şükela:  tümü | bugün
  • pek dinlediğim bir grup değildir kurban, ama kurban'la ilgili aklımda kalan anıyı sözlükseverlerle paylaşayım, onların da aklında kalsın isterim. bi zamanlar (2003'tü sanırım) bir ameliyatın gerçekleşmesi için düzenlenen bir yardım konserine kimi çağırsak diye düşünürken bir arkadaş bir şekilde bu gruba telefonla ulaştı. ikiletmeden geliriz dediler, tek kuruş istemediler. tek istekleri "bizi gelip burdan alır mısınız" oldu. ameliyat parasının çoğunu konserden çıkardık. orada gönlümü kazandılar, okuyorlarsa buradan sevgiler gönderirim...
  • yobaz şarkısının sözlerine bakarsak;

    bu dünyadan kar sağlayan kirli bir el var,
    zorla kesilen haraçla bir dünya doyar.
    karanlık hasat mevsiminde, gündüz ağlar,
    son günler yaklaştıkça güneşte yakar.

    sen, yobaz efendinin sağ yanında yerini al
    sen, düzenbaz efendinin sol yanında yerini al
    ve sen etme, naz, efendinin kucağında yerini al

    sahipten emir alan tüm acizler azar
    bilmez cahil, ruh evidir, bedense mezar
    yüzyıllardır kanla beslendi, tarihte yazar
    hep sapkındır hem de derki, "değmesin nazar"

    sen, yobaz efendine inanmayanın canını al
    sen, düzenbaz efendinin haramından payını al
    ve sen etme naz! efendinin kucağında yerini al

    aydınlığa çıkarmak için uzanan o el,
    karanlığın içinden geliyor, cahil! bre cahil!

    ona akıl verin, ihtiyacı var
    aklının odacıkları pek bir dar
    ıssız yığıntıdan kurtulacağına
    sabah akşam örer odaya duvar

    cahil allah senin çileni versin
    oğlun senin tersin olsun ki ersin
    kalbimizde elbet herkese yer var
    ancak akıl denen muamma seni neylesin

    sanki doğar doğmaz ilk duyduğuna inanmış
    hemen ardından da kapıları kapatmış
    yeter ki şu aciz beden tam doysun
    zaten ruh ve akıl bataklığa saplanmış

    hem cahilsin hem de akıl verirsin
    sana maruz kalan nasıl delirmesin?
    işe yarar bir şey olsa aklında
    iblis oturabilir miydi şimdi sarayda?

    apışının arasıyla düşünen
    yaratanı yapma dese de yapar
    ölünce elbet herkese bir ev var
    ve bir kısmının manzarası ateştir

    şimdi bu sözleri iğrenç bulabilenleri mutlu edebilmek için bitter çikolatam benim gel geceme şeklinde sözler mi yazsalardı? hayır bir takım kişilerin kendilerini anlayabilmesi için söz yazarken her zeka seviyesine göre cümlelerini kastırmadıklarından bazı kişilerce sevilmeyen sözlere sahip grupmuş.
  • kurbân, karube (yakınlaşmak, yakınsamak, yakın olmak) fiilinden gelen bir kelimedir aslında.

    kesilen hayvana kurbân denmesi, hayvanın kanının akıtılmasından, allâh için, onun emriyle kan dökülerek allâh'a yaklaşılmasından, hayvanın allâh'a "yakınlaştırıcı" olmasından dolayıdır.

    kurbân gibi, karube fiilinden gelen ve "yakınlık" ile ilgili bâzı kelimeler de şunlardır :

    akrabâ -> yakın kimse
    takribî, takriben -> yaklaşık olarak.
    kurb, kurbiyet -> yakınlık...

    bir de kurabiye ve makrube şeklinde yiyecek isimleri vardır.

    kurbân kelimesi doğu'da, urfa, diyârbekir gibi illerimizde de yakınlık hitâbı olarak kullanılır. "gel kurbân, otur kurbân, bir şey içer misin kurbân ?" gibi...

    kimilerine pek mânâsız gelen kurban bayramı tamlaması da, kelimenin bu mânâsı ile daha bir anlaşılır oluyor: yakınlığın, yaklaşmanın sevinci, "allâh'a yakınlaşmanın bayramı" kurban bayramı.

