şükela:  tümü | bugün
  • yeni bir hezeyan olarak ortaya çıktığını düşündüğüm iddia. işin aslı bütün dinleri ve bu dinlerin kitaplarını çelişkili ve insanoğlunun yarattığı eserler olarak görüyorum. kuran'ın herhangi bir şekilde inmediğini düşünmekle birlikte bu düşüncelerimden ve dinlerin kaynağı ile fikirlerimden bağımsız olarak bu kitabın (dinin) bir millete ait olduğu iddiası bana biraz belden aşağı atılan yumrukmuş gibi geldi. ne dinle ne de kuranla fazla ilgili olmayan biri olarak* aklıma veda hutbesinden bir bölüm geldi yazmadan duramayacağım.
    "
    ...
    ey insanlar!

    rabbiniz tektir. babanız da tektir. hepiniz âdem’densiniz. âdem de topraktandır. allah katında en değerliniz en müttaki olanınızdır. arap olanın arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. takva hariç!
    ...
    "

    son olarak yapılmaya çalışılanın sadece üstün türk ırkına ait yepyeni bir din üretme girişimi olmadığına inanmak istiyorum. sözlükçülerin atsızcılardan bir farkı olduğuna inandığım gibi.
  • aklıma başka bir iddiayı getirmiştir.
    (bkz: allah turklere peygamber ve kitap gondermemistir)

    iki iddia arasındaki fark ise öbürünün din üzerinden ırk tartışmasında, bunun da ırk üzerinden din tartışması üzerinden üste çıkma çabası olması.
    sanırım iddia ortaya atılırken bir kaç ayette geçen kavim ve arapça dışındaki dillere yabancı dil denmesinden yola çıkıyor. peygamber in devrindeki yaklaşımının dikkate almayıp sadece kuran ı referans alarak dahi böyle bir çıkarım yapmak fazlasıyla zorlama gibi duruyor. kuran ın arapça gönderilmiş[ki burdan anlıyoruz ki ilahi kitap olduğu kabul ediliyor] olması anormal mi, yoksa bunun ilk hedef kitlesi olan peygamberin kavmine hitap etmesi mi. burda bir acaiplik olmaması gerektiği kanaatindeyim. zaten bundandır ki yüzyıllar boyunca, latince nin hristiyanlıkta kutsal sayılmasına benzer bir kabul olmamasına rağmen, diğer kökenlerden gelen müslümanlar bunu normal karşılamış, dini kendilerine uydurmak yerine, kendilerini dine uydurmayı seçmişlerdir ve hem arapça yı öğrenmişler hem de dillerini bastırmasına pek itiraz etmemişlerdir. bunun için farsça ve türkçe nin dil devrimi öncesindeki hali ile osmanlıca yı, kürtçe yi incelemek yeterli zaten. eğerki kuran ın zaten kutsal kitap olduğuna inanıyorsanız kuranın vahiy ile indiğini peygamber in, ilk hedef kitlesi, kavmine kendi dilinde ilettiğini bilmeniz gerekiyor. ha buna rağmen kuran ın gökten bir kitap halinde indirildiğini düşünüyor ve birden fazla dilde basılmalıydı diyorsanız buna diyecek hiçbir şeyim yok.

    yok zaten kuran ın kutsal kitap olmadığına inanıyor ve de insanları buna inandırmaya çalışıyorsanız, bu da yersiz bir enerji sarfiyatı gibi duruyor.
  • "senin gok tengrin dururken arabin allahindan sana ne"

