şükela:  tümü | bugün
10 entry daha
  • --- alıntı ---

    kuran'da kadın
    21 eylül 2017
    https://www.facebook.com/…er/posts/1789805127715276

    islam'a yönelik eleştiriler arasında kadın hakları eksenli olanlar neden önemli bir yer tutuyor? sırayla gidelim...

    1. tarihte kadın

    öncelikle belirtmek gerekli ki, tarihte kadın-erkek eşitliğine rastlamak zor. bu durum, yakın bir geçmişe kadar kadınların hemen her kültürde erkeklerden daha aşağı görülmüş olmaları ile ilgili. yani erkeklerin üstünlüğünü vurgulayan ayet ve hadisler, yeni bir anlayış sunmaktan ziyade, o dönemde varolan algıları yansıtıyor.

    * * *

    2. ibrahimi gelenekte kadın

    dünya kültürlerinin çoğunda kadınların ayrımcılık görmüş olduğu doğru olsa da, bu ayrımcılığın niteliği ve boyutu her toplumda aynı değil. kuran, daha çok ibrahimi gelenek ile bağlantılı. dolayısıyla da,

    (a) kadınları cinsel obje olarak gören,

    (b) onları yer yer ticari emtia kılan,

    (c) adet gördükleri günlerde onları necis bulan,

    (d) çok sayıda odalık sahibi olmaya izin veren, ve nihayet

    (e) kadınları örtünmeye ve

    (f) erkeklere itaate zorlayan hükümler, kuran ile ortaya çıkmış değil. tevrat ve incil'de de aynı doğrultuda ifadeler yer alıyor.

    detaylar için (bkz: #47097259)

    * * *

    3. kuran'da kadın

    kuran, ibrahimi gelenekte çok fazla yer bulmamış olan pratiklere de izin veriyor. islam dinine yönelik eleştiriler de zaten bu noktalarda yoğunlaşıyor.

    a. cariye hukuku
    odalıklara sahip olmak, başka kültürlerde de varolan bir pratik. savaşta mağlup edilen tarafın kadınlarını cariyeleştirmek de bir dereceye kadar öyle. ancak islam dini, arap toplumlarında da varolan bu uygulamayı benimsemekle kalmayıp (nur 33, muminun 6, mearic 30), bir adım ileri taşıyor. ilk müslümanlar evli kadınları da cariyeleştirme noktasında şüpheye düştüklerinde, kuran onlara bu izni de veriyor: https://www.facebook.com/…er/posts/1624947867534337 bu uygulamanın islam öncesinde yaşanmadığını iddia etmek zor olsa da, böyle bir pratiğin dini gerekçelerle sistemli ve yaygın hale getirilmiş olması, eleştiri topluyor. bu konuda da apolojiler üretilmiyor değil. ancak apolojiye yönelmeyen insanlar, ve özellikle de kadınlar, ilgili uygulamanın evli kadınları seks kölesi haline getirmeye karşılık geldiğini düşünüyorlar.

    b. kız çocuklarıyla evlilik
    cinsel ilişki yaşının insanlık tarihinin neredeyse tamamı boyunca ergenlik ile başlamış olması kuvvetle muhtemel. kadınların 13-14 yaşlarında evlenmeleri, yakın sayılabilecek bir geçmişe dek erken dahi değildi, sadece sıradandı. günümüzde de dünyanın azımsanamayacak bir kısmında evlilik değilse bile, cinsel ilişki bu yaşlarda başlıyor. ancak kuran, erkeklerin henüz adet görmeye başlamamış kızlarla evlenmelerinde ve cinsel ilişkiye girmelerinde dahi bir mahzur görmüyor. dünya genelinde ilk adet görme yaşının çoğu kız için 11 ila 15 arasında olduğu ve kuran'ın kızların evlilik yaşı için herhangi bir alt limit sunmadığı hatırlanacak olursa, bu hükümler, her yaştan erkeğin 0-11 yaşları arasındaki kız çocuklarıyla evlenebilmesinin önünü açıyor. ilk tefsirler, bu konudaki ayetlerin islam'ın ilk asırlarında anlaşılış şeklinin ve buna bağlı uygulamaların, bu çerçevede olduğunu gösteriyor. detaylar için bkz.: https://www.facebook.com/…er/posts/1775655432463579

