şükela:  tümü | bugün soru sor
  • "yurdu yuvası yasaklı
    sürgünlükten naçar kız"

    (bkz: göç kız)

    edit: bu arada başlığın başa kalması.
  • dersim isyaninin sirasinda oksuz kalan veya ailelerinden koparilan kiz cocuklarini asker ailelerine evlatlik verilmesi uzerinden baslayip, "iki tutam saç—dersim’in kayıp kızlari" belgeseline gelen, kurt siyaseti yada turkun kurdun hakliligindan cok, bu cografyada nasil bir tarihsel ideolojik bilincaltiyla yasadigimizi sorgulayan dusundurucu bir yazi cin bkz:

    http://www.prensesemektuplar.com/…03/kurt-kizi.html
  • seviyorum seni...

    ne zaman görsem esmer yüzündeki telaşlı gözlerden ötürü mutlu oluyorum... o telaşı seviyorum sende... utangaç tavrını...

    seni görüp sevdiğim ilk günden beri çocuğum olsun istiyorum, sana benzeyen... biraz utangaç, biraz güleç... biraz mahçup ama çoğunlukla da hayat dolu... varlığının farkına vardığım o günden beri bazı zamanlar yolunu gözlüyorum okul çıkışlarında... hoş, senin okul çıkışınla benim iş çıkışım aynı saate denk geliyor zaten, bu yüzden ekstra bi' çaba sarfetmeme gerek kalmıyor seni görmek için ama aynı güzergahta arkalı-önlü beraber gitmek için gözlerimle okul bahçesinin etrafını süzüyorum bazı zamanlar... seni takip ettiğimi farkettiğinde yüzündeki tebessümle taban tabana zıt telaşlı yürüyüşüne bayılıyorum... ben hızlanıyorum, sen hızlanıyorsun... ben kovalıyorum, sen kaçıyorsun...

    bazen, sen arkadaşlarınla beraberken ben geçiyorum diye kaş göz hareketleriyle sana işaret ediyorlar... hiç dönüp bakmıyorsun bana... hıh çok da umrunda mıyım ki? seni seven bi' sürü insan var...

    hatırlar mısın bi' kaç gün üst üste yanından geçmiştim de hiç sana bakmamış, varlığını hiç umursamamıştım... valla açıkçası çok rahatladım... net göremesem de burnunun sürtmüş olduğunu düşünüyorum kendi kendime... yokmuşum gibi davranırsan, yokmuşsun gibi davranırım... seviyorum seni ama kendimi sana köle edecek değilim...

    bilmiyorum nasıl tanıyorsun beni ama aynı ırktan değiliz biz... sizin oralardaki ayırt edici kelimeyle türk'üm... bizim oraların ayracıyla kürt'sün... bi' gün alsam seni, göstersem bizim oralardaki herkese... "şu kıza bakın" desem, "ne kadar güzel değil mi?"... sorarlar mı ki nereli olduğunu? anneni, babanı, memleketini merak ederler mi? etmezler tabi... o kadar güzel, o kadar masumsun ki ne olduğun, nereli olduğun hiç önemli olmayacak onlar için... eminim...

    ama bi' gün soracaklar... sormasalar da artık ne olduğunun önemli olduğu bi' yaşa varacaksın... kim bilir o saflığın da kalmayacak sen yaşlandıkça... güzelliğin eskiyecek o kurak iklimde, ve masumiyetin kuruyacak o çorak topraklarla beraber, onların gözünde... ve seni bi' zamanlar ne kadar sevdiğimi anlatamaz olucam sen yaşını alıp yürüdükçe... anlaşamaz olucaz gün geçtikçe... kim bilir belki de sevemiyceksin beni, benim seni sevdiğim gibi...

    3 aydır göremiyorum... ve inan çok özledim... çok kişiyi özledim bu zamana kadar ama bi' yabancıyı ilk defa bu kadar çok...

    bi' blok yan tarafa taşındım bu arada... sabahları evden çıkarken kapıda seninle karşılaşmam çok zor... olsun... yolda giderken denk geliriz belki... okul çantanı taşırım izin verirsen... ilkokulda zor oluyor o mereti taşımak biliyorum... hem sen de benden çekinmeyi bırakırsın belki...

    bu arada 3. sınıfa geçmişsin, tebrik ederim...

    büyüme n'olur daha fazla... sana anlatamayacağım (hatta benim de anlayamadığım) çok şey dönüyor çevrende... soru soracak, çıkarım yapacak yaşa gelme... büyüme... kürt kızı... seviyorum seni...

