şükela:  tümü | bugün
  • hulya kocyigit'in oynadigi bir film.
  • cagrilmayan yakupun bakmaktan geldigi*, *, *, *, *, *.
  • (bkz: kurbaga)
  • son sahnesinde hulya'nin pencerelere firlatip parcaladigi kurbagalarin gercek olup olmadigini merak ettigim film.
  • kendisi de batı trakya doğumlu olan şerif gören'in yönettiği, trakya'nın saroz körfezi'nde, sultaniçe köyünde çekilmiş başarılı bir fim.
    (bkz: şerif gören)
  • şerif gören'in köy filmi mi yapayım yoksa belgesele mi kayayım fikirleri arasında gidip geldiği filmi... hülya koçyiğit, elmas kadın rolüyle, filmin başında kocasını kaybettiği için ortalığı yıkar, ersiz kalmıştır, kocasını sırtından vurduğuna inandığı kişinin evine kurbağaları fırlatır... filmin ilerleyen sahnelerinde elmas kadını köyün genç kızlarıyla kısmet çıkması için saksıya biber ekerken görürüz, onun istediği kişi ise hapisten yeni çıkan balkanlı ali rolündeki talat bulut'tur... elmas kadın tiplemesinin üzerinde durulması gerekir, zira hem geceleri erkeklerle kurbağa toplar, erkeklerin bile cesaret edemedi gece işini yapar çeltik tarlalarında çuvalına kurbağa atar, çocukları vardır annelik yapar, hem de aşıktır genç kızlarla bir olup sevgili hayalleri kurar... balkanlı ali'de annesine rağmen sever elmas'ı ancak sevgisi elmas'la geçirdiği bir kaç geceden sonra azalır... elmas ise yoluna devam eder... türk sinemasının iyi sayılabilecek filmlerinden biri olan kurbağalar 1985 yılında çekilmiştir...
  • sıradan aldılar beni. üçümüz belediye otobüsüne bindik. serkan, gürkan ve ben. serkan tekli koltuklara, gürkan soluma çftli koltuklara oturduk. yolda fazla konuşmadık. ben sözlüye kalkmış kadar gerilim ve heyecan doluydum. otobüsten indiğimizde bizi tepecik deresi köprüsü karşıladı. köprünün altına inip diz kapağımıza kadar uzanan otların arasından okul eşyalarımızı koyup bir şeyler tıkınabileceğimiz yer ararken diğer yandan ustalarımın avcılıkla ilgili maceralarını can kulağıyla dinliyordum. uygun alan bulduğumuzda gazetemizi serip fırından az önce çıkmış bol susamlı sıcak simit ve onun vazgeçilmez ortağı ayranımızı yemeğe koyulduk. kahvaltı olayımız bittikten sonra, yüklenmek için günahlarımı elime eczanelerde satılan serum lastiğinden yapılmış sapanı verdiler. başladı masum kurbağaların katliamı. sesleri ele veriyordu çoğu zaman, görmek kolay olmuyordu kurbağaları, doğanın onlara bahşettiği tedbili kıyafetlerden. bu hayvancıkları en zevkli öldürme şekli, çiftleşirken tek taşla ikisini birlikte avlamak oluyordu. bu anarşimiz üç sıcak gün boyunca devam etti.
    üçüncü günün sonunda okula gittiğimde ilk aşkım olan çıktığım kız beni terk etmiş ve en yakın arkadaşımla çıkmaya başlamıştı. kurbağaların laneti olmalıydı, sevdiğim kız ve dostum bunu yoksa bana nasıl yaparlardı.
  • az önce kanal d de yayımlanmış keyifli bir film. belki üzerime düşmez bu yorum ama her karesi gayet başarılı, türk köyünü* hiç bir yabancılaşma yaratmadan son derece güzel verebilen bir film olmuş. senaryonun, gereksiz gösterişden uzak, filmin yarattığı o güzel köy atmosferi içinde sırıtmadan eriyip gitmesi sağlanmış. oyuncu seçimlerinde de herhangi bir sorun göze çarpmıyor, talat bulut ve hülya koçyiğit üzerlerine düşen görevleri kusursuz denecek bir şekilde yerlerine getirmişler. özellikle talat bulutun performansı dikkat çekici seviyede.
    ne güzel bir şeydir insanın kendi memleketinin sinemasını kanepesinde uzanıp keyifle izlemesi...

    ve elbette hakkıyla;
    1986 antalya film festivali birincilik ödülü
    1986 nantes film festivali birincilik ödülü...
  • hülya koçyiğit'in kendi film şirketi gülşah film için çevirdiği başarılı filmlerden biri. konusunu yaşanmış bir olaydan alır ancak senaryoya uyarlanırken üzerinde bir iki ufak değişiklik yapılmıştır ( erkeklerle beraber gecenin köründe kurbağa toplamaya giden bir kadın vardır gerçekten de o yörede). bildik hülya koçyiğit filmlerine nazaran cinsellik içeren sahnelerde kendisinin daha bir cesur olduğu görülür.
    filmin akılda kalıcı sahnelerinden birinde ; küçük bir çocuğun ölü kurbağayı kıçından şişirip sonra da patlatması gösterilir.