şükela:  tümü | bugün
  • kuran'ı türkçe olarak indiğini zanneden kişinin filoloji dalında çığır açan bulguları.
  • eheh, hedef dilin karıştırılması kısmını da geçtim, kuran'a ilahilik atfedenleri eleştirirken, bu sefer de gramere doğaüstü ve ilahi bir paye biçme hatasındaki bulgular olmuş. farklı bir güzergahtan da olsa yine yanlışlanamaz bir ilahi güce, metafiziğe varılıyor yani. arthur diamond, paleolitik çağın sonunda bile dilde zaman çekimlerinin bulunmadığını, hiçbir zaman bitmeyen bir şimdiki zamanda konuşulduğunu yazar örneğin* (bu açıdan bakıldığında zamanın gramerden bağımsız olarak var olup olmadığı sorusu da sorulabilir.) o çekimlerin, kuralların oluşması ve farklı kullanımların lanetlenmesi olan gramerin nesi kutsal ki evrensel bir ölçüt oluyor?. gramer tarihsel bir vakıadır sadece. bir topluluğun bir araya gelerek ve bütün farklı/alternatif kullanımları dışarıda bırakarak, sonradan kurdukları gramer denen kurallar seti nasıl oluyor da hakikat payesine erişebiliyor? (mesela argo denen ve dil gardiyanlarının kendilerini ayrıştırmak istedikleri bir kullanım tarzı neden var?; hangi kritik dönemde bir 'ayaktakımı' kesiminin kullanımları yanlış kullanım halini alıyor mesela?, gramer bir dönemde ortaya çıkan tartışmalı bir insan inşası değil de fizik yasası mı sanki?.) o gramer ve dil ki her an yeni tanrılar üretmeye müsait bir fabrika, bir tür "düşünce denetleyicisi" iken, sağlam pabuç aramak daha iyidir.
  • arapca dilbilgisi kurallarının zaten kuran-ı kerim incelenerek ilk defa hz. ali zamanında ortaya çıktığını bilmeyen mal beyanı.
    onu da geçtim türkçe meale bakıp hata bulmuş deha (!)
    (bkz: nahiv ekolleri)
  • öncelikle "de ki(kul)" demesi zorunlu değildir. peygamberin söylemesi gereken bir sözü ayet olarak indirmişse bu bir sorun teşkil etmez. hatta kurandaki ayetlerin peygamberin ağzından söylendiğini bilmemiz gerektiğini bize hatırlatır. artık bu mantıkla okunmaya başladığında haklı olduğum anlaşılır diye düşünüyorum. kuranda birçok ayet böyledir. o yüzden buraya yazılan şeylerin hiçbiri hata değildir neticede.

    mesela en tartışmalı ayetlerden(konusu bir yana) olan bakara 282'yi aç ve oku. peygamber mi sesleniyor, yoksa allah mı? ayırabiliyor musun? eğer allah ise neden "üstelik allah'tan korkun. allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve allah her şeyi bilir." diye sesleniyor da "ben" demiyor? çünkü bu sözü peygamber söylüyor, allah ona söylemesi için vahyediyor. bu ayrımı yapabilmek önemli. o yüzden ayetin başında "ey iman edenler" diye seslenen de, allahın vahyi ile peygamberin kendisidir.

    peygambere iman neden önemli, "allah ve resule itaat" neden bir arada anılıyor biraz daha anlaşılır sanırım böylece.

    yine de enam 104. ayet ile bir şey söylemek istiyorum. 93. ayetten itibaren okunursa bir güzellik de farkedilebilir. meleklerin söylediklerinden bahseder bu ayette ve sonraki ayetlerde de melekler konuşur. buradan başlayan ayetleri dinlediğinizi farzederseniz, önce melekler konuşurken meleklere vurgu yapan "biz" zamiri bir süre sonra kullanılmaz ve artık zaten peygamber ağzından çıkan sözler, ona aitmiş gibi olur ve çok rahat bir şekilde de 104. ayetin sonuyla "ben sizin üzerinize bekçi değilim" denilerek final yapılır. yani orada "de ki" dense idi belki de akıcılığı bozacaktı.
  • kimine göre 22 kimine göre 13 adet olan hatalar. en bilineni mâide 69. âyette geçen“es-sâbi’ûne”, bakara 62. ve hacc 17. âyetlerinde ise “es-sâbi’îne” olarak geçmesidir. kuranın mükemmelliğini savunanlar bunun hata değil de şazz veya istisna olduğunu belirtirler. nereden bakarsanız bakın bir tutarsızlık olduğu ortadadır.