şükela:  tümü | bugün
  • çok şüpheler içeren bir süreçtir. halife osman zamanında yapılan tasnifte kur'an' ın üzerine yazıldığı tüm deri ve kemikler şüphe doğurmaması(!) namına yakılmış ve ortada peygamber zamanında indirilmiş sonradan deriler ve kemikler üzerine hafızlar aracılığıyla geçirilmiş ve son olarak bir kişi tarafından tasnif edilmiş değişmezliği veya değişmemişliği sugötürmez(!!) tek bir kitap kalmıştır.

    aha başlık başıma kalmış...
  • surelerin sıralanışı kararı verilirken hangi mantık güdüldüğünü anlayamadığım süreçtir. ilk ayet olan ikra emir cümlesini içinde barındıran alak suresinin neden sonlara atıldığı, fatihanın neden ilk başa alındığı pek bilinmez.
  • kendi kendine düşünülmek yerine konuyla ilgili kitaplar incelenirse sıralaması gayet rahat anlaşılabilecek, sır olmayan hadise
  • sanıyorlar ki kitap diye bir şey peygamberimizden sonra icat edildi. ne saçma adamlarsınız, milattan önce 2000'den kalma dev kütüphaneler bulunuyor, peygamberimiz zamanında antlaşmalar yapan kocaman bir devlet kuruluyor, ve adamlar kitap nedir sayfa-yazı nedir bilmiyor(!)

    devlet kuruyorlar ama kuran sayfalarının yanına cilt çekmeyi beceremiyor. hı hı evet, taşa sopaya yazıyorlar, bu kadar salaklar, kitap diye bir şey hiç ortalıkta yok, tevrat- incil o dönemde kitap halinde ve yahudi din adamları vs müslümanların yanına rahatça ellerinde kitapları ile gelirken, müslümanlar yazı bilip sayfa bilip, onları kitap haline getirmediğinden kuran kitap olamıyor (!) adamlar o dönem en kaliteli derilere sahip. mantığını çalıştıran onların döneminde kuran sayfaları ve cildi şimdikilerden çok çok daha kaliteli olduğunu bile anlar. adamlar o dönem bir sürü şeyi kitaplaştırabiliyor ama kuran'ı kitaplaştıramamışlar size göre, ilginç bir mantık.

    siz de peygamberden sonra 100 yıl sonra kuran kitaplaştırıldı palavrasına inanıyorsunuz. ya hu yanına bir cilt çekeceksin ya bu kadar basit. adamlar çok kompleks bir şey yapacaklar sanıyor. kuran zaten sayfa sayfa hazır. ve kendisinin sayfa sayfa olduğunu söylerken bazı ayetlerde kitap olduğunu söylüyor (!) kitap olmayan bir şey kendisinden kitap diye bahsedebiliyor??? kitap olmaya hazır halde gelen sayfalar var ve son ayet gelene kadar kitap olmak için hazırlanıyor. son ayet geldiğinde de kitap tamamlanmış oluyor.

    yanına da cilt çek sahne bitti, nokta! the end.

    peygamber zamanında kuran'ın sayfalar halinde peygamberin elinde olduğu kuran'da anlatılmaktadır. kuran, peygamber zamanında kağıda bile geçmedi, taşa sopaya yazıldı diyenlere ithaf olunur:

    beyyine suresi:

    2. tertemiz sahifeleri okuyan, allan tarafından gönderilmiş bir peygamberdir.
    3. o sahifelerde, en doğru hükümler vardır.
    4. kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.

    daha geçen gün, milattan önceden kalma bir kütüphanenin 500.000 kitaba sahip olduğu tespit edildi. üstelikte bu tespit, kütüphane kaydına bakılarak yapıldı.

    peygamber zamanında görüyoruz ki yahudilerin hristiyanların elinde kitap halinde incil tevrat varken, müslümanları kitap nedir sayfa-yazı nedir bilmez halde gösterip ama okuma-yazma bilmelerinden bahsetmek aşırı saçmadır.

    çok iyi bilinen bir bilgi vereyim: yazı-kağıt-kitap-sayfa binlerce yıldır biliniyor.

    okul, eğitim vs gibi kavramlar antik yunan'dan beri var.

    mezapotamya bölgesinde mısırlıların en kaliteli kağıtlar, özel mürekkepler kullandıkları biliniyor.

    kuran, kendisinin sayfalara geçtiğini bahsediyor ve kendisinden kitaben (kitap) diye bahsederek kitap olduğunu söylüyor ki bu da kitaplaştırılma sürecinde olduğunu açıkça gösteriyor. son ayet geldiğinde kitap tamamlanmış olacak ve artık tam bir kitap olmuş olacak demektir nokta.

    kitap diye bir şeyden habersiz olmayan çöl adamları, altı üstü yanına deriden bir cilt çekecekler, evet kardeşim, bak bu kadar basit. şimdi aklettin.

    peygamber zamanında zaten kitap haline getirildiği hem mantıken hem de en önemlisi kuran'dan çıkarımımla anlıyorum.

    ve hattaaa, diğer kaliteli, gerçek müminlerin kuran'ı çoğalttığını da düşünüyorum.

    niye ebubekir denen zat sadece kendisine alsın? tek mümin o mu çevrede? o kadar savaşa giden, savaşa gidemediği için ağlayan müminlerden bahsediliyor kuran'da.

    kuran okumak tüm müminlere farz. kuran tamamlandığında, ne yani kuran okumak istediklerinde peygamberin evine mi gidecekler illa? her gün mü? sabah namazı vaktinde (fecr vaktinde) tüm müminlere kuran okumak, bizzat kuran'da emirdir, o vakit geldiğinde bu apaçık farz olan emri nasıl yerine getirecek müslümanlar? peygamber akıl edemiyor mu, hem sabah namazı vakti kuran okumak diye emir geliyor, hem evlerinde mümin olan insanların okuyacak ayetlerin yazıldığı sayfa/kitap vs yok.

