminle, kim bilir neredeydi.''