şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
612 entry daha
  • belki daha doğru bir ifade ile: kuran'daki hatalar konulu tartışma

    --- alıntı ---

    kuran'da hata var mı? (1)
    23 temmuz 2017
    https://www.facebook.com/…er/posts/1729880877041035

    [sifil-taslaman tartismasi hakkindaki onceki yaziya birakilan yorumlarda, kuran'daki hatalar konusu gundeme geldi. benim bu konudaki yaygin tartisma basliklarindan birkacini belirtmem uzerine, gürkan engin? uzun sayilabilecek bir yorum yazdi. benim kendisine yazdigim cevap da uzun olunca, oraya yorum olarak eklemek yerine mustakil bir girdi olarak paylasmanin daha uygun olacagini dusundum. asagida kuran'da (1) sperm, (2) daglar, (3) ilk insan, ve (4) miras hesabi konularinda dustugum kisa notlar var. konu ile ilgilenenler, yorumlarina bu girdi altindan devam edebilirler.]

    1. sperm

    tarik suresi, sividan bahsediyor. ardindan, karindan ciktigini soyluyor. ozne yok. o halde karindan cikan nedir? bir onceki cumlenin oznesi mi, nesnesi mi? belli degil. ben sivi seklinde anliyorum, cunku cocugun karindan ciktigini soylemek malumun ilami gibi. ılla ki biri ya da digeridir diyebilmek mumkun mu? pek degil. ama subjektif mantik soyle isliyor: (1) kitapta yanlis olamaz, (2) sivinin karindan cikmadigini artik biliyoruz, (3) o halde kast edilen cocuk olmali. bu pek genel kabul gorebilir bir yaklasim degil. daha objektif bir ifade soyle olabilir: "oznenin cocuk olmasi da mumkun. bizler de inancimiz geregi o sekilde anlamayi tercih ediyoruz." boyle soylenirse fazla itiraz gelmez.

    bu konuda ek olarak sunlar da onemli: neden pek cok ayetin oznesi nesnesi belli degil? bir hadise uzerine ayetler indiginde, hadise henuz taze oldugu icin, o gunun insanlari kast edilenin ne oldugunu kolaylikla anliyorlardi, orasi dogru. ama bugun o baglamlarin cogunu kaybetmis durumdayiz. bu durumda kuran gercekten de korunmus oluyor mu? ya da, baglami bir kez kaybettikten sonra, lafiz elimizde kalsa bile mana ayni derecede guclu ve dogru olabiliyor mu? metni hem suistimallere, hem de sonu gelmez iyi niyetli ihtilaflara acan bu gibi ozne ve sair kelimelerin yokluklari, varliklarindan daha iyidir diyebilir miyiz? diyemezsek, "elimizdeki metin halen mukemmeldir" diyebilir miyiz?

    ayrica: ınsan gercekten de tarik 5'te dendigi gibi "atilan bir sivi"dan mi yaratildi? eskiden oyle zannedilirdi, ama sonradan ogrendik ki sadece %50'si oradan geliyor.

    2. daglar

    daglarin nasil olustugunu artik biliyoruz. basit bir ornekle izah etmeye calisayim: bugun kabaca hindistan'a karsilik gelen kara parcasi, eskiden hint okyanusu'nda yer alan (avustralya gibi) buyuk bir ada idi. gun geldi, bu ada asya'nin guneyine carpti. bu carpisma sonucunda, himalayalar olustu. hatta, ayni sebepten oturu, himalayalar halen her yil birkac metre yukselmeye devam ediyor. bizler kisa omrumuzde bu degisimleri fark edemiyor, daglarin ve ovalarin sabit olduklarini zannediyoruz.

    naziat suresi (27-33) ise, yeryuzunun ve gokyuzunun nasil asama asama yaratildigini anlatirken, allah'in (yeri yaydiktan, suyu cikardiktan vs. sonra) daglarla zemini kuvvetlendirdigini (ya da belki daglari sabitledigini) soyluyor. burada kullanilan kelime bildigimiz dag, sadece cogul halde (vel cibale ersaha). ne sekilde yorumlarsak yorumlayalim, bu ifadeler ve baska ayetlerde gecen benzeri sabitlestirme ya da kuvvetlendirme eksenli manalar, gerceklere ters.

    ek bilgi: (bkz: #45839194)

    3. ılk ınsan anlatisi

    ayetlerde anlatilan ilk insanın maddi bedeni olmadigini dusundugunuzu soyluyorsunuz. halbuki kuran acikca allah'in adem'i "topraktan" yarattigini soyluyor (ali ımran 59, "min turabin").

    ek olarak: ılk insan konusunu zorlamak anlamsiz. ılk insan diye bir seyin olmadigini coktandir biliyoruz. cok once suraya kisa bir not dusmustum: (bkz: #46493548)

