şükela:  tümü | bugün
  • 13. ve 14. yüzyıllarda islam alimlerini en çok düşündüren mesele.
    bir grup der ki: kuran, yani allahın sözü, eğer varlıksa, o zaman daha önceki versiyonları olan tevrat ve incil neden bozuldu. allahın sözü, allahın bütün özelliklerine sahip bir şey olarak bozulmamalıydı, dolayısıyla kuran mahluk'tur.
    diğer taraf der ki: kuran'ın mahluk olduğunu savunmak, allahın farklı seferlerde konuştuğunu ileri sürmektir. bu durumda allah bazen konuşan, bazen de susan konuma geçiyor demektir ki, bu allah'ın değişmezlik sıfatıyla çelişir. dolayısıyla, kuran bir varlıktır.
  • mutezile denen akımın, "mahluktur" deyu yanıtladığı sorunsal.* tabi pekala "varlıksa ne, mahluksa ne" tepkisini koymak da hakkımızdır...
  • mutezile kuran mahlûktur görüşünü benimser. sanırım abbasilerin son döneminde 'kuran mahlûktur diyenlerin kanı helaldir' fetvasıyla ehlisünnetin artık tamamen iktidar olması ve bugünlere gelinmesi söz konusu.

    mutezile'ye göre kuran'ın ezeli olduğunu söylemek tevhid akidesini sıkıntıya sokar o yüzden kuran mahluktur.

    dipnot: abbasilerin son dönemi dediğim halife mütevekkil dönemi imiş.
  • oncelikle baslik yanlis. varlik ve mahluk birbirinin zitti degildir. allah'in zati disindaki butun varliklarin mahluk olusu konusunda sunni ve mutezili kelamcilar arasinda bir ihtilaf yoktur. soz konusu ikilemin dogru ifadesi sudur:

    -"kuran kadim / ezeli midir yoksa mahluk / muhdes midir?"

    ehli sunnet'in bu soruya cevabi kuran'in kelam-i kadim oldugu yonundedir. mutezile'ye gore ise kuran allah disindaki her varlik gibi yaratilmistir.

    mutezile her seyden once bir ifadeye ancak lafiz ve manayi bir arada iceriyorsa kelam denebilecegini ortaya koyar ve kuran'in "kelam" olusundan hareketle lafzindan bagimsiz dusunulemeyecegini soyleyerek kelam-i lafzi, kelam-i nefsi ayrimini reddeder.

    kuran allah'in zati yahut o'nun zatindan bir parca olmadigina gore -o'ndan ayri bir varlik olarak- kadim / ezeli olamaz cunku kadim olmak yalnizca allah'in zatina ozgudur. (bu sebeple allah'in sifatlari zatindan ayri degildir) allah'tan baska kadim varliklarin oldugu dusuncesi (bkz: teaddud-i kudema) sirkin cesitlerinden biri olduguna gore kuran mahluk degildir dusuncesi kufur olmus olur.

    ancak bu kuran mahluk degildir diyenler kafir olur manasinda degildir. kelamin inceliklerini bilmeyenler zaten kuran'a yalnizca icmalen iman etmekle yukumludur ve kuran'in kelamullah oldugunu tasdik etmesi yeterlidir. bir alim ise teaddud-i kudema meselesinde tevile gidiyorsa (yani acikca "evet allah'tan baska kadimler de vardir" demeyip kendi doktrinini tevhidle bagdastiriyorsa -ki sunniler bu sebeple kelam-i nefsi diye bir kavram gelistirerek teaddudi kudemadan kacmaya calismistir) kafir olmaz.

    kadi abdulcebbar'in serhu'l usulul hamse'sinde bu konuda uzun uzadiya aciklamalar mevcut. dileyen oradan detaylari ogrenebilir.

    edit: bazi oryantalistler ve turkiye'deki bazi tarihselciler halku'l kuran doktrinini tuhaf bir sekilde kuran'in tarihsel bir hitap olusuna delil olarak kullaniyor. bu tartisma modern zamanlar haric tarihin hicbir doneminde 'kuran'in tarih ustu bir kitap olus keyfiyeti'ni sorgulayan zemine tasinmamistir. kuran'in tarihselligi meselesinde ehli sunnet'in de mutezile'nin de durdugu yer hemen hemen aynidir. ne bugunku gibi ne idugu belirsiz, karikaturize edilmekten nasreddin hoca'nin kusuna donmus populist bir evrenselcilik, ne de batinin kitab-i mukaddes tenkidi geleneginden devsirilmis bir tarihselcilik...
  • kuranın ekseriyeti dönemin şartlarına ve olaylarına kısmen çözüm bulmakla ilgilenmiş bazen daha da özele inip baş rolde muhammed'in olduğu olaylara muhammed'in lehine ışık tutmuş bir efsanedir. bir kültürün tanıtımını bize mitolojik dillerle anlatan masal kitabıdır.

    --- spoiler ---
    hiç şüphe yok ki, kur’ân’ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız. (hicr 9 elmalılı)
    --- spoiler ---

    bu ayetin, kuranı biz indirdik cümlesinde belirtili nesnenin işaret ettiği kuran ifadesi hangi kitabı temsil ediyor? muhammed'in cebraille birlikte en uygun şekilde iki kapak arasında getirdiği kitabı mı? ebubekir ve ömer'in ikişer şahitle oluşturduğu kitabı mı ? osman’ın ebubekir ve ömer’in oluşturduğu kitabı yakmak suretiyle oluşturduğu yeni kitabı mı, yoksa muaviye ve avenesinin çeşitli eklemelerle oluşturup son şeklini verdikleri son kitabı mı?

    bazen sorulması gereken soruların yokluğu, dikkatleri asıl görülmesi gereken yerden uzaklaştırabiliyor.