şükela:  tümü | bugün
  • iki ucu boklu degnegi, iki ucundan tutmak mecburiyetidir.

    kis yaklastiginda odun kesmek istersiniz. lakin orgut ormanlik alanlarda daha rahat hareket edebildigi icin odun kesimini yasaklamistir.
    orgutun yasagina karsi gelmek olum demektir. bu durumda sadece askeriyeye yakin guvenli yerlerde odun kesilebilir. ama askeriye de kendi guvenligi icin civardaki tum agaclari yakmistir.

    batida; "tasinsinlar kardesim, bok mu var orada yasayacak" derler. lakin, orgut lojistik destek kaybolmasin diye tasinmayi da yasaklamistir. sirtinda ev yuku olan butun kamyonlar bir donem yakilmistir, tasinamazsiniz.

    kisin isinamayacaginiz bir evden tasinamayip kaderinize razi geldiniz diyelim. ne yiyeceksiniz? doguda karin 2 metre oldugunu aklimizin bir kosesinde tutalim. sizin en yakin yerlesim birimine ulasmaniz zorlu ve olumcul bir yuruyusle ancak mumkundur. bu durumda, ancak 15 gunde bir erzak alimi yapabilirsiniz. fakat asker dagdaki lojistigi kesmek icin 3 kilodan fazla un, 5 paketten fazla sigara, bi kac kilodan fazla seker alinamaz kuralini koymustur. ama siz ac kalmamak icin mecburen alirsiniz. yakalandiginizda "orgute mi goturuyon lan bunlari" diyerek bir ton "bedel" yersiniz.

    guvenlik sorununu anlayabilmek icin son yapilan yerel secimde, sandik gorevlisi olan koylu ile, o koyluyu sandik basina goturmek isteyen jandarma komutaninin aralarinda gecen diyaloga kulak kabartalim;
    -gelmirim komitanim. su an bizi gorirler.
    -biz sizi koruruz.
    -komitanim gece olunca siz kendizi koruyamirsiz.
    -devlet gucludur
    -komitanim devlet buyuk. adam 15 yasinda icmis hapi elinde silah gece kori kapida, devlet buyuk...
    evet, dagin basinda, gece vakti 15 yasinda haplanmis ve tepeden tirnaga silahli biri kapiniza dayandiginda siz olsaniz ne yaparsiniz?
    istedigini verirseniz hain, vermezseniz mefta olursunuz. verdiniz diye caninizi burnunuzdan getiren devlet, vermediniz diye size odul modul takmaz. istatistiklerde "terorde kaybedilmis vatandas" olursunuz o kadar.

    bir gece kapiniza dayanirlar. acarsiniz, terorist. cay corba artik ne istiyorlarsa verirsiniz.
    ertesi gun kapiniza devlet gelir. bir gece once birilerinin gelip gelmedigi sorulur. siz yemin billah gelmediler dersiniz.
    bir gece once yaptiginizin bedelini yersiniz. siz bilmezsiniz, bir gece once gelenler sizin safinizi belirlemekle gorevli kisilerdir.
    devlet, elbet terorle mucadele stratejileri gelistirecektir.

    herbirseye ragmen, yuku tutup izmire geldiniz diyelim. siz evinizdeyken, "tasinsinlar bok mu var orada yasayacak" diyenler, bu sefer " bok mu var buraya geliyorlar" derler. kara suratlarinizla, hirpani yaklamisiminizla, dagliliginizla goruntu kirliligisinizdir.

    ve yine herbirseye ragmen orgutun hayvanligini en iyi siz bilirsiniz. bu yuzden ihaneti orgute degil, herbirseyine ragmen insan kalan devlete yaparsiniz. bu ihanetin cezasini elbet gorursunuz. ama bu ihanetin odulu de yasamaktir.

    tabi ona yasamak denirse.
  • bir arkadaşımın işten atılma sebebi. adamlar 'biz burda doğulu çalıştırmayız' demişler.
  • yakin bir doneme kadar ki$inin kendisi ve yakin cevresi di$inda hic kimse icin onemli degilken bir anda onemli bir "kimlik parametresi" haline donu$mu$ durum. acikca belirtilmesi gerekir ki - sadece benim nazarimda da degil - bu durum, japon olmak, urdu olmak ya da insan olmak kadar normaldir ve karaktere dogrudan etkisi ol(a)maz. (bkz: nature vs nurture)