    şimdi benim kafamı asıl kurcalayan konuya gelelim yavaş yavaş...
    bileceğiniz üzre, bizde kurbân kelimesi mağdur (zarar görmüş), maktül (öldürülmüş), mazlum (zulme uğramış) canlılar için de kullanılmaktadır.

    tamamen arapça konuşan ya da dillerine arapça kelimeler karışmış diğer milletlerde kurbân kelimesini bu şekilde kullanan başka bir tânesi var mıdır bilmiyorum. yalnız, kurbân kelimesini ömrü boyunca kurbiyet tesis eden, "yakınlaştırma vesilesi" olarak bilmiş ve o şekilde kullanmış, türkiye'ye yabancı birisi, çat pat öğrendiği türkçe ile bizim gazete haberlerini okusa neler düşünür, ne yapar onu da çok merâk ediyorum.

    - trafik kazalarına onbinler kurban veriyoruz.
    - tecavüz kurbânı genç kadın adliye çıkışında isyân etti...
    - sinem mini etek kurbanı...
    - otoyol kurbanı hayvanlar...
    - cinayete kurban gitmek...

    ayrıca;
    (bkz: kurban müzminliği)
    (bkz: kurbanlar hepimiz değil miyiz)
    (bkz: tecrübesizlik kurbanı olmak)

    kurban kelimesini asıl mânası ile bilen birisi "trafik kazalarına onbinler kurban veriyoruz" sözü üzerine trafik kazalarına allâh'a yakınlaşmak için göz yumulduğunu düşünebilir. "sinem mini etek kurbanı" ifâdesi daha bir garip: abazan tanrısı "mini etek"e yakınlaşmak için bir kız mı kurbân edilmiş acaba... yahu türkiye'de yollarda ezilen hayvanlar da otoyollara kurban ediliyormuş, zaten otoyol açılışlarında da kurban kesiyorlar, acabâ türkiye'de sürücüler yollarda hayvan görünce ezmek için araçlarını üzerine mi sürüyorlar ulaşım tanrısı otoyol'a yeni bir kurban vermek için...

    en kötüsü, türk halkının kapkaç*, cinayet vb. tüm suçları allâh'a yakınlaşmak için işleyen sapık bir millet olduğunu düşünür bu insan.

    yolların durumu, ilgililerin ilgisizliği... insanımızın yolda çarptığı hayvanı diğer sürücülerin önünde, yolda bırakıp devâm etmesi... işte, işin kötü tarafı, hâlimiz de bu oluşabilecek yanlış düşünceye zemin hazırlar nitelikte.

    bu şartlar altında bu yabancı kişi, bütün bunların ardından bir de ulaştırma bakanı'nın "treni hızlandıracağız, herşey ayarlandı, bir sorun çıkmayacak" dediğini duysa idi, biraz da insanımızın kurban merâklısı olduğu, allâh'a yakınlaşmak için vesileler arayıp durduğu düşüncesi ile o trenin kaza yapacağını herhalde daha o an düşünür, bulurdu.
  • sözlükte şu sıralar deniz yılmaz'ın malum hareketlerinden sonra pek sevilmemeye başlanmış ve ikiyüzlü bir çabayla ''ergen gurubu abi yaaa swh'' ilan edilmiş bir gruptur.

    amacım bu tartışmaya girmek değildi de sözlük dingillerinin bu çabasını komik bulduğumu belirtmeliyim. ulan herifleri tek bir hareketle, üstelik sarhoşken yapılan tek bir hareketle ''ergen grubu yaaa, deniz yılmaz tırt abii ya, gitsin liselilere hitap etsin, burak gürpınar da mahallenin muhtarlarındaki maymuna benziyor, kerem tüzün de şerefsiz dayıma benziyor, özgür kankaynar da ortam piji abiii'' filan diyerek sildiniz lan. ahaha. oysa ki bu olaylar yaşanmadan önce pek de popüler olmayan -en azından mor ve ötesi veya hayko cepkin kadar popüler olmayan- bu ''protest'' müzik grubu sizin, inanılmaz entelektüel olan ''popüler olmayan şeyin ekmeğini yiyelim'' çabanızı besliyordu. şimdiyse, ''abi dio'ya laf etti, o bizim ecdadımız, deniz yılmaz bize çok ayıp etti bence dio'nun mezarına gidip özür dilesin, jim morrisonvari hareketler yaptığı için de jim morrison'un ruhuna bi el fatiha okusun, sonra da o konserde bulunan herkesin evlerine gidip lokum dağıtsın, onu ancak öyle affedebilriz'' filan diyosunuz. manyak mısınız lan? hayır benim bildiğim kadarıyla bu dandik marjinal yazarların en sevdiği şey de böyle çılgınsal,dengesiz hareketler yapan insanlar. deniz yılmaz'ı neden sevmediniz anlamadım. o da çılgınsal işte, marjinal hareketler filan, üstelik sarhoş da, eee, niye böyle çifte standart uyguladınız ki? yazık lan denize. hep işte türk olduğu için. alman death metal grubu ''übermenş şıtraze'' grubunun solisti olsaydı ''11 aralık 2010 tarihli konserde çılgınlıklarıyla beni benden almış uçuk ve haylaz kişilik, eve götürüp beslemek istedim swh swh swh'' filan yazılacaktı hakkında. neyse.

