şükela:  tümü | bugün
  • bu sorun aslinda tamamen devletin ordaki kurt vatanda$i yokmu$ gibi varsaymasindan kaynaklanmaktadir. ne i$ gider, ne okul, ne ogretmen, ne hastane, ne yol, ne sinema.... yani sizin su anda evinizden di$ari cikip goreceginiz, yapacaginiz bir cok $eyden yoksun ordaki vatanda$. $imdi eger kitapliginizda bir ortaogretim tarih atlasi varsa acin bakin fatih sultan mehmet zamanindaki sinirlarimiza. $unu goreceksiniz, takriben trabzon dolaylarindan guneye mersin dolaylarina bir caprazlama cizgi cekin. bu cizginin batisi bizim, dogusu safevilerindi. i$te $imdi de ayni durum var, devlet sanki o cizginin dogusunu kendi topraklari olarak gormuyor. tum sorun bu.
  • turkiye ile beraber almanya, fransa ve isvec'in sahip oldugu bir sorun.
  • boğaziçi üniversitesi hocalarından kemal kirişçinin 90ların sonuna doğru, tarih vakfı yurt yayınlarından çıkan kitabının ismi. konu ile ilgili fazla derinlere inmese de genel hatlarıyla konu hakkında akademik bir çerçeve sunar. tam ismi kürt sorunu: kökeni ve gelişimidir.
  • resmi açıklamaların bile güneydoğuda 3000den fazla köyün boşaltıldığını ve en az 1 milyon insanın yerlerinden göç etmek zorunda kaldığını ve orda yaşayan insanların çoğunun yoksulluk sınırının bile altında yaşadığını kabul ettiği bir ortamda, ya bu adamların ne işi var burda, dönsünler yurtlarına, zaten pisler, şöyleler, böyleler, yok zaten böyle bir sorun demek sadece trajikomik değil, aynı zamanda yaşadadığınız ülkenin gerçeklerine karşı nasıl yabancılaştığınızın da bir göstergesidir. ama belki de bu sorunun bunca senedir derinleşmesinin, çıkmaza girmesinin ve çözülememesini de açıklıyor bu gibi söylemler. ırkçı değilim hatta karşıyım, demokratım, ama kürtler olunca başka demek, kendinizle çelişmekten öte, olaylara tek yönlü ve tuzukuru biçimde bakan, kendi konforunu herşeyin üstünde tutan, empati, anlayış ve hoşgörü gibi kavramları sadece karı kız, dost ahbap meseleleri için geçerli olduğunu sanan, başkalarının acılarını anlamaktan aciz zihniyeti de açıklar aynı zamanda. sopa sizin elinizde oldukça işler kolay, dilediğinizce atıp tutarsınız ama aba artık çoktan kayboldu gitti, kral çıplak artık.
  • çocukluk anılarımın renkli- türkçe mealidir. aynalıçeşme. tarlabaşı caddesi'ne sinsice yerleşip, pencerelere üşüşen "sermaye"den rahatsız oluyor bizimkiler. arka sokaklara kaçışıyoruz. mahalle arası, dar sokaklar, sokaklarda çocuklar, gürültü, köşebaşı nöbetinde abilerle tanışıyorum. eski bir rum mahallesi olan çatıkkaş sokak'ta, giriş katı bir apartmana taşınıyoruz. tek sevindirici haber, madam keti'ye yakınız. bir sokak var aramızda madam keti'yle ve bir sürü boş, viran, vakıf evi. evi olan ama çocuksuz birileri ölünce, olan evleri vakıflara kalırmış. o evlerle örülü sokağın etrafı. o yaz, madam keti ölüyor. kedilerini sahipsiz bırakıyor. sonra bir sabah, vakti gelmiş pamuk çiçekleri gibi farkedilmez bir hızla doluyor o boş vakıf evleri. rengarenk, kocaman çiçekli elbiseleriyle, kırmızı saçlı, elleri her daim kınalı kadınlar ve sarı saçlı, suskun ve sümüklü çocuklar istila ediyor sokağımızı sanki. göz açıp, kapayıncaya kadar. konuşurken çığlık gibi ama pek keyifli bir melodiyle çıkıyor sözler ağızlarından. hiç anlamıyorum. sadece ben değil, onlar da anlamıyor benim söylediklerimi. kokular salıyorlar sokağa, kapı önünde kaynattıkları kazanlardan. lezzetli olmalı, ama hiç tatmıyorum. "kuyruk yağı!" diyor ananem. tiksinirmişiz, hiç bilmiyorum. her sorduğum, "kürt onlar, kürt.." diyor. kürt ne demek bilmiyorum. babama soruyorum bir akşam. "madam luna gibi, rahmetli keti gibi.. öyle düşşün. onlar nasıl rumsa, museviyse bunlar da kürt işte, yani türkler, aynı bizim gibi" diyor, anlamıyorum, ama, uzatmıyorum fazla. gene önüme karış kalınlığında kitap atmasından ve "oku! kendin anla, beğenmiyorsan!" demesinden tırsıyorum. "hiç türkçe de bilmiyorlar baba.." diyorum.
    "sabret.. daha düze yeni indiler, öğrenecekler." diyor.
  • gecmisten gelen herhangi bilimsel ve teknik birikimi bulunmayan bir ulkenin geri kalmis bir yoresinin insanlarinin sorunudur bu. elbette 80 yillik bu taze cumhuriyetin dogum sancilari birilerinin basina patlayacakti ve bu malesef kurtler oldu.