    4. miras ve kesirli sayi

    mirasin, nisa suresi'ndeki hesaba gore paylastirilmasi maalesef her zaman mumkun degil. yani kimi varis sayilari, sozu edilen paylasimi gerceklestirmeyi imkansiz kiliyor, cunku ayetin soz ettigi kesirlerin toplami 1.00'i asiyor. diyorsunuz ki, "matematiksel olarak, bütün kombinasyonlarda toplamı 1 olan kesirler yazmak imkansizdir." ıyi ama hic kimse size "toplami 1 olan kesirler yazin" demiyor ki. ayet nedense o sekilde yazmis! halbuki her durumda islevsel olan bir ifade de yazmak zor degil. nitekim, modern hukuk metinlerinde bu gibi sorunlar yasanmiyor. (misal, hatali sonuc verecek kesirler belirtmek yerine, pekala, "geriye kalan varliklar ise, falancalar arasinda esit olarak paylastirilir" diyebilirsiniz.)

    ek olarak: bu konuya ornek olarak soyle demissiniz: "iç açıları toplamı 181 derece olan bir üçgen istiyor gibisiniz farkında olmadan!" hayir. ıc acilar toplamini 180 kabul edelim. herhangi bir miras (islem kolayligi icin) 180 altina karsilik gelsin. miras hukuku, bu 180 altinin varisler arasinda nasil dagitilacagini ifade eden soyut (yani her duruma uyan) bir metin ortaya koymak durumundadir. bunu kesir koyarak yapmak zorunda degil. ama kesir koymak gibi problemli olabilecek bir yontemi tercih ediyorsa, belki daha sofistike bir formul belirtmek zorunda.

    son olarak

    yukaridaki dort baslik arasinda, sperm konulu itiraz herhalde en zayif olani. zira metindeki ifade muphem. hatta kuran'da bu gibi muphem ifadelerin az olmadigi hatirlanacak olursa, belki asil itirazi muphemlik konusunda yapmak gerekli. ureme konusundaki "atilan bir sivi" ifadesi ise, ayrica izaha muhtac.

    diger uc konuya getirilen aciklamalarin benim bugune dek rastladiklariminin tamaminin daha net bir apoloji teskil ettigini dusunuyorum. (tabii kuran'da hatali oldugu soylenen baska ifadeler de var, ama ilgili yorumda dort konudan bahsettigim icin, burada da kendimi onlarla sinirladim.)

    ===

    not 1: seyahatte oldugum icin hizlica yazdim. hatalarim olabilir; belirtirseniz metni duzeltmek isterim. ancak baslangicta da belirttigim gibi, bunlar daha az savunmaya dayali ve daha tarafsiz olursa sevinirim. (halihazirda zaten objektif yazdiginizi dusunebilirsiniz, ama gercekten oyle okunmuyor.)

    not 2: davut dağ?'in, kuran'daki hatalar konusundaki videosunu kaldirdigini soylemissiniz. dag, bir sure internetten ayri kaldiktan sonra gectigimiz gunlerde geri dondu. kendisini etiketliyorum. ılgili videoyu yeniden yuklediyse (ya da yuklemeyi dusunurse), linkini buraya yorum olarak eklemesi makbule gecer.

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1729880877041035

    --- alıntı sonu ---

    ikinci bölüm için bkz.: https://www.facebook.com/…er/posts/1769273013101821

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
  • belki daha doğru bir ifade ile: kuran'daki hatalar konulu tartışma

    --- alıntı ---

    kuran'da hata var mı? (2)
    30 ağustos 2017
    https://www.facebook.com/…er/posts/1769273013101821

    kuran, zaman zaman bilimin sahasına da girerek, dünyanın oluşumu, evrenin niteliği ve hatta insan anatomisi hakkında bazı "bilgi"ler veriyor. kuran üzerindeki güncel tartışmaların bir kısmı, bu çerçevedeki ayetler ile ilgili. islami perspektifin içinden konuşan insanlar ilgili ayetlerin yedinci yüzyıl seviyesinin çok ötesinde bilgiler verdiğini ve dolayısıyla insan sözü olamayacağını söylerlerken, diğerleri kuran'daki iddiaların modern dönemdeki bilimsel bulgularla çeliştiğini vurguluyorlar.

    ancak bu tartışma sağlıklı bir zemine oturmuyor olabilir. şu soru üzerinden konuyu yeniden düşünelim: bir kitap neden bir dizi gayet spesifik iddiada bulunur? örneğin, neden spermin vücudun hangi noktasından çıktığını ya da embriyonun anne karnında hangi aşamalardan geçtiğini belirtir? bugünün "delil arayan" gözleriyle bakınca, insanlar bütün bunları birer mucize gösterisi (ya da mucize gösterme girişimi) olarak algılıyorlar. yani şayet dindar isek, kuran'ın bu gibi bahisler açmasındaki maksadın, bir dizi mucize ortaya koymak olduğunu düşüneceğiz. yok eğer inançsız isek, kuran müellifinin insanları etkilemek için bir dizi mucize girişiminde bulunduğuna kani olacağız.