    nihal atsiz boyle bir laf etmisti...
  • inanıp inanmamak arasında kalmış bir söz öbeğidir. aslında kutsal kitapların geçerliliği kalpteki inançla ölçülmelidir, inanmak ya da inanmamak için bahaneler aramaya ihtiyaç yoktur. "ben inanmıyorum, okumuyorum, başka bir kutsal kitapta huzuru buluyorum, hiçbir kutsal kitaba inanmıyorum, bunun için de bir kılıf bulmaya, sebep yaratmaya kasmıyorum, gayet huzurluyum" diyen milyonlarca insan vardır ve olacaktır. bunun aksi düşünceler de vardır, kur'an-ı kerim'de şifreler aramak... bambaşka alemlere astral seyahatler için aracı olarak kullanmaya çalışmak... kendini inandırmak için mucizeler bulmaya kasmak... bunlar, teenage dönemi rahatsızlıkları gibi gelmektedir bu bünyeye...
  • başka bir dilde okunması caiz olmayan bir kitap için doğru önerme. ezanın, duanın arapça olması gerekir. siz hiç türkçe fatiha okuyan insan gördünüz mü? daha ne olsun?

    anladım sonradan editi; arapça olmasının sebebi algeorik anlatıma uygun olması, her yöne çekiştirilebilir bir dil olması imiş.
  • kuran i kerim'in "indigini" kabul ettikten sonra, fazla bir sorgulamaya gerek yok. icerisinde zaten "alemlere" indigini soyluyor. ona inaniyorsan, gerisine de inanip sorunu otomatikman cozebilirsin.
  • --- spoiler ---

    rabbi ona "teslim ol" dediğinde - o - "alemlerin rabbine teslim oldum" demişti.
    bakara suresi 131. ayet

    böylece onları, allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. davud calut'u öldürdü. allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. eğer allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. ancak allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
    bakara suresi 251. ayet

    gerçek şu ki, allah, adem'i, nuh'u, ibrahim ailesini ve imran ailesini alemler üzerine seçti.
    al i imran suresi 33. ayet

    hani melekler: "meryem, şüphesiz allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti.
    al i imran suresi 42. ayet

    gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan ev, bekke (mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (ka'be)dir.
    al i imran suresi 96. ayet

    orada apaçık ayetler (ve) ibrahim'in makamı vardır. kim oraya girerse o güvenliktedir. ona bir yol bulup güç yetirenlerin ev'i haccetmesi allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. kim de inkar ederse, şüphesiz, allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.
    al i imran suresi 97. ayet

    bu kuran , alemler için ancak bir öğüttür.
    sad suresi 87. ayet

    --- spoiler ---

    (bkz: alem)

    son olarak ;
    delilen verilen ayetlerden ilkinde " mekke ve çevresindeki tüm insanlık " ibaresi geçmekte. çevresindeki tüm insanlık deyişinden benim anladığım mekke ve çevresindeki mahalleler değildir. ve tüm insanlık...biraz fazla genişçe bir anlatım değil mi ?
    ha eğer bir kelime üzerinden yargıya varacaksak ana brittannicadan da fen bilgisi kitabı çıkarabiliriz kanımca.
  • ayetlerin o dönemin günlük olayları çevresinde dönüp durduğu dikkate alındığında, kuran'ın ister gökyüzünden insin, ister insan ürünü olsun o dönemin (şimdinin bile değil) araplarına hitab ettiği doğrudur. ondandır ki, bir süre okuduktan sonra "bişi anladıysam arap olayım" diye bir kenara konulur kendisi.
    (bkz: kuran-kerim /#13439385)
  • alemlerin rabbinin yani al-ilah'ın adem'i, nuh'u, ibrahim ailesini ve imran ailesini uzaylılar için marslılar için değil, siriuslular için değil dünyalılar için peygamber yaptığı düşünülürse ve dünya'nın 6.yy'da ne kadar küçük olduğu düşünülürse doğru olan önermedir. daha amerika'yı bile bilmiyordu o insanlık ne dünyası...
    ha birde bu organize dinlerin hiç birinin kuzey ve güney amerika'dan çıkmaması da ne ilginç değil mi onlar allah'in unutulmuş kullarımıydı kitap bile göndermedi herşeyi bilen gören tanrı...

    marslı veya siriuslu bir müslüman gösterin kardeşim bana... gelip dünyalılarla konuşanların arasında müslüman gördünüz mü...