şükela:  tümü | bugün
  • aslinda entry dolmasi gereken bir baslik ama yazarlarin cogunun bu konu hakkinda hic bir bilgisi yok ....

    bu entry burayi okumaya deger veren yazarlar icin ,bilgisi olan arkadaslar umarim birseyler ekler buraya ....

    dunyada biseyler oluyor son 10 zaten arap bahari adi altinda yapilani gorduk demokrasi diyerek nasil petrol ureten musluman devletlerin parcalandigini (libya ,irak ) ,yada dunyanin en zengin altin rezervine sahip bir ulkelerin yonetim degistirdigini (mali gibi )...

    amerika-ingiltere arasinda son zamanlarda brseyler oluyor (burayi daha sonar editleyecegim)

    daha iki gun once misir ile rusya arasinda amerikan dolarini kullanmadan ticaret anlasmasi imzalandi ..

    1970lerde amerika suudi arabistani saddamin saldirilarindan koruma karsiliginda amerika ile petro-dollar anlasmasi imzaladi ...

    yani satilan her suudi petrolu amerikan dolari karsiliginda satilicakti .

    bu karara karsi cikan bazi ulkelr oldu mesela irak .

    irak -makale 1 kasim 2000'den saddam artik irak patrolunu euro karsiligi satacagini soyluyor ..
    irak euro ile ticaret yapacagiini acikladi

    mesela libya ....

    not:bu entry kendisini update edecektir ..
  • insanların torrent ağlarına benzer, p2p bir sistem üzerinden para birimi ve para ürettikleri bir dünyada (bkz: bitcoin) tüm liderlerin kıçında eninde sonunda patlayacaktır.
  • olmayan savaştır. ulus devletlerin küresel sermaye için olmazsa olmaz iş ortağı olduklarını bazı ulusalcı çevrelere anlatmak çok zor. küresel sermayenin ihtiyacı olan tüm yasaları, tüm düzenlemeleri sağlayan, küresel sermayenin yaşaması için uygun ortamı sağlama görevine sahip olan ulus devlettir, bu yüzden ulus devletler halen varlığını sürdürüyor ve uzun bir süre daha, gereklilikten dolayı yaşa(tıl)maya devam edeceklerdir, aralarında olan bir savaş değil, bilakis himaye eden ve himaye edilen ilişkisidir. ulus devlet, küresel sermayenin karşıtı, düşmanı vs. değil, bizzat tamamlayıcısı, taşeronu ve kılıfıdır. neoliberal sistemde yeri doldurulamaz fonksiyona sahiptir.
  • bu konuya turkiye'de en fazla mahir kaynak kafa yormustur, kaynak cesitliligi arayanlar kitaplarina baksin.
  • bizim dünyayı çözmüş komplo teorisyenlerine göre şu anda var olan şey.
  • gülten kazgan ve dani rodrik'in kitapları bu konuda iyi kaynaklardır.
  • ulus devletten kastımız zaten bir nevi kapitalizm çıkışlıdır. yani baskın ulusun ekonomiye hakim olması ve dönen paranın kendilerinde kalması olayıdır. milliyetçilik esasen ekonomik bağımsızlığa dayanır ve oradan oraya atlayarak büyür.

