şükela:  tümü | bugün
  • matbaanın icadından sonra yazılmış eserlerde dahi farklı baskılardan hangisinin orjinale daha yakın olduğu ilk baskıya erişim imkansızsa ispatlanamadığı halde, ulaşılabilen ilk zarar görmemiş kopyaları 16. yy'a ait olan 1300 senelik bir kitabın bu süreç içinde iktidarda olan zümrelerin menfaatleri doğrultusunda değiştirilebileceği ihtimalini tamamen göz ardı etmektir.

    ki bunda aslında yanlış bir taraf yoktur, zira dinin doğasıyla herhangi bir çelişki içermez. zaten dini öğretilerde sana verilen bilginin büyük bir kısmının (tanrının varlığının, meleklerin, cennetin ve cehennemin...) yegane kanıtı inancın ta kendisi olduğu için, kuran-ı kerim'in değiştirilmediğinin de ispatı zaten bu değişikliğin olma ihtimalini reddeden bireyin kendisidir.

    bununla beraber artık kuran-ı kerim'in değiştirilmesinin imkansızlaştığı bir zaman diliminde, geçmişte değiştirilmiş olabilme ihtimalini göz önünde bulundurmak, bu günden sonra herhangi bir bireye kuran-ı kerim üzerinde istediği değişikliği yapıp "aslında kuran bu yazdığıma daha yakındı!" diyebilme özgürlüğünü kısmen de tanıyabileceği için, islami çevreler haklı olarak bu ihtimalin tartışılmasından dahi uzak dururlar.

    hali hazırda kendi içinde yeteri miktarda gruplara ayrılmış bir dinin onlarca "the book of mormon" ayarında kutsal kitabın çıkma ihtimalini bu şekilde önlemeye çalışması, o kadar da haksız görülecek bir şey değildir zaten sanırsam.
  • bilinen ve sahip olunan en eski kuran'ın 7. yüzyıla ait olduğu düşünülürse pek de mantıksız olmayan tavır. 7. yüzyılda değiştirildiyse bilemem tabi.

    http://news.bbc.co.uk/…/hi/asia-pacific/4581684.stm

    o değil de şu kuran deden falan kalsa zengindik vallahi.
  • kutsal kitabımız kuran-ı kerim'in tahrif edilmiş olabileceği ihtimalini kabul etmemek, onaylamamaktır. (bilakis onaylıyanın üstüne kömür döküp yakmak büyük sevaptır). bizim kitabımız orjinaldir, değiştirilmemiştir, değiştirilmesi teklif bile edilemez duygusunda olmaktır. bizzat yüce allah'ın da dediği gibi kitabımızın sonsuza dek korunacağına inanarak bu fikre iman etmektir.

    şimdi bu aşamada "ey allah'ım, madem kuran'ı sonsuza dek koruyacaksın da, o halde önceden gönderdiğin tevrat'ı niye koruyamadın, değiştirilip tahrif edilmesine niye mani olamadın" diyecek kitapsız misyoner faşikler çıkabilir. bu nihilit goministlere karşı imanımızı muhafaza etmeli ve keriz feneri derneği'ne daha çok bağış yapmalıyız.

    günümüzde bakıyorum bir gün tayper doğan (z.o.r.t) beyefendiye, öbür gün hüseyin üzmez (k.a.ç) efendiye, diğer gün de doktor jediüzzaman locaefendi hazretleri'ne (s.o.s) inançsızca saldırıyorlar ki ayıptır efendiler. bunlar bizim kutsalımızdır, ilim ve fen alanındaki üstadlarımızdır.

    saf müslüman aleminin kafasını karıştırıp durmak, tam olarak dümbelekliktir, ki nihayetinde kuran-ı kerim değiştirilmiş olsa bile bu bizim ümmetimiz için daha hayırlı olduğu için yapılmıştır. elbet vardır bir hikmeti. mutlaka bir şer görmüşlerdir ki değiştirmişlerdir. allah-ü teala razı olsun değiştirenlerden.

    ey cemaat-i müslimin, devir birleşme ve kucaklaşma devridir. kırgınlıklarımızı ortadan kaldıralım, birbirimizi sevgiyle sarmalayalım. "beğendiğimiz (veya bize helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder tane alalım, cariyelere doyalım."*

    yaşasın islamiyet!
  • bahsi geçen reddiye gereksiz bir icattır.

    yalnızca ortadoğu ve balkanlar'da, değiştirilmediği söylenen kuran'ın 300'den fazla farklı yorumu (tarikat) gelişmiştir. 300'den fazla farklı yorumu yapılan bir metnin aslının değişmemesi bir şey ifade etmemektedir.

    farklı yorum zenginlikten öte anlamlara da gelebilmektedir. mesela mutezileciler çıkıp "bir müslüman günah işlediğinde dinden çıkmış sayılmaz fasık'tır" demeseydi islam bugün hala aristotoles'in siyah beyaz mantığınyla anlaşılacaktı. insanlar mümin ve kafir olarak ikiye ayrılacaktı.