    1 hafta kaldı seni görmeme...

    okul çıkışında küçücük ayaklarınla benden o pıtı pıtı kaçışını görücem tekrar... bahçede sek sek oynarken ben geçicem yine, yaşıtların işaret edicek geçişimi "o geliyor kaç da seni yakalamasın seni" diye... hatta yine siz ip atlarken seni görmezden gelerek geçip gidicem... belki de yanındaki küçüklerden birini kucağıma alıp havaya atarak seni çatlatıcam kıskançlıktan... seni kıskandırmaya çalıştığımı bilse etraftakiler koskokca adamın yaptığına bak derler... ne yapayım seninle çocuk oluyorum işte... milliyeti, dili, memleketi olmayan... sadece çocuk...

    seviyorum seni... büyüme olur mu?
  • gördüğüm en güzel kürt kızı şu videoda 7:17den itibaren görünüyor.
  • bdp'nin kadın milletvekilleri üzerinden bir örneklemeye gidilmemelidir bu hususta...
  • ahlat'ta, usta-şagirt kümbeti civarında rastladım ona.
    gözlerinin yeşili nemrut'un krater gölü... bir elinde küçük kardeşi heval...

    dedim : kız kardeş, adın ne?
    dedi ki : adım sevgi'dir.
    dedim : sevgi, annemin adıdır ("ve içimdeki yaradır", bunu demedim ona)
    dedi ki : bütün insanların adı sevgidir.

    sözlerinde süphan'ın bilgeliği...
    bakamadım gözlerine başım önde.
    buraların insanı ezelden beri şair. sözün büyüsünü büyük "ağrı"nın rüzgarı fısıldıyor olmalı onlara.
    dilimde "yokuş yol'a"...

    güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
    dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

    dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
    kürdistan'da ve muş-tatvan yolunda bir yer kanar

    muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
    eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

    sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
    portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

    bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
    padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

    muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
    orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

    el ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsen
    benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar

    turgut uyar
  • daha ergen bile değilim , o kadar çocuğum düşün . teyzemin mahallesi de
    garip bir mahalleydi o zamanlar . mahallenin bir ucu kaymakamlık lojmanı ,
    orta yeri cezaeviydi . ana yol kenarından denize doğru uzanan mahallenin
    leb-i derya kısmında orta sınıf zevat , iç kısmındaki bakımsız evlerde ise göç
    yoluyla gelen kürtler otururdu. teyzemin evi denizi uzaktan görürdü ama
    bakımsız da değildi . gittiğim okula çok yakındı bu ev . bazı günler , bir çocuk
    için yürümesi güç o yolu yürüyüp eve gitmektense teyzemin evinde kalmayı
    seçer , okul dışındaki vakitlerde de mahallenin orta yerinin yüksek duvarları
    etrafında arkadaş bulur , oyun oynardım.

    bir gün , oyunda bir hadise oldu ve çocuklardan biriyle ağız dalaşına
    giriştim ama pek uzatma heveslisi de değilim . o ana dek bizim oyundakileri
    kenardan sessizce izleyen , saçları ortadan ayrılıp iki uzun örgüyle süslenmiş
    kürt kızı nasıl oldu da karşıma dikilmişti hala hatırlamıyorum. yüzünü görebilmek
    için başımı bir miktar kaldırmak istemiştim ama yüzünü tam olarak seçebildiğimi
    de hatırlamıyorum. o sıska kolların bu kadar güçlü olabileceğini kim beklerdi ki .
    hayır boş bulunmamıştım . bilakis , bildiğin hırpalanmaktaydım . toplamda kaç
    adet cırmık , tokat , tekme vs yediğimi de hatırlamıyorum .

    sadece tek hatırımda kalan ; o belirsiz ince yüzünün etrafında ahenkle raks edip
    suratıma suratıma tesadüf eden iki uzun saç örgüsünü en az elleri kadar
    iyi kullandığıydı.
  • cilve yapması istenmemeli.
  • (bkz: keçe kurdan)
  • simsiyah saçları, iri gözleri ile bir güzellik abidesidir.