    küresel sermaye de daha çok kazanmak isteyen açgözlü bazı ulus-devlet yöneticilerinin birleşmesiyle oluşuyor. bakın burası komiktir, ulus devlet kendine savaş veriyor esasen. just like turkey...
  • küresel sermaye ile emperyalist devlet birbiriyle karıştırılmadan yorumlanmalıdır.
    o eski 'amerika bizi sömürüyor' klişesi geçmişte kalmıştır. günümüzde amerika da sömürülenler arasında yerini almıştır.
  • komplo teorisi deyip hafife alınmaması gereken bir olgudur bu savaş.eski mit müsteşarı emre taner'in mit'in 80. yılı dolayısıyla yaptığı açıklama bu savaş hakkındadır:
    milli istihbarat teşkilatı (mit) müsteşarı emre taner, ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolunun, istihbarat fonksiyonlarının ulusal güvenlik politikalarını ve ulusal çıkarları destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesi olduğunu bildirdi. mit müsteşarı taner, mit'in web sayfasında yaptığı açıklamasında, türk milli istihbarat teşkilatı'nın 80. kuruluş yılını kutladıklarını belirterek, "türkiye cumhuriyeti devleti'ne ve milletimize 80 yıldır hizmet edebilmenin görev şuurunu, daha da güçlü olarak hissediyoruz. dünyadaki tüm değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin ve düzenlerin, ister sosyal-ekonomik-siyasi, ister ahlaki-dini olsun yeniden şekillendiği ve hatta tanımlandığı bir süreç içinde bulunmaktayız. yaşadığımız bu süreç, aynı zamanda, parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir" dedi. taner, tarihin yakından incelediğinde uluslararası sistemde istikrarın hiçbir zaman uzun süre mevcudiyetini koruyamadığına dikkat çekerek, "sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşanmıştır. bunun etkileri geçmişte daha çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında, özellikle her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye taşınmıştır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan iki kutuplu dünya düzeninin uzun süre devam etmeyeceği önceden öngörülebilir bir olgu olmakla birlikte 1990 ve sonrasındaki sürece hazırlıksız yakalanılmıştır. elbette bunun en önemli nedeni, sistem içindeki yapılanmaların ve analizlerin statükocu yaklaşıma koyu bir muhafazakarlıkla sahip çıkmalarıdır. bu nedenle de geleceğe yönelik tahminler bu katı/kuralcı yaklaşım içinde başarısız olmuştur" ifadelerini kullandı. dünyadaki istihbarat teşkilatlarının da sistemin birçok aktörü ya da oyuncusu gibi bu yeni "belirsizlikler" dünyasını öngöremediğini vurgulayan taner, şöyle devam etti: "ayak sesleri özellikle teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin öncülük ettiği farklılaşan ekonomik ilişkilerle ortaya çıkan, çoğu kez küreselleşme olarak nitelendirilen ve dünyadaki insan toplulukları arasında siyasi sınırların ortaya çıkardığı iletişim limitlerini belirsizleştirerek bir 'değer devrimi' de yaratan bu radikal değişim süreci, sarsıcı bir hızla her şeyi etkisi altına almış, savunma ya da uyum mekanizmaları geliştirmeye imkan tanımamıştır. soğuk savaş döneminin ortaya çıkardığı katı kurallarla işleyen istihbarat teşkilatları da ortaya çıkan bu yeni ve inanılmaz derecede oynak ortam karşısında ister istemez yetersiz kalmışlardır. içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreği, uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanında yüzyıl boyunca önemli değişimlere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi de işaret etmektedir. bulunduğumuz dönem, gelecekte birçok ulus-devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. bu devletler sadece gelişememekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olamamakla kalmayacak; aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir." gerek ulusal güvenliğin sağlanmasında, gerekse dış ve iç politikaların yürütülmesinde güvenlik ortamını şekillendiren pek çok yeni yöntem, aktör ve vasıtanın görünür görünmez etkisinin hissedildiğini vurgulayan taner, "ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu/ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyıl güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır. önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin, kuralları belirlenmiş stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır. son derece kaygan bir zemin üzerine oturmuş uluslararası ortamda türkiye, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu balkanlar, diğer yandan birçok bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık potansiyelleri taşıyan kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş orta doğu'nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde bulunmaktadır. ayrıca bu pozisyon kademeli olarak orta asya'ya açılan alanlarla da bağlantılıdır. bu üç bölgenin ve orta asya'nın birçok bakımdan küresel politikaların ve "rol" savaşlarının belirli açılardan yoğunlaştığı alanları oluşturduğu da bir gerçektir. dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. yüzyılda doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan söz konusu olmakta ve bu durum türkiye'nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir. bu süreç içinde türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da "bekle-gör-tavır al" taktiği ile sınırlama lüksüne sahip değildir. uluslararası sistemi ayrıntılı ve isabetli bir tanımlamayla (kendi konumu ile ilgili) taktik, stratejik ve yüksek stratejik tutumlara sahip olmak zorundadır. yalnız savunma pozisyonunda olmak türkiye'ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. bu nedenle de türkiye tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır. elbette bunu gerçekleştirebilmesi hiç de kolay değildir" dedi. ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolunun, istihbarat fonksiyonlarının ulusal güvenlik politikalarını ve ulusal çıkarlarını destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesi olduğuna dikkat çeken taner, söyle devam etti: "öte yandan jeopolitik ve stratejik konumu itibariyle oldukça zor bir coğrafya üzerinde bulunan türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılanma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. bu üç ayağın ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç vardır. ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu dönemde, özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz uluslar arası sistemin gelişim süreci, milli istihbarat teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye çıkarmış durumdadır. ulusal güvenliğimizin ve ulusal çıkarlarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik istihbarat yaklaşımı bağlamında teşkilatımızın mevcut yapısının yukarıda ifade edilen ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hem organizasyon şeması bakımından hem de söz konusu şemaya işlerlik kazandıracak/hayat verecek organizasyon kültürü açısından revize edilmesine yönelik 2006 yılında başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007 yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. böylece 21. yüzyılın beraberinde getirdiği koşullarla türkiye için taşıdığı özel önem doğrultusunda, ulusal çıkar ve ulusal güvenlik politikalarımız bağlamında milli istihbarat teşkilatı üzerine düşen görevi en mükemmel şekliyle yerine getirebilecektir. milli istihbarat teşkilatı olarak vizyonumuz, birlik ve beraberlik içinde ülkemizi içinden geçilmekte olan bu muğlak ve tehlikeli dönemden başarıyla daha da güçlenmiş olarak çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacakları bir gelecek bırakmaktır. milli istihbarat teşkilatı mensupları; halkımızdan, resmi-özel kuruluşlardan ve medyamızdan aldığı destekle, sorumluluklarını sonsuza dek yerine getirme kararlılığı içindedir."
  • sovyetlerin yikildigi gun biten ve kuresel sermayenin kazandigi savas.