    bu grup önemli bir gruptur. karakterli bir gruptur. sanıldığı gibi deniz yılmaz'ın egosu gruptan daha büyük değildir. grubun gerçekleri ve anlayışı ne yazık ki türk müzik sektörünün çok üstündedir. bunu ego olarak nitelendirip ''hiç kimseyi beğenmiyorlar o yüzden televizyona çıkmıyorlar hıh, oysa ki emre aydın öyle mi, çocuk çalışıyor maşaallah'' demek yanlıştır. onlar böyle bir popülerlik istememekteler. onlar yalnızca hakettikleri saygıyı ve kitleyi görmek isterler. o kitleyi sağlamak için de dandik popülerlik çabalarına girmezler. hep kaçındıkları bir şeydir üstelik bu. biraz şey gibi işte, atatürk demiş ya ''halkın seviyesine inilmemeli, halkı kendi seviyemize çıkarmalıyız'' filan diye. işte o hesap yani. kurban, dinleyicilerinin kaliteli müziğin farkına vararak çoğalmasını ister, ''yaa yalan çok güzel bir şarkı ve bence hep onu çalmalılar, yosma filan da çok güzel, boyalı tırnaklarla eheh süper yaa'' diyen gençlerle dolu bir kitle istemezler. kurban bu ülkede doğru düzgün müzik yapan, birşeyler anlatmaya çalışan, dinleyicisini bilinçlendirmeye çalışan ender gruplardan biridir. ve ortaya koydukları işin türkiye'nin üstünde olduğunu da bilirler. bunu da kimse inkar edemez sanırım.

    kısaca bir albüm değerlendirmesi de yapıp noktalayalım:

    kurban: ilk albüm. ilk albüm olmasına rağmen oldukça iyi bir albüm. popüler müzik tabiriyle hit şarkısı çok bir albüm. buna da 'iskender paydaş' faktörü diyebilriz. bu anlayıştan da hep kaçtı kurban sonraki albümlerinde, daha derin şarkılar yapmayı tercih ettiler. bir de bu albümün bir özelliği var. grubun geleneksel halk ozanlığı kültüründen en çok etkilendiği albümdür bana göre. iyidir yani eğlencelidir. 'yalan' şarkısıyla patlayan kurban, 'sorma' şarkısına oldukça güzel bir klip çekmiştir. yalaka'ya da çektiler, o da oldukça komik bir klipti. aynı zamanda kurbanın en çok klip çektiği albüm de budur zaten.

    sert: yarısı cover, yarısı yeni şarkı olan bir albüm. yeni şarkıların çoğu ilk albümün izlerini taşısa da 'zorba' gibi sonraki albümlerin habercisi oldukça sert bir şarkı da var. albümün de bana göre düzenlemesi ve geçişleri en başarılı şarkısıdır. bu albüm adeta ''biraz daha bekleyin lan öyle bir gelicez ki'' albümüdür. oyalama çalışmasıdır

    insanlar: kurban'ın sert ile değişme sinyalleri verdiği yapısı, bu albümle evrim geçirmiştir. oldukça sert, rahatsız, insanların pisliklerini ortaya döken bir albüm, sorunlarını dile getiren, içine atmayan, ergen gibi kapıları yumruklamayan, direk haykıran bir kurban ehehe. bu albümde bana göre kurban'ın en büyük hatası klibi 'yine'ye çekmeleri oldu. bin tane daha güzel ve derin şarkılar vardı oysa. neyse dağıtımcı şirket daha hit bir şarkı istemiş olabilir tabi. daha sonra da klip mlip gelmedi zaten. sonra da dağılmalar filan oldu, tatsızlıklar oldu filan. deniz yılmaz burak'ın anasına küfretmiş, kerem, özgür'e uçan depik mi atmış öyle bişeyler işte ehehehe, şaka lan şaka. yok böyle birşey.