    halbuki böyle bakmak zorunda değiliz... zira elimizdeki veriler, kuran'da geçen bilgilerin o dönemin insanları için zaten baştan sır olmadığına işaret ediyor. bir başka deyişle, ilgili ayetler aslında yedinci yüzyılın bilgi seviyesi ile, o günün insanına hitap ediyor. yani kuran, insanlara, "siz bilmiyorsunuz, ama insan anatomisine dair şöyle bir durum var" demiyor. "insan anatomisine dair bu gibi kompleks süreçleri yaratan/yöneten, allah'tır" diyor.

    peki, insanlığın yedinci yüzyılda erişmiş olduğu bilgi seviyesi hakkında neler biliyoruz? bir başka deyişle, ilk müslümanlar o dönemin kitaplarını açıp okuduklarında, insan bedeni ya da evren hakkında neler öğreniyorlardı?

    bu yazının ilk bölümüne cevaben ekşi sözlük yazarı fulgura'nın bana gönderdiği şu link, yedinci yüzyıl arabistan yarımadası'na bilginin hangi kanallarla ulaştığı ve kuran'a nasıl yansıdığı hakkında detaylı bir değerlendirme içeriyor: http://www.answering-islam.org/…science/embryo.html bu değerlendirme içindeki bazı kritik noktaları (bir parça detaylandırarak) aşağıda paylaşacağım. ilgili noktalar dikkate alınırsa, bu ayetler etrafındaki tartışmaların daha makul bir zemine oturacağını düşünüyorum.

    1. yedinci yüzyıl tıbbının temel kaynağı, yunan medeniyeti. yunan eserleri, yazılmalarından yüzlerce yıl sonra orta doğu dillerine çevriliyor. sasani imparatorluğu (224-651) bu noktada özellikle önemli. zira, basra körfezi yakınlarındaki cündişapur, 500 ve 600'lü yıllarda, yani islam'ın başlangıcından hemen önce, önemli bir bilim ve felsefe merkezi haline geliyor ve özellikle tıp alanında meşhur oluyor.

    2. insanın üremesi ve anne karnında geçirdiği safhalar ile ilgili düşüncelerin kaynağı da yine eski yunan medeniyeti. örneğin, aristo, spermin karından geldiği fikrindeymiş. hatta, testislerin görevinin cinsel ilişki esnasında ağırlık yaparak sperm kanallarını açmak olduğunu düşünürmüş. aristo, embriyonun sperm ile adet kanının birleşmesi ile oluştuğunu da söylüyor.

    3. hipokrat ve ardından galen, anne karnındaki embriyolojik gelişimi dört safhaya ayırıyor. bu aşamalar, hacc, mu'minun ve diğer surelerde bahsi geçen aşamalar ile örtüsüyor: (1) sperm (nutfe), (2) sperm ve kan (alak), (3) şekillenmeye başlamış fetüs (mudge), ve (4) kemiklerine et giydirilmiş fetüs. bkz.: (1) http://www.kuranmeali.org/…rani_kerim_mealleri.aspx (2) http://www.kuranmeali.org/…rani_kerim_mealleri.aspx

    4. embriyolojik gelişime dair bu anlatıyı teyid eden ve bir parça detaylandıran hadisler de var. ancak yedinci yüzyıl biliminden ayet ve hadislere yansıyan bu iddiaların tamamına yakını gerçek dışı. embriyo, erkekteki sperm ve kadındaki kanın birleşmesiyle oluşmuyor. embriyo, gelişiminin hiçbir aşamasında bir kan pıhtısına karşılık gelmiyor. kemikler ve etler sırayla değil, aynı anda oluşuyor, yani önce kemikler "yaratılıp" sonra bu kemiklerin üzerine et giydirilmiyor. hatta kemiklerin oluşumu ergenlik dönemine kadar uzanıyor. (önce kemiklerin, ardından etlerin oluştuğu yönündeki hatalı bilgi de, yunan tıpçı galen'e ait.)

    5. bir diğer konu ise, hamilelik suresi. ahkaf 15 ve lokman 14 birlikte okunduğunda, kuran'a göre hamileliğin 6 ay olduğu sonucu çıkıyor.