    meger bu memlekette insanlar icin ne olmasi ne de olunmasi kabul edilemez bir olguymu$, bir kiz sirf adi "dilan" diye ve "kurt" oldugu icin itilip kakilabiliyor, ba$ina gelenleri onlemek icin mahkemeye adini degi$tirmek icin ba$vurmayi du$unebiliyormu$. insan olan herkesin, en cok da insan taklidi yapan o ampul kafali demokrasi savunucularinin duyup yerlerinde titremesi gereken bir dramdir bu. bu memleketin insanlarina hic ortada yokken zerk edilen "ho$gorusuzluk" ve "ayrimcilik" virusunun artik bir pandemik oldugunun gostergesidir. daha da urkunc olan $ey, bunun yanli$ ve kar$isinda durulmasi gerektigi soylendiginde empati adina "ay ama sen bilmiyorsun o kizin ailesini / sosyokulturel yapisini, ne kadar zor bidi bidi bidi" diye itiraz edilmesidir. hayir canlarim, hadi ben bilmiyorum ama sen biliyorsun, neden o zaman sen gidip bir seyler yapmiyorsun? "vah yazik" demekle olmuyor ki o i$.

    o i$ "vah yazik" demekle olmazken kar$i tarafta da bu ayrimciliktan nemalanan ve ilginctir ayni etnik kokenden bir guruh da var. bu ve bunun gibi her olay onlarin elinde "bakin bizim halkimiz ne kadar baski altinda, te ce* artik kurt kimligini tanimalidir, bizi federe devlet yapin" somurusune bir propaganda aracidir. yani bu amerika'da siyah bir ba$kan varken ve bir cok yerde kendileri pozitif ayrimcilik yaparken hala "irkcilik" olduguna dair serzeni$lenmelerine benziyor. evet birader, var orada da ku klux klan ama belli bolgelerde ve halkin cogunlugunun nefreti altinda. bu ornekten istifade bir insana sirf adi "dilan" diye i$ verilmiyorsa o boku yiyene tum halkin tepkiyi koyabilmesi gerekir - koymazsa o vakit kendisi de bu boku yiyen kadar sucludur nazarimda.

    vatan topragini korumak amaci ile dogu ve guneydogu'da eline silah almi$ bizim gibilerin yaptiklarina bir anlam verilmesi isteniyorsa, o zaman dilan kiz'in ba$ina gelenleri durdurmak bu toplumun en asli gorevlerinden bir tanesi olmalidir.
  • ayrıca doğuda zengin sıfatına da sahipseniz eğer, pkk gelir sizden para ister, vermezseniz önce telefonla tehdit ederler, ardından kapınızda 2 adam belirir, direnirseniz çocuğunuzu kaçıracaklarını söylerler. eğer tüm bunlardan sonra da istediklerini yapmazsanız sizi bir gece ansızın yatağınızdan aldırıp dağa kaçırırlar, 3 saatlik bir yolu çeşitli vasıtalar değiştirerek ve gözünüz bağlanmış bir şekilde. sonra işkence görürsünüz birkaç gün ölüm tehlikesi altında, parayı yollamınız için belli bir süre müddet verirler sizi bırakmadan önce. velhasıl şehire indiğiniz gibi karakola gidersiniz, başınızdan geçenleri, işkence gördüğünüzü polise ve askere ayrı ayrı anlatırsınız. önyargıyla bakarlar üniformalılar, kötü muamele gösterirler ve sonra onların da teröristlerden farklı olmadığını ima edersiniz yanlışlıkla ve ardından işkencenin daha farklı şekillerle de yapılabileceğine bizzat şahit olursunuz. vergilerinizle maaşını ödediğiniz polis size işkencenin allahını gösterir. bütün bunların sonunda, akıl sağlını yitirmek üzereyken batıya göç etmek zorunda kalmaktır kürt olmak.

    edit: imla, farkeden; serdar 24
  • durakta otobüs bekliyoruz. bir adam pat diye atlıyor ortamıza şivesi şimdiye kadar duyduğum en ağır şive, hemen anlayamıyoruz dediklerini zaten şok olmuş durumdayız o derdini anlatıyor biz susuyoruz. tam boşver amca üzülme sen, takma onları diyeceğim. adam başlıyor bu defa kürtçe bişeyler söylemeye bu sefer tırsıyorum küfür mü ediyor ne??? yine susuyorum.

    adam durağı oradaki iş yerlerinden birine gitmiş hangisi bilmiyorum bilsem söyleyecek bir çift sözüm olurdu. iş istemiş. direkt sormuşlar nerelisin diye söylemiş. kürt müsün demişler evet demiş. defol burdan kıro sana iş miş yok demişler.