    sahip: insanlardan daha sert bir albüm. daha derin bir albüm. bu sefer insanların iğrençliğinin yanında dünyanın iğrençliğine kafayı takmış ve dünyada adaleti arayan, bunu engelleyen tüm şeytanlardan, ifritlerden, sahiplerden, yobazlardan nefret eden bir kurban. bana göre kurban'ın da en iyi albümü. yalnız yine klip sıkıntsı var bana göre. mesela bu albümde hangi şarkıya klip çekilmemeli deseler ''ifrit'' derdim. yine bin tane güzel şarkı vardı albümde. sonradan bi de 'misafir'e klip geldi. eğlenceli bir klipti de, şarkının ruhuna yuşturamadım ben pek o çizgiroman havasını. neyse bundan sonra albüm yaparlarsa, ki uzun bir süre yine yapmazlar bunlar, o albümle müzikal orgazm yaşayabiliriz gibi geliyor bana yoksa şüphen mi var?

    neyse işte kurban iyidir hoştur ya. beni bu kadar konuşturdunuz mal mal.
  • kurban ile ilgili #52369978 numaralı entryden sonra ben de başımdan geçen olayı anlatmak istiyorum. yıl 2003-2004 sanıyorum, ankara saklıkent'te kurban konseri var. çok gitmek istiyoruz ama dönüş yol paramızdan başka paramız yok. bir şekilde girebilme umuduyla gittik kapısına başladık beklemeye. biraz erken gitmiştik çünkü yapacak pek bir işimiz yoktu ve saklıkent'in önündeki havayı solumak hoşumuza gidiyordu. derken bir araba geldi, içinden deniz yılmaz indi. heyecan falan yaptık gittik hemen adamla muhabbete başladık. laf arasında deniz konsere geliyorsunuz değil mi diye sordu. biz yok dedik işte sizi dışarda bekliycez ehe mehe diye komiklikler yaparken adam hemen gitti birini çağırdı. özel davetli listesi varmış ona tek tek isimlerimizi yazdırdı. sevinçten kudurmuştuk haliyle. erkenden girdik, saklıkent'te birkaç kişi bi de biz yayıla yayıla soundchecklerini dinledik. daha sonra konserde de öküz gibi eğlendik. daha sonraki yıllarda deniz'in seyircilerle atışmalarını, dio'ya ettiği lafları falan izledim ama o gün bize yaptığı kıyaktan sonra hiçbir hareketine kızamadım. 99 metallica konserinde de kendilerine çok büyük haksızlık yapmışlardı zaten*.
  • gece gece hakkında bu kadar entry girilince kötü sözler yazmaya başladığını düşündüğüm grup. meğerse ağzı olan konuşuyormuş yokmuş öyle bir şey.
  • kimseyle kıyaslanması gerekmeyen, kurban olduğu için sevilip dinlenen gruptur...

    nasıl söylediklerini bir yana bırakıp ( ki burada sorun yok bence) ne söylediklerine bakarsak; "dert ve mesele ortağı" olarak buluştuğumuz bir gruptur...

    ekşi'de son zamanlarda yükselen trende bakacak olursak, burada da "nasıl söyledikleri tartışması" büyük oranda bahanedir... asıl "ne söyledikleri"dir batan.
  • "son albümünüzde şarkıların içine sçmışsınız" diyenlere "şarkılar bizim şarkılarımız, canımız isterse sçarız" şeklinde cevap veren grup.
  • superonline dial-up abonesi...
  • "ne oldu, bitti sanmistin degil mi?
    bu ses biter mi,
    kesilir mi bu ses
    bu sesi kesmek kolay mi ha
    niye bitsin lan bu ses ha
    bu ses biter mi laaaaan!!!"