şükela:  tümü | bugün
  • kuranın tanrı tarafından yazılmamış olduğunu gösteren ipuçlarıdır.

    kuran ilahi bir güç, bir tanrı tarafından mı yazılmıştır? yoksa abdullah oğlu muhammed (bkz: hz. muhammed) ve arkadaşları tarafından mı kaleme alınmıştır? merak edilen bir konu bu herhalde.

    ilahi bir güç insanların okuması ders alması için bir kitap yazsa nasıl yazardı? nelerden bahsederdi? hangi üslupla yazardı? kitabın edebi özellikleri nasıl olurdu? bu soruların kesin bir cevabı olmamakla birlikte tahmin yürütebiliriz. mesela benim tahminlerim şöyle:
    -tüm insanlar eşittir, kölelik geçerli değildir.
    -diğer insanlara iyi davranınız, size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmayınız.
    -güzel ahlaklı olun, hayvanlara iyi davranın, çevreyi koruyun.
    -çalışkan olun, çalışkanı severim.
    -insanları öldürmeyin, hayvanları sebepsiz yere öldürmeyin, onlara işkence etmeyin, hırsızlık, tecavüz, gasp kötü şeylerdir aklınızdan bile geçirmeyin.
    -her ne kadar tanrı olarak sizin ibadetinize ihtiyacım olmasa da beni tanrı bilin saygısızlık yapmayın.
    -yönetim şekliniz hususunda herkesin katılımcı olduğu bir sistem öneriyorum.
    -(tarihten yukarıdaki konular hakkında güzel örnekler verilir)
    -kitabın inandırıcı olması için bilim ve teknoloji konusunda daha sonra keşfedilecek bariz birkaç örnek verilir.
    (biz suyu iki tane birden ve bir tane sekizden yarattık, bilin ders alın diye.
    ey inananlar! denizlerin ötesinde ikisi birbirine ince bir boğazla bağlamış büyük bir kıta vardır, onu gidin yerleşin diye yarattık.
    insanlarım, bilin ki gökteki yıldızlar da birer güneştir, yalnız daha uzaktadırlar.)

    kuranın muhammed bin abdullah ve arkadaşları tarafından yazıldığının (bence) delilleri:
    -peygamberin kiminle evlenip kimi boşayacağı gibi gereksiz konulardan bahsetmesi.
    -kuranın bir yerinde "ak" denilen bir konuya daha sonra "kara" denmesi.
    -konularda çok sayıda gereksiz tekrar olması.
    -evlat edinmenin yasaklanması (niye?)
    -nahl 101 (biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar peygamber'e, "sen ancak uyduruyorsun" derler. hayır, onların çoğu bilmezler.)
    -tebbet suresinde ebu leheb'e lanet edilmesi.
    -kitabın edebi bir değerinin olmaması. konudan konuya atlaması. başının sonunun belli olmaması. bu kitap bir yayıncıya basılması için gönerilmiş olsa edebi yetersizlikten dolayı hemen reddedilirdi.
    -ilk ayetin "oku" olmasına rağmen muhammed bin abdullahın okuma öğrenmemesi veya okuma bilmediğinin iddia edilmesi.
    -kadınların ikinci sınıf insan olması.
    -ibrahimin çocuklarının sayısının ve isimlerinin bir türlü doğru düzgün verilememesi.
    -ibrahimin çocuğunu kesmeye çalışmasının takdir edilmesi.
    -inanmayanların öldürülmesinin teşvik edilmesi.
    -çok fazla sayıda ve olmayacak şeyler üzerine yemin edilmesi.
    -her şey için bir, bilemedin iki şahit yeterli olurken, zina için penisin vajinaya girdiğini, aradan ip geçmediğini gören 4 şahit gerekmesi. bu şahadetin olabilmesi pratikte mümkün mü?
    -tanrının varlığı için hiç bir müsbet delil gösterilmemesi. bu yüzden kafası iyi çalışan, gerçeklere her zaman şüpheyle bakan, bilimsel akla sahip olan insanlar tanrının varlığını görememesi. sanki tanrı "müsbet bir delil göstermeyeyim, herşeyi müphem bırakayım, bu pezevenkler (kafası çalışan şüpheciler -skeptikler) inanmasın, ben de onları cehenneme atayım. her lafa inanan tipler de cennete gidiversin." diye düşünüyor.
    -dinin önce bir kasabaya gönderilmiş olması, daha sonra işler büyüyünce evrensel olduğunun iddia edilmesi.
    -kitaptaki ifadelerin farklı yorumlanmaya çok müsait olması.
    -geldiği zamana göre devrimsel değişiklik getirecek ahlaki ve sosyolojik değişiklikler içermemesi. (demokrasi, insan hakları, köleliğin kaldırılması vb...)
    -cennetteki ödüllerin çok kısıtlı olması (yiyecek-içecek, seks. başka?)
    -insanların yaptıkları sonlu sayıda hata yüzünden cehennemde sonsuz işkenceye maruz kalması.
    -islam dışı kişilerden erkek olanlarının öldürülmesinin, mallarının gasp edilmesinin, karısına tecavüz edilmesinin, karısının ve çocuklarının köle yapılmasının normal karşılanması.
  • ahzab 56: (diyanet çevirisi) şüphesiz allah ve melekleri peygamber'e salât ediyorlar. ey iman edenler! siz de ona salât edin, selam edin.

    ben herşeyi yaratan tanrı olacağım, muhammed'e salat edeceğim, yok yahu?
  • araf 179 andolsun, biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. işte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapıktırlar. işte asıl gafiller onlardır.