    c. erkek cenneti
    farklı dinlerin kutsal metinlerinde kadınları cinsel obje olarak gören ifadelere rastlamak zor değil. ancak kuran bunun ötesine geçerek, erkeklerin cinsel zevklerine göre tasarlanmış bir öbür dünya cenneti vaad ediyor. kendilerine cennet vaad edilenler, "takva sahipleri" (duhan 51). ancak ayetin devamından, kast edilenin "takva sahibi erkekler" olduğunu anlıyoruz: "onları, iri gözlü huriler ile evlendiririz" (duhan 54).

    hurilerin yalnızca kendi erkeklerine baktıkları (sa'd 52), bakire oldukları (vakıa 36), zira kendilerine önceden ne insan ne de cin hiç kimsenin dokunmadığı (rahman 56, 74) gibi detaylar ise, bir yandan ilgili erkek perspektifini pekiştirirken, diğer yandan da kadın bedenini farklı erkeklerle temas ettikçe değeri azalan cinsel bir obje olarak inşa ediyor.

    * * *

    4. kuran erkeklere hitap ediyor

    ek olarak değinilmeyi hak eden bir diğer nokta ise, kuran'ın erkeklere hitabının istisnadan ziyade kural olması. bu hitabı asıl önemli kılan nokta ise, kadınları ilgilendiren konularda da hitabın erkeklere yapılması.

    örneğin, kuran, "oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı" diyor (bakara 187). bir başka deyişle, "eşlerin birbirlerine yaklaşması"ndan söz etmiyor. "siz" derken kastı erkekler. kadınlar ise edilgen durumda.

    bir diğer örnek: "bugün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı" (maide 5). burada "siz"den kasıt yine erkekler... müteakip ifadelerden, bahsi geçen ve erkeklere helal kılınan "temiz ve hoş şeyler"in yiyecekler ve mümin kadınlar olduğunu anlıyoruz: "kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. mümin kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da ... size helâldir."

    örnekleri çoğaltmak mümkün:

    - "... beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın ..." (nisa 3).

    - "kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. ..." (nisa 4).

    - "kadınlarınız sizin tarlanızdır. o halde tarlanıza nasıl dilerseniz öyle yaklaşın" (bakara 223).

    - "eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, ..." (nisa 20).

    - "içinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın" (nisa 25).

    kuran, "ey iman edenler" şeklinde başlayan ayetlerde de yine sadece erkeklere hitap ediyor:

    - "ey iman edenler! kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir" (nisa 19).

    - "ey iman edenler! ... kadınlara dokunur da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin ..." (maide 6).

    bütün bunlar bir yana, ali imran 14, sadece erkekleri insandan sayıyor gibidir. zira, ayet, "insan"a süslü gösterildiğini söylediği bir dizi şey sayarken, altın, gümüş, at, davar gibi nesnelerin yanında "kadınlar"a da yer verir:

    - "kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler, insana süslü gösterildi."

    * * *

    5. kuran'da kadın-erkek eşitliği

    kuran'da kadın-erkek eşitliğini vurgulayan ayetler, inanç gibi yükümlülüklerle sınırlıdır. daha genel manada ise, erkeklerin bir parça üstün olduğu vurgulanır. bakara 228, cinsiyetler arasındaki farkı şöyle ifade eder: "erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler."

    nisa 34 ise, erkeklerin kadınlar üzerindeki hakimiyetlerine değinir ve iyi kadın olmayı, boyun eğmekle ve güvenilir olmakla ilişkilendirir: "allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. iyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır."