    6. alimler, ilgili ayetlerde verilen bilgilerin gerçeği yansıtmadığını fark edince tevile yönelmişler. başvurdukları tevil yöntemlerini iki başlık altında toplamak mümkün: birinci gruba giren tevil çabaları, ayetlerde yer alan kelimelere başka manalar verme esasına dayanıyor. islam'ın ilk dönemlerinde yazılmış olan sözlüklerdeki manaları gözardı ederek "alak" kelimesinin aslında "kan pıhtısı" anlamına gelmediğini iddia etmek, bu yönde bir örnek. ikinci grup teviller ise, ayetlerden anlaşılan ilk ve en belirgin manayı reddederek, asıl kast edilenin başka olduğunu ileri sürmeye karşılık geliyor. örneğin, spermin karın bölgesinden değil testislerden geldiğinin anlaşılmasının ardından, apolojistler fetüs anne karnında iken testislerin böbreklere yakın bir bölgede oluştuğunu, ayetin bunu kast ettiğini iddia etmişler. (şimdilerde daha farklı şeyler de söyleniyor.) hamilelik süresinin altı ay olarak ifade edilmesindeki kasıt ise, halen hamilelik süresinin kadından kadına değişiyor olması ile açıklanıyor. (konunun özeti şu: bir ayet, süt verme süresini iki yıl olarak belirlerken, bir diğer ayet hamilelik ve süt verme süresinin toplamda 30 ay olduğunu ifade ediyor. aradaki fark sadece 6 ay olduğundan, bu hesabı izah etmek zor. tevilciler, çocuğunu altı ayda doğuran annelerin 24 ay, dokuz ayda doğuranların ise, 21 ay emzireceklerini söylemişler. ancak 6 ayda doğan bir bebeğin değil yedinci yüzyılda, bugün dahi hayatta kalması zor. ne var ki, tevilciler bu gerçeği göz ardı etmek ve sanki çok olağan bir şeyden söz ediyormuş gibi yapmak durumundalar. bir güncel örnek: http://www.islamquest.net/…/archive/question/fa6946 )

    7. islami literatür kimi zaman tevile hiç başvurmayıp, ilgili ayetleri doğrudan birer mucize olarak sunuyor. piyasada, kuran'daki mucizelerden söz ederken anne karnındaki safhaları aktaran ayetlerden bahis açan ve yedinci yüzyılda bilinmesi mümkün olmayan bu gibi detayların kuran'da yer almasını kitabın semaviliğine bir delil olarak sunan çok sayıda kitap var. islami kesim içinde, bilgi dağarcığı büyük ölçüde bu türden tek taraflı yayınlarla sınırlı olan çok sayıda insan var. ancak internet ortamı bu durumu sürdürülebilir kılmayı giderek zorlaştırıyor.

    8. yukarıda bahsi geçen hatalı bilgilerin kaynağının eski yunan tıbbı olduğunu ve çeviriler sonrasında ilgili bilgilerin orta doğuda da yaygınlaştığını ve veri kabul edildiğini madde 1'de belirtmiştim. bu çerçevede atlanmaması gereken başka enteresan detaylar da var. hadiseleri şöyle özetlemek mümkün: 500'lü yıllarda orta doğulu bir grup nesturi rahip, önde gelen yunan tıpçı galen'in eserlerini süryaniceye çeviriyor. bu rahipler dönemin kilisesi tarafından baskı görünce, sasani imparatorluğu'na sığınıyorlar. basra körfezi yakınlarındaki cündişapu'daki akademinin büyük bir bilim ve felsefe merkezi haline gelmesi bu şekilde oluyor. 600'lü yılların başlarında islam dini ortaya çıktığında, cündişapu altın dönemini yaşıyor. müslüman tarihçiler, ilgili yer ve zamanın en önemli doktorlarından biri olarak haris bin kelede'nin ismini zikrediyorlar. yunan kaynakları ile beslenen haris bin kelede'yi islam dini özelinde daha da ilginç kılan, mekke ve yemen civarlarında da ikamet etmiş ve hz. muhammed ile irtibat halinde bulunmuş olması. hz. muhammed'in onun tıbbi bilgisine başvurduğu ve ashab içinde hastalığa yakalananları kendisine gönderdiğine dair kayıtlar da var.

    9. haris bin kelede konusunda, diyanet vakfı'nın islam ansiklopedisi'nden de bilgi almak mümkün: http://www.islamansiklopedisi.info/…idno2=c160084#1 ancak tdv'nin ansiklopedisi haris bin kelede hakkında daha çok biyografik bilgi veriyor ve onun hz. muhammed ve müslümanlarla olan irtibatına değiniyor. ansiklopedi, pek çok başlığında olduğu gibi bu başlıkta da islam dinine yönelik eleştirel kabul edilebilecek konuları gözardı ediyor.

    url: https://www.facebook.com/…er/posts/1769273013101821

    --- alıntı sonu ---

    [ bölum 1 için bkz: https://www.facebook.com/…er/posts/1729880877041035 ]

    tema:
    (bkz: islam /@derinsular)
643 entry daha