    hani hoşgörü diniydi, tanrı madem adil bu ne hocam ? *
  • mitoslar insanların yarattığı hikayelerdir. kuran ve diğer dini kitaplarda hikayeler yer alır (örneğin; yaradılış hikayeleri,tufan hikayeleri...) tüm dini kitaplar birer mitoloji kitabıdır. mitoloji derslerine alternatif kaynaklardır. kaldı ki dini kitaplar bir şekilde sümer yazıtlarına dayanır.
    (bkz: kuran tevrat ve incilin sümerdeki kökeni) (bkz: muazzez ilmiye çığ) (hastası değilim o ayrı)
  • a'râf sûresi 179. ayet:
    andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. işte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. işte bunlar gafillerin ta kendileridir.

    açıklama:
    âyette sözü edilen kimseler, kendilerine verilen bu yetenekleri kötü kullandıkları için, cehennemlik olmuşlardır. allah, bunların böyle davranacaklarını ezelde bildiği için, onları "cehennemlikler" olarak belirlemiştir.

    (bkz: http://www.diyanet.gov.tr/…ran/meal.asp?page_id=173)
  • kur'an'ın insan yapısı olup olmadığı hakkında fikir beyan edebilmek için islam hakkında tarihi ve dini açıdan derinlemesine bilgi sahibi olmak gerekir. yüzeysel bilgilerle herhangi bir tespit yapmak doğru olmaz. neden olmaz? çünkü islam yeni bir din değildir. 1500 yıllık geçmişi vardır. herhangi bir ayetin çelişkili olduğu düşüncesi senden benden önce binlerce insanın aklını kurcalamıştır ve bu çelişkilere "yobaz" diye niteleyemeyeceğimiz ilim sahibi insanlar açıklama getirmişlerdir. bu açıklamalar da yine "yobaz" diye niteleyemeyeceğimiz aklı başında birsürü ilim sahibi insan tarafından kabul görmüştür. bugün nasıl ki yeni bir bilimsel buluş bilim dünyasındaki ororiteler tarafından onaylanmadan var olamıyorsa, din konusunda da durum böyledir.

    örnek vermek gerekirse; geçen gün kömürün içindeki fazla nemin bize ne kadar enerji kaybettireceğini hesaplamak istedik. böylece kömür tedarikçimize fazladan para ödeyip ödemediğimizi, enerjinin ne kadarını kaybettiğimizi öğrenmek istiyorduk. oturduk hesapladık. ince eledik sık dokuduk. bir sonuca vardık. sonra bunu piyasadaki otoritelerle paylaştık. dedik ki biz böyle bir hesap yaptık. adamlar "sakin olun.. biz bunu zaten düşündük" dediler. o hesap öyle yapılmaz böyle yapılır dediler. biz zaten bunu birilerinin düşünmüş olacağını biliyorduk elbette. kömür teknolojisi ve buhar teknolojisi çok uzun yıllardır vardı çünkü. bugüne kadar mutlaka bununla ilgili de hesaplar yapılmış olmalıydı. sonuç? öğrenmiş olduk doğrusunu...

    birkaç yüz yıllık bir teknoloji konusunda bile durum böyleyken, islam gibi 1500 yıllık geçmişe sahip olan, üzerinde binlerce alimin kafa yorduğu bir din hakkında gündelik bilgilerle yorum yapıp sonuç çıkarmak saçmalık olur.

    nasıl ki inanan birisi "kur'an allah kelâmıdır" diye diretiyorsa, inanmayan birisi de "kur'an insan yapısıdır" diye diretebilir. bu tartışma bir paradoks yaratmaktan başka bir işe yaramaz. senin sözüne karşılık benim sözüm. bu olaya iki tarafın da tarafsız yaklaşması ve yorumlarını ona göre yapması gerekir. iki taraf da birbirini kırmamalıdır. benim dediğim en doğrusu, ben senden daha akıllıyım gibi tafralar olayı çözümsüz kılar. nihayetinde görünen odur ki tarafların hiçbirisi islam alimi falan değildir. bizim mahallenin ve komşu mahallenin çocuklarıdır hepsi. zamanında birlikte tek kale maç yapmışlardır. aynı kıza aşık olup aynı bakkaldan alışveriş yapmışlardır.

    a'râf sûresi 179. ayet'in açıklamasını yapmış olmam da yukarıda anlattığım olguya dikkat çekmek istemiş olmamdandır. polemik yaratmak ya da laf sokmak gibi bir düşüncem yoktur. çelişkili görünen bir ayetin açıklaması biryerlerde mevcuttur. derinlemesine araştırma yapılırsa başka açıklamalar da bulunabilir. bu açıklamalar tatmin eder etmez o ayrı konudur elbette.

    edit: herşeye rağmen zamanın ötesinde olmak güzel. sevgiler, saygılar.
  • semud kavminin nasıl yok edildiği konusunda kuranı yazan kişinin bir türlü karar verememesi.

    -deprem gibi bir şeyle yok edilmiş. (araf 78)
    -korkunç uğultulu ses (hud 67, hud 94)
    -bela yağmuruna tutularak (furkan 40)
    -azap yakalamasıyla (şuara 158)
    -tuzak kurarak (neml 50-51)
    -şu yöntemlerden birisi seçilerek a. taş yağmuru b. korkunç ses c. suda boğma (ankebut 40)
    -korkunç ses (sad 13)
    -yıldırım çarpması (fussilet 13, fussilet 17)
    -yıldırım çarpması (zariyat 44)
    -korkunç ses (kamer 31)

    (diyanet mealinden yararlanılmıştır.)
    (verdiğim tüm ayetleri okumadan kötüleyen kafir olsun)
  • peygamberin geliş amacı bu delillerin arasında en güçlüsü olarak ele alınabilir. (bkz: insanlar içinde insanlardan bir insan olmak)