    kuran, kadınların zihni melekelerini de erkeklerinkiler kadar güvenilir bulmaz. iki kadının şahitliğinin, bir erkeğinkine eşit olması, bu varsayım üzerine kuruludur: "ve erkeklerinizden iki kişiyi şahit tutun. fakat eğer iki erkek bulunamıyorsa, o zaman şahitlerden razı olacağınız bir erkek ve iki kadını (şahit) tutun ki, ikisinden biri unutursa o taktirde, diğeri ona hatırlatır" (bakara 282).

    günümüz islam alimleri, bu ayeti, kadınların duygusal olmaları ile tevil(!) etmeye çalışsalar da, buhari ve müslim'de (de) yer alan hadislere dayanan geleneksel görüşe göre, bu hükmün nedeni, kadınların akıllarının eksik olmasıdır. (bu konuda, kadınların akıllarının ve dinlerinin noksan olduğunu ifade eden hadisler incelenebilir.)

    * * *

    6. aklı eksik olanlar, mükellef olabilirler mi?

    bütün bunlar, üç noktayı öne çıkarıyor:

    (a) kuran neredeyse sadece erkeklere hitap ediyor. kadınlara hitap eden nadir ayetler ise, onlara erkeklere itaati öğütlüyor (ahzab 32).

    (b) kadınların erkekler için ve onları hoş tutma adına yaratıldığını ima eden ve zaman zaman onları diğer emtia ile birlikte anan ayetler var.

    (c) kuran, erkeklerin kadınlara nisbeten üstün olduklarını ifade ediyor ve (şahitlik ile ilgili ayette olduğu gibi) kadınların, şahit oldukları bir hadiseyi düzgün bir şekilde hatırlarında tutup nakletmekten dahi aciz olan varlıklar olduklarını varsayıyor.

    bu şartlar altında şu soru önem kazanıyor: eğer kadınlar gerçekten de böyle varlıklar ise, nasıl oluyor da mükellef olabiliyorlar? bu soru aslında geçerli olmayabilir, zira ayet ve hadislere getirilen geleneksel yorumlarda, kadınların mükellef olmadıkları görüşü marjinal değil. örneğin, fahreddin razi, kadınların erkekler için yaratıldığını ifade eden bir diğer ayeti (rum 21) tefsir ederken, kadınların aslında mükellef olmadıklarını söyler. kuran'ın erkeklere yönelik, "sizler" ya da "size" gibi hitaplarını, razi'nin "biz", "bizim", "biz erkekler" gibi ifadelerle karşılaması, ayrıca dikkate değerdir:

    "kadınların yaratılması bize olan nimetler zincirindendir. binaenaleyh, bu, onların bizim ic¸in yaratılmıs¸ olmaları ve mu¨kellef tutulmalarının, bizim mu¨kellef tutulmamız tarzında olmadıgˆını, bize olan nimeti tamamlamak ic¸in oldugˆunu belirtmek ic¸indir. ... kadın, zayıf yaratılıs¸lıdır, naziktir, incedir. bu yo¨nu¨yle, c¸ocugˆa benzer. c¸ocuk ise, mu¨kellef tutulmaz. binaenaleyh, uygun olan, kadının, mu¨kellefiyete ehil olmamasıdır. fakat, onlar mu¨kellef tutulmadıkları mu¨ddetc¸e, allah'ın biz erkeklere olan nimeti tamamlanmıs¸ olmazdı. zira azap mu¨eyyidesi sayesinde kadın korkar, bo¨ylece kocasına itaat eder ve haramlardan sakınır. aksi halde, fesad zuhur ederdi."