    ciddi anlamda dunyanin zenginleri gorgusuzlesti ve bir o kadar da cahillesti. bunun onemli nedenleri kuresel sermayenin kurdugu kumar masasina her capta zenginin artik rahatlikla dahil olabilmesi. bu noktada bu yerel agalarin unuttugu ise kumarhanede her zaman kasa kazanir. kazanamazsa seninle kumarhaneden cikisin pek oyle garanti degildir.

    burada iste bu yerel agalarin uyaniklari farkli bir strateji kovalamaya basladi. bir taraftan yikmak istedikleri devletci politikalari bir taraftan kullanmalari gerektigine karar verdiler. boylece ulusal ordularla kendileri icin guvenlik elde edebileceklerini varsayiyorlar. ama bir taraftan da kumarlarini oynamak istediklerinden cifte vatandaslik gibi bir takim aksiyonlarla farkli uluslar icinde pozisyonlar edinmeye calisiyorlar. uzanlarda sanirim bunun en iyi ornegini gorduk, fakat kuresel kumarda kazanirken ulusal guc elde etme konusunda rakiplerinin onune gecemediler.

    peki bu uretim araclarindan, kuresel gelismeyi tetikleyecek sermayelerden vazgecince zenginler ne olacak? basi git gide kuresel kurumsalliktan kurtulan yerel agalar uluslari daha cok somurup, yani ailesinin, akrabalarinin parasini alip tekrar tekrar kumar masasina oturacaklar. sonrasinda isler kotu gittikce baska cetelerin yani cakma uluslarin hedefi olacaklar.

    yoksa siz saniyor musunuz ki siyaset ekonomiye yon veriyor, tabi ki oyle bir sey yok. zengin insaat sektorunu karli hale getirirsen girerim diyor, diger turlu kumara oturmak icin seker stoklayacaksam, telekom satin alacaksam onu alirim diyor.

    maalesef halklar bu konulara dair kultur gibi bir takim bagisiklik sistemlerini yitirdi ya da bu sistemleri guclendiremediginden daha cahil ve caresiz hale geldi.dunya bence de bu yazidan soz edildigi uzere paranin oyuncagi olmus durumda. bu noktadan sonra harika bir sosyolojik care icat olmazsa, les gibi bir hayat bekliyor insanligi...