    kimse tarihsel durumdan dem vurmasın lütfen. bunu anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz ikiyüzlülüğüyle aynı kaba koyarsam metnin kendisi değiştirilse ne olur değiştirilmese ne olur. öte yandan metnin yorumunu ve içeriğini değil de kendisini yüceltenler ise kuşkusuz musevi inancını sürdürmüş olurlar.
  • henuz elde kendisini ispatlayan yeterli veri olmadigi icin kabul edilmesi pek de zor olmayan idda. sonucta su anda tum islam alemi ayni kitabi okuyorsa ve bu gune kadar yapilan tarihi arastirmalar bu kitaptan farkli bir kitabin 8.-9.10. yy okundugunu gostermiyorsa benim icin bir sorun yok sahsen. tarihte bir suru islam devleti kurulmus (bkz: emeviler, endulus emevileri, selcuklular, memlukler, osmanlilar, vs) herhangi bir tanesi degistirseydi o devlete ait olan kitap, o anda cagdasi olan diger devletlerdeki kitaplardan farkli olacagi icin bu gune kadar bulunmus olmasi gerekirdi. ha "bu muslumanlar tutucudur bulmustur fakat soylememistir" dersen "haklisin ama buyuk ihtimalle bunu baska dinden olan tarihciler de arastirmistir" diye cevap verip kivirmaya calisirim. gunumuzde 2000 kusur sene once yazilmis incilin bile bir suru degisik versiyonunun bulunabildigi bir durumda (bkz: dead sea scrolls, book of judas) isbu basliktaki iddanin tersini savunan (eksisozluk jargonunda) hincaldir uluctur.
    edit: ben senin zamanin otesine gitme ihtimalini reddetmistim
  • her müslümanın üzerine farzdır.
  • mithat korler'in yeni albumunun ilk klibini hangi parcaya cekmesi konusunda fikir bildirmeyi reddetmekle ayni davranistir bence. yani hicbirsey ha boyle bo oyle, ne farkedecek ki? tek harfinin degismemis olmasi onu guncel, dogru ve adil yapar mi? hem kimsenin de uydugu bit kitap degil, herkes kuranda boyle birsey yok der isine gelmeyen birseyle karsilasinca, ayni adama sen soyle boyle diyorsun ama o da kuran'da yok dersen bu sefer de bir arabin ismini verir o boyle hadis etti diye. yani kitaba degil soylentiye gore yasiyor/yasatiliyor musluman toplum.
  • bunu alan $unu da aldi;

    (bkz: incilin degistirilmesine ragmen kuran in korunmasi)

    uzerinde kelime oyunu yapilabilecek durum. $oyle ki... kuranin degistirilmis olma ihtimali yoksa ama siz bunu reddediyorsaniz aslinda degistirilmi$tir sonucuna varabiliriz. tipki allaha inanmiyorsun demek ki var olayindaki gibi. bu olasiligi reddeden muslim karde$ime bu okazyonu sunmak istiyorum. yuzundeki ifadeyi izlemek istiyorum. jambonlu mantarli be$amel soslu krep istiyorum.
  • ihtimal cart curt bir tarafa, enteresan olan ve pek bilinmeyen nokta, fıkha göre "felak ve nas surelerini inkar etmenin" dinden çıkmaya yol açmamasıdır. bilinen bir konu olsa da birçok örnekten spesifik bir misal vermek gerekirse ünlü hanefi fıkıh eserlerinden* (aynı zamanda tarihsel boyutu da vardır, 18.yy'dan) fetavayi hindiyye'ye bakılabilir, mürtedlerle ilgili hükümler bahsinde geçer bu konu. felak ve nas surelerini inkar edenin kafir olmamasının sebebi ise ünlü kuran uzmanlarından olan (ve aynı zamanda bir sahabi olan ve "kuran'ı dört kişiden alınız" hadisinde de ismi geçen) abdullah bin mesud'dur ve ibn mesud'a göre de nas ve felak, kuran'dan değildir. sahabiler arasında kuran konusunda otorite olan ibn mesud'u aynı zamanda bu sebepten dolayı çokça eleştiren de olmamış değildir (ki eleştiren de bildiğim kadarıyla sadece mutezile ekolünden nazzam.) kuran'ı ezberleyen bir sahabinin kuran'dan olmadığını söylediği surelerin, yine kuran'a dahil olmadığını söylemek de onun görüşünü kabul etmek olacağı (ve ibn mesud'un tekfir edilemeyeceği için) fıkha göre böyle bir ifade küfür olarak nitelendirilemez. çünkü felak ve nas'ın kuran'dan olup olmadığı, islam alimlerine göre de ihtilaflı bir meseledir.
  • şu aşağıda yazacaklarımı

    * kuran-ı kerim'in üstüne yazıldığı "lihaf", "rıka", "ektaf", ve "usub" 'ların hiçbirinin günümüze ulaşmadığını

    * hz. muhammed öldüğü esnada kuran-ı ezbere bilen sadece 4 kişi olduğunu (ebu'd-derda, muaz ibn cebel, zeyd ibn sabit ve ebu zeyd)

    * hz. ebubekir zamanında hz. ömer'in ısrarıyla kuran-ı kerim derlenirken, elde avuçta ne varsa faydalanıldığını, ve "ezbere" bilinen kısımlarının bir kısmının 2 şahide gerek duymadan, tek kişinin ağzından kaleme alındığını

    * hz. osman'ın kuran'ın ikinci kez derlenişi esnasında, ilk derlenişinde rol alan zeyd ile "fikir ayrılığına" düşüldüğü takdirde kuran'ın kureyş dilinde yazılması gerektiğini buyurduğunu

    * kabileler arasındaki şive farkları nedeniyle, kaleme alınan kuran'ın, pratikte ilk toplanan kuran ile "birebir" aynı olmasının zaten imkanı bulunmadığını

    * böyle bir imkan mevcut olsa da, ikinci kuran derlendikten sonra, birincisinin -nedense- yakıldığını

    * hz. osman zamanında derlenen kuran'ların bile günümüze ulaşmadığını, taşkent ve topkapı sarayındaki "tam olmayan" nüshaların, o dönemden kaldığına dair yeterli kanıt bulunmadığını, ve bu kanıtlar bulunsa bile -örneğin- topkapı'daki kuran sadece 1/3 'lük bir kısma tekabül ettiği için (gerisi yok) pek de bir bilimsel değeri olamayacağını

    ...reddetmektir.