    illa peygambere gidip dinlemeleri mi lazım?
    ezberlemek daha zor kağıda geçirip kitap haline getirmekten.
    ezberleyene kadar kaç kere gidip gelecekler peygamberin yanına?

    kuran korunmuş ve peygamber zamanında kitap olmuş.

    peygamber akıl edemedi, ebubekir akıl etti öyle mi?

    kitap yüklü eşekler diye bir ayet vardır kuran'da. belli eşekle deve ile kitap bile taşınıyordu.

    peygamberin birden fazla eşi ve birden fazla evi var (ahzab 53) kuran'a göre. mümin olan bu kadınlar, niye kopyalamasın? tamamen medeniyetsiz diye kandırıyorlar bu adamları da. bilgileri bizim kadar olmayabilir ama medeniyet yoksunu da değiller. yok neymiş, tuvaletten sonra bile el yıkamayı bilmezlermiş. hmmm evet, o yüzden tifodan dizanteriden kırılmıyordu ortalık. evet ipek, kumaş, koku, sabun, misvak, ayna, tarak gibi bir sürü kişisel bakım ve güzellik ürünü var ama el yıkamayı bile bilmiyorlar.

    antropolojik açıdan, kitap haline getiremediler demek çok mantıksız bir akıl yürütme yolu. gerçek bir sosyal bilimci, gerçek bir bilim adamı, kitap yapmamaları manasız diyerek akıl yürütür.

    kuran kendisine kitaplaştırılma halinde olduğu için kitaben diyor.

    kuran'a göre peygamber sahifelerden okuyor, ama hadislere göre böyle bir şey yok, ezberletiyor, öldükten sonra ilk defa sayfalara yazılıyormuş vs, o zaman ayetlerde niye sahife deniyor?

    bu saçma mantıksız iddiaları hadislerden öğrendiğiniz için kafalar bulanıyor, oysa hadislerde bir sürü kendi içlerinde ve kuran ile çelişki vardır, kesin delil değillerdir.

    savaşa çıkıyorlar, geride savaşa katılamayan bir sürü kadın-erkek mümin kalıyor. kuran okumak farzken onlar nasıl okuyacak bu soru kitap yazı kağıt bilen bir topluluğun aklına gelmedi mi yani? zanaata, ticarete, kumaş üretmekten, devlet kurmaya, kervan yürütmeye aklı kesen halk; borç hukuku bilen ticaret kaydı yapan halk, ayet-i kerimeleri yazmayacak?

    bu insanların çölde maymunlar gibi başı boş imkansızlıkla yaşayan dilenci gibi pislik açlık içinde gezen bir halk oldukları empoze edildiği için normal bu düşünceler...

    lakin, hadisler (uydurma rivayetler) içinde kuran'ın kitaplaştırılması hep çelişkili. önce peygamber zamanında kızı ve kızının eşi evde kitaptan (evet bildiğin kitaptan) kuran okurken, hamza dışarıdan duyup müslüman oldu rivayeti var (peygamber döneminde). hem de peygamber öldükten sonra kitap oldu, hem 72 hafız vardı rivayeti var aynı anda 4 hafız vardı rivayeti de var. ee biz bu saçmalıklar ve çelişkiler silsilesi rivayetlere mi inanacağız, kuran'a mı, kuran'ın mantığına mı?

    kur'an'a dönün.
    uydurmaları bırakın.

    hadisler hem birbirleri ile hem kuran ile çelişirler, dine atılan iftira ve uydurmalardır.

    kuran'a göre, dinin kaynağı yalnızca kuran'dır.
  • derler ki,
    a) hz.ebubekir, yemame savaşında bir çok hafızın şehit düşmesi üzerine ve daha başka savaşlarda olabilecek fiili durumları da dikkate alarak kur’ân ehlinin ölümü yüzünden kur'ân'dan birtakım âyet ve surelerin kaybolacağı korkusuyla, kur'ân'ı toplayıp bir araya getirtti.

    soru: hafızlar ölmeseydi kuran yine de kitap haline getirilir miydi?

    derler ki,
    b) hz.ebubekir bu toplama işini, kuran surelerinin ayetlerini, peygamber’in bildirdiği sıraya göre tertip ederek yapmıştı.

    soru: madem peygamber böyle bir sıra bildirmiş, demek ki kitap haline gelmesini/toplanmasını istemiş.
    o halde bu "hafızlar öldü o nedenle toplandı" rivayeti ne oluyor?
    zaten kitap haline getirilmesi istenmiş gibi bir durum var ortada.

    bir de şöyle bir rivayet var,
    hz. ömer, hz. ebubekir'e "inen ayetleri kitap haline getirmeyi" teklif ettiğinde,
    hz. ebubekir diyor ki: "resulullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapabilirsin"

    madem surelerin sırasını bile peygamber ölmeden önce belirlemiş,
    hz. ebubekir neden şaşırıyor, çekiniyor?
    bu sıralama başka ne için yapılabilir ki ?
    zaten vahiyler deri, kemik, ağaç dalları, yapraklar üzerine yazıya dökülmüş.
    2 kapak arasına getirmek mi sorun?

    tanım: onlarca soru işareti barındıran, tarihin akışını değiştiren olay.
  • en mantıklı şekilde ömer özsoy ve mustafa öztürk'ün anlattığı olay.
    51. dakikadan itibaren izleyiniz