    bu mudur istanbul'da kürt olmak bu mu? sanırım budur.
    istanbul'da türk olmak dersen o da zor, en azından utanmasını bilene.
  • empati yaparak da nasıl bir şey olduğu hissedilebilir.

    tarih: 11.12.2010
    saat: 23:00 civarı
    yer: taksim otobüs durakları.

    olay: sözlüğümüzün büyük marksistlerinden kunta kinte ile durakların olduğu yere doğru yürüyoruz. kafamda mavi siyah bir puşi var. durakların tarafından yola çıkmaya çalışan bir otobüs görüyorum. "otobüs bineceğim otobüs olabilir" diye koşuyorum. otobüsün sol tarafından dönüp önünden sağına geçiyorum. otobüs zaten duruyor. şoförün görmemesi gibi durum yok. şoförün kapıyı açması için kapıya vuruyorum, şoför hiç kapı tarafına bakmıyor. tekrar vuruyorum, şoförde tık yok. abartmıyorum, az ilerde beklemekte olan kunta kinte'nin yanına gidiyorum. o "bir şeyler içelim" diyor. bu arada otobüsle aramızda 40 metre falan var. hala yola çıkmış değil. o sırada o tarafa doğru hızlı hızlı giden birini görüyorum. kunta kinte'ye "şu adam otobüse gidiyor olabilir. bakalım" diyorum. adamın kapıya yöneldiğini görmemle fırlıyorum. adam fazla beklemeden kapı açılıyor, ben de adamın arkasından dalıyorum otobüse. ve ben bu hikayeyi kafamdaki puşiye bağlıyorum.

    (bkz: discrimination)
    (bkz: bu da böyle bir anımdır)
  • ayrımcılığa maruz kalmak demektir eğer böyle bir ülkede yaşıyorsanız. insanları din ve dillerine göre kategorize eden zihniyetlerin egemen olduğu bir toplumda renklere yer yoktur. kendisi gibi olmayana tahammülü olmayanların söz sahibi olduğu bir ülkede ana dilinde özgürce konuşamamaktır.

    bu toplum her zaman bir dili, bir inancı veya bir ırkı kendisine hedef seçti. bu topluma bu öğretildi. bize gücümüzü birilerini aşağılayarak oluşturmamız aşılandı. başkalarının zayıflıklarından beslenenler, kendileri gibi nesiller yetiştirdi. başkalarının üzerine basarak yükselenler, bir ırkı gözlerini kırpmadan yok edebilirler.

    tarih okumadan, kürtlerin bu topraklarda yüzyıllar boyu barış içinde ve sorunsuzca nasıl yaşadığını araştırmadan isyankar muamelesi yapmak çok kolay. işin kolayına kaçarak, cahilce ahkam kesmek ise vicdansızca.
  • babam bir iki yerde konuşurken "ben de kürt'üm" demiş, "estağfurullah" demişler.
  • şehit haberleri geldiğinde ağırlaşan bir yüktür.

    çevrede okuyabildiğin yorumlar bütün olarak halkını küçümser ve tamamını katil olarak görür gibidir. masum olduklarından emin olduğun, kendilerine karşı hiçbir kötücül düşünce beslemediğin insanlardan dökülmüş kanlar ellerine bulaşmış gibi hissedersin.

    ekonominin bu derece küresel odakların elinde tekelleştiği bir çağda oradaki toprak parçasının kimin kontrolünde olduğu umrumda değil,

    devletin bölgeye "zorunlu görev" kanunlarıyla çalışmaya gönderdiği kişilerin "doğu'ya gitmek istemiyorum oraya kürtler gitsin" demelerine rağmen çatışma haberini duyduklarında coşup "vatan toprağı kutsaldır çekin ellerinizi köpekler" dedirten milliyetçi damarları umrumda değil,

    bilmem kaçıncı kez operasyon düzenlenmesi, bu topraklarda doğmuş insanların düşünceleri uğruna öldüğünü görürken, duyduğumuz tehditler ithamlar milli duyguların tatmin edilmesinden başka birşey değil,

    ölen asker-pkk'lı sayısını takım skoru gibi yayınlayan haberler izlemek beynimde filler s.kişircesine iğrenç.

    vatan ölmek için değil yaşamak için var.
    yaşamak için bu kadar güzel.
    ve ben burada yaşatmak için var olmaya devam edeceğim. siz duygularınızın sömürülmesine izin vermeye devam ederken.
  • türk olmaktan farkı olmayandır.