    sahil bolgelerimiz limanlari ve balikcilik sayesinde biraz daha gelistiler guneydoguya gore. orta anadolu illerimiz baskente yakinligi sebebiyle daha fazla ilgi gorduler devletten. marmara bolgesi zaten sanayimizin kuruldugu tek yerdi ve aldi basini gitti. kala kala dogu ve guneydogu yoremiz kaldi gariban.

    asilmaz daglari, zor iklim kosullari oraya yatirim yapilmasini engelledi. cografya ve asiret kulturu egitimi zorlastirdi. bir sure sonra tamamen unutuldu oralar. devletin tampon bolgeleri oldular. is olmadi, hayat guzellesmedi, egitim artmadi. insanlari bunalmaya, kacmaya basladilar o yorelerden.

    sonra birileri cikti, bu unutulmusluga isyan etti. halkin orada kalani isyana katildi, daga cikti. sehirlere gocenler hayatlarindan memnunlardi ve bu isyana duyarsiz kaldilar. sonra o isyan icindekiler de gocmeye basladi sehirlere. aralarinda egitimli insanlar da vardi ve isi siyasete doktuler. bazilari bir kurtulus savasi baslatmak istedi, turklere kizginlardi cunku. yillardir akillarina gelmemis olan milliyetcilik duygulari gelismeye basladi ve kurt olduklarini hatirladilar.

    oysa bu genc turkiye cumhuriyeti'nin kisir kaynaklarinin sorunuydu ve baslangicta oralara uzanamamisti elleri. sonra da yeterince uzanamadi zaten. belki de sovenist bir bakis acisi ile yaklastilar kimi donem o gelistiremedikleri topluma.

    sonra olanlar oldu ve onlari kabullendiler. kimliklerini kabullendiler. biseylerin koptugunun farkina vardilar yurtlarinda birlik adina. ulkemin orta cagi yasayan o bolgesinde. acliktan ya da hastaliktan olecegine terorist kursunuyla olen o bebenin masum yuzune yansiyan goruntuyle...
  • maalesef sorun yaratma ustası olan bazı şahısların müthiş zekaları sayesinde kanımca yanlış "adlandırılmış" olay.basit bir örnek verirsek eğer şöyle ilkokul yıllarımızdaki matematik derslerine dönersek havuz,yol,kesir,faiz vs. problerinin varlığını eminim çoğunuz anımsayacaktır.bakın isim koyucu zihniyetin havuzları,yolları falan nasıl problemli olarak gösteriyor oysaki sorunları yaratan onları farklı musluklarla doldurup boşaltmaya çalışanlar,bu araba gidip dönene kadar şu araba nerde olur diye soran zihniyetle sürekli kurcalayan,sürekli oynayan, zavallı musluklara,havuzlara,arabalara rahat huzur vermeyenlerdir.sonra da zart problemi zurt problemi asıl sorun çıkaran malum kişilerdir ama nedense biz yıllarca havuzlara yollara düşman olduk oysa ki onlar kendi hallerinde öylece durmaktaydılar taa ki birileri gelip işleri karıştırana kadar.
    geçenlerde aile dostumuz yaşlıca biriyle yaptığımız sohbet sırasında kendisinin ehmede xaninin başyapıtı olan mem u zinden pek çok beyiti ezbere bildiğini öğrendim haliyle rica ettim o da bana okudu.fakat makamlı ve ruhla okuması karışısında büyülenen ben üst düzeyde şımarıklık örneği göstererek sonraki gün bildiği tüm beyitleri okumasını ve videoya kaydetmemizi önerdim.maalesef redetti "çünkü adam korkuyordu yarın öbür gün bu edebi eseri okuduğu videonun başkalarının eline geçmesinden ve sonrasından korkuyordu" buyrun burdan yakın buyrun siz söyleyin "sorun/problem" olan kim?sizce bir insanın anadilinde bir edebi eseri dillendirmesinde suç kürt halkının mıdır?
  • (bkz: kılkurdu)
  • türkiye cumhuriyeti hükümetlerince ilk önceleri "güneydoğu sorunu" olarak adlandırılan.. oradaki sıkıntıları sadece iş, aş ve bunlarla paralel birşekilde refah sorunu olarak isimlendirmişlerdir, işaret etmişlerdir.. turgut özal'ın "benim babaannem de kürtmüş", demirel'in "kürt realitesini tanıyoruz", mesut yılmaz'ın "avrupa birliği'ne giden yol diyarbakır'dan geçer " sözleri, bakış açıları bu sorunun başka bir boyutta ilgilenildiğini açıklıkla görmemize neden olur.. günden güne bu sorunda olumlu bazı yaklaşımlar olmuştur, oluyor.. kendisini kürt sayan insanlar devletin daha batısındakilerin sahip olduğu haklara yakın haklar istemektedir.. bu aşikardır.. pkk bitmişken bu hakları kültürel haklar çerçevesinde tutmak kaidesiyle bu haklar onlarınvatandaşlık haklarıdır..şöyle ki;

    1-kürtçe tv: izlemek isteyen durumu iyi, kürt vatandaş zaten bir çanak anteniyle kendi işini halledecektir.. med tv gibi ne gibi kavramlara ve kimlere hizmet ettiği bilinen kanallara prim tanımamak için, eğitimsiz vatandaşları türkiye cumhuriyetidevleti kendi çıkarları çerçevesinde kürt halkını da memnun tutmalı, memnun tutmak zorundadır da zaten..
    2-eğitim: bazı özendirici programlarla o yöredeki halkı eğitime özendirmek ülke çıkarlarınadır.. (bkz: haydi kızlar okula)
    3-iş-aş: aslında ülke sorunudur bu aş ve iş sorun.. bu bölgeden daha fakir bölgelerimiz olduğu doğrudur.. daha önce yaşadığımız kürt ayaklanmasının yaşanmasının baş nedeni maddi durumlar değildir tabi ki.. sadece bir faktördür.. kürt olmaları da bir faktördür.. kendilerine ait bir devlet istemeleri yani.. bunun olmayacağını gördükleri zaman türkiye'ye bağlanmaları daha hızlı ve yararlı olacaktır..
    4-siyasi parti: kürt kimliklerini öne çıkaran partiler olmuş ve iki tarafın yaptığı hatalarla partiler kapatılmış, sadece ismi değiştirilip, parti adresi bile değişmeden, hatta kapatılacağını anladıkları partiyi seçimesokmak için kendileri parti kapatıp diğer bir parti kurmuşlardır.. unutulmamalı ki demokratik ortamlarda ülke bütünlüğüne aykırı fikirler haricinde düşünce özğürlüğüne sahip olmalıdır haklar.. türkiye bu konuda çok hata yapmıştır.. parti kapatacağına bazı kürt aydınlarını tükiye menfaatine göre özendirerek parti kurmalarını sağlatabilirdi.. böylece halk içerisinde o partilerin puanları azalacaktı.. onları kapatarak adeta bir numara yapan türkiye cumhuriyetidir..

    bu 1,2,3,4......ler diye uzayabilen bir liste şüphesiz.. ama en önemli olduğuna inandığım konular bunlardır efenim..

    son söz: ordunun siyaset üzerindeki etkisi -son 5-10 seneye kadar- gayet iyi bilinmektedir.. ordu hiçbirzaman kürt sorunu'nda sivil yönetime güvenmemiştir.. sivil yönetimler de "bana dokunmayan yılan(teşbihte hata olmaz) bin yaşasın " demiş kolaylığa kaçmıştır..
  • 80 sonrası verilen aydinlar dilekcesi toplantılarında dilekceye koyulması gereken bir madde olarak yalcın kucuk tarafindan gündeme getirilen bir sorundur da aynı zamanda.
    o dönemde agiza alinmasi intihar olan bu cumleyi duyan diger aydinlar sus pus olunca , aziz nesin "yalcın kürdan sorunu" demek istedi diye işi kıvırmıstır.