    * * *

    7. güncel islami söylem

    güncel islami söylem, ayet ve hadislerin kadınlara yönelik bu yaklaşımlarını görmezden gelme eğilimindedir. hakim argüman, islam dininin kadına en yüksek değeri verdiği, ancak batının (ve feminist akımların) kadını metalaştırdığı eksenindedir. bu argümanlara, kadınların cinselliklerini yoksayan ve anne rolünü yücelten bir söylem de eşlik eder. bu yöndeki apolojiler, kadınları adeta erkeklerin arzu nesnesine indirgeyen ayetlerle taban tabana zıttır.

    islami söylem, kadınların "cahiliye dönemi"nde hiçbir hakka sahip değilken, islam'ın gelmesi ile birlikte bu durumun değiştiğini de vurgular. her ne kadar islam öncesi arap toplumları hakkındaki bilgimiz sınırlı ise de, bu iddianın tam olarak gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz. zira ilk döneme dair kaynaklar, yukarıda bahsi geçen ayetlerin kadınlara yaklaşımını teyit eden bilgiler sunarlar. örneğin, buhari, sahabeden abdurrahman bin zübeyr'in dövdüğü karısının vücudundaki izleri gören aişe'nin, hiçbir kadının mümin kadınlar kadar eziyet görmediğini söylediğini nakleder. hicret ile medine'ye gelen kureyşlilerin ensar kadınlarının itaatsizliklerinden yakınmalarını nakleden rivayetler de vardır.

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1789805127715276

    --- alıntı sonu ---

    tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • --- alıntı ---

    kadın aklı yarım mıdır, çeyrek mi?
    24 eylül 2017
    https://www.facebook.com/…er/posts/1792725417423247

    21. yüzyıldan bir video: https://www.youtube.com/watch?v=cl_earughg0

    diyor ki, kadının aklı ve dini noksandır! böyle diyor diye ona kızalım mı? ayetler ve hadisler, kadınlar konusunda aşağı yukarı aynı şeyleri söylemiyor mu? yani bu adam kendi fikrini mi söylüyor, yoksa sadece nakilde mi bulunuyor? galiba ikincisi... zira, kadınların aklının ve dininin noksanlığı, hadis-i şeriflerde yer alıyor. bu durumda, yorum onun değil.

    ancak, kadınların aklının tam olarak ne kadar noksan olduğunu da belirtmiş... erkeğin aklının yarısı kadardır diyor. ama yine kızamayız... zira, muhtemelen iki kadının şahitliğinin bir erkeğinkine denk olmasından hareketle böyle bir hesap yapmış.

    gerçi burada da kalmamış... alışverişe çıktıklarında, yarım akıllarının yarısını da kaybederler demiş. yani alışveriş halinde olan kadının zekasını, erkek zekasının dörtte birine eşitlemiş. işte burası kendi yorumu...

    peki bu yoruma kızabilir miyiz? kadının aklının ve dininin noksan olduğunu "mutlak doğru" kabul eden ve kadınlara dair algılarını bu doğrultuda şekillendiregelen bir adam, günün birinde bu önkabullerin üzerine bir de böyle bir alışveriş yorumu eklerse, bu gerçekten de çok mu şaşırtıcı olur?

    ya da, şöyle soralım: eskiden beri halk arasında kadınlar "yarım akıllı" olarak nitelendirilir. böyle bir toplumda bir gün adamın biri çıkıp da kadınlar için "çeyrek akıllı" diyecek olursa, bu adama kızılabilir mi? yoksa adama kızmak yerine, kadınları bu şekilde aşağılamayı olağanlaştıran değerler dünyasını sorgulamak daha mı doğru olur?

    herhalde birincisi! çünkü adama kızmak daha risksiz!... "bu beyefendi islam dinini yanlış anlamış" diyorsunuz, oluyor bitiyor... hem durup dururken olmadık sorgulamalarda bulunmanın ne alemi var? neticede bu dünyanın öbür dünyası da var! durduk yere başına iş alacağına, hiç kurcalamazsın, hem kafan da rahat olur...

    ama ayıptır söylemesi, ben geçen gün bir risk alayım dedim ve ilgili değerler dünyasını ucundan biraz sorguladım. ama hemen tepki geldi! hem de erkeklerden de çok, kadınlardan!

    inanmadınız mı? buyrun görün: https://www.facebook.com/…er/posts/1789805127715276

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1792725417423247

    --- alıntı sonu ---

